Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/5906 E. 2010/8714 K. 18.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5906
KARAR NO : 2010/8714
KARAR TARİHİ : 18.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 21/12/2009 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı-davalı … VE ARKADAŞLARI vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 15/06/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden … … geldi,davacı HAZİNE vekili Avukat … , karşı taraftan davalı … YÖNETİMİ vekili Avukat … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı Hazine,… İlçesi 198 ada, 1042 parsel sayılı taşınmazın 7.533 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğunu ileri sürerek davalılar adına olan tapusunun iptali ile bu kısmın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiyle …. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/114 esas sayılı dosyasında dava açmıştır.Hazine mahkemeye verdiği 30.06.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu yerin yüz ölçümünü 10.623,18 m2 olarak ıslah ettiğini bildirmiştir.
Davacı … VE ARKADAŞLARI adlarına tapuda kayıtlı bulunan 198 ada, 1042 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde 1949 yılında 3116 sayılı yasaya göre orman kadastrosunun yapılarak kesinleştiğini, ancak; 1976 yılında yapılan ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması sırasında hatalı aplikasyon yapıldığını, bu nedenle ilk orman sınırlamasındaki açı ve mesafelerin değiştiğini oysa kesinleşen orman kadastro sınırlarının değiştirilemeyeceğini ileri sürerek, aplikasyon haritasındaki orman sınır hattının ilk orman kadastrosuna uyulmadan yapılmış olması nedeni ile iptaline, orman olmayan yerde orman sınırı dışına çıkarma işlemi yapılamayacağından,orman sınırı dışına çıkarma işleminin de iptaline, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. Madde uygulamasında tapu sahibi olmalarından dolayı kazanılmış hakları dikkate alınarak hazine adına orman dışına çıkarma işleminin iptaline karar verilmesini istemiyle … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/285 esas sayılı dosyasında dava açmışlardır
Davalar arasındaki bağlantı nedeniyle birleştirilmiştir.
Mahkemece Hazinenin davasının KABULÜNE, Balçova İlçesi, 198 ada, 1042 parsel sayılı taşınmazın 26.06.2008 tarihli rapor ekindeki krokide (B) ile gösterilen 10.173,93 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapusunun iptali ile davacı hazine adına tesciline, (A) ile gösterilen 12.260,04 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacılar üzerinde bırakılmasına, Davacı … VE ARKADAŞLARI’nın davasının REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1949 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında yapılarak 27/07/1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması çalışması ve 1987 yılında yapılarak kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması çalışması vardır.
Davaya konu 198 ada, 1042 parsel sayılı taşınmaz öncesinde yörede 1941 yılında yapılan arazi kadastrosunda, 198 ada 19 parsel numarası ile 27646m2 yüzölçümünde gerçek kişi adına tespit ve tescil edilmiş,daha sonra orman yönetimi tarafından, 1949 yılında 3116 sayılı yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna dayanılarak tapu maliki aleyhine İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescili davasının yargılaması sırasında yapılan keşifte dinlenen 23/12/1998 tarihli uzman bilirkişi raporunda 198 ada 19 parsel sayılı taşınmazın krokide (C) ile gösterilen bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırı içinde, (B) ile gösterilen bölümünün kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması orman sınırı dışına çıkarılan alanda ve (A) ile gösterilen bölümünün de baştan itibaren orman kadastro sınırı dışında bırakılan yerlerden olduğunun saptandığı, mahkemece, 1997/69 – 1998/804 sayılı karar ile 198 ada 19 parsel sayılı taşınmazın (C) ile gösterilen bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline, geri kalan bölümlerin de tapu maliki üzerinde bırakılmasına karar verildiği ve 30/12/1998 tarihinde kesinleşen bu karar gereğince, 198 ada 19 parsel sayılı taşınmaz ikiye ifraz edilerek, orman olan bölümün 198 ada 1043 parsel olarak tapuya tescil edildiği, geri kalan bölümün ise,198 ada 1042 parsel olarak tapu maliki kişiler adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve dayanılan hukuki sebep olan orman kadastro sınırını belirlenmesi bakımından ,temyize konu dosya için de tarafları ve yasal halefleri yönünden kesin hüküm niteliğindeki İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/69 – 1998/804 sayılı kararına esas alınan 23/12/1998 tarihli uzman bilirkişi raporuna ekli krokide, çekişmeli taşınmazın öncesi olan 198 ada 19 parsel sayılı taşınmazın, krokide B ile gösterilen bölümünün kesinleşen 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığının saptandığı, bu bölümün temyize konu davada uzmanlığına başvurulan uzman bilirkişinin 26.06.2008 tarihli rapor ekindeki krokisindedavaya konu 198 ada, 1042 parsel sayılı taşınmazın (B) ile gösterilen 10.173,93 m2 yüzölçümündeki bölümü olduğunun saptandığı, davacı Hazine; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı bir yana, davalının taşınmazın niteliğini görmeden satın almasının hayatın olağan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından, tapuya güven ve iyi niyet kurallarından faydalanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışsa, ödediği bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik
bulunmadığına göre, davacının ve davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750 00.-TL vekalet ücretinin davacı-davalı … VE ARKADAŞLARI’ndan alınarak, ORMAN YÖNETİMİ ve HAZİNE’ye verilmesine, aşağıda … onama harcının temyiz gerçek kişilere yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 18/6/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.