Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/16142 E. 2011/2475 K. 10.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16142
KARAR NO : 2011/2475
KARAR TARİHİ : 10.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.06.2009 gün ve 2007/5041-11012 sayılı bozma kararında özetle; “İncelenen bu belgeler ile tüm dosya kapsamından anlaşılacağı gibi, dava konusu 913 parsel sayılı taşınmazında bulunduğu 887 parsel sayılı taşınmaz Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 22.01.1988 tarihli yazısı ile yeşil kuşak projesi içerisinde ağaçlandırılmak üzere Orman Bakanlığına (…) tahsis edildiği, 887 parselin Ankara Asliye 23. Hukuk Mahkemesinin 19/4/1990 tarih ve 1989/902-1990/268 sayılı tescil kararı ile ikiye ifraz edildiği, 913 parsel … adına, geri kalan bölümün de 912 parsel olarak Hazine adına tescil edilmesi üzerine, 887 parsel üzerindeki tahsisin kaldırıldığı, 912 parselin 485.660 m2 olarak Orman Genel Müdürlüğüne yeşil kuşak projesi içerisinde ağaçlandırılmak üzere yeniden tahsis edildiği, daha sonra 912 parselin Ankara Asliye 22.Hukuk Mahkemesinin 14.05.1991 tarih ve 1990/207-340 sayılı tescil kararı ile ikiye ifraz edildiği, 927 parsel sayılı taşınmazın 39.835 m2 olarak Mahzer … ve arkadaşları adına tescil edildiği geri kalan bölümün 926 parsel olarak Hazine adına tescil edilmesi üzerine Milli Emlak Genel Müdürlüğünce 18.06.1996 tarihinde 912 parsele ilişkin Orman Genel Müdürlüğüne olan tahsisin kaldırıldığı, 926 parselin 445.825 m2 olarak Orman Genel Müdürlüğüne yeşil kuşak projesi adı altında ağaçlandırılmak üzere yeniden tahsis edildiğinin anlaşıldığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğünün görevlerini gösteren 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin, 13. maddesinin d fıkrası; “Hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden, kamu hizmeti için kullanılması gerekli olanları; genel, katma ve özel bütçeli idarelere tahsis etmek ve tahsis amacının ortadan kalkması veya amaç dışı kullanılması halinde tahsisi kaldırmak; tahsisi kaldırılan taşınmaz mallar üzerinde Hazine dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapı ve tesisleri tasfiye etmek, tasfiyeye ilişkin esas ve usulleri belirlemek” hükmünü taşıdığı, 13/d maddesinin metninden anlaşıldığı gibi, tahsisin kaldırılması için; a-Tahsis amacının ortadan kalkması, ya da b-Amaç dışı kullanılması gibi koşulların gerçekleşmesi gerekir. Oysa olayda bu koşulların hiç birinin gerçekleşmediği, o halde, tahsisin kaldırılması için oluşmuş yasal dayanak bulunmadığı, Devlete ait malların kendi aralarında önce ikiye ayrıldığı, bunlardan birincisinin özel mallar olduğu, bu yerlerin M.Y. hükümlerine tabi olduğu, devlete gelir sağladığı, ikincisinin ise kamu malları olduğu, bunların da kendi arasında dörde ayrıldığı, a) Hizmet mallarının,3402 Sayılı Yasanın 16/A maddesinde sayılan kamu hizmetinde kullanılan bütçelerden ayrılan ödenek veya yardımlarla yapılan resmi bina ve tesisler, b) Orta malları; Bunlar Devlet ya da bir kamu tüzel kişisi tarafından herkesin veya bir kısım halkın, doğrudan doğruya yararlanmasına ve kullanılmasına özgülenen yerler olup, 3402 sayılı Yasanın 16/B maddesinde sayılmıştır. Mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerleri, yol, köprü, meydan gibi taşınmazlar, c) Sahipsiz malların; aynı yasanın 16/C maddesinde sayılan ve devletin hüküm tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar, genel sular, kıyılar ile Anayasanın 168. maddesinde gösterilen “Tabii … kaynaklar”, Ormanlar; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar olup, Devlet kamu taşınmazlarının çok önemli bir bölümünü oluşturduğu, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesinde orman “tabii olarak yetişen ya da emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları ile birlikte orman sayılır” biçiminde tanımlandığı, Devletin özel mallarının tümü Medeni Yasa hükümlerine göre tapuya tescil edilebildiği halde, Kamu mallarından sadece hizmet malları ile ormanlar tapuya tescil edilebileceği, (3402 