YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6808
KARAR NO : 2010/10432
KARAR TARİHİ : 13.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.03.2007 tarih 2007/2148-2773 sayılı bozma kararında: “Raporu hükme esas alınan orman bilirkişisi tarafından taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş ve konumu sonradan renklendirilmiş olan memleket haritasında nokta şeklinde gösterilmiştir. Buna göre çekişmeli taşınmaz sarı ile boyalı açık alandadır. Ancak, Dairemizin iade kararı üzerine düzenlenen ek rapora ekli konum gösteriminde ise taşınmazın orijinal renkli memleket haritasında yeşil renkli ve çam ağacı sembolleri bulunan alanda kaldığı görülmektedir. Bu durum bilirkişi tarafından yeterli ve sağlıklı bir inceleme yapılmadığının göstergesi olduğu ve davacının dayandığı tapu kaydına ait tescil krokisi de yöntemince uygulanmadığı. Tescil krokisinin incelenmesinde taşınmazın doğu kısmının uzunluğu 82 m, batısının uzunluğu 52 m, kuzey ve güney uzunluklarının ise 300’er m olarak gösterilmiş olmasına karşın kroki uygulaması yapılırken tescil krokisinde belirtilen bu miktarlardan faydalanılmamış; kenar uzunluklarının nazara alınmamıştır. Tescil krokisine göre tarla olarak kullanılan kısım ile Büyük Menderes Nehri arasında “kumluk”, “sel yatağı” olarak gösterilen bir kısım bulunmaktadır. Hükme esas alınan fen bilirkişi krokisine göre davaya konu (B) kısmının bu kesimde kaldığı izlenimi doğmaktadır. Bu konuda jeolog bilirkişiden rapor alınmamış, sonucuna göre bu tür yerlerin zilyetlikle edinilemeyeceği düşünülmemiş; tarım ve orman bilirkişi raporunda bu kısmın dere yatağından kum ve çakıl gelmiş olması nedeniyle kullanılamadığının bildirilmiş olması da gözardı edilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda bir uzman jeolog bilirkişi eşliğinde yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları,
Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman
kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; tescil krokisi kenar uzunluklarından da faydalanmak suretiyle usulünce uygulanmalı ve en önemlisi kişiye ait tapu kaydının dayanağını oluşturan tescil davasında Orman Yönetiminin taraf olmadığı, dolayısıyla Orman Yönetimini bağlamayacağı nazara alınması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü ile 195 ada 185 parselin (A) ile gösterilen 3050 m2’lik kısmının tarım arazisi vasfı ile davacı adına tapuya tesciline, (A1), (B) ve (B1) ile gösterilen toplam 2000 m2’lik kısmın orman vasfı ile bırakılmasına karar verilmiş; hüküm davalı … Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itirazdır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapılmamıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen kısmın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 13/09/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.