Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/5168 E. 2010/8654 K. 17.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5168
KARAR NO : 2010/8654
KARAR TARİHİ : 17.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, 10.02.2009 tarihli dilekçesinde sınırlarını tarif ettiği, … Köyünde bulunan 5313,05 m2 yüzölçümündeki taşınmazın genel kadastroda tapulama dışı bırakıldığını, … … tarafından 1980 yılından daha önce başlayacak biçimde 2001 yılına kadar tarım alanı olarak zilyet edildiğini, 2001 yılında da kendisine satıldığını, kendisini de taşınmaza çit çekip ev yaptığı, eklemeli 30 yılı aşkın süredir zilyet ettiği, yararına eklemeli olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, bu taşınmazların Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adına tapuya tescilini istemiş, 12.05.2009 tarihli dilekçesiyle de dava ettiği taşınmazın idari yoldan 1455 parsel sayısı ile Hazine adına tapulandığı, Hazine adına oluşan tapu kaydının iptali ve adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, genel kadastroda tapulama harici bırakılan ve tapusuz iken ihdasen Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazın, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkindir.
Kadastro Müdürlüğüce çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işleminin 13.02.1955 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın bu işlemde … … ve fundalık olarak tapulama dışı bırakıldığı, ve Milli Emlak Müdürlüğünün 27.11.2008 gün ve 3402 Sayılı yazısına istinaden ihdasen 1455 parsel olarak Hazine adına tescil edildiği bildirilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
İncelene dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğrafının uygulanmasına dayalı araştırma, incele ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınmazın %14-16 eğimli, öncesi itibariyle makilik yer iken zeytin ağaçları dikildiği belirlenip, yörede 1955 yılında yapılan genel arazi kadastrosu fundalık niteliğiyle tespit harici bırakıldığı, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 Sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakıldığı,bir diğer anlatımla; arazi kadastrosu ekiplerinin ormanların kadastrosunu yapmadığı, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtların, o birliğin çalışma alanının
tapu kütüğüne aktarıldığı, (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılmasının Orman İdaresinden istendiği, idarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekiplerinin bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürüttükleri, bu uygulamanın, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürüldüğü, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapıldığı, her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenle; somut olayın 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunlu olduğu, 1955 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan arazi bölümlerinin tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın bitişiğindeki ya da yakınındaki arazi bölümünün ise tarım arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildiği, bu yerde bu güne kadar orman kadastrosu yapılmadığı, arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri göz önünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazın yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulünün zorunlu olduğu, her ne kadar bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın eğimin %14-16 arasında değiştiğini öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar- ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacı tarafından 30 – 40 yıldır kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceği, mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekeceği, davacı tarafın, taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamadığı, 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık topluluklarının yerleriyle birlikte orman sayıldığı” zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmeyeceği, toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün olmadığı, Yine, H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerin de, yukarıda … gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağı, bu nedenle sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, diğer taraftan, yüksek eğimli funda ve makilerle kaplı alanların orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi kapsamı dışında aynı yasanın 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince orman sayılan yerlerden olduğu, Orman Yasasının 1. Maddesinin 2. fıkrasının İ bendinin “Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel yasası gereğince Devlet Ormanından tefrik edilmiş ve imar ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 tarih ve 6777 Sayılı Kanunda tasrih edilen yabani ve aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar”ın orman sayılmayacağı, kabul edilmişse de, çekişmeli taşınmaza ait her hangi bir tapu kaydına dayanılmadığı gibi, 3573 Sayılı Yasa gereği tahsis de bulunmadığı,.
Bilimsel ve teknik olarak ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/P maddesi gereğince eğimi % 12’yi geçen yerler orman ve … muhafaza karakteri taşıdığından aynı yönetmeliğin 26/j bendi gereğince orman olarak sınırlandırılacağı, davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceği, Taşınmazın çevresi üç yönden orman olduğu, her ne kadar orman vasfında olduğu halde Hazine adına zeytinlik olarak tescil edilmişse de, orman olarak kullanılmak üzere orman yönetimine tahsis edilebileceği, orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılabileceği gibi, orman olarak tescili için Orman yönetimi tarafından her zaman dava açılabileceği, gözetilerek davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle
usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 17/06/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.