YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5944
KARAR NO : 2010/10525
KARAR TARİHİ : 14.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan taşınmazın, tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiş, mahkemece, davanın kabulü ile bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilmiş bulunan 8864 m2’lik taşınmazın davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline karar verilmiş, bu kararın davalı Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20/10/2005 tarih, 2005/5693 Esas – 7036 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında; “çekişmeli yer ve çevresinin yörede 1964 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında taşlık olarak tapulama dışı bırakıldığı, yerel bilirkişi ve tanık anlatımları ile taşınmazın davacı tarafından taş ve otları temizlenmek suretiyle tarım alanı haline getirilip dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süreyle zilyet olunduğu belirlenmiş ise de evvelce yörede 4753 Sayılı Yasa ile Mera Kanunu hükümlerine göre çalışma yapıldığı anlaşıldığı halde bunlara ait harita ve belgelerin getirtilerek uygulanmadığı, davacı adına tespit edilen komşu 2 sayılı parsel ile aynı yerde bulunan 1 ila 97 ve 255 sayılı parsellerin itirazlı olup davaların derdest olduğu halde dava dosyaları getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde yararlanılmadığı, bu nedenle yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı “ açıklanmıştır. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, … Köyü … Mevkiinde bulunan D: taşlık, B: …, K: … …, G: yol ile çevrili ve bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 9067.08 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tarla niteliği ile dava sırasında ölen davacı mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, bu karar davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden 1964 yılında genel arazi kadastrosu yapılmış, çekişmeli yer taşlık olarak tapulama dışı bırakılmış, kadastronun kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre geçmiştir.
Pazarcık Orman İşletme Müdürlüğü tarafından dosya arasına gönderilen belgelerden çekişmeli taşınmazın yer aldığı … Köyünde 11/10/2004 tarihinde 169 nolu orman kadastro komisyonunca 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosuna başlandığı, bu çalışmanın 12/11/2005 tarihinde sonuçlandırılarak sonuçlarının 14/03/2006 tarihinde ilan edildiği anlaşılmaktadır. Dava, 13/ 12/ 2002 tarihinde açılmıştır. Yargılama sırasında yapılıp, ilan edilen orman kadastrosu davanın tarafları ve dava konusu taşınmaz yönünden kesinleşmez. Eldeki tescil davası aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüşmüştür.
Kadastro Mahkemesince bakılacak dava türleri 3402 Sayılı Yasanın 26. maddesinde gösterilmektedir ve 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre bu davalar dışında, altı aylık askı süresi içinde açılan orman sınırlaması ve 2/B madde uygulamasına itiraz davaları da kadastro mahkemesinde görülüp sonuçlandırılır.
Bu nedenlerle; tescil davasında asliye hukuk mahkemesinin, orman kadastrosuna itiraz davasında ise kadastro mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmelidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında, temyiz aşaması da dahil olmak üzere tarafların her birince ileri sürülebileceği gibi resen de gözetilebilir.
Mahkemece anılan yönler göz önüne alınarak; orman kadastrosuna itiraz davası, tescil davasından ayrılıp, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden görevsizliğe karar verilerek tescil davası elde tutulup orman kadastrosuna itiraz davasının sonucunun beklenmesi gerekirken, yargılamaya devamla, yazılı olduğu biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 14/09/2010 günü oybirliği ile karar verildi.