YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2038
KARAR NO : 2010/4756
KARAR TARİHİ : 08.04.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler ile davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Orman Yönetimi, 05.11.2004 tarihli dilekçesiyle, tapuda davalıların murisi adına kayıtlı olan … Beldesi 4414 sayılı parselin yörede 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı halde, yörede 1990 yılında 43 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan aplikasyon ve orman kadastrosu sırasında yeni orman sınırları berilenmişse de, 43 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan bu çalışmanın yasal olmadığı, çekişmeli taşınmaz orman kadastorsu sınırları içinde olduğu halde, davalılar murisi adına kadastor tesbitinin kesinleşmesi suretiyle yolsuz olarak oluşan tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle tapuya tescilini, davalıların el atmasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece, yörede 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro komisyonunca çekişmeli taşınmazı orman olarak sınırlandırıldığı, 43 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan aplikasyon ve orman kadastrosu ile çekişmeli parselin de içinde bulunduğu yerin orman sınırları dışında bırakılmasına ilişkin işlemin ikinci kadastro sayıldığı ve hukuken yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler ile davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kadının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescili ve el atmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman kadastrosu 20 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1979 yılında yapılıp 04.05.1980 tarihinde kesinleşmiş, daha sonra 43 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1990 yalında apliasyon, orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulaması yapılmış ve 26.4.1991 tarihinde ilan edilmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritaları ile eski tarihli memleket haritası ve amenajman planının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin yörede ilk defa 1979 yılında 20 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan orman kadastrosunda 13, 14, 15, 16 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile orman sınırları içinde bırakıldığı, 1982 yılına yapılan genel kadastroda orman sınırları içinde olduğu gözetilmeden tapu kaydı esas alınarak gerçek kişiler adına tesbit edildiği, yörede 43 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1990 yılında yapılan aplikasyon sırasında, makilik yer olduğunun belirlendiği gerekçesiyle, yeniden tesis edilen 139 ve 140 numaralı orman sınır noktaları ile oluşan 13, 139, 140, 16 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı içinde kalan bölümün orman sınırları dışında bırakıldığı, çekişmeli parselin öncesi ve eylemli durumu itibariyle yüksek eğimli orman sayılan
yerlerden olduğu belirlenerek,
çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1979 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 1982 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiş, çekişmeli parselin orman sınırları içinde olduğu gözetilmeden, yeniden ikinci kez yapılan orman kadastrosunda, 3402 Sayılı Yasanın 22. maddesindeki emredici açık hükme rağmen, 1990 yılında yapılan ve 26.10.1991 tarihinde kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında da yine orman sınırları dışında bırakılmışsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılar hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalıların el atması bulunmadığı, kaldı ki tapu kaydı iptal edilene kadar murisleri adına tapuda kayıtlı taşınmaza haksız olarak el attıklarından söz edilemeyeceği gözetilerek bu istemin reddine ve tapu kaydının iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı Orman Yönetimi ile davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 08/04/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.