YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3768
KARAR NO : 2010/6583
KARAR TARİHİ : 18.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … KÖYÜ, 2257 parsel sayılı 10900 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tamamının öncesinin orman kadastro sınırı içinde olduğunu, yörede 09.09.1991 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dava konusu parselin (A) ile işaretli 1066.50 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapusunun iptali ile ORMAN niteliğinde Hazine adına tesciline, parselin kalan bölümlerine yönelik davanın reddine, davanın açılmasına davalı sebep olmadığından ve dava konusu taşınmaz orman tahdit sınırları içine alındıktan sonra davalının tapusu oluştuğundan davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,aynı nedenle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21/11/2007 gün ve 2007/8933-14868 sayılı kararı ile (Kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunması halinde, kural olarak bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılmışsa, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılacağını öngördüğünden, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakılan taşınmazların orman olup olmadığını belirlemekte yetersiz olduğundan orman kadastro sınırları dışında kalıp da memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğraflarında orman olarak görünen taşınmaz bölümlerinin de orman niteliği ile Hazine adına tescil edilmesi gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile taşınmazın memleket haritasına göre konumunu gösteren eki incelendiğinde taşınmazın (A) ile işaretli kısmı dışında bir bölümünün daha yeşil renkli orman alanında kaldığı anlaşıldığından,mahkemece dava dosyasının, raporları hükme dayanak yapılan orman ve … bilirkişilerine verilerek memleket haritasında yeşil alanda görünen bu kısmın kesin olarak belirlenmesi, infaza elverişli biçimde bu yerin taşınmazın kalan kısmından ifraz edilmesi ve bu bölümün de (A) ile işaretli bölüm gibi orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi, ayrıca dava kısmen kabul edildiğine göre yargılama giderlerinin tamamının davacı Hazine üzerinde bırakılması ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmadığı) nedenleriyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak, davanın KISMEN KABULÜNE, 2257 sayılı parselin 04/07/2008 tarihli ek rapor ve krokide orman sınırı içinde kalan (A) ile gösterilen 1066,50 m2 yüzölçümündeki bölümünün ve orman sayılan yerlerden ve zilyetlikle
kazanılamayacak yer olan (B1) ile gösterilen 5298,53 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının İPTALİ ile ORMAN NİTELİĞİNDE HAZİNE ADINA TESCİLİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı HAZİNE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; parselin tamamının öncesinin orman olduğu, kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığı iddiası ile açılan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 4785 Sayılı hükümleri nazara alınmaksızın 3116 Sayılı Yasaya göre 1943 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.Daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre 09.09.1991 tarihinde ilan edilip kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, mahkemece uyulan bozma doğrultusunda işlem yapıldığına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın (A) ile gösterilen bölümü ile (B, D) ile gösterilen bölümlerinin 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı geri kalan bölümünün ise orman sınırı dışında bırakıldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – … 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – … M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 18/05/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.