YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8095
KARAR NO : 2010/12083
KARAR TARİHİ : 11.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna ve 2/B uygulamasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … (…) Köyü 95 parsel sayılı 31750 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, T.Sani 941 tarih 41 nolu tapu kaydına dayanılarak tarla niteliği ile … adına tespit edilmiş halen tapuda … adına kayıtlıdır. Davacı … Yönetimi, taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapıldığını ve 19.08.2008 tarihinde ilan edildiğini, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup halen orman niteliğini taşıdığını davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescili talebiyle dava açmış; Hazine taşınmazın Hazine adına tapuya tescili talebi ile davaya müdahil olmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman tahdidi ve 2/B uygulamasına itