YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/392
KARAR NO : 2010/3775
KARAR TARİHİ : 24.03.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna ve aplikasyon işlemine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … Köyü,… mevkinde bulunan, 1981 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında tapulama harici bırakılan ve öncesi itibariyle orman olmayan taşınmazın, 2007 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırı içine alındığını belirterek orman sınırlamasının iptalini istemiştir. Mahkemece, taşınmazın mahkeme kararıyla orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre 6 aylık sürede açılan orman kadastrosuna ve aplikasyon işlemine itiraz niteliğindedir.
Yörede 1981 yılında yapılan arazi kadastro çalışması ile 1985 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışması, daha sonra 12.01.2007 tarihinde ilan edilen 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması ile daha önce orman sayılmayan ancak yargı kararı ile orman sayılan yerlerde Orman Kadastro Yönetmeliğinin 41. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki, … Kadastro Mahkemesinin 1984/221-1993/356 sayılı dosyasında Orman Yönetimi ile … ve arkadaşları arasında görülen hem kadastro tesbitine, hem de orman sınırlamasına itiraz niteliğindeki davanın yargılaması sonunda mahkemece dava dışı parsellerle, tapulama harici bırakılan (K) işaretli 71.150 m2 yüzölçümlü taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verildiği ve temyize konu davada, çekişmeli taşınmazın (K) işaretli yer içinde kaldığı ve 1985 yılında orman sınırları dışında ise de, daha sonra 2007 yılında yapılan orman kadastrosunda da mahkeme kararı nedeniyle orman sınırı içine alındığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda hüküm kurulmuşsa da, kesinleşen mahkeme kararına ait kroki usulünce uygulanmadan karar verilmiştir. Davacı, dava ettiği yer ile sözü edilen mahkeme kararında (K) işaretli yerin aynı yer olmadığını iddia etmektedir.
O halde; mahkemece, bir … elemanı ile uzman orman mühendisi aracılığıyla, dosyaya getirtilen Kadastro Mahkemesinin 1984/221 sayılı dosyasına ait kroki,eski tarihli memleket haritası, hem 1985, hem de 2007 yıllarında yapılan orman kadastro çalışmalarına ait harita ve tutanaklar birlikte uygulanmak suretiyle yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; taşınmazların hem orman kadastro haritasındaki hem de eski tarihli resmi belge niteliğindeki memleket haritasındaki konumu belirlenmeli, taşınmazın kesinleşen mahkeme krokisi kapsamında kaldığının veya dışında olmakla birlikte orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde davanın reddine karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 24/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.