YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15845
KARAR NO : 2011/2151
KARAR TARİHİ : 03.03.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi asıl dosya davacılar vekili ile birleşen dosya davalısı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 67, 70 ve 82 parsel sayılı 23355.39, 9311.57 ve 6724.63 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, 122 nolu vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tespit edilmiştir. Davacılar, Şubat 1325 tarih 103 nolu tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Birleşen Mahkemenin 2006/183 sayılı dosyasında davacılar 122 nolu 40 dönüm miktarındaki vergi kaydının kadastro sırasında 101 ada 67, 70 ve 82 sayılı parsellere uygulandığını 8 dönümlük kısmının hazine adına tespit gören 101 ada 903 parsel içerisinde kaldığı iddiasıyla dava açmış, asıl davanın davacıları birleşen dosyaya katılmışlardır. Mahkemece, Davacılar … oğlu …, …, …, … , …, …’nun davalarının sübuta ermediğinden … Köyü 104 ada 67, 70 ve 82 parsellere yönelik davalarının ve 101 ada 903 parsele yönelik davalarının sübuta ermediğinden REDDİNE, davacılar …, … ve …’nin 101 ada 903 parsele yönelik davalarının KABULÜNE, 101 ada 903 numaralı parselin tespitinin iptaline, 17/12/2008 tarihli teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfiyle işaretli 1800,04 m2 yüzölçümündeki bölümün Kadirli … köyü 101 ada 903 numaralı parsel olarak ve arsa vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, Teknik Bilirkişi … tarafından düzenlenen 17/12/2008 tarihli rapor ve krokisinde 903 parselin (C) harfiyle gösterilen 7482,90 m2 yüzölçümündeki bölümünün arsa vasfıyla ve aynı tarihli rapor krokide 903 parselin B harfiyle gösterilen 1013,37 m2 bölümünün adanın son parsel numaraları verilmek suretiyle ve … Köyü … mevkiinde bulunan 23355,39 m2 yüzölçümlü ve tarla vasfındaki 101 ada 67 numaralı parsel ve aynı köy aynı mevkiide bulunan 9311,57 m2 yüzölçümündeki ve tarla vasfındaki 101 ada 70 numaralı parselin ve aynı köy aynı mevkiide bulunan 6424,63 m2 yüzölçümündeki 101 ada 82 numaralı parselin 05/10/2005 tarihli komisyon kararı gibi 2721600 hisse itibariyle 113400 hissesinin … kızı …, hissesinin … evlatları …, …, …, …, …, …, …, …. …, …, hissesinin … kızı … 6010 ardan 30050 hissesinin … evlatları …, …, …, … …, …, 71280 erden 427680 hissesinin … evlatları …, … ve … … evlatları …, …., …, …, 16200 hissesinin … kızı …,55080 hissesinin … kızı … , 13400 hissesinin … oğlu …, 92232 şerden 461160 hissesinin … evlatları …, … …, … …, …, … …, 113400 hissesinin … kızı …, 153720 şerden 307440 hissesinin … evlatları … ve …, 28350 hissesinin … kızı …, 62685 erden 125370 hissesinin … evlatları … ve …,113400 hissesinin … kızı …, 65880 erden 461160 hissesinin … evlatları …, …, …, …, …, … ve … adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm asıl dosya davacılar … ve arkadaşları vekili ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1975 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulanası bulunmaktadır.
