Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/3007 E. 2010/6649 K. 18.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3007
KARAR NO : 2010/6649
KARAR TARİHİ : 18.05.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar adlarına tapuda kayıtlı olan … Köyü 166 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 391-392-393 sayılı parseller ile 152, 167 ve 480 sayılı parselden ifraz edilen 486 sayılı parselin öncesi orman olmadığı halde 2006 tarihinde yörede ilk kez yapılan ve 20.02.2007 ilan edilen orman kadastrosu sırasında orman sınırı içine alındığını bildirerek dava konusu parselleri içine alan sınırlamanın iptalini ve taşınmazların orman sınırı dışına çıkartılmasını istemişlerdir. Mahkemece, dava konusu 152-167-391-392-393 parseller yönünden davanın reddine ve bu parsellerin tespit gibi tesciline, 486 parsele ilişkin davanın kabulü ile bu parseller yönünden orman kadastrosunun iptaline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına, toplanan delillere göre, orman sınırı içine alınan 152-167-391-392-393 parsellerin öncesinin eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarında orman sayılan alanda kaldığı anlaşıldığından bu parselleri orman sınırı içine alan orman kadastrosunun yürürlükte bulunan Anayasa ve Yasalara uygun olduğundan bu parseller hakkındaki davanın reddine ve 486 sayılı parselin ise Mayıs 1951 tarih 276 sayılı tapu kaydının revizyon görmesiyle kadastrosunun yapıldığı ve 6831 Sayılı Yasanın 1/G maddesi gereğince orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, orman kadastrosuna itiraz davalarına bakmakla görevli kadastro mahkemesinin kişinin davasını kabul etmesi halinde dava konusu yerin orman kadastro sınırı dışına çıkartılmasına, red etmesi halinde de o yerin orman sınırı içinde bırakılmasına şeklinde hüküm kurması gerektiği, tapu iptal ve tescil kararı verilemeyeceği, aslında davacıların tescil isteği de bulunmadığı, adlarına tapuda kayıtlı olan parsellerin orman sınırı dışına çıkartılmasını istedikleri ve orman kadastrosuna itiraz davasını inceleyen kadastro mahkemelerinin kesinleşen tapu kayıtlarını iptal etme görevi bulunmadığı, dava konusu parseli içine alan orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra Orman Yönetiminin genel mahkemelerde açacağı dava sonucu tapu kaydının iptalini isteyebileceği gözönünde bulundurulmadan … şekilde hüküm kurulması isabetsiz ise de bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını
gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; 05.11.2009 günlü kararın hüküm fıkrasının 2. bendinin tamamen çıkarılarak H.Y.U.Y.’nın 438/son maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 18.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.