Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/6924 E. 2010/9933 K. 12.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6924
KARAR NO : 2010/9933
KARAR TARİHİ : 12.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve müşterekleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … Yönetimi, davalı adına tapuda kayıtlı dava konusu … Köyü 644 parsel sayılı 26700 m2 yüzölçümündeki taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptaline, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar … ve müşterekleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın, tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 04/03/1993 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır. Çekişmeli parsel 4753 Sayılı Yasa hükümlerine göre oluşturulan Mart 1953 tarih 163 nolu tapu kaydı revizyon gösterilerek 766 Sayılı Yasa uyarınca 1978 yılında yapılan ve kesinleşen kadastro sonucu davalıların miras bırakan … adına tapuya tescil edilmiştir. Orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra orman işletmesinin talebi üzerine 17/04/1995 tarih 1656 yevmiye ile “orman olarak sınırlandırıldı” şerhi ile tapu kaydı üzerine “06/02/2007 tarihli Bakanlar kurulu kararına istinaden yabancı gerçek kişilere satılamaz, sınırlı ve ayni hak tesis edilemez” şerhi konulmuştur.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavrama daha önce arazi kadastrosu yapılan ve yapılmayan tüm taşınmazlar dahildir) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp davalı yönünden 1993 yılında ilan edilip kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosunda tamamen orman sınırları içinde kaldığı, davacı … Yönetimi, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, genel arazi kadastrosundan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle temyize konu mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren davalının mülkiyet hakkının sona erdiğini belirleyen ve mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, dava konusu taşınmazın bitişik Karşıdeğirmen Devlet Ormanının devamı ve ayrılmaz bir parçası olması, tarım arazisi olarak kullanılmaması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/F maddesinin somut olayda uygulama olanağının bulunmadığı, Orman Kadastrosuna ilişkin 09/09/2009 tarihinde çekişmeli taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen üç kişilik orman mühendislerinin verdiği 15/09/2009 tarihli raporda “taşınmazın % 12 eğimli olduğu ve tarım alanı olarak kullanılmadığı, halen üzerinin tabii olarak yetişmiş 20- 60 yaşlarında aktif kızılçam ağaçları ile pırnal meşesi, kermez meşesi, … kesme ve menengiç ağaçları ile kaplı olduğu, orman ve … muhafaza karakteri taşıdığı, 1953 yılı … fotoğraflarında ve bu fotoğraflardan revize edilmiş, 1957 basımı memleket haritasında da orman olarak görüldüğü ve 4753 Sayılı Yasa hükümlerine göre verilen tapu kaydının iktisabının haksız nedene dayandığı, bu haliyle taşınmazın 1937 yılında yürürlüğe giren 3116 Sayılı ve 1956 yılında yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasa karşısında “orman sayılan” yerlerden olduğunun) bildirildiği, yine aynı bilirkişilerin raporlarına ekledikleri taşınmazın güncel durumunu gösteren renkli fotoğraflarda taşınmazın yüksek eğimli, 1953 yılı … fotoğraflarında olduğu gibi halen ve fiilen tam kapalılıkta orman ağaçları ile kaplı tarımda kullanılmayan yerler olarak göründüğü, 4753 Sayılı Yasada ormanların tevzi yoluyla dağıtılacağına ilişkin hiçbir hüküm bulunmadığı, aksine yasanın 8. maddesinde ormanların dağıtılamayacağına dair hüküm olduğu halde 1953 tarihinde dahi eylemli orman olduğu anlaşılan taşınmazın tevzi komisyonunca hata ile tapu kaydı oluşturulup davalının miras bırakanına verildiği, 4753 Sayılı Yasanın 8. Maddesinde ormanların dağıtılacağına ilişkin bir hüküm de bulunmadığından, sözü edilen tapu kaydının Medeni Yasanın 1025 (EMY.933) yolsuz tescil niteliğinde olduğu ve 3402 Sayılı Yasanın 45/3. maddesindeki “orman sınırı içinde kalan tapulu yerlerle, … tevzi yoluyla verilen yerler başka bir şart aranmadan hak sahipleri adına tespit ve tescil edilir” hükmünün Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararları ile iptal edildiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından önce davalı yararına tamamlanmış bir hak oluşmadığı; başka bir anlatımla, taşınmazı içine alan orman kadastrosunun Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından sonra kesinleşmesi nedeniyle, Anayasa Mahkemesi kararlarından önce davalı yararına oluşan kazanılmış haktan söz edilemeyeceği; keşif tarihinde dahi tarım alanı olarak kullanılmayan ve eylemli orman olduğu anlaşılan dava konusu taşınmazın baştan beri davalılar miras bırakanı ile davalılar tarafından bilinmemesinin yaşam kurallarına ve hayatın olağan akışına da uygun olmadığından davalıların iyi niyetli olarak da kabul edilemeyeceği davalıların sebepsiz zenginleşme kurallarına göre Hazineye ödedikleri bedeli geri alabileceği gözönünde bulundurularak davalı adına olan tapu kaydının orman kadastrosu sınırları içinde kalması ve kamu yararı nedeniyle iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … mirasçıları … ve müştereklerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 12/07/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.