Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/215 E. 2010/3781 K. 24.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/215
KARAR NO : 2010/3781
KARAR TARİHİ : 24.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki zilyetlik şerhinin değiştirilmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile bir kısım davalı gerçek kişiler ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili, 02.04.1998 tarihli dilekçelerinde … Köyünde 2/B niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 125 ada 36, 37, 38 ve 39 parsellerde davalılar lehine zilyetlik şerhi bulunduğunu, oysa … … mirasçılarının zilyet olduğunu bildirerek zilyetlik şerhinin iptali ile davacılar lehine şerh konulmasını istemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile taşınmazların beyanlar hanesindeki zilyet işlemlerinin iptaline, davacıların zilyet olduğunun yazılmasına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile bir kısım davalı gerçek kişiler ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, zilyetlik şerhinin değiştirilmesi istemine ilişkindir.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 29.06.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Taşınmazlar … 1992 tarih 12 numaralı 2/B tapusu nedeniyle Hazine adına tescil edilmiştir.
1- Davacılar vekilinin, zilyed isimlerinin eksik yazıldığı konusundaki temyiz itirazlarının aşağıdaki bendin kapsamında açıklanacak nedenlerle reddi gerekmiştir.
2- Hazinenin ve davalıların temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, Dava konusu taşınmazların zilyedinin davacılar olduğuna karar verilmiş ise de, karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; taşınmazların, 1993 yılında yapılan kadastro sırasında 2/B niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak; davacılar, beyanlar hanesinde lehine şerh bulunan davalıların değil, kendilerinin zilyed olduğunu ileri sürmektedir.
2924 Sayılı Yasanın 11/3. maddesi “…muhdesat ile tasarruf edenlerin isimlerinin kadastro çalışmaları sırasında, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterileceği” konusundadır. Yine aynı madde “kadastro çalışmaları sonucunda belirlenen kişilerin, bu maddenin 4. fıkrasına göre gerçek hak sahibi olup olmadıkları hususu, ayrıca Orman Bakanlığınca tespit edilir.” şeklindedir. Yine 2924 Sayılı Yasanın 21. maddesi gereğince çıkartılan yönetmeliğin 45. maddesi “Hak sahipleri tespit komisyonu, beyanlar hanesinde ismi…. kişilerin, hak sahipliği tanımı çerçevesinde, hak sahibi olup olmadıklarını tespit eder ve hak sahibi olarak tespit edilenleri, hak sahibi sicil defterine işler” şeklindedir. Aynı yönetmeliğin 46. maddesi, komisyonun hak sahibi olarak tanımlamadığı kişilerin itiraz ve dava haklarını düzenlemiştir.
Kütüğün beyanlar hanesinde … zilyedlik veya muhdesat şerhi, ayni hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp, satılması, değiştirilmesi mümkün değildir. Böyle bir talep tarafların isteğiyle dahi Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilemez ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemez. Ancak; yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı gibi yörede 4127 Sayılı Yasa ile değişik 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre yapılacak kullanım kadastrosu sırasında ve hak sahipliği tespit komisyonunda değerlendirilmesi ve itiraz ve dava haklarının da o aşamada kullanılması mümkün olabilecektir. Aksi halde, kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra yapılacak her devir işlemi ayrı bir dava konusu olur ki, yasanın amacı bu değildir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bendde açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. bendde açıklanan nedenlerle; bir kısım davalı gerçek kişiler ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bir kısım davalı gerçek kişilerden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 24/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.