YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/178
KARAR NO : 2010/2157
KARAR TARİHİ : 23.02.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 17/07/2009 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi DAVALI … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23/2/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davalı vekili Avukat … geldi, … ve … vekili Avukat …, ORMAN YÖNETİMİ vekili Avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı.
K A R A R
Kadastro sırasında … KÖYÜ, 977 parsel sayılı 10400m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Kadastro Komisyonunca …’nin itirazı reddedilmiş, Orman Yönetiminin itirazı kabul edilerek taşınmazın 4220m2 yüzölçümündeki bölümünün ormana terki ile geriye kalan 5980 m2 yüzölçümündeki bölümün davalı adına tesciline karar verilmiştir.
İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı … ve arkadaşları dava konusu taşınmazın, Marmaris Karaca Köyünde öncesindeı 3 çiftlik arazisine ait tapu kayıtları kapsamı içerisinde kaldığını, tapuların dış hudutlarının …, …, …, …, …, …, …, …, … dışındaki …, … ve … olduğunu ve bu hudutların askeri haritalarda yer aldığını davalı veya mirasbırakanlarının 1952 yılına kadar bu araziyi %25 hâsılat kirası vererek fer’i zilyet sıfatıyla tarım arazisi olarak kullandıklarını, ancak hukuk dışı eylemlerle taşınmaza sahiplenmeye çalıştıklarını, geldi kayıtlarında icareteynli vakıf olarak yazılı tapu kaydının 1961 yılında taviz bedeli ödenmek sureti ile vakıfla ilişiğinin kesildiğini, bu vakıfların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, kadastro çalışmaları sırasında ise bilirkişilerin gerçekleri sakladıklarını, sabit hudutlu olmaları nedeniyle miktarına itibar edilmesi gereken tapuların kapsamındaki ormanların, 4785 sayılı kanunla devletleştirilmesinden dolayı bunların bedelleriyle ilgili olarak Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın devam ettiğini ileri sürerek komisyon kararının iptali ile taşınmazın tapu malikleri adına tescili istemiyle dava açmışlardır
ALİ VE …, davacı …nin murisleri Bedriye, Müfide ve …nin, dava dışı … isimli kişiye satmayı vaat ettikleri yerlerin bu defa anılan kişi tarafından 1991 ila 1994 yıllarıarasında düzenlenen sözleşmelerle kendilerine satışın vaat edildiğini belirterek Ayten’e ait payın ½ oranında adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
2010/178 – 2157
Davalı ise taşınmazın kendilerine ait olduğunu; davacıların taşınmazda malikiyetlerinin söz konusu olmadığını, dayandıkları tapu kaydının hukuken geçerli bir tapu kaydı olmadığını bu nedenle de davanın reddi gerektiğini belirtmişlerdir.
Mahkemece, çekişmeli parselin 4.420 m2 yüzölçümündeki bölüm dışında kalan 5.980 m2 yüzölçümündeki bölümünün davalı adına tesciline katılan … Yılmaz ve …’ın dava dilekçelerinin GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE karar verilmiş; hüküm, davalı, … ile …, … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 04/07/2006 gün ve 2005/10737-2006/5140 sayılı kararı ile (Araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığından yeniden yapılacak keşif sırasında, tapu kayıtlarının miktarıyla geçerli olduğu ve davalı tarafın yokluğunda 1996/11 esas sayılı dosya üzerinden yapılan kapsam tayininin bağlayıcı olmayacağı nazara alınarak ,tapu kayıtları ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle okunup kayıtta yazılı hudutlar mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmesi, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tesbiti için taraflara tank dinletme imkanı sağlanması, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen hudutlar teknik bilirkişilere haritasında işaret ettirilmesi, kayıtların hudutlarının taşıdığı özellikler ve intikallerdeki değişiklikler konusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınması, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu sorulup saptanmalı, tesbite aykırı sonuca varıldığı takdirde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılması, teknik bilirkişilere tapu kayıtlarının miktarlarıyla geçerli olduğu nazara alınarak sabit hudutlardan başlamak üzere her tapu kaydının miktarı kadar araziyi gösterir keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmesi, tapu kayıtların sabit hudutlardan başlamak üzere miktarı kadar yer ayırırken davacılar adına tesbit edilip kesinleşen taşınmazlarla kamulaştırılan arazi bölümleri dikkate alınması, dayanılan tapu kayıtlarının miktar itibariyle davaya konu parseli kapsayıp kapsamadığı kesin olarak belirlendikten sonra karar verilmesi gereğine) değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra Orman Yönetimi çekişmeli taşınmazın orman olduğu iddiasıyla orman niteliğinde Hazine adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
Mahkemece davacılar … ve arkadaşlarının davasının REDDİNE, katılan davacı … YÖNETİMİNİN DAVASININ KABULÜ ile davaya konu taşınmazın ORMAN NİTELİĞİNDE HAZİNE ADINA TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde Gelibolu serisi olarak, 1967 yılında yapılıp tesbit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapıldığına,kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli 977 parsel sayılı taşınmazın orman yüksek mühendisi İBRAHİM YAVUZ ERTOĞLU’nun 02/06/2009 tarihli raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırı içinde ve orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından bu bölümün orman olarak hazine adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, Hazine davaya katılmamıştır. Çekişmeli 977 sayılı parsel 02/06/2009 tarihli rapora ekli krokide (B) ile gösterilen bölümünün kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı dışında olduğu, üzerinde fiilen orman bitki örtüsünün bulunmadığı, doğusundaki yoldan sonra da kişiler adına özel mülk olarak tutanağı kesinleştirilerek kişiler adına tapuya tescil edilen 976, 975, 974, 973 sayılı parsellerin bulunduğu görülmektedir. O halde; 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi gereğince Hazinenin davaya katılması halinde eski ve yeni tarihli memleket haritaları ile hava fotoğrafları uygulanarak taşınmazın bu belgelerdeki durumu saptanmalı, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı öncelikle 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi anlamında orman içi açıklık olup olmadığı değerlendirilmeli, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu anlaşılırsa davalı yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. madde koşullarının oluşup oluşmadığı saptanmalı, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı
2010/178 – 2157
biçimde davaya konu parselin tamamının orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda açıklanan açıklanan nedenlerle; davaya konu 977 parsel sayılı taşınmazın orman yüksek mühendisi İBRAHİM YAVUZ ERTOĞLU’nun 02/06/2009 tarihli raporuna ekli krokisinde (A) ile gösterilen bölümüne yönelik temyiz itirazlarının reddine, aynı krokide (B) ile gösterilen bölümüne yönelik temyiz itirazlarının KABULÜNE, yerel mahkeme hükmünün çekişmeli 977 parsel sayılı taşınmazın orman yüksek mühendisi İBRAHİM YAVUZ ERTOĞLU’nun 2/6/2009 tarihli raporuna ekli krokisinde B ile gösterilen bölümüne yönelik olarak BOZULMASINA, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00 TL. vekalet ücretinin Orman Yönetiminden alınarak davalı gerçek kişiye verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 23/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.