YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5853
KARAR NO : 2010/8945
KARAR TARİHİ : 23.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 09/11/2000 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Köyünde bulunan yaklaşık 65 dönüm taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunun iddia ederek medeni yasanın 713. maddesi hükmüne göre davacı adına tescilini istemişlerdir. Mahkemece, 60.106 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 20/07/1983 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 23/09/1969 tarihinde kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz bu çalışmada orman niteliğiyle tesbit harici bırakılmıştır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. madde hükümlerinin davacılar yararına gerçekleştiği, öncesi itibarıyla özel otlak, 40 – 50 yıldır da fındıklık olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; temyize konu dosyada daha önce iki kez davanın kabulü yönünde karar verilmişse de, Orman Yönetimi ve Hazinenin temyizi üzerine hükmün 8. Hukuk Dairesi tarafından iki kez bozulduğu,28.02.2003 tarihli ilk bozma kararında (813-1122 sayılı) taşınmazın hangi nedenle tespit harici bırakıldığı, komşu parsel kayıtlarının uygulanması ve zilyedlik koşullarının oluşup oluşmadığı konularındaki araştırma eksikliğinin vurgulandığı, 27.10.2004 tarihli (6658-7274 sayılı) ikinci bozma kararında ise kesinleşen orman sınırları dışında kalan ve orman sayılmayan yer olduğu kabul edilerek, yine zilyedlik koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında, taşınmazın “horuluk” olarak, hayvan otlatmada kullanılan yer olduğu vurgulanarak, kamunun ortak kullanımında olup olmadığının, ne zamandan beri fındıklık olarak kullanıldığının araştırılması gereğine değinildiği anlaşılmaktadır.
Bir yerin özel mülk olarak kişiler adına tesciline karar verilebilmesi için yalnızca kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması yeterli olmayıp, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları
kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan … getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten , davanın açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazların, Kadastro Yasasının 14. maddesinde … diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli … fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli … fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen Orijinal renkli memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen steoroskopik çift … fotoğraflarının steoroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
O halde; mahkemece yeniden yapılacak keşifte, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile en eski tarihli memleket haritası ve … fotoğrafları ve dava tarihinden 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş steoroskopik … fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp , … fotoğrafları ve dayanağı haritalar steoroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, orman ya da 6831 sayılı yasanın 17/2. maddesinde ifade edilen orman içi açıklık olup olmadığı belirlenmeli,orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, orman kadastrosunun kesinleştiği ve orman sınırları dışında bırakıldığı tarihe kadar bu niteliğini koruyacağından bu sırada sürdürülen zilyedliğe değer verilemeyeceği düşünülmeli(HGK’ nun 12.05.2004 gün … Karar sayılı kararı), orman kadastrosunun kesinleştiği 1983 yılı ile davanın açıldığı 2000 yılı arasında 20 yıl geçmediğinden dava reddedilmeli, aksi halde şimdi olduğu gibi davanın kabulüne karar verilmelidir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 23/06/2010 günü oybirliği ile karar verildi.