YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3578
KARAR NO : 2010/7145
KARAR TARİHİ : 26.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 31.05.2007 gün ve 2007/6930-7175 sayılı bozma kararında özetle: “1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. maddesinin (a) ve (b) bendinde sayılan yerlerden “… sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı Orman bakanlığınca veya vaki müracaatlar üzerine anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç on yıl içinde orman kadastro komisyonlarınca yapılır. Bu düzeltme sonucu orman sınırları dışına çıkarılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder.” Hükmü gereğince, çekişmeli parselin tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığının saptanması, bu nedenle, Mart 1939 tarih ve 5 sıra numaralı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren ifrazları, cins ve miktar değişikliklerini gösteren tüm tedavülleri ve revizyon gördüğü tüm parsellerin dosyada bulunmayanlarının kadastro tesbit tutanakları, bu revizyon parsellerini dıştan çevreleyen komşu kadastro parsellerinin tesbit tutanakları ve varsa dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları, kadastro tesbitleri hükmen kesinleşenler yada dava konusu olup, hakkında mahkeme kararı bulunanların ilgili mahkeme kararlarıyla kararların dayanağı bilirkişi rapor ve krokileri getirtilerek dosyanın keşfe hazırlanması, önceki bilirkişiler dışında bir harita mühendisi veya bir … elemanı bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, Mart 1939 tarih ve 5 sıra numaralı tapu kaydının, yöreyi bilen yeterince yaşlı bilirkişiler vasıtasıyla yöntemince uygulanması, yerel bilirkişi sözlerinin komşu parsel dayanak kayıtları ile denetlenmesi, tapu kaydının devlet orman içinde kalan sınırları itibariyle değişebilir nitelikte sınır içerdiğinden, 3402 sayılı yasanın 20/C maddesi gereğince kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı gözetilip, sabit sınırlarından başlanarak yüzölçümüyle geçerli kapsamı tayin edilmesi, çekişmeli taşınmazın krokisinde (B) ile gösterilen bölümünün uygulanan tapu kaydının yüzölçümü ile geçerli kapsamında kaldığı saptandığı taktirde bu bölüme ilişkin davanın da reddine karar verilmesi,” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonunda, davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu …(…) köyünde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp, 20.12.1946 tarihli Resmi Gazetede ilan edildikten sonra kesinleşen orman tahditi kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 5 Numaralı Orman Kadastro Ekibi tarafından, 1975 yılında yapılan aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulaması 28.11.1975 tarihinde, itirazların incelenmesine ilişkin Komisyon kararları da 19.07.1976 tarihinde ilan edildikten sonra kesinleşmiştir. 1988 yılına yapılıp 08.07.1988 tarihinde ilan edilen ve dava tarihinden önce
kesinleşen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış yada herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayıl Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Genel arazi kadastrosu işlemi ise 1970 yılında yapılmış, sonuçları 20.08.1970 – 21.09.1970 tarihleri arasında ilan edilmiş, … Köyü 889 parsel sayılı 102050 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle Mart 1939 tarih ve 5 sıra numaralı tapu kaydı esas alınarak, öncesinde dava dışı 884, 885, 886, 887 ve 888 sayılı parseller ile öncesinin bir bütün iken ifraz edildiğinden söz edilip, … konukçu ve … Konukçu adına tesbit edilmiş, tesbiti itirazsız kesinleşerek bu şekilde tapuya kayıt edilmiş, … Asliye 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.10.1983 gün ve 1982/765-639 sayılı kararıyla 1522 ila 1529 sayılı parsellere bölünmüş, 38781 m2 yüzölçümündeki 1529 sayılı parsel imar uygulamasında bir çok imar parselinin yanı sıra 294 ada 11, 12 ve 4 sayılı parsellere de ifraz görerek, … Konukçu ve Gülsen Ünal adına tescil edilmiş, 20.10.1997 tarihinde tevhit ile 294 ada 14 parsel sayısı ve 2000 m2 yüzölçümünde arsa olarak … adına tescil edilmiştir.
Hazine 294 ada 14 sayılı parselin dava dilekçesine ekli krokide gösterilen, kesinleşmi orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bölümünün tapu kaydının iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Kesinleşmiş orman kadastro haritasının ve dayanılan tapu kaydının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi ve … bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin tamamının davalı tarafın tutunduğu kadastro tesbitine de esas alınan tapu kaydı kapsamında kaldığı, çekişmeli parselin müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 1821 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman tahditi dışında, (B) ile gösterilen 179 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, çekişmeli parselin tesbitine esas alınan tapu kaydı yerel bilirkişinin soyut sözleri ile uygulanarak çekişmeli parseli kapsadığı kabul edilmiş, revizyon parsellerini çevreleyen komşu parseller ile bu parsellerin dayanağı olan tapu kayıtları getirtilmemiş ve yerel bilirkişi sözleri bu kayıtlar ile denetlenmemiş, dayanılan tapu kaydının değişebilir nitelikte sınır içerip içermediği ve kayıt fazlasının nereden kaynaklandığı sınırdaki ormandan açılıp açılmadığı yöntemince araştırılıp incelenmemiş, bu konulardaki bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiştir.
