Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/8094 E. 2010/12078 K. 11.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8094
KARAR NO : 2010/12078
KARAR TARİHİ : 11.10.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tespite itiraza ilişkin davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.09.2009 tarih 2009/ 12868-13641 sayılı bozma kararında özetle; “Davacılar vekili kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı halde … Köyünde yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırları içine alındığını bildirerek dava açmıştır. … Köyünde 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu 03.06.2005 tarihinde ilan edilmiştir. Yapılan keşif sonrasında çekişmeli taşınmazların tamamının … (…) köyü kadastro sınırları içinde kaldığı ve … (…) Köyünde yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırları içine alındığı halen Karatepe Devlet ormanı sınırları içinde orman alanı olduğu belirlenmiştir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu … (…) Köyünde orman kadastrosu 20.04.1990 tarihinde ilan edilerek 20.10.1990 tarihinde kesinleşmiştir. 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinin 1. fıkrası gereğince “Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilanı, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak, harita ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaatla sınırlamaya ve 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine …, … ve hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur.” Davacılar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmış olduklarından gösterilen 6 aylık yasal süre içinde dava açmaları gerekir. Davacılar bu süre geçtikten sonra 17.11.2005 tarihinde dava açmışlar. 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde gösterilen süreler hak düşürücü süre niteliğinde olup, mahkemece öncelikle gözetilmesi ve bu nedenle mahkemece davanın 6 aylık yasal süre geçtikten sonra açılmış olması nedeni ile görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği ” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra mahkemenin görevsizliğine dosyanın görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ; hüküm davalı … Yönetimi vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir .
İncelenen dosya kapsamına göre, mahkemece mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Serik Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin görevsizliğine dair verilen kararlarda nihai karar niteliğinde bulunduğundan kendisini vekille temsil ettiren davalı … Yönetimi yararına vekalet ücreti taktir edilmemesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasına “ harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine; davalı … Yönetimi yararına 3402 Sayılı Yasanın 31/3. maddesi gereğince tayin ve taktir olunan 150.- YTL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı … Yönetimine verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 11/10/2010 oybirliği ile karar verildi.