YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16041
KARAR NO : 2011/2298
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… Köyü 404 ada 2 parsel sayılı 1636,60 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tespitinin iptaline ve bağ vasfıyla 4/16 hissesinin …, 3/16’şar hissesinin …, …, …, … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4 maddesi gereğince yapılın ve 04/09/2007-04/10/2007 tarihleri arasında kısmi ilana çıkarılarak kesinleşen orman sınırlandırılması vardır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki, davacı gerçek kişiler hazine adına tespit edilen taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla, 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddesindeki koşulların lehlerine gerçekleştiği iddiası ile bu davayı açmıştır. Mahkemece mahallinde yapılan keşifte uzman ziraat ve fenni bilirkişiler marifeti ile keşif yapılarak hüküm kurulmuştur. Ancak, çekişmeli taşınmazın paftadaki konumları göz önüne alındığında bu taşınmazın orman olarak tespit edilen 562 ada 1 parsel sayılı taşınmaza hudut olduğu anlaşılmakta olup, yörede yapılan orman kadastro çalışmasının 5304 Sayılı Yasayla değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılması nedeniyle çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumlarının belirlenmesi, orman niteliğinde olup olmadıkları hususunda uzman bilirkişiler ile inceleme yapılması gerekmektedir. Taşınmazların orman niteliğinde olmadıkları belirlendiğinde ise davacıların 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17 maddesindeki koşulların oluştuğu iddiası ile bu davayı açtıklarına göre zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının da araştırılması gerekir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Bu nedenle mahkemece en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bir uzman orman mühendisi ve fen elemanı aracılığı ile yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; orijinal-renkli memleket haritası ölçeği kadastro paftası ölçeğine çevrildikten sonra yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunun yalnız büro incelemesi ile değil, uygulama ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yönteme göre yapılacak araştırma sonunda, parselin resmi belgelerde ve eylemli durumda orman niteliğinde olmadığı anlaşılırsa, bu defa davacı gerçek kişiler ile önceki zilyetleri yönünden 3402 sayılı yasanın 14. ve 17. maddelerindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı; imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden varsa davalıların bildireceği deliller ile tanık beyanlarına ve yerel bilirkişi beyanlarına başvurulmalı; parselin öncesinin ne olduğu, imar ve ihyanın varsa hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, davalı yerlerdeki bu kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların imar-ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı; davacıların ve önceki zilyetlerinin belgesiz zilyetlik yoluyla kazandıkları toprak olup olmadığı, varsa cinsi ve miktarı tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden çekişmeli taşınmaz dışında, başka taşınmazlar için salt zilyetlik nedenine dayalı olarak açtıkları bir başka tescil davalarının bulunup bulunmadığı Mahkemeler Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup tespit edilmeli; tüm kanıtlar toplanıp birlikte değerlendirilmeli; oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Belirtilen hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08/03/2011 günü oybirliği ile karar verildi.