YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5798
KARAR NO : 2010/9312
KARAR TARİHİ : 30.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki zilyetlik şerhinin iptali ve zilyet olduğu şerhinin yazılması davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı gerçek kişiler vekili ve dahili davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Ek kadastro sırasında … Köyü 111 ada 2 parsel sayılı 1.569,58 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1943 yılında yapılıp kesinleşen ve Hazine adına tescil edilen orman kadastrosu sınırları içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkarıldığı ve 27.12.1996 tarih 501 sayfada 455 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün genelgesi uyarınca fiili kullanım durumuna göre tespit yapılması istenildiğinden söz edilerek beyanlar hanesine, “taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılmıştır, bu parsel …’nın tasarrufundadır” açıklaması yazılarak Hazine adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmekle tescil edilmiştir. Davacı … vekili, çekişmeli taşınmazın zilyedinin müvekkili olduğu halde beyanlar hanesinde …’nın zilyet olduğunun yazıldığı, davalı adına olan zilyetlik şerhinin silinmesi ve beyanlar hanesine müvekkilinin zilyet olduğu şerhinin yazılması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, 2924 Sayılı Yasanın 4127 Sayılı Yasa ile değişik hükümlerinin belediye sınırları içinde kalan taşınmazlarda uygulanmayacağı, Anayasa Mahkemesinin 04.10.2002 gün 2001/382-21 ve 30.03.1993 gün 1992/48-1993/14 sayılı iptal kararları karşısında davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı ve davalı tarafından temyizi üzerine 8. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11.12.2007 gün 2007/6580-7185 sayılı bozma kararında özetle “2924 sayılı Yasanın 11. maddesinin 4127 Sayılı Yasa ile değişik hükmü uyarınca tutanağın beyanlar hanesinde tasarruf edenlerin isminin gösterilebilmesi için bu kişilerin orman köyü nüfusuna kayıtlı olması, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten geriye yönelik en az 5 yıl süre ile o yerde ikamet etmesinin gerekli olduğu, davacının hukuki yarar sağlaması muhtemel olan zilyetlik olgusunu ispatlaması gerekeceğinden, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde gösterdikleri delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak Hazine’ye yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı kişilere yönelik davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin silinerek “bu parselin … oğlu 1949 doğumlu …’ın zilyet olduğunun tespitine” bu şekilde beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, hüküm dahili davalı kişiler vekili ve dahili davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; tapu kaydının beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin iptali ve zilyet olduğu şerhinin yazılmasına ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942-1943 yılları arasında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 26.12.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1996 yılında yapılıp kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz eden dahili davalı gerçek kişilere yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 30/06/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.