Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/16131 E. 2011/9172 K. 12.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16131
KARAR NO : 2011/9172
KARAR TARİHİ : 12.07.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Çekişmeli … köyü 2429 sayılı parsel 21.000 m2 yüzölçümü ile, ve tarla niteliğinde davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı iken 19.430 m2 yüzölçümlü 3441 ve 1569.80 m2 yüzölçümlü 3442 sayılı parsellere ifraz edilmiştir. 3442 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde tamamının 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan sahada kaldığı yolunda şerh bulunmaktadır.
Davacı Hazine, … köyü 2429 parsel sayılı taşınmazın tamamının öncesinin orman olduğunu, yörede 09.09.1991 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, … köyü eski 2429, ifraz olmakla 3441 ve 3442 parsel sayılı taşınmazların tapusunun iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hükmün davalı gerçek kişi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14/07/2008 tarihli ilamı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında “Hükme esas alınan Orman Yüksek Mühendisi … … ile Harita Mühendisi … …’ın ortak raporlarında çekişmeli … köyü eski 2429 sayılı parsel iken ifrazı ile oluşan 3441 ve 3442 sayılı parsellerin tamamının kesinleşen 2/B madde uygulama alanı sınırları içinde kaldığının bildirildiği, ancak rapora ekli krokide 3441 sayılı parselin kesinleşen orman kadastro sınırları dışında; 3442 sayılı parselin ise kesinleşen 2/B madde uygulama alanında gösterildiği, mahkemece bu çelişki üzerinde durulmadığı gibi düzenlenen krokide orijinal orman tahdit hattı üzerinde yalnızca çekişmeli parsel ve yakın çevresindeki bir-iki orman sınır hattının basitçe gösterildiği; komşu parsellerle birlikte geniş çevreye ait bir uygulama yapılmadığı, bu nedenle raporun denetleme olanağı bulunmadığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kesinleşmiş orman kadastrosu var ise, kural olarak o yerin orman olup olmadığının kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümleneceği, ancak orman kadastrosu 4785 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılmışsa, 3116 sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılacağını öngördüğünden, 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakılan taşınmazların orman olup olmadığını belirlemekte yetersiz kalacağı, bu halde, taşınmazın orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasalar çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, yörede 4785 sayılı Yasa hükümleri gözetilmek suretiyle yapılmış bir orman kadastro çalışması bulunmadığından orman kadastro
sınırları dışında kalıp da memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarında orman olarak görünen taşınmaz bölümlerinin de orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 3441 parselin bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 457.50 m2 ve (B) harfi ile gösterilen 1957.80 m2’lik bölümlerine ait tapu kayıtlarının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya tescillerine, bu parsel açısından fazlaya ilişkin istemin reddine, 3442 parsele yönelik davanın kabulüne bu parsele ait tapunun iptali ile Hazine adına tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesinde taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğunun şerh verilmesine karar verilmiş, karar Hazine ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; parselin tamamının öncesinin orman olduğu, kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığı iddiası ile açılan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 21.05.1948 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 sayılı Yasaya göre yapılıp 09.09.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, bozma ilamı gereğince hüküm kurulmuş olmasına göre, mahkemece davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 4., 5. ve 6. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 12/07/2011 günü oybirliği ile karar verildi.