YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5334
KARAR NO : 2010/8443
KARAR TARİHİ : 16.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının beyanlar hanesinde … orman şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, … Köyü 1081 sayılı parselin ifrazından oluşan 1470 sayılı parselin tapu kaydında orman şerhi bulunduğunu, Orman İdaresi veya Hazine tarafından açılmış herhangi bir dava bulunmadığını ve 5841 Sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinde de yapılan değişiklikten sonra dava açma hakkının da kalmadığını, bu nedenle tapu kaydındaki şerhin silinmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, taşınmazın eski maliki … tarafından daha önce açılan şerhin silinmesi davasının … Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/06/2002 gün …sayılı kararıyla “taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı ve halen eylemli orman niteliğinde olduğu belirlenerek davanın reddedildiği ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının beyanlar hanesinde … orman şerhinin silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 20/10/1943 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya göre makiye ayırma işlemi, daha sonra 04/07/1988 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, çekişmeli taşınmazın öncesinin 1956 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 1944 yılındaki orman kadastrosunun kesinleşmesi sonucu, Mayıs 1946 tarih 19 numarada Hazine adına tescil edilen orman tapusu revizyon gösterilerek orman niteliğinde kadastro tespit tutanağı düzenlenen ve gerçek kişilerin açtıkları dava sonucu 1951 yılında yapılan makiye ayırma işlemine değer verilmeyerek Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1957 yılında verdiği karar ile Hazine adına hükmen tapuya tescil edilen 1081 sayılı orman parselinin bir bölümü olduğu, 1988 yılında yapılan işleme karşı davacı tarafından 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde gösterilen 6 aylık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açılmadığından, dava konusu parseli, orman içinde bırakan tahdit ve aplikasyon işleminin kesinleştiği, taşınmazın önceki maliki tarafından açılan şerhin silinmesi davasının da, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kalması ve halen eylemli orman olması nedeniyle, …. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.06.2002 gün 774 – 374 sayılı
kararıyla reddedildiği ve 20. Hukuk Dairesinin 29.01.2004 gün 9254-277 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, kesinleşen dosyada uzman orman ve … bilirkişiler tarafından,orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 1988 yılında yapılan çalışmada da bu durumun değişmediği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, tapu kaydının, orman tahdidi içinde iken toprak tevzi yoluyla yolsuz olarak oluşturulduğu, malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın – 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, dava konusu parselin tapu kaydı, tespit tutanağı düzenlenerek kadastro yoluyla oluşturulmadığından, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, taşınmaz eylemli orman olduğundan, davalının taşınmazın durumunu görmeden satın almasının yaşam kurallarına ve hayatın olağan akışına uygun olmayacağından davalının iyi niyetli de sayılamayacağı, davalının koşulları varsa, bu yeri kendisine satan kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceğine göre, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 16/06/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.