sayılı Yasanın 16/4, 22/4 ve 6831 sayılı Yasanın 11/4 maddeleri). Ormanların tapuya tescil edilmesinin özel hukuk anlamında tapuya tescil olmadığı, onları Devletin özel malı haline getirmeyeceği, bu işlemin sadece bir tesbit mahiyetinde olup, ormanların korunması amaçlandığı, tapuya tescil edilen ya da edilmeyen Devlet ormanları arasında yasalar karşısında herhangi bir ayrıcalık bulunmadığı, Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan bir taşınmaz 178 sayılı K.H.K.’nin13/d maddesi uyarınca, Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından orman yetiştirilmek üzere tahsis edilip, ağaçlandırılınca Hazinenin özel mülkü olmaktan çıktığı, kamu malı niteliğini kazanarak, toprağıyla orman olacağından, artık bundan sonra bu taşınmaz hakkında özel yasa olan 6831 sayılı Orman Yasası hükümlerinin uygulanması gerektiği, Devlete ait ormanların ister kadastrosu yapılsın, ister yapılmasın 6831 sayılı Yasa hükümlerine tabiidir. Orman kadastrosu sadece ormanın sınırını belirler yoksa niteliğini değiştirmeyeceği, bu ilkenin H.G.K’nun 03.06.1998 gün ve 1998/347-394 sayılı kararında “tahsis işlemi tamamlanmış ve tahsis amacına uygun olarak devlet ormanı yetiştirmek üzere ağaçlandırma faaliyetlerine geçilmiş ise böyle bir taşınmaz kamu emlaki niteliğini alacağından, bu taşınmaz hakkında açılacak tapu iptali ve tescil davası dinlenmez”şeklinde açıklanmıştır. somut olayda, dava konusu yer yürürlükteki yasa hükmüne uygun olarak 22.01.1988 tarihinde Milli Emlak Genel Müdürlüğünce orman yetiştirmek üzere orman genel müdürlüğüne tahsis edildiği ve ağaçlandırma işine başlandığı, böylece taşınmazın kamu malı niteliğini kazandığı, 6831 sayılı Yasanın 1/1 maddesi hükmü uyarınca toprağıyla birlikte orman olduğu, bu nedenle 6831 sayılı Yasanın 1 ve 7 maddeleri gereğince orman kadastrosu sınırları içine alındığı, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 28/1. bendi gereğince Maliye Bakanlığınca ağaçlandırılmak üzere tahsis edildiği, yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış sahalar’ın Devlet Ormanı olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu, 178 sayılı K.H.K.’nin 13/d maddesine göre Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünün yaptığı tahsisten sonra tahsisin kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı için, Milli Emlak Genel Müdürlüğünün bu taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisinden söz edilemeyeceği, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce tahsisin yukarıda değinilen yasal koşulların gerçekleşmesi halinde kaldırabileceği, yapılan tahsisten sonra somut olayda olduğu gibi, Devletin özel malı olmaktan çıkıp kamu malı orman niteliğini kazanan taşınmazlarda yasada yazılı koşullar oluşmadığı, tahsisin kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığına göre, Orman Genel Müdürlüğünün muvafakatı alınmadan tahsisin kaldırılmayacağı, Maliye Bakanlığının tek taraflı olarak tahsisi kaldırmış olmasının davacılar yararına hiç bir hukuki sonuç doğurmayacağı, orman yetiştirilmek üzere tahsis edilen taşınmaz ağaçlandırılmasıyla birlikte orman niteliğini kazanacağından, hakkında uygulanacak yasanın 178 Sayılı K.H.K. hükümleri olmayıp, özel yasa olan 6831 sayılı Orman Yasası hükümleri olacağından, taşınmaza bu yasanın öngördüğü usullere göre Devlet tarafından tasarruf edilmesi gerekececeği, 6831 sayılı Yasa hükümleri uyarınca ormanlarla ilgili işlemlerin, ancak orman kadastro komisyonları tarafından yapılabileceği, başka bir kurumun ormanlar üzerinde tasarruf ve işlem yapma yetkisi bulunmadığı, yürürlükte bulunan yasa hükümlerinde, Milli Emlak Genel Müdürlüğüne, tapuya tescil edilmiş olsun ya da olmasın, Devlet ormanları üzerinde her hangi bir tasarrufta bulunma yetkisi verilmediği, buna rağmen yasaların kendisine vermediği böyle bir yetkiyi kullanarak ve yasalara aykırı olarak, her hangi bir işlem yapmışsa bu işlem yok hükmünde olduğu, işte somut olayda, tahsis yapılmakla toprağı ile birlikte kamu malı orman niteliğini kazanan taşınmaz üzerinde Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün geri alma hakkı doğmadığından yasalara aykırı olarak oluşturulan 18.06.1996 tarihli geri alma kararı yok hükmünde olduğu, halen kamu malı orman olma özelliğini sürdüren taşınmaz hakkında imar planında yapılan değişikliğin dahi yasal dayanağı bulunmadığı, dava konusu taşınmaz hakkında … Baş tarafından 20.07.19988 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davasında, Orman Yönetimi taraf olmadığı gibi, dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu 887 parsel sayılı taşınmaz tescil davası açılmadan önce 22/01/1988 tarihinde Orman Bakanlığına (Orman Genel Müdürlüğüne) orman yetiştirilmek üzere tahsis edildiği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer ile ilgili olarak, tahsis işleminin kaldırılmasından sonra belediye tarafından yapılan imar uygulaması aleyhine Orman Yönetiminin açtığı iptal davasının, Ankara 9. İdare Mahkemesinin 17/05/2005 gün ve 2004/1309-2005/199 sayılı kararı ile 926 sayılı parselin tahsisli olduğu gerekçesiyle reddedildiği ve temyize konu Dava Karara Çıktıktan Sonra Danıştay 6. Daire tarafından 22/01/2007 Gün 2005/5278-248 sayılı karar ile onandığı, İdare Mahkemesinin sözü edilen kararında davacı konusu taşınmazın niteliği ve hukuki durumunun tartışılmadığı, esasen bu konuların incelenmesi idare mahkemesinin yetki alanında olmadığı gibi o davada tapu maliklerinin taraf olmadığı, Orman İdaresi ile Belediye arasında idare mahkemesinde görülen davanın imar uygulaması ile ilgili olduğu, idare Mahkemesinin kararının Orman Genel Müdürlüğüne yapılan tahsisin kaldırılması ile ilgili olmadığı, İdare Mahkemesi kararında ve bu kararı onaylayan Danıştay kararında davacı kişilere ait tapu kaydının yasaya uygunluğunun tartşılmadığı, aslında tapu kaydının geçerli olup olmadığı konusunu inceleme görevinin idari yargıya değil adli yargıya ait olduğu, temyize konu davanın 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde sözü edilen tapuya dayalı olarak 10 yıllık süre içinde açılan orman kadastrosunun iptali olduğu, İdare Mahkemesinde görülen davanın konusunun imar planının iptali olduğu bu nedenle; iki davanın konusunun farklı olduğu, orman kadastrosuna itiraz davalarına bakma görevi adli yargıya ait olduğuna göre, dayanılan tapu kaydının geçerli olup olmadığının, dolayısıyla tahsisin kaldırılmasının yasal olup olmadığının tartışılacağı yerin adli yargı olduğu, davacıların dayandığı tapu kaydının Orman Yönetimini bağlayan bir kayıt olmadığı, böyle bir tapu kaydına dayanılarak 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince orman kadastrosunun iptali istenemeyeceği, maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y’nın 237. maddesi “kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerli olacağı, kesin hüküm vardır denilebilmesi için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerektiği, o halde, dava konusu taşınmaz hakkındaki Asliye Hukuk Mahkemesinin tescil kararında, Orman Yönetimi taraf olmadığı için Orman Yönetimi yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı gibi, temyize konu davada, çekişmeli taşınmazın niteliği ve hukuki durumunun belirlenmesi sözkonusu olduğundan,idare mahkemesinde görülen imar uygulamasının iptali davasındaki hukuki sebep aynı olmadığı için kesin hüküm olarak kabul edilemeyeceği, Dava konusu 912 sayılı parselin ifrazen geldisi 549.360 m2 yüzölçümlü 887 sayılı parsel idari yoldan Hazine adına, 18.06.1987 tarihinde tescil edilmesinden sonra 22.01.1988 tarihinde Maliye Bakanlığınca yeşil kuşak projesi kapsamında ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edildiği, tahsis kaldırılmadan Defterdarlığın 30.04.1992 gün 6821 sayılı yazısı ile Asliye (23) Hukuk Mahkemesinin 19.04.1990 gün ve 1989/902-268 sayılı kararı gerekçe gösterilerek 912 ve 913 sayılı parsellere ifraz edildiği 912 sayılı parsel 485.650 m2 yüzölçümüyle Hazine, 913 sayılı parsel de 63.700 m2 yüzölçümüyle … Baş’a adına tescil edildiği, daha sonra 912 sayılı parselin Asliye (22) Hukuk Mahkemesinin 14.05.1991 gün 1990/207-340 sayılı tescil kararı gerekçe gösterilerek 926 ve 927 parsele ifraz edildiği, 926 sayılı parselin 447.725 m2 olarak Hazine, 927 sayılı parsel de 39.835 m2 olarak Mahaser … ve arkadaşları adlarına tescil edildiği, 927 (ifrazen 945, 946 ve 947) sayılı parsel hakkında tapu maliklerinin açtığı orman kadastrosuna itiraz davaları mahkemece kabul edildiği, yukarıda açıklandığı gibi mahkemece ret edildiği ve karaların Dairece onandığı, yine 927 sayılı parselden ifraz edilen 945, 946, 947 sayılı parseller hakkında Orman Yönetiminin açtığı tapu iptal davaları mahkemece kabul edildiği, kararların Dairece onanıp kesinleştiği, Maliye Bakanlığının 22.01.1988 tarihinde 887 sayılı parselle birlikte Yeşil Kuşak Projesinde orman yetiştirilmek üzere tahsis ettiği 843 sayılı parselden ifraz edilen 937 sayılı parsel hakkında tapu malikinin Asliye (1) Hukuk Mahkemesinde açtığı orman kadastrosuna itiraz davasının reddine dair mahkeme kararının Dairece bozulduğu, mahkemenin direnme kararının H.G.K.’nun 12.12.2001 gün 2001/20-1118-1156 sayılı kararı ile bozulduğu, bundan sonra orman kadastrosuna itiraz davasının red edildiği, Orman Yönetiminin açtığı dava sonucu 937 sayılı parselin tapusunun iptaline ve orman niteliğiyle tesciline ilişkin karar kesinleştiği, . 887 sayılı parselden ifraz edilen 926 sayılı parselin bir bölümü için açılan tapu iptali davasının reddine ilişkin Asliye (22) Hukuk Mahkemesinin 17.11.1994 gün ve 756-902 sayılı kararının 8. Hukuk Dairesinin 17.10.1995 gün ve 3504-10738 sayılı kararı ile onandığı, yine davaya konu taşınmazla birlikte tahsisi yapılan Yapracık Köyü 1204 sayılı parsel hakkında açılan tapu iptali tescil davasının kabulüne ilişkin Asliye (10) Hukuk Mahkemesinin 27.05.1993 gün ve 1991/551-325 sayılı kararının 8. Hukuk Dairesinin 03.10.1994 gün ve 1993/13278-10777 sayılı kararı ile kısmen aleyhine bozulduğu ve bozma kararına uyularak kişilerin aleyhine olan davasının reddine karar verildiği, diğer taraftan; davaya konu taşınmazın geldisi olan 887 sayılı parsel gibi 22.01.1988 tarihinde yeşil kuşak projesinde ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen 888 sayılı parselin ifrazsından oluşan 895 sayılı parselden ifraz edilen ve 18033 ada 1 sayılı parsel hakkında Orman Yönetimine yapılan tahsisin kaldırıldığına ilişkin Danıştay 10. Dairesinin 07.06.1999 gün ve 1996/8740-3020 sayılı kararı ile onanan 5. İdare Mahkemesinin kararının bulunduğu gerekçesiyle 18033 ada 1 sayılı parsel hakkındaki orman kadastrosunun iptaline ilişkin mahkeme kararını onayan H.G.K.’nun 02.03.2005 gün ve 2005/20-110-128 sayılı kararı ve bu karara konu olan idare mahkemesi kararının dava konusu taşınmazla ilgisi bulunmadığı, 895 sayılı parselin idare mahkemesi kararı kapsamı dışında kalan bölümleri hakkında orman kadastrosunu iptal eden yerel mahkeme kararlarının Dairece bozulduğu, (895 parselden ifraz edilen 18037 ada 1 sayılı parselle ilgili Asliye (12) Hukuk Mahkemesinin 08.12.2005 gün ve 2003/875-430 sayılı kararı Dairenin 12.12.2006 gün ve 2006/11288-17347 sayılı kararı ile bozulduğu, bozma kararlarına uyularak davaların reddine karar verildiği, bu nedenlerle; H.G.K.’nun 02.03.2005 gün 2005/20-110-128 sayılı kararının dava ve temyize konu taşınmaz ile benzer yönü bulunmadığı, bu durumda; çekişmeli taşınmaz, davanın açıldığı tarihten önce Hazinenin özel mülkü olmaktan çıkıp kamu malı niteliğini kazandığından, artık orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü zorunlu olduğu, tescil davasında Orman Yönetimi taraf olmadığı, açıklanan nedenlerle davacının Orman Yönetimi aleyhine açtığı orman kadastrosunun iptali davasının reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, bu kez davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından teyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamay göre dava, tapu kaydına dayanarak 10 yıl içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışmaları 08.06.1998 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 10/03/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.