1- Davalı Hazinenin temyiz itirazları yönünden;
Mahkemece, çekişmeli 903 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi rapor ve krokisinde (C) harfiyle işaretli 7482.90 m2 ve (B) ile gösterilen 1013,70 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacıların dayandığı 1937 tarih 122 nolu vergi kaydı kapsamında kaldığı belirlenerek birleşen dosya yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Şöyle ki; bundan sonra Hazinenin asliye hukuk mahkemesinin 1969/281 sayılı dosyasında davalılar …, … …, … …, …, … … ve … Köyü Muhtarlığı aleyhine açtığı meni müdahale ve tescil davası sonunda: Mahkemece, 08.12.1978 tarih 178/682 sayılı kesinleşen kararla Şubat 1325 tarih 103 nolu tapu ve 122 tahrir nolu vergi kaydının aynı hudutları taşıması nedeniyle vergi kaydı miktarı esas alınarak davalıların vergi kaydı kapsamı içinde kalan krokide turuncu ve yeşille boyalı olan 40000 m2’lik taşınmaza yönelik davanın redidine, aynı krokide beyaz olarak hudutları gösterilmiş olan … Köyü … Mevkiinde olup, Doğusu: … deresi, Batısı: …, Doğusu: …, Kuzeyi: … Dağı, Güneyi: davalılar tarlası ile çevrili 68100 m2 yüzölçümündeki taşınmaza davalıların müdahalesinin menine ve bu taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve bu karar sonrası Hazine adına Mayıs 1985 tarih 18 numaralı tapu kaydı oluşmuş, bu tapu kaydı da kadastro sırasında dava konusu 903 sayılı parselle (10296,64 m2) birlikte 71,84, 896 ila 925 parsellere uygulanmıştır. 15 dönüm yüzölçümündeki Şubat 1325 tarih 103 nolu, doğusu Belmece, batısı … oğlu tarlası, kuzeyi cebel, güneyi kabirlik sınırlı olup, 1936 tarihli vergi kaydı ise doğusu Belmece, batısı … oğlu iken … kuzeyi dağ, güneyi kabristanlık sınırlıdır. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/281-1978/682 sayılı kararında dinlenen fen bilirkişi … tarafından düzenlenen krokili raporda 15000 m2’lik tapu kayıt miktarı, turuncu renkte ve 40000 m2 vergi kayıt miktarı ise turuncu 15000 m2 ve yeşil 25000 m2 olarak gösterilmiştir.
Temyize konu davada dinlenen fen bilirkişi … tarafından düzenlenen krokide de bu hususlar açıklanmıştır. Asliye hukuk mahkemesinin 69/281 sayılı dosyasında fen bilirkişi … tarafından düzenlenen krokide eskiden mezarlık şimdi tarla 7400 m2 olarak gösterilen yerin kadastroda 82 parsel numarasını, güneyde kabristan olarak gösterilen yerin 50 parsel numarasını, batıda … oğlu tarlası gösterilen yerin 83 parsel numarasını aldığı, doğuda … deresinin bulunduğu, bu durumda 1969/281 sayılı dosyada tapu ve vergi kayıt miktarı olarak 40000 m2 gösterilen yerin 101 ada 66, 67, 68, 69 ve 70 parsellere uyguduğu ve bu parsellere kadastro sırasında uygulandığı ve 903 sayılı parselin bu kroki dışında kaldığı, bir başka anlatımla, 103 numaralı tapu ve 122 numaralı vergi kaydının dışında Hazine adına oluşan tapu kaydı kapsamında dışında kaldığı hükmen belirlendiğine ve keşifte dinlenen ziraat bilirkişi raporu ve mahalli bilirkişi beyanına göre (B) ve (C) bölümlerinin tarım arazisi olarak kullanılmadığı ve tarım arazisi niteliğinde bulunmadığı gibi (B) ile gösterilen bölümün 1975 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bulunduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Asıl dosya davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden;
