YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6314
KARAR NO : 2010/9132
KARAR TARİHİ : 28.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, davalılara miras bırakan … adına tapuda kayıtlı dava konusu …Köyü 213 parsel sayılı 6120 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı ve eylemli olarak orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit ve dava tarihinden önce 03/07/1973 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre 15/10/1996 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Yörede genel arazi kadastrosu ise 22/05/1975 – 23/06/1975 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro haritası uygulamasında tahdit dışında, eski tarihli memleket haritası ve amenajman planından oluşan resmi belgelerde de ise taşınmazın (A) bölümünün orman sayılan (B) bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu ne varki orman sayılmayan (B) bölümünün orman bütünlüğünü bozduğu ve orman içi açıklığı konumunda olduğu gerekçesiyle davanın kabulune karar verilmişsede yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyleki; Çekişmeli taşınmaz üzerinde resmi belgelere dayalı olarak uygulama ve orman incelemesi yapan uzman bilirkişi raporunda; tahdit haritasında taşınmazın gerçek konumunu göstermeksizin hatalı bir uygulama ile taşınmazın tamamının 337-338-339 nolu orman sınırları içersinde kaldığını, … bilirkişi raporunda belirtilen (A)= 2056.21 m2’lik bölümünün 1963 tarihli memleket haritasında ve 1965 Amenajman Meşcere haritasında yeşil fonda orman sayılan yerlerden olduğunu ve üzerinde kızılçam ormanı ile eylemli olarak kaplı olduğunu, yine … bilirkişi raporunda (B)=4063.79 m2’lik bölümün ise 1963 tarihli memleket haritasında ve 1965 tarihli amenajman meşcere haritasında beyaz fonda ormansız alanda orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirtmiş rapora tarafların itirazı üzerine mahkeme keşif yapmaksızın ara kararı ile dosyayı resen bir başka orman bilirkişiye tevdi ederek dosya üzerinden rapor aldırtmıştır. Resen alınan raporda orman bilirkişi 1973 tarihli orman kadastro haritasını ve memleket haritası ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip biribiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre konumu saptanıp gösterilmişsede, P.63 numaralı orman içi ziraat poligonundan oluşan 2505 ila 2511 nolu OTS noktalarından oluşan orman kadastro haritası ile kadastro paftasının
ölçekleri eşitlenerek birbiri üzerine ablike edilmediği gibi orman kadastro haritasında ve memleket haritasında taşınmazın yeri lokal olarak işaretlenmek suretiyle yetinilmiştir. Dosya üzerinden yapılan bu uygulamada taşınmazın tamamının 2505 ila 2509 nolu OTS arasında tamamen orman sınırları dışında kaldığını, … bilirkişi raporunda belirtilen (A)= 2056.21 m2’lik bölümünün 1963 tarihli memleket haritasında ve 1965 amenajman meşcere haritasında yeşil fonda orman sayılan yerlerden olduğunu ve üzerinde kızılçam ormanı ile eylemli olarak kaplı olduğunu, yine … bilirkişi raporunda (B)=4063.79 m2’lik bölümün ise 1963 tarihli memleket haritasında ve 1965 amenajman meşcere haritasında beyaz fonda ormansız alanda orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirtmiştir. Uzman bilirkişi raporu bu haliyle taşınmazın memleket haritasındaki ve orman kadastro haritasındaki konumunu ve gerçek niteliğini belirlemede yetersiz olup denetimden uzaktır. Bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Yörede orman kadastrosu 03.07.1973 tarihinde bir yıllık askı ilanına çıkartılarak 04.07.1974 tarihinde kesinleşmiştir. Bu uygulamada ve daha sonra 1996 yılında 3302 sayılı yasaya göre yapılan ablikasyon ve 2/B maddesi uygulamasında korunan ilk tahdide göre çekişmeli 213 parsel ve çevresi 2505 ila 2511 OTS noktaları ile çevrilerek P.63 numaralı orman içi ziraat poligonu ile çevrilerek orman kadastro sınırları dışında bırakılmıştır. !971 yılında başlayıp 22.05.1975 tarihinde bir aylık süre ile ilan edilen arazi kadastrosunda ise; 63 numaralı orma içi ziraat poligonunun kadastrosu yapılmış ve dava konusu 213 parselle birlikte dava dışı 212 parsel olarak gerçek kişiler adına tespiti yapılarak kesinleşmiştir.
Ayrıca, Orman Yönetimi taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içersinde kaldığı iddiası ile dava açtığına ve davacı Hazinenin de davaya katılımı bulunmadığına göre tahdit dışında ve memleket haritasında beyaz renkli açık alanda kalan ve eylemli durumda da orman olmayan (B)=4063.79 m2’lik bölümün 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi uyarınca orman bütümlüğünü bozan orman içi açklığı konumundaki yerlerden olduğunun kabulü de doğru değildir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde … “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde … esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda … mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, 2505 ila 2511 OTS noktaları arasında kalan P.63 ormaniçi ziraat poligonu ile P.62 numaralı ziraat poligonu ve enyakın 453-454-455-456-460-461-462-463-464 numaralı OTS noktaları ile irtibatı gösterilecek şekilde anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu
aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda … Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde … tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma ve uygulama sonucunda, uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucunda, dava konusu taşınmazın 1973 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kısmen ya da tamamen kaldığının anlaşılması halinde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı göz önünde bulundurularak kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmaz bölümüne ilişkin olarak tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 28/06/2010 günü oybirliği ile karar verildi.