YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16869
KARAR NO : 2011/2745
KARAR TARİHİ : 16.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.04.2003 gün ve 2349-4191 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli …, … 1069 parselden imar uygulaması ile oluşan 6943 ada 4 parsel hakkında açılan 2/B’ye dayalı tapu iptali ve tescil davasının kabulüne karar verilmişse de çekişmeli taşınmazın orman sınırı dışına çıkarmadan sonra Hazinenin özel mülkü olduğu ve idari bir işlem olan imar uygulamasına konu edildiği, mahkemece idari işlemin ayakta olmadığının araştırılmadığı, taşınmazın idari kararla oluşan mülkiyet alanında kalıp kalmadığının belirlenmediği” açıklanmıştır. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1988 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 1960 yılında 2891 Sayılı yasaya göre imar uygulaması 1998 yılında yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına göre, çekişmeli taşınmazın orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucunda orman sınırı dışına çıkarıldığı ve ifraz işleminin temelini oluşturan imar parselasyonunun halen ayakta olduğu anlaşılmaktaysa da, idari mercilerin yasadan kaynaklanmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde, buna dayalı olarak yapılan tescil de yolsuz tescil niteliğindedir (H.G.K.’nun 1997/1-655-1003 S.K.). 2981 ve 3194 Sayılı Yasalarda, Anayasanın 169 ve 170. maddelerinde nitelikleri ve kullanma şekli belirtilen kamu malı ormanların ve orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan alanların sözü edilen yasalar hükümlerine tabi tutulacağı konusunda bir hüküm bulunmadığı, aksine 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. maddesindeki “…diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü bulunduğu gibi 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik Gecici 2. maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden ve sonucu gibi gerekçesi de bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 sayılı ve yine 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesindeki bir kısım hükümleri iptal eden Anayasa Mahkemesinin 30.03.1993 gün ve 1992/48-14 sayılı kararlarının gerekçelerinde “31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve … bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması, orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek, ancak bu halkın yararlanmasına tahsis edileceği , Buna göre, ormanların tahribinin önlenerek ulusal ekonomiye katkısının sağlanması ve orman köylüsünün üretici haline getirilip kalkındırılması için orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin yalnızca orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesi öngörülmüştür” şeklinde açıklamalar bulunmaktadır. Yukarıda … Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekçesi 3194 Sayılı Yasanın 4. maddesi ve 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasa hükümleri ve Anayasanın 169 ve 170. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, orman rejimi dışına çıkartılan alanların, Anayasa ve yasaların bu hükümlerine göre Hazinenin diğer özel mülklerinden farklı hukuki statüde olduğu anlaşılmaktadır. Orman rejimi dışına çıkartılan yerler Anayasanın 170. maddesi ve 2924 Sayılı Yasada belirlenen amaçların gerçekleşmesi için Orman Bakanlığının emrine geçer (2924 S.Y. md. 3). Hazine bu yerleri diğer özel taşınmazlarında olduğu gibi serbestçe tasarruf edemez ve satamaz. İşte bu nedenlerle 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5 maddesi ile, 1744, 2896, 3302 Sayılı Yasa uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfı ile tescil edilir” hükümleri yürürlüğe konulmuştur.
Bundan ayrı olarak 2981 sayılı İmar Affı Kanunu’nun 3. maddesinde “…2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca belirlenmiş ve belirlenecek yerlerde … bu kanun hükümleri uygulanamaz”denilmektedir.
O halde çekişmeli taşınmazda imar uygulaması yapılmasının yok hükmünde olduğu, buna dayanılarak yapılan tescillerin bütün sonuçlarıyla birlikte hükümsüz ve yolsuz tescil (M.Y. 1025) niteliğinde olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı (H.G.K. 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90),Medeni Yasanın 1023.(eski 931) maddesi gereğince iyiniyet iddiasında da bulunulamayacağı,bu tür yerlerin eski haline dönüştürülmesinin Hazine ve Orman Yönetimi tarafından her zaman istenebileceğine göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken … şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 16/03/2011 günü oybirliği ile karar verildi.