Diğer taraftan; 1942 yılında … Köyünde yapılıp 1946 yılında ilan edilerek kesinleşen orman tahditinde dava konusu … köyü 294 ada 14 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümünün 1821 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman sınırları dışında bırakıldığı, (B) ile gösterilen 179 m2 yüzölçümündeki bölümünün Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, daha sonra aynı köyde 1975 yılında yapılıp 28.11.1975 tarihinde ilan edilen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla, (B) bölümünün 24.10.1975 tarihli tutanağın ikinci paragrafında söz edildiği üzere “Bu mevkide bulunan 3875, 3876, 3877, 3878, 3879, 3880, 3881, 3882, 3883, 3884, 3885, 3886, 3887, 3888, 3889, 3890, 3891, 4319, 4320, 4321, 4322, 4323, 4324, 4325, nolu eski O.S.noktaları arasındaki saha ekibimizce incelendi. Bu sahanın 15.10.1961 den önce bilim ve … bakımından orman niteliğini tamamen kayıp ettiği, … ve su rejimine zarar vermediği, orman bütünlüğünü bozmadığı, ve kültür arazisi olarak kullanılmasında bir sakınca bulunmadığı görüşüne varılarak, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. Maddesi ve tüzüğün 10. Maddesi uyarınca orman Sınırları dışarısına çıkarılmasına, oybirliği ile karar verilmiştir.” Şeklindeki açıklamayla … köyü P.III poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin iptali için Yönetimler tarafından her hangi bir dava açılmadığı, sonraki işlemlerde durumunun değişmediği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu taşınmazın ifraz edildiği kadastro parseline uygulanan tapu kaydı, mahkeme tarafından yöntemince uygulanmamış ve kapsamı belirlenmemişse de, bir an için sınırları itibariyle çekişmeli parseli kapsadığı kabul edilse dahi, bu kaydın 1947 yılında yapılıp
kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalmakla yasal değerini yitirdiği, Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişilerin, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyi niyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, 1947 yılında orman kadastrosu kesinleşmesi nedeniyle yasal değerini yitiren tapu kaydı dayanak gösterilerek ve taşınmazın bu bölümü orman sınırları içinde iken, 1971 yılında genel kadastro yoluyla tapuya tescil edilip, geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın korumasından faydalanamayacağı, 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerler, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği, çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde … “… sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğu, taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yerin orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemeyeceği ve o yerin mülkiyetinin tapu sahiplerine intikal etmeyeceği, 1744 Sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzüğün”ün 34. maddesinin “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler … fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle; 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için; taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve … bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olmaması, tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olması halinde, sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkını kazandırmayacağı, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılması, çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olması, dayanılan tapu kaydının, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulması ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsaması, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olması, 3116 Sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmamış olması, orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işleminin 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olması koşullarının birlikte aranacağı, somut olayda, çekişmeli taşınmazın öncesi orman sayılan yer iken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu nedenle tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığı kabul edilemeyeceği,
Kaldı ki; çekişmeli parselin ifraz edildiği kadastro parsellerinin tesbitine esas alınan 9190 m2 yüzölçümündeki D: Şosa Yolu, B: …, K: … … Veresesi tarlası, G: … Yolu okuyan 9190 m2 yüzölçümündeki tarlanın ½ payına ait, … … … Yeri iken … oğlu … Dalan adına oluşan Mart 1329 tarih 57 numaralı sicilden gelen Mart 1939 tarih 5 Sıra numaralı tapu kaydının, 4785 Sayılı Yasa hükümleri karşısında hukuki değerini yitirdiği, miktarından çok fazlaya çekişmeli 102500 m2 yüzölçümündeki parselle birlikte dava dışı 884, 885, 886, 887 ve 888 sayılı parsellere uygulandığı ve bu parsellerin kadastro tesbitlerinin kesinleştiği, dayanak tapu kaydının orman içinde kalan yada ormandan sonra gelen yada tarif edilen mevkii sınırları itibariyle, değişebilir nitelikte sınırlar içerdiği, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, yüzölçümünden çok fazla bölümü orman sınırları dışında kalan dava dışı parsellere uygulanmasına ilişkin kadastro tesbitleri itirazsız kesinleştiğinden, dayanılan tapu kaydının, … köyü 889 sayılı parselin, dava konusu edilen ve bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 179 m2 yüzölçümündeki bölümünü kapsamayacağı için, (B) ile gösterilen bu bölümün tapu sahibi adına çıktığı kabul edilemeyeceği,
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, 22.03.1996 gün 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı gereği makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki tapular ile yasa gereği halen görülmekte olan davalara uygulanması gereken 30.04.2010 gün 2004/1-1 sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı ile “1) 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen orman kadastro (tahdit) sınırları içinde bulunan ve 1996/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile kabul edilen konunun bu içtihadı birleştirmenin kapsamı dışında olduğuna, aynı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen, ancak tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına,
2) 27/01/2009 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. maddesi ile 6831 Sayılı Orman Yasasına eklenen ek 10. madde hükmünün maki tespit komisyonlarınca 5653 Sayılı Yasa uyarınca maki olarak tespit edilen yerlere de uygulanması gerektiğine ve bunun sonucu olarak bu yerlerin tespit tarihinden itibaren imar, ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılmasına olanak bulunmadığı kabul edildiğinden” zilyetliğe de değer verilmeyeceği,
Uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın … bilirkişi krokisinde (B) işaretli 179 m2 bölümünün 1946 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, bu bölüm için daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı,
6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine, 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. Maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 Sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. Maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği (M.Y.- Md. 1025.(933)”, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği,
Karar tarihinden sonra, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği, yasa hükmünün “orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğü hususları gözetilerek, Hazinenin, Orman Bilirkişi …ve Harita Mühendisi Bilirkişi … … tarafından düzenlenen 06.04.2009 tarihli krokide (B) ile gösterilen bölüme ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle … olduğu biçimde davanın tümden reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26/05/2010 günü oybirliği ile karar verildi.