Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/62 E. 2010/3091 K. 11.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/62
KARAR NO : 2010/3091
KARAR TARİHİ : 11.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALI VE KARŞI

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.07.2008 gün ve 2007/7272-10162 sayılı bozma kararında özetle; “…çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1955 yılında yapılan genel kadastroda çekişmeli taşınmazın devlet ormanı niteliğiyle tapulama dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünün 03.04.2008 gün ve 1331 sayılı yazısı ile bildirildiği, Hukuk Genel kurulunun 21.01.2004 gün ve 2004/8-15-7 ve 12.05.2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarında belirtildiği gibi arazi kadastrosu 1955 yılında 5602 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapıldığı ve çekişmeli taşınmazın tesbit dışı bırakıldığının tartışmasız olduğu, burada halli gereken sorunun çekişmeli taşınmazın genel kadastroda hangi nitelikte tapulama dışı bırakıldığı sorunu olduğu, 402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 Sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanların tesbit dışı bırakıldığı, bir diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmayıp, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtların, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarıldığı, (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılmasının Orman İdaresinden istendiği, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekiplerinin bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürüttükleri, bu uygulamanın 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdüğü, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapıldığı, her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanacağı, bu nedenle; somut olayın 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesinin zorunlu olduğu, 2001 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın kabul kararı verilen (A) harfi ile işaretli bölümünün de içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı dışında kaldığının belirlendiği, arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazın yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunduğu, her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar – ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacı ve babası tarafından 48-50 yıldır önce portakal bahçesi, sonra da zeytinlik olarak kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık

sözlerine değer verilemeyeceği, mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekeceği, davacı tarafın taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamadığı, 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183 – 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde, yukarıda … gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğinin kabul edildiği, bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceği, zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı, yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin davasının tümünün reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, gerçek kişinin davasının REDDİNE, Hazinenin tescil isteminin KABULÜYLE, … Köyü Hopur Deresi mevkiinde bulunan 26.02.2007 tarihli … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 6226 m2, (B) ile gösterilen 260,01 m2, (C) ile gösterilen 398,85 m2 olmak üzere toplam 6884,86 m2 yüzölçmündeki taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, genel kadastroda tapulama dışı bırakılmış olan tapusuz taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapuya tesciline ilişkindir.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1952-1956 yıllarında yapılıp 18.01.1956 tarihinde kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz tespit harici bırakılmıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 2011 ila 2004 yıllarında yapılıp 22.03.2004 ila 22.09.2004 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 11/03/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.