Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/5273 E. 2010/8710 K. 17.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5273
KARAR NO : 2010/8710
KARAR TARİHİ : 17.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki arazi kadastro paftalarının düzeltilmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15.06.2006 ün ve 2006/5521-8360 sayılı kararında özetle; “Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, bağlantı kurularak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup, bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulmasının zorunlu olduğu (02.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmelik md. 44. ve 25523 sayılı resmi gazetede yayınlanarak 15.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin 43 ve devamı maddelerine göre, aplikasyon işleminin … bir orman kadastrosu olmadığı, aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları değiştirilemeyeceği, Bilirkişi raporlarında; orman kadastro haritasının tarayıcıdan bilgisayara aktarıldığı ve arazi kadastro paftası ile bu şekilde çakıştırıldığının anlatıldığı, bilirkişilerin aplikasyon yönteminin Orman Kadastro Yönetmeliğinin 54. maddesine göre düzenlenen teknik izah name hükümlerine uygun olmadığı, bir an için bilirkişilerin orman kadastro haritasını uygulama yönteminin doğru olduğu kabul edilecek olursa; sınırlaması itirazsız kesinleşmiş devlet ormanlarının sınırları, arazi kadastrosu ve kullanım kadastrosu gibi işlemler nedeniyle de değiştirilemeyeceği, orman sınır noktalarının yeri arazi kadastro paftasında yanlış işaretlenmişse, yanlış işaretlenen yerlerine değer verilemeyeceği, böyle bir durumda, arazi kadastro paftasının kesinleşen orman kadastro sınırlarına göre düzeltilmesi, orman kadastro sınırları içinde kalan bir yer için açılacak tapu iptal tescil davası ile her zaman mümkün olduğu, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi ve … elemanı bilirkişi krokilerine göre 439 sayılı parselin orman kadastrosunda belirlenen yeri ile arazi kadastro paftasına geçirilen yerinin farklıdır olduğu, P.5 sayılı orman içi tarım poligonu olarak orman sınırları dışında bırakılan yer için arazi kadastrosunda 439 parsel sayısı ile tutanak düzenlendiği, ancak orman kadastro haritasının yanlış uygulanması nedeniyle 439 sayılı parselin tesbit krokisinin orman kadastrosunda belirlenen P.5 sayılı orman içi tarım parseline göre biraz daha güneye kaydırıldığı, bu şekilde P.5 numaralı tarım poligonunun kuzey, doğu ve batı kenarlarında bir kısım alan için genel arazi kadastrosunda kadastro tesbit tutanağı düzenlenmediği, bu bölümler aslında orman kadastro sınırları dışında bırakıldığı halde, kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeyken Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılma işlemi kesinleşen P.XXVII sayılı 2/B poligonunda yapılan kullanım kadastrosu sırasında bu alanlar için Hazine adına tesbit tutanağı düzenlendiği, P.5 sayılı orman içi tarım poligonun güney sınırı boyunca bir bölümün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı halde, 439
sayılı parsele dahil edildiğinin anlaşıldığı, Kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan ve 7840 numaralı orman sınır noktasına temas eden bir bölümünün, Kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla P.XXVII ve P.VI sayılı poligon olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bölümlerinin tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili iddiasıyla her zaman dava açılabileceği, buna karşılık Davacı gerçek kişinin de orman sınırları dışında olduğu halde, 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlarda yapılan kullanım kadastrosunda, 2/B madde gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer zannıyla Hazine adına tesbitleri yapılan parsellere ilişkin tapu iptal tescil dava açma hakkı bulunduğu, eldeki davanın konusu da bu olduğu, bu nedenlerle, mahkemece öncelikle 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna, 1980 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalar ile 1986 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tüm tutanak ve haritalar, bu çalışmalar sırasında kullanılan … fotoğrafları getirtilerek, üç orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 1945 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen ilk orman tahdit haritası, tutanakları ve paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, zeminde bulunacak baş noktadan hareketle tutanaklarda … açı ve mesafeler okunup ölçülerek çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki 7840 ila 7846 numaralı orman sınır noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hatları belirlenmesi, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunamaması halinde nedeni üzerinde durulması, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanması, zeminde bulunmayan bu noktaların yerleri zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattının birer birer arazide bulunup röperlenmesi, 1945 yılı tahdit haritası zemine uygulandıktan sonra 1980 ve 1986 yılında ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde çalışmalarında oluşturulan haritaların da aynı yöntemle yerine uygulanması, var ise haritalar arasındaki farklılığın nereden kaynaklandığı işlemlerinde kullanılan … fotoğraflarından da yararlanılmak suretiyle Kadastro Yönetmeliğinin 54. maddesi gereğince düzenlenen teknik izah name hükümlerine göre belirlenmesi. Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın 1945 yılındaki 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış orman tahdit haritası, 1980 yılında düzenlenen aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin harita ve 1986 yılında ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin haritaya göre konumunu gösteren her üç harita ile irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, haritalar ile genel arazi kadastro paftasının ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmek suretiyle en az yukarıda sayılan noktalarını içerecek ölçekli kroki düzenlettirilmesi, aplikasyon ile orman sınırlarının daraltılamayacağı gözetilip, kesinleşmiş orman kadastro sınırları dışında olduğu halde, kullanım kadastrosuna konu edilen bölümler için davacının hak sahibi olup olmadığı da değerlendirilerek bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonunda, Davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli … köyü 1466, 1468, 1469, 1470, 1476 sayılı parselelrin tapu kayıtlarının ipaline, 26.05.2009 tarihli müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde 1466 parselin A ile gösterilen 7455, 31 m2, 1468 sayılı parselin (A) ile gösterilen 1175,60 m2, 1469 sayılı parselin (A) işaretli 1136,64 m2, 1470 sayılı parselin (A) işaretli 3160,34 m2, 1476 sayılı parselin (A) işaretli 235,34 m2 bölümlerinin ifrazı ile tapu kayıtlarının iptaline ve ayrı parsel numarasıyla 28575/704000 payının davacı … adına 645425/704000 payının ise davalı Hazine adına tapuya tesciline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastro paftalarının düzeltilmesine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1980 yılında yapılıp 02.04.1981 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1985 yılında yapılıp, 23.05.1986 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2896 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
1) … Bilirkişi Harita Mühendisi Bilirkişi … … ve Orman Bilirkişisi…, … … tarafından düzenlenen 26.05.2009 tarihli rapor ve eki olan krokiye göre 1945 yılında kesinleşen orman tahdit tutanakları ve haritasıyla, davacılara ait kadastrosu 1981 yılında kesinleşen 439 numaralı parselin sınırlarının çakıştırılması sonucu;
a) 1466/A işaretli 7554,31 m2 bölümün 439 nolu parselin çap sınırı dışında olduğu, keza 1945 orman sınırı dışında olduğu ancak 1981 yılında yapılan kullanım kadastrosunda 1466 numaralı parsel içinde kaldığı anlaşıldığına göre bu bölümün 439 nolu parsele ilavesi mümkün değildir. Bu yönden davanın reddi gerekir.
b) Aynı bilirkişi kurulu rapor ve krokisinde 1468/A işaretli 1175,60 m2 bölümünün 1945 yılı orman tahdit sınırı içinde, keza 1981 yılında yapılan kullanım kadastrosu sınırları içinde ancak, 439 nolu parselin çap sınırları dışında olduğu belirlenmiştir. Hak düşürücü sürelerde geçmiş olduğuna göre, bu bölümün 439 sayılı parsele ilave edilecek biçimde, kullanım kadastrosu ile oluşan tapu kaydının iptali mümkün değildir.
c) 1469/A işaretli 1136,65 m2 bölümün hukuki durumu 1468/A bölümü ile aynıdır. Hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan bu bölümün Hazine adına oluşan tapu kaydının iptali mümkün değildir.
d) Yine 1470/A işaretli 3160,63 m2 bölümün hukuki durumu da yine 1468/A ve 1469/A ile aynıdır. Hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan bu blümde kullanım kadastrosu ile oluşan taup kaydının iptali mümkün değildir.
e) 1476/A işaretli 235,36 m2 bölümün hukuki durumu 1466/A bölümü ile aynı olup, taşınmaz 439 parsel çap krokisi sınırları dışında , orman kadastrosu sınırları dışında, ancak 1981 yılı kullanım kadastrosu sınırları içinde olup hak düşürücü süreler geçmiştir.
f) 439 nolu parselin güneybatısında bulunan 1948 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olduğu halde, yasaya aykırı olarak ikinci kadastro ile 439 parsel tutanağı düzenlenmiş ve tapuya yolsuz olarak tescil edilmiştir. Ne var ki, bu bölüme ilişkin Hazinenin bir davası yoktur.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, … olduğu biçimde kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre, çekişmeli 1466, 1468, 1469, 1470 ve 1476 sayılı parsellerin tapu kaydının tamamının iptaline karar verildikten sonra, bu parsellerin bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümlerinin 28575/704000 payının davacı …, geri kalan 645425/704000 payının ise Hazine adına tesciline karar verilmiş, bu parsellerin (A) bölümleri çıkarıldıktan sonra kalan bölümleri için tescil kararı verilmemesi doğru değildir.
2) Davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarına gelince; getirtilen tapu kayıtlarına göre çekişmeli 439 sayılı parselin 18/704 payı davacıya ait olup, davacı ayrıca 6/16 paya ve 66/704 paya da diğer elbirliği ortakları ile birlikte maliktir. Paylı mülkiyette pay sahibi olarak davacı tarafından tek başına dava açılabilirse de, el birliği ortaklığında ortaklardan her birinin payı belli olmadığı ve taşınmazın tamamına el birliği ile tasarrufu yetkisine sahip olduklarından, elbirliği ortaklarından birisi veya bir kaçı tek başlarına dava açma yetkisine sahip değildir. Elbirliği yoluyla ortak olanların hepsinin birlikte dava açmaları gerekmektedir. Açıklanan hususlar gözetilerek davacı tarafa, el birliği ortağı olarak sahip olduğu 6/16 ve 66/704 pay yönünden açacağı davada, el birliği ortaklığını paylı mülkiyete çevirmesi yada diğer el birliği ortaklarının
davacı sıfatıyla davaya katılmasını sağlaması için olanak tanınması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan davaya devamla hüküm kurulması isabetsiz olup, bozma nedeniyse de, birinci bendde sözü edilen nedenler dikkate alındığında, taraf teşkiline ilişkin bu eksiklik sonuca etkili değildir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile Hükmün BOZULMASINA,
2) Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, aşağıda … temyiz harcının temyiz eden davacı gerçek kişi üzerinde bırakılmasına 17.06.2010 günü oybirliği ile karar verildi