Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/571 E. 2010/3772 K. 24.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/571
KARAR NO : 2010/3772
KARAR TARİHİ : 24.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI – DAVALI : ORMAN YÖNETİMİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve orman şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı-davalı … Yönetimi vekili, …Köyü 576 sayılı parselin 1944 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını ve 2004 yılında yapılan 2/B çalışmasında da bu durumun değişmediğini bildirerek davalı adına kayıtlı tapunun iptalini istemiştir. Davalı-karşı davacı … ise, taşınmazı 1992 yılında satın aldığını, aldığı tarihte tapuda herhangi bir şerh olmadığını, ancak 2005 yılında orman şerhi konulduğunu bildirerek şerhin silinmesini, aksi takdirde 7500.- TL. tazminata hükmedilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile 576 sayılı parselin tapusunun iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, tazminat davası yönünden Orman Yönetiminin husumet ehliyeti bulunmaması Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hazineye karşı dava açılması gerektiği gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan tapunun iptali ile buna karşı açılan orman şerhinin silinmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1944 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 14.04.2004 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 13.02.1973 tarihinde kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 2004 yılında yapılan çalışmada da bu durumun değişmediği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. – 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, taşınmaz eylemli orman olduğundan, davalının taşınmazın durumunu görmeden satın almasının yaşam kurallarına ve hayatın olağan akışına da uygun olmayacağından davalının iyi niyetli de sayılamayacağı, koşulları varsa davalı bu yeri kendisine satan kişiden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre satış bedelini geri alabileceği, idarenin tapu kaydı üzerine taşınmazın orman olduğu yönünde şerh koydurmamış olmasının bu gerçeği değiştirmeyeceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına, davalı ve karşı tazminat davacısı … Erginin usulüne uygun husumet yönelterek açacağı tazminat davasında bu isteğinin ayrıca tartışılıp değerlendirileceğine göre, davalı-karşı davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 24/03/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.