3402 sayılı Yasanın 13. maddesinde tapuda kayıtlı taşınmazın malın kayıt sahibi veya mirasçıları zilyet bulunuyorsa kayıt sahibi adına, kayıt sahibi ölmüş ise mirasçıları adına, mirasçılar tayin olunamazsa, ölü olduğu yazılmak suretiyle kayıt sahibi adına, kayıt sahibi veya mirasçılarından başkası zilyet bulunuyorsa; kayıt sahibi veya mirasçılarının kadastro teknisyeni huzurunda muvafakatları halinde zilyet adına, zilyet, taşınmaz malı, kayıt malikinden veya mirasçılarından veya mümessillerinden tapu dışı bir yolla iktisap ettiğini, onların beyanı veya herhangi bir belge ile veya bilirkişi veyahut tanık sözleriyle ispat ettiği ve ayrıca en az on yıl müddetle çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğu takdirde zilyet adına, kayıt sahibi yirmi yıl önce ölmüş veya gaipliğine hüküm verilmiş veyahut tapu sicilinden malikin kim olduğu anlaşılamamış ise çekişmesiz ve aralıksız yirmi yıl müddetle ve malik sıfatıyla zilyet bulunan kimse adına tespit olunacağı hükmü bulunmaktadır. Her ne kadar mahkemece çekişmeli taşınmazların davacıların dayandığı Şubat 1325 tarih 103 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığı ancak tapu kaydının ¼ maliki …’nin babası … oğlu …’in ve Molla …’in ve mirasçılarının dava konusu parseller üzerinde her hangi bir zilyet ve tasarruflarının olmadığı kayıt maliki … oğlu …’nin zilyetliğinin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden çok daha fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kural olarak: tapulu bir taşınmazın bir payının ya da bir parçasının olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılması olanaklı değildir. Taşınmazın tapuda kayıtlı olması olağanüstü zamanaşımı yolu ile kazanılmasını önlemektedir. Ancak, taşınmazın kazanılmasını düzenleyen 3402 sayılı Yasanın 13/B ve C maddesinde yazılı 1) Tapu kütüğünde yazılı malikin bilinmemesi, 2) Kayıt malikinin 20 yıl önce ölmüş olması, 2) Kayıt malikinin gaip olması hallerinden birinin gerçekleşmesi durumunda taşınmaz olağanüstü zamanaşımı zilyetliği ile kazanılmaya elverişli hale gelir. Yasada yazılı koşulların gerçekleşmemesi halinde tapu kaydı hukuki değerini yitirir. Yine, paylı mülkiyette paydaşlardan her biri diğerlerine karşı üçüncü kişi durumunda olup, paydaşlardan birinin veya birkaçının diğer paydaşların payını yasada yazılı koşullar altında tasarruf etmeleri halinde o payı kazanabilirler. Paydaşlar arasında kazanma bakımından herhangi bir yasak söz konusu değildir. Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/281 esas 1978/682 karar sayılı dosyasında 10/07/1964 tarihinde yapılan kesifte davacılar mirasçısı … ‘ın dava konusu taşınmazların bir kısmında zilyet olduğu yine çekişmeli 70 parsel sayılı taşınmazda dayanak tapu kayıt maliklerinden … oğlu …’nin ve … oğlu …’nin evlerinin bulunduğu tespit tutanağının beyanlar hanesinden anlaşılmakta olup bu nedenle mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Bu nedenlerle; yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, mahalli ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile fen bilirkişi hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, taşınmazı kapsadığı belirlenen tapu kaydında paydaş olduğu saptanan … oğlu … ve …’in hangi tarihte öldükleri belirlenip, çekişmeli taşınmazlar üzerinde kimin zilyet olduğu, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarından ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, fen bilirkişiden Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/281-78/682 sayılı dosyasında dinlenen fen bilirkişi … tarafından düzenlenen krokide Şubat 1325 tarih 103 numaralı tapu kaydının kapsamı olarak gösterilen turuncu renkli 15000 m2 taşınmazın kadastro sırasında hangi parseller içinde kaldığını gösterir ayrıntılı, gerekçeli, haritalı rapor istenmeli, bundan sonra taşınmaz üzerinde davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/Bc maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, bir başka deyişle … oğlu … ve …’in paylarının hukuksal değerini yitirip yitirmediği belirlenmeli, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar
verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bendlerde açıklanan nedenlerle; davalı … ile davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişilere iadesine 03/03/2011 günü oybirliğiyle karar verildi