YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3118
KARAR NO : 2010/3403
KARAR TARİHİ : 17.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz ve orman şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.12.2005 tarih 2005/13839-15453 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli …368 ve 381 parseller hakkında orman tahdidine itiraz ve orman şerhinin silinmesi davasının kabulüne karar verilmişse de, uzman bilirkişi raporunun hükme yeterli olmadığı, 1945 yılından önce kesinleşen tahdit bulunduğuna göre tahdit dışında kalan taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasaya göre değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle eski tarihli resmi belgelerin uygulanmasına dayalı keşif yapılması, taşınmazların tespitine esas alınan T. Evvel 1943 tarih 299 nolu tapu kaydı kapsamı orman değilse, miktarı ile geçerli kabul edileceği, orman ise kaydın yasal değerinin kalmadığı, kabule göre de 368 parselin (b) bölümünün özel orman olarak davacılar adına tesciline karar verildiği, bu konuda bir dava olmadan özel orman olarak tescile karar verilemeyeceği” açıklanmışır. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parsellerin orman sınırlamasının iptali ile tapuda yazılı 2/B şerhinin silinmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 10 yıllık sürede açılan orman tahdidine itiraz ve orman şerhinin silinmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 06.11.1995 tarihinde kesinleşen herhangi bir nedenle dışarıda kalmış ormanların kadastrosu ve 2/B uygulaması ile 1966 yılında kesinleşen arazi kadastrosu vardır.
Hükme esas alınan uzman bilirkişi raporlarında, “çekişmeli taşınmazların 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, 1994 yılında orman sınırı içine alındığı, eylemli halde ağaçlık niteliğindeyse de, taşınmaz üzerindeki orman varlığının … ormanlardan tohumlanma yoluyla geldiği ve çevresiyle birlikte 3 Hektarı geçmediği, ayrıca geçerli tapu kaydı bulunması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/G maddesi gereğince orman sayılmayan yerlerden olduğunun” bildirilmesi nedeniyle yazılı şekilde karar verilmişse de, mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; çekişmeli 368 sayılı parsel 44180 m2, 381 sayılı parsel 38560 m2, dava dışı komşu 367 parsel ise 21400 m2 yüzölçümünde olup, toplam 104140 m2 yüzölçümlü olan 367,368,381 numaralı parsellere, yüzölçümü 27575 m2 olan Ekim 1943 tarih 299 numaralı tapu kaydı uygulanmıştır.Tapu kaydının cinsi tarla, sınırları, yol, … …… oğlu ve …’tir.1994 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında, eylemli durumları nedeniyle, 381
sayılı parselin 13686 m2 bölümü “Harkarkası Devlet Ormanı”, 368 parselin 30035 m2 bölümü de “…Devlet Ormanı” adı verilerek orman sınırı içine alınmıştır.Dairenin bozma kararından sonra 19.03.2007 tarihinde yapılan keşiften sonra Orman Mühendisi …… ve arkadaşları tarafından düzenlenen 11.06.2007 tarihli raporda, orman sınırı içine alınan alanlarda halen 50-60 yaşlarında 7-8 metre boyunda 10-15 cm.çaplı meşe ağaçlarının bulunduğu bildirilmiş, keza rapora ekli güncel durumu yansıtan orto-foto haritasında da taşınmazın orman sınırı içine alınan yerlerinin fiilen orman ağaçları ile kaplı olduğu gösterilmiştir. Bilirkişiler aynı raporlarında 381 parselde 1957 tarihli Memleket Haritasında orman ağaçları göründüğünü, ancak 368 parseldeki ağaçların çalılık olduğunu bildirmiş iseler de, bilirkişilerin bu değerlendirmeleri kendi raporlarıyla da çelişkilidir. Çünkü, 368 parseldeki meşe ağaçlarının yaşı 40-50 olarak bildirilmiş, diğer taraftan 1957 tarihli haritada çalılık olduğu açıklanmıştır. Bilimsel ve teknik olarak, ormancılık bilimine göre, meşe tohumları ağır tohumlu ağaçlar grubundan olup,tohum kanatları olmaması nedeniyle rüzgar veya diğer nedenlerle taşınarak, çimlenerek yetişmesi mümkün değildir. Nitekim mahkemenin hükme dayanak yaptığı, 11.06.2007 günlü bilirkişi kurulunda … Orman Yüksek Mühendisi ……,…2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/144 (Dairenin 2008/5380-8060) sayılı dosyasına verdiği 02.02.2007 tarihli raporda aynen “meşe ağacı tohumu, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün görülmemektedir. Dolayısı ile davalı taşınmaz üzerindeki meşenin daha önceki yıllarda tahrip edilmiş olduğu, hava fotoğraflarının bu senelerde çekilmiş olduğu, fakat daha sonraki yıllarda toprak altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bugün üzerinde görülen meşe ormanının meydana geldiği bilimsel bir gerçektir.” şeklindeki bilimsel görüş esas alınarak,mahkemece hazinenin davasının kabulüne dair verilen 10.05.2007 gün 2004/144-274 sayılı kararı,Dairenin 13.12.2007 gün 2007/13313-16397 sayılı kararı ile onanmış ve kişilerin karar düzeltme talepleri dairenin 02.06.2008 gün 2008/5389-8060 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Şu hale göre taşınmazların orman kadastro sınırları içine alınan bölümlerindeki meşe ağaçları eskiden beri bulunmaktadır. Tesbite esas alınan tapu kaydı yüzölçümü 27570 m2 olup, revizyon gördüğü, dava dışı 367 parselin (21400 m2) ve yine 381 parselin orman sayılmayan kesiminin(24874 m2), 368 parselin orman sayılmayan kesiminin (14145 m2)toplamı tapu kaydı miktarından çok fazladır.381 numaralı parselin orman sınırı içine alınıp, dava konusu edilen 13686 m2 bölümü, güneydeki tamamı orman sınırı içine alınıp kesinleşen 379 numaralı orman parseline bitişiktir. Bu durumda önceki bozma kararında açıklandığı gibi 6831 sayılı yasanın 1/F ve 1/G maddelerinin somut olaya uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
O halde davacıların orman kadastrosuna itiraz davalarının reddine karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle davanın kabulüne ve kabule göre de taşınmazın tapu kaydında 2/B şerhi bulunmadığı, orman şerhi bulunduğu halde 2/B şerhinin silinmesine karar verilmesi ibabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 17/03/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.