Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/7681 E. 2010/10855 K. 21.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7681
KARAR NO : 2010/10855
KARAR TARİHİ : 21.09.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1997 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … Köyü 1349 parsel sayılı 746,19 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğinde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın 2/B madde uygulama alanında kaldığı iddiasıyla dava açmış, Orman Yönetimi Hazine yanında davaya katılmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11/10/2004 tarih, 2004/4484-10106 sayılı bozma kararında: ” Mahkemece 07.06.2002 tarihinde yapılan ilk keşifte dinlenen orman yüksek mühendisinin çekişmeli taşınmazın P.XV nolu 2/B alanında kaldığını, fen bilirkişisinin ise tahdit ve 2/B alanı dışında olduğunu bildirdiği, bu iki bilirkişi raporu arasında çelişki olduğu gibi 18.12.2002 tarihli keşifte dinlenen harita yüksek mühendisi ve uzman bilirkişiler kurulu raporlarında ise çekişmeli taşınmazın hem ilk tahdit hem de 2/B alanı dışında kaldığının açıklandığı, birbiri ile çelişen raporlara dayanılarak hüküm kurulamayacağı; dosya arasında ilk tahdidin aplikasyonuna ilişkin 2/B haritası ile kadastro paftası bulunmadığından raporların denetlenemediği; komşu parsellerin dayanağı olan tapu kayıtları getirtilerek bilirkişi anlatımlarının denetlenmediği, davalılar dava dışı 528 parsele revizyon gören Kasım 1951 tarih, 7 nolu tapu kaydına dayandıklarına ve dayanak tapu kaydı 2510 sayılı yasaya göre verilip, haritasına bağlandığına göre tapu kaydı ve haritanın 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesi hükümlerine göre uygulanmadığı, taşınmaz 2/B madde uygulama alanında kalmasa bile, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi bağlamında zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının araştırılmadığı açıklandıktan sonra önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş ilk tahdit haritası, aplikasyon ve 2/B haritası ile tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmesi, bu şekilde yapılacak uygulamada çekişmeli taşınmazın orman tahdidi ve 2/B sahası dışında olduğu anlaşılırsa, davalıların dayandığı 528 parsele uygulanan Kasım 1951 tarih 7 numaralı tapu
kaydının dayanağı harita ve belgelerin çevre parsel dayanak kayıtlarıyla birlikte getirtilip yerine uygulanması; 531, 532, 527, 528 parsellerin kadastro mahkemesinde yapılan keşifleri ve düzenlenen haritaları da nazara alınarak, kesinleşen yönler varsa bu dahi dikkate alınarak birlikte değerlendirilmesi; ayrıca, katılan Orman Yönetiminin temyiz dilekçesi ekinde sunulan ve davalılardan Rıza Dinçtürk’ün 6831 Sayılı Yasanın 93/2. maddesi gereğince mahkumiyetine dair Sulh Ceza Mahkemesinin 1990/242 Esas ve 1991/180 Esas sayılı dava dosyalarının dahi getirtilip, keşifte krokilerinin uygulanarak çekişmeli taşınmazı içerip içermediğinin saptanması; taşınmaz ilk tahdit içerisinde iken 2/B ile Hazine adına çıkartılan alanda kalıyorsa davacıların dayanağı tapu kaydı özel orman niteliğini içermeyip tarla niteliğinde olduğundan ve 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan 2/B uygulamasında orman sınırları dışına çıkarma işlemi ancak Hazine adına olabileceğinden bu kaydın davalılar yararına bir sonuç doğurmayacağının düşünülmesi; şayet kesinleşen mahkumiyet söz konusu ise H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hüküm hususunun tartışılması; taşınmazın ilk tahdit, aplikasyon ve 2/B uygulamaları ile kesin hüküm kapsamı dışında kaldığının saptanması halinde de dayanılan tapu kaydının şimalen ve garben çalılık ve mera nitelikli değişir sınırlı olup, davalılarca miktarından fazla yer edinilemeyeceğinin gözetilmesi ” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda Hazine ve Orman Yönetiminin davalarının reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 04.09.1995 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 21.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.