Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/7265 E. 2010/11070 K. 22.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7265
KARAR NO : 2010/11070
KARAR TARİHİ : 22.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1997 yılında yapılan ek kadastro sırasında … Mahallesi 269 ada 5 ve 6 parsel sayılı sırasıyla 233,12 m2 – 215,09 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tahdit içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldıkları ve 27.12.1996 tarih 513 sayfada 467 parsel numarası ile Hazine adına kayıtlı oldukları, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün genelgesi uyarınca fiili kullanım durumuna göre tespit yapılması istenildiğinden söz edilerek beyanlar hanesine, “taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılmıştır, parselin maliki bilinemedi” açıklaması yazılarak bahçe niteliği ile Hazine adına tespit edilmişler, itirazsız kesinleşmişlerdir. Davacı … vekili, çekişmeli taşınmazın zilyedinin müvekkili olduğu halde beyanlar hanesinde “parselin maliki bilinemedi” açıklamasının yazıldığı, beyanlar hanesine müvekkilinin zilyet olduğu şerhinin yazılması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; tapu kaydının beyanlar hanesine zilyet olduğu şerhinin yazılması niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942-1943 yılları arasında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 26.12.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1996 yılında yapılıp kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, kütüğün beyanlar hanesindeki zilyedlik veya muhdesat şerhi, ayni hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp, satılması, değiştirilmesinin mümkün olmadığına, böyle bir istemin tarafların isteğiyle dahi Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilemeyeceğine ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemeyeceğine, yörede 4127 Sayılı Yasa ile değişik 2924 Sayılı Yasanın
11. maddesine göre yapılacak kullanım kadastrosu sırasında ve hak sahipliği tespit komisyonunda değerlendirilmesi, itiraz ve dava haklarının da o aşamada kullanılması mümkün olabileceğine, aksi halde, kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra yapılacak her devir işleminin ayrı bir dava konusu olacağına, yasanın amacının bu olmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 22/09/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.