YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/63
KARAR NO : 2010/3089
KARAR TARİHİ : 11.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.10.2008 gün ve 2008/11293-12999 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan inceleme sonucunda bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3768.26m2 yüzölçümlü taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde … imar – ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulduğu, Ne var ki; delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü, çekişmeli yere komşu bulunan 194 sayılı parsel tapulama sırasında vergi kaydına dayalı olarak 55100 m2 yüzölçümü ile tarla niteliğinde davacı … ve … oğlu …’un da paydaş olduğu kişiler adına tespit edildiği, Hazinenin, bu yerin zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı iddiası ile açmış olduğu davanın Tapulama Mahkemesinin 1979/132 Esas – 1987/132 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılaması sonucunda vergi kaydı kapsamında kalan 50000m2 yüzölçümündeki yerin tespit malikleri adına, miktar fazlası olan 5100 m2 yüzölçümündeki yerin ise “hiç kimsenin kullanımında olmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki çalılık”a bitişik olması ve zilyetliğin de süre ve kullanım biçimi yönünden kazandırıcı nitelikte olmaması nedeniyle Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın kesinleştiği ve Hazine adına tescile karar verilen yerin 499 sayılı parsel altında Hazine adına tapuya kaydedildiği, temyize konu dosyada, davacı … ve … oğlu …’un adına tescilini istediği yerin 499 parsel numarası alan yere, güney hududundan bitişik ve Tapulama Mahkemesinin 1979/132 Esas – 1987/132 Karar sayılı dava dosyasında “hiç kimsenin kullanımında olmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki çalılık “ olarak nitelendirilen yer olduğu, Tapulama Mahkemesi dosyasında 29/05/1986 tarihinde yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tanıkların buranın “ halen görüldüğü gibi taşlık, çalılık “ olduğunu bildirdikleri, 21/06/1986 tarihli bilirkişi raporunda da yerin taşlık – çalılık olarak gösterildiği ve mahkemece de bu doğrultuda hüküm kurulduğu, Bu bilgilerden taşınmazın o tarihlerde halen taşlık çalılık olduğunun anlaşıldığı, temyize konu tescil istemli davanın 18/07/2006 tarihinde açıldığı, bu tür yerlerin kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile elde edilebilmesinin koşulunun imar- ihyanın tamamlanmasından sonra en az 20 yıl süre ile zilyet olunması olduğu, 18/07/1986 tarhinde halen taşlık- çalılık olan bir yerin temyize konu davanın açıldığı tarihe kadar hem tam anlamıyla imar- ve ihya edildiği, hem de 20 yıl ekonomik amacına uygun bir biçimde zilyet edildiği düşünülemeyeceği, imar ve ihyanın bu kadar kısa sürede tamamlanmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yörede 2001 yılında orman kadastrosunun yapıldığı, 22/03/2004 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, bu durumda 2004 yılında kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile orman sınırları dışında bırakılıncaya kadar taşınmazın orman niteliğinde bulunduğu, orman niteliği taşıyan bir yerde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımadığı, davacı yönünden 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluşmadığının kabulü gerekeceği, H.G.K.nun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242/292 S.K. da bu doğrultu olduğu, değinilen yönler göz ardı edilerek kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna” değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, gerçek kişinin davasının REDDİNE, Hazinenin tescil isteminin KABULÜYLE, … Köyü Köy Yeri Mevkiinde bulunan 26.02.2007 tarihli … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 3768,26 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, genel kadastroda tapulama dışı bırakılmış olan tapusuz taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapuya tesciline ilişkindir.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1952-1956 yıllarında yapılıp 18.01.1956 tarihinde kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz tespit harici bırakılmıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 2011 ila 2004 yıllarında yapılıp 22.03.2004 ila 22.09.2004 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 11/03/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.