Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/2268 E. 2010/5443 K. 21.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2268
KARAR NO : 2010/5443
KARAR TARİHİ : 21.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Hazine, … Köyü 113 ve 114 parsel sayılı sırasıyla 27700 m2 ve 20.050 m2 yüzölçümündeki taşınmazların tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 1944 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda kısmen orman sınırları içinde kaldığını, daha sonra 2/B madde uygulaması yapıldığını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile 2/B niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve 09.04.2006 günlü … bilirkişi krokisinde gösterilen 113 parselde 8412 m2, 114 parselde 10.459 m2 bölümün tapu kaydının iptaline, 2/B niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, 2003 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında da 2/B sahasında bırakılmış, 1966 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazların, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazların kısmen 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 2003 yılında yapılan çalışmada ise kısmen 2/B madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarıldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin 1966 yılında bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. – 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal
edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, koşulları varsa davalının bu yeri kendisine satan kişiden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre satış bedelini geri alabileceği, idarenin tapu kaydı üzerine taşınmazın orman olduğu yönünde şerh koydurmamış olmasının bu gerçeği değiştirmeyeceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 21/04/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.