YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4647
KARAR NO : 2010/8565
KARAR TARİHİ : 16.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu … 3169 sayılı parsel orman olmadığı halde, 1996 yılında kadastro müdürlüğünce hazırlanan ifraz beyannamesinde teknik hata sonucu orman parselinden ifraz edilmiş gibi gösterilerek idari yoldan tapu kaydı oluşturulup, beyanlar hanesine 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı konusunda şerh verilerek Hazine adına tescil edilmiş ise de, dava konusu taşınmazın dava dilekçesine ekli krokide gösterilen bölümlerinin davacılar … ve …’ın zilyetliklerinde bulunduğunu, tapu kaydının iptal edilerek adlarına tapuya tescili istemiyle ayrı ayrı açtığı davalar H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi uyarınca birleştirildikten sonra, orman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen krokili raporda dava konusu taşınmazın (B) ve (C) ile işaretlenen bölümlerinin eski tarihli memleket haritasında yeşil renkli ormanlık alan olarak gözüktükleri, (A) ile işaretlenen kesimin ise batı tarafının 2/B alanı, doğu, kuzey ve güney kesiminin ise Devlet Ormanı ile çevrili olduğu, orman bütünlüğü içinde bulunduğu, öncesinin orman olduğu, ormanların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesi ile davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. Maddesi gereğince tescil ve bunun sonucu olarak da tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1990 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi raporlarına göre, kural olarak, bir yerin orman olup olmadığının, kesinleşmiş orman kadastro harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenirse de, ancak, bu sınırlandırmada 4785 Sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaşılacağı; çünkü, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu yapılıp kesinleşen tahdit haritalarının, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kaldığı, bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerektiği, 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan ayrıcalıklar dışında bütün ormanların hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirildiği, devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitirdikleri, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce 1943 yılında yapıldığından, kesinleşen tahdit haritasının çekişmeli taşınmazın orman tahdit haritası dışında kalan bölümünün orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kaldığı, 03.09.2004 hakim havale tarihli bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazın (B) ve (C) ile işaretlenen kesimlerinin 1957 tarihli
memleket haritasında yeşil renkli ormanlık alanda gözüktüğü gibi, (C) ile işaretlenen bölümünün halen ve fiilen 40-45 yaşlarında çam ağaçları ile kaplı eylemli orman niteliğinde olduğu, (A) ile işaretlenen yerin ise batısında öncesi 1943 yılında yapılan orman kadastro sınırları içinde iken nitelik kaybı nedeniyle 1990 yılında Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan ve Hazine adına tescil edilen 144 ada 1 sayılı 2/B madde parseli, doğu, kuzey ve güneyinde ise Devlet Ormanı ile çevrili bulunduğundan orman bütünlüğü içinde, 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklığı olduğu, kaldı ki; 1972 yılında yapılan ilk arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin kadastro paftası üzerinde “Devlet Ormanı” belirtmesi yapılarak kadastro dışı bırakıldığı, ilk orman kadastrosunun 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce yapılmış oluşu ve 1972 yılında yapılan ilk genel arazi kadastrosu sırasında taşınmazın pafta üzerine “devlet ormanı” belirtmesi yazılarak kadastro dışı bırakılması nedeniyle 1943 yılı orman kadastro sınırları dışında kalsa dahi Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12.03.2008 gün 2008/20-214-241 ve 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararlarında da kabul edildiği gibi, davacılar herhangi bir tapu ya da vergi kaydına dayanmadıklarından çekişmeli taşınmazın Devlet Ormanı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, 3402 Sayılı Yasanın 18/2 ve Anayasanın 169. maddeleri gereğince ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi nereye kadar ulaşırsa ulaşsın hukuken değer taşımayacağı, kamu malı niteliğindeki ormanlarda özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, tapu ve zilyetlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkralarının, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edildiği ve kalan fıkralarının da 03.03.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, ormanın bitişiğinde memleket haritasına göre orman olan ve üzeri 40-45 yaşlarında çam ağaçları ile kaplı bulunan bu parselin Hazine tarafından orman olarak Orman İdaresine tahsis edilebileceği gibi 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman olması nedeniyle orman kadastro sınırları içine de alınabileceği gözetilerek gerçek kişilerin davasının reddine karar verildiğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 16/06/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.