Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/3841 E. 2010/6616 K. 18.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3841
KARAR NO : 2010/6616
KARAR TARİHİ : 18.05.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Mahallesi 383 ada 1 parsel sayılı 216 hektar 2128.40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğinde Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar, taşınmazın bir bölümünün kendilerine ait tarım alanı olduğunu ileri sürerek dava açmış, dava dosyaları birleştirilmiştir. Mahkemece, davacıların davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 23337.75 m2’lik bölümünün tarla niteliği ile davacı …, (B) harfi ile işaretli 17601.05 m2’lik bölümünün tarla niteliği ile davacı … adına; geriye kalan 212 hektar 188.960 m2’lik bölümünün tespit gibi orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükümlerine göre orman kadastrosu yapılmış, çekişmeli yerler orman sınırları içinde bırakılmıştır.
Mahkemece çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğu gerekçesi ile hüküm kurulmuşsa da, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Raporu hükme esas alınan tarım ve orman bilirkişi tarafından çekişmeli yerlerin yüksek eğimli, üzerinde orman ağaç ve ağaççıkları bulunan ve tarımda kullanılmayan yerler oldukları bildirildikten sonra sonuç bölümünde orman olmadıkları ve tarım alanı niteliği taşıdıkları açıklanmıştır. Bu hali ile raporların içeriği ile sonuçları birbiri ile çelişkilidir.
6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesinde “funda ve makilerle örtülü orman ve … muhafaza karakteri taşımayan yerlerin orman sayılmayacağı” hükmünün karşı kavramından funda ve makiliklerle örtülü orman ve … muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağı, 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Vasıf Tayinine Esas Olacak Tanımlar” başlıklı 23. maddenin (o) bendinde maki ve funda türü ağaçların isimlerinin sayıldığı, aynı maddenin (p) bendinde “orman ve orman … muhafaza
karakteri, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, … erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün, bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi yüzde on ikiden fazla olan yerlerdir.” şeklinde tanımlanmış ve yine aynı yönetmeliğin “Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler” başlığını taşıyan 26/j maddesi “orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağını” aynı maddenin 2. Fıkrasında “orman rejimine girmiş olan bu gibi yerlerin komisyonlarca herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı” konularında hükümler bulunmaktadır. 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesinde “funda veya makilerle örtülü orman ve … muhafaza karakteri taşımayan yerlerin orman sayılmayacağı hükme bağlanmış olmakla birlikte, maddenin karşı anlamından orman ve … muhafaza karakteri taşıyan çalılık, fundalıklarla örtülü yerlerin orman sayılacağı açıktır.
Kaldı ki; mahkemece dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar da taşınmazların 1960’lı yıllarda birkaç kez ekilip biçildiği, yalnızca otunu biçerek hayvan beslemek suretiyle zilyet olunduğu yolunda açıklama yaparak taşınmazların tarım alanı niteliği taşımadığını, davacıların bu yerlerde ekonomik amacına uygun olarak sürdürülen bir zilyetliğinin bulunmadığını doğrulamışlardır. Taşınmaz üzerinde kendiliğinden yetişen otların biçilerek hayvanlara yedirilmesi şeklindeki kullanım ekonomik amacına uygun zilyetlik olarak değerlendirilemez.
Kabule göre ise; ormanların mülkiyeti Hazine, kullanım hakkı Orman Yönetimine ait olduğundan Hazine’nin taraf olarak yer almadığı davanın görülerek, esas hakkında hüküm kurulması da doğru değildir. Değinilen yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi görüşle kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 18/05/2010 günü oybirliği ile karar verildi.