Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/192 E. 2010/3249 K. 15.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/192
KARAR NO : 2010/3249
KARAR TARİHİ : 15.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki zilyetliğin tespiti davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 08.06.2005 tarihli dava dilekçesinde 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ve dava dilekçesinde mevkii ve sınırları … taşınmazı haricen satın alıp zilyetliğinde bulundurduğundan Hazine adına tescili ile tapunun beyanlar hanesine kendisinin zilyetliğinde olduğu konusunda şerh verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm Yargıtay 8. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.07.2007 gün ve 4101-4549 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yeniden yapılacak keşifte, taşınmazın arazi kadastrosunda tespit dışı bırakılan yerlerden mi, yoksa 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden mi olduğu belirlenerek, zilyetliğinin ne şekilde ve ne kadar devam ettiği saptanmalı, 2/B’lik alanda kalması ve Hazine adına tapuya tescil edilmiş olması halinde 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince koşulları varsa davacının zilyetliğinin tapunun beyanlar hanesine şerh edilmesi konusunda karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüne ve 1997 yılında yapılıp kesinleşen ancak halen Hazine adına tapuya tescil edilmemiş olan ve … bilirkişisinin 12.01.2009 tarihli krokisinde (A) ile gösterilen dava konusu taşınmazın, zilyedinin davacı … olduğunun tesbitine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, zilyetliğin tesbitine ve tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1953 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1997 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu ise 10.02.1973 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece, halen tapuda kayıtlı olmayan dava konusu taşınmazın zilyedinin davacı olduğu konusunda tesbit kararı verilmiş ise de, dava konusu taşınmazın 1997 yılında yapılıp kesinleşen 2/B uygulaması sırasında Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığı ve henüz tapuya tescil edilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Yasalarımızda nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan, ancak bu niteliği ile halen Hazine adına tapuya tescil edilmemiş taşınmazların zilyedinin kim olduğunun mahkemelerce tebit edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

2924 Sayılı Orman Köylülerinin kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasanın 11/3. maddesinde “…muhdesat ile tasarruf edenlerin isimlerinin kadastro çalışmaları sırasında, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir” ve “kadastro çalışmaları sonucunda belirlenen kişilerin, bu maddenin 4. fıkrasına göre gerçek hak sahibi olup olmadıkları hususu, ayrıca Orman Bakanlığınca tespit edilir.” Yine aynı yasanın 21. maddesi gereğince çıkartılan yönetmeliğin 45. maddesi “Hak sahipleri tespit komisyonu, beyanlar hanesinde ismi … kişilerin, hak sahipliği tanımı çerçevesinde, hak sahibi olup olmadıklarını tespit eder ve hak sahibi olarak tespit edilenleri, hak sahibi sicil defterine işler.” şeklinde hükümler bulunmaktadır. Aynı yönetmeliğin 46. maddesinde ise, komisyonun hak sahibi olarak tanımlamadığı kişilerin itiraz ve dava haklarını düzenlemiştir.
29.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Kadastro Yasasına 4- Ek madde olarak eklenen hükümde şöyledir “EK MADDE 4- 6831 Sayılı Orman Kanununun 20/06/1973 tarihli ve 1744 Sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/09/1983 tarihli ve 2896 Sayılı 05/06/1986 tarihli ve 3302 Sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiilen kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu kanunun 11’nci maddesinde bilirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir. Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.” Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan ve halen tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlarda genel mahkemeler zilyetlik şerhi veremeyeceği gibi, zilyetliğin tesbitine de karar veremez.
Kütüğün beyanlar hanesinde … zilyedlik veya muhdesat şerhi, ayni hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp satılması, değiştirilmesi mümkün değildir. Böyle bir talep tarafların isteğiyle dahi Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilemez ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemez. Yörede 4127 Sayılı Yasa ile değişik 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın Ek 4- maddesi gereğince yapılacak kullanım kadastrosu sırasında veya Orman Bakanlığınca kurulacak hak sahipliği tespit komisyonunca değerlendirmesinden sonra itiraz ve dava haklarının da kullanılması mümkündür. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 15/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.