YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6738
KARAR NO : 2010/10065
KARAR TARİHİ : 14.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1968 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü 269 parsel sayılı 22.900 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Şubat 1951 tarih 270 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak tarla niteliği ile … adına tespit edilmiş, satış yoluyla davacı …’a geçmiş ve tapu kaydının beyanlar hanesine 21.02.2008 tarihinde “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerdir ” şerhi konulmuştur..
270 parsel sayılı 10.050m2 yüzölçümündeki taşınmaz senetsiz ve belgesizden tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, … ’ın itirazı üzerine kadastro komisyonunca … adına tescile karar verilmiş, satış yoluyla davacı …’a geçmiş ve tapu kaydının beyanlar hanesine 21.02.2008 tarihinde “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerdir ” şerhi konulmuştur..
302 parsel sayılı 12.100m2 yüzölçümündeki taşınmaz Şubat 1951 tarih 195 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak tarla niteliği ile … … adına tespit edilmiş, satış yoluyla davacı …’a geçmiş ve tapu kaydının beyanlar hanesine 26.5.1995 tarihinde “6831 sayılı yasanın 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerdir” şerhi konulmuştur..
…; çekişmeli 269, 270 ve 302 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının beyanlar hanesine konulan 2/B şerhinin iptaline karar verilmesi istemiyle dava açmış, Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 3.12.2008 gün 2008/100-361 sayılı ilam ile davanın reddine karar verilmiş, …’ın temyiz ve karar düzeltme istemleri Dairece reddedilerek 19.10.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacılar Maliye Bakanlığı, … ve Orman Bakanlığı; çekişmeli taşınmazların 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldıkları, tapu kayıtlarının iptal edilerek Hazine adına tapuya tescili istemiyle temyize konu davayı açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilerek 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 27.6.1947 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1968 yılında genel arazi kadastrosu, 26.11.1982 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 22.7.1987 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen 3302 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman bilirkişi tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazların, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırlama haritası içinde kaldıkları,1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrıldıkları, … tevzi komisyonunca dağıtım ve tescillerinin yapıldığı, taşınmazların tamamının tevzi haritalarının kapsamında kaldıkları, daha sonra 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamasıyla da orman rejimi dışına çıkarıldıkları, ancak % 18-35 eğimli oldukları, orman ve … muhafaza karakteri taşıdıkları anlaşıldığına, yörede çalışan makiye ayırma komisyonu yasa ve yönetmelik hükümlerine göre kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun çalışmadığı, uygulanabilir bir harita çizmediği, eylemli ve yüksek eğimli devlet ormanlarını da makiye ayırdığı bu nedenle yaptıkları çalışmalara değer verilemeyeceği, kaldı ki, Orman Genel Müdürlüğünün 16.01.1960 gün ve 235 sayılı genelgesi uyarınca, İstanbul Orman Baş Müdürlüğünün 09.08.1962 gün ve 10.11.00-3/778 sayılı emri gereği yapılan çalışmada makiye ayrılan yerlerin yeniden incelendiği ve 24.12.1962 günlü raporun düzenlendiği, bu raporda makiye ayrılan sahalarda sathi erezyonun görüldüğü, sahanın %30-50 eğimli, 20-40 yaşlarında meşe kayın, kestane ve ıhlamur ağaçlarından oluşan eylemli orman alanı olduğu, son maki talimatnamesine göre muhafaza karakteri taşıdığı, bu yerlerin orman rejimi dışına çıkarılmaması gerektiği, 6831 Sayılı Yasanın 1-J kapsamına girmediği, önceden maki olarak ayrılan 388 hektarlık iki parça alanın maki olmayıp orman olarak mütalaa edilmesi gerektiği, … tevzii komisyonunca tevziye tabi tutulan bu alanda ıslah ve değişiklik yapılması imkanı bulunmadığı kaydıyla 02.01.1963 tarihinde onanmak suretiyle, yörede yapılan makiye ayırma işlemenin iptal edildiğine, makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği Y.İ.B.B.K.nın 22.03.1996 gün 1993/5-1 sayılı ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile kabul edildiğine, ve her ne kadar taşınmazlar makiye ayırmadan sonra 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümleri uyarınca tevzi edilmişler ise de, 4753 Sayılı Yasanın 8. maddesinde ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmadığına, 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendinin karşı kavramından funda veya makiliklerle örtülü orman ve … muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağına, bilimsel olarak da % 12’den fazla eğimli makilik sahaların orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle muhafaza(koruma) makisi yani orman sayılması gerektiğine, bu nitelikteki taşınmazların 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılamayacağına, ayrılmış olsa bile yasal dayanağı bulunmadığından yok hükmünde sayılacağına, orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makilik alanlarda 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararının uygulama yerinin bulunmadığına, tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, anayasa ve yasalarda ormanların tevziiye tabi tutulacağı yönünde hiçbir hüküm bulunmadığı, kaldı ki Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.12.2008 gün 2008/100-361 sayılı ilamının temyize konu dosya yönünden H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi uyarın ca kesin hüküm niteliğinde olduğu, kesin hükmün davanın taraflarını, akdi ve ırsi ardıllarını bağlayacağı, diğer taraftan çekişmeli taşınmazlar daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman oldukları halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağına, davalının bu taşınmazı satın alırken ödediği bedeli taşınmazı kendisine satanlardan koşulları varsa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı …’ın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 14/07/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.