Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/16373 E. 2011/1016 K. 14.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16373
KARAR NO : 2011/1016
KARAR TARİHİ : 14.02.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi (Müstemir Yetkili)

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro sırasında … Mahallesi 2772 ada 7 parsel sayılı 16528,52 m2 ve 2774 ada 3 parsel sayılı 12562,23 m2 yüzölçümündeki taşınmazların, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tespit edildiğini, tutanağın beyanlar hanesine üzerlerindeki zeytin ve narenciye ağaçlarının …’a ait olduğunun şerh edildiğini belirterek, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak mülkiyet iddiasında bulunmuş, ayrıca çekişmeli taşınmazların 1964 parselle bir bütün olduğu halde bu hususun gözardı edilerek yüzölçümlerinin de eksik yazıldığı iddiası ile tesbitlerinin iptali ile adına tesbit ve tescili talebi ile dava açmıştır. Mahkemece davanı husumet yönünden reddine ve 2772 ada 7 ve 2774 ada 3 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Kural olarak kadastro davaları, lehine tespit yada kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava tutanağın beyanlar hanesinde adına zilyetlik şerhi verilen kişi tarafından çekişmeli taşınmazın eksik yazılan yüzölçümlerinin düzeltilmesi ve adına tescili talebi ile açılan kadastro tespitine itiraz davası niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin tespit maliki olan Hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ancak; davacı, dava dilekçesinde kadastro müdürlüğünü göstererek dava açmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin kadastro müdürlüğü değil Hazine olduğu belirgin olup yargılama sırasında kadastro müdürlüğü Hazine vekili tarafından temsil edilmiş bulunduğuna göre ortada belirgin bir biçimde temsilde yanılma hali bulunduğundan bu durumun mahkemece resen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasma yönlendirilmesi için davacı yana olanak sağlanması gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır (HGK.2010/7-70-86 sayılı kararı).
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 14/02/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.