Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/2287 E. 2010/5150 K. 15.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2287
KARAR NO : 2010/5150
KARAR TARİHİ : 15.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … … …, 14.11.2006 tarihli dilekçesiyle, … Köyünde bulunan 7390 m2 yüzölçümündeki taşınmazının orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenerek orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin … Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.12.2009 gün ve 2006/302-446 sayılı kararının bulunduğu, genel kadastroda bu taşınmazın 4760 m2 bölümünün 116 parsel sayısı ile kendileri adına tesbit ve tescil edildiğini, 2630 m2 bölümü hakkında tutanak düzenlenmediği, 2630 m2 yüzölçmündeki bu bölümün Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adına tescilini istemiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve davacı gerçek kişinin tutunduğu mahkeme karını kesinleşmediğinin belirlendiği gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. Maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın … Ekincik(…) Köyünde dava tarihinden önce 11 Numaralı orman tahdit komisyonunca 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1993 yılında 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 10.11.1993 tarihinde ilan edilerek 11.05.1994 tarihinde kesinleşen, aplikasyon ile daha önce sınırlaması yapılmamış ormanlarda 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. 1980 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması bitirilememiştir.
Genel arazi kadastrosu 1953 yılında yapılıp kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz orman alanında kaldığı, Devlet çam ormanında olduğu paftasında işaretlenerek, tapulama dışı bırakılmıştır.
Aynı gün temyiz incelemesi yapılan … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/241 esasına kayıtlı dava dosasında, davacı … … … tarafından 01.07.2002 günlü dilekçeyle, davalı Hazine ve Orman Yönetimi aleyhine, tapuda kendi adına kayıtlı olan Ekincik köyü 116 sayılı parselinin orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/221-341 sayılı kararı bulunduğu halde, bu yerin etrafını taş duvar ile çevirmek istediğinde, Orman Yönetiminin taşınmazın 650 m2 bölümün orman sayılan yerlerden olduğunu söyleyerek engel olduğu ve bu şekilde taşınmazına elattığı, elatmasının önlenmesi iddiasıyla açtığı davanın, gerçek kişinin tutunduğu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/221-341 sayılı kararının, Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.03.2008 gün ve 2008/648-4648 sayılı kararı ile bozulduğu, parselin dava konusu bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/302 esasına kayıtlı dava dosyasında ise aynı davacı … … … tarafından davalılar Ekincik Köyü Tüzel Kişiliği, Hazine ve Orman Yönetimi aleyhine, 14.11.2006 tarihli dava dilekçesinde sınırları bildirilen 7390 m2 yüzölçümündeki taşınmazın bir bütün olduğu aynı köy 116 sayılı parsel ile bir bütün olduğu, bu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/221-341 sayılı kesinleşmiş kararının bulunduğu, bu bölümün Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adına tapuya tescili iddiasıyla açtığı davanın da iddiasıyla açtığı davanın, gerçek kişinin tutunduğu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/221-341 sayılı kararının, Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.03.2008 gün ve 2008/648-4648 sayılı kararı ile bozulduğu, parselin dava konusu bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığının belirlendiği gerekçesiyle dava red edilmiştir.
Uyuşmazlık Ekincik Köyü 116 sayılı parsel ve bu parselle bir bütün olduğu iddia edilen ve tescil davasına konu edilen bölümün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve bu yerlerin orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin kesin hüküm bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.10.1959 gün ve 1957/221-341 sayılı kararı ve dosyasında; davacı Kürkçüler Köyünden … oğlu … … tarafından davalı sıfatıyla Orman Yönetimi aleyhine 14.01.1957 tarihli dilekçesinde sınırları bildirilen 4 parça taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu halde, orman kadastro komisyonunca orman olarak sınırlandırılmasının yasal olmadığı iddiasıyla açılan davanın, Ziraat Vekaletinin görüşüne uygun olarak kabulüne karar verildiği, kararın davalı … Yönetimine tebliği edilmeden arşivde bekletildiği, 2008 yılında tebliğe çıkartılması üzerine Orman yönetimince temyiz edildiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.03.2008 gün ve 2008/648-4648 sayılı kararı ile araştırma eksikli nedeniyle bozulduğu, dava dosyasının … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/340 esasını kayıt edildiği, 10.02.2009 tarihli celsede davacı taraf duruşmaya gelmediği için, dava dosyası işlemden kaldırıldığı, 18.05.2009 gün ve 2008/340-218 sayılı kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, sonraki işlemlerde durumunun değişmediği, davacı tarafın tutunduğu mahkeme kararının Yargıtay tarafından bozulduğu, Yargıtay bozmasından sonra orman kadastrosuna itiraz davasının açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu nedenle orman sınırlarının kesinleştiği, orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, sonraki işlemlerde durumunun değişmediği belirlenerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15/04/2010 günü oybirliği ile karar verildi.