YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6610
KARAR NO : 2010/9897
KARAR TARİHİ : 12.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.01.2006 gün ve 2005/7825-2006/153 sayılı bozma kararında özetle: “Dava konusu taşınmazın hangi nedenle tespit dışı bırakıldığı araştırılarak, paftanın getirtilerek usulüne uygun orman araşştırması yapılması, eski ve … tarihli … fotoğraflarından kulllanım durumunun saptanması, Kadastro Yasasının 14. ve 17. maddelerindeki zilyetlikle taşınmaz edinme koşalları da araştırarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, 05.11.2008 tarihli krokide (M)=5790.75 m2 ve (N)=10798.38 m2 kısımlarının davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. Maddesi hükmü uyarınca tapusuz taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu İmamoğlu Köyünde dava tarihinden önce 1744 Sayılı Yasaya göre 03.04.1979 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2. Madde uygulaması bulunmaktadır. Daha sonra 14.12.1987 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu ise 1981 yılında 766 Sayılı Yasaya göre yapılmış ve 05.08.1981’de kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucu, hükme dayanak yapılan orman ve … bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazın bulunduğu İmamuşağı Köyünde 1979 yılında 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan orman sınırlandırmasında, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin kısmen orman sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazlardan (N) harfi ile gösterilen bölümün 1958 tarihli memleket haritasında orman sayılan yeşil alanda kaldığı, (M) harfli bölümün ise açık alanda kaldığı, eğiminlerin yüksek olduğu, 1981 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise paftasına orman yazılarak tapulama harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan tahdit uygulaması yetersiz ise de; dava konusu taşınmazların keşif sırasında çekilen fotoğraflarının incelenmesinde; üzerinde köklü kayalıklar ve maki türleri ile 40-50 yaşlı meşe ağaçlarının bulunduğu, genel görünüm itibarıyla taşlık ve … olup zilyetlikle kazanılamayacak yer görünümünde olduğu anlaşıldığından bu durum sonuca etkili görülmemiştir.
Hükme dayanak yapılan jeolog ve ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın öncesinin keletelik arazi olduğu, keşifteki bulgu ve incelemelere taşınmazın genel görünümü itibarıyla taşlık ve … olduğu, toprağın kayalıklar arasında cepler halinde bulunduğu, taşınmazın üzerinde belirgin bir imar ve ihya çalışmasının yapılmadığı ve doğal hali ile bulunduğu, içindeki taşlık ve … alanların temizlenmediği, dar kelete alanlarından açığa çıkan … parçalarının bir kısmının kenarlara atılması ve üzerinde bulunan delice ve harnup ağaçlarının aşılandığı açıklanmıştır. Bu tür yerlerde 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi anlamında imar ve ihyanın tamamlandığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Davacı adına tescile karar verilen ve temyize konu taşınmazın, dava tarihine kadar 20 yıl süreyle ekonomik amacına uygun olarak nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanılmadığı ve taşlık, … ve makilik bölümlerinin taşınmazın büyük bölümü içinde dağınık halde bulunduğu M.Y.’nın 715/2. ve 3402 Sayılı Yasanın 16/C maddeleri gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında … olup, tescil ve sınırlandırmaya ve hiç bir şekilde özel mülkiyete konu olamayacak taşınmaz hakkında imar ihyasının dahi tamamlanmadığı düşünülerek davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Öte yandan, dava konusu taşınmazın üzerinde 40-50 yaşlı meşe ağaçları bulunduğu tespit edilmiştir. Dairemizde temyiz incelemesi yapılan dosyalarda raporları hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, “meşe ağacı tohumunun, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün görülmediği, dolayısı ile davalı taşınmaz üzerindeki meşe ağaçlarının daha önceki yıllarda tahrip edildiği, daha sonraki yıllarda … altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bugün üzerinde görülen meşe ağaçlarının meydana geldiği” şeklindeki bilimsel açıklamalar da nazara alındığında, taşınmazların öncesinin orman olduğu anlaşıldığından, mahkemece davacı gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı gerçek kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek, taşınmazın krokide (M) ve (N) harfleri ile gösterilen bölümlerinin davacı gerçek kişiler adlarına tapuya tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 12/07/2010 günü oybirliği ile karar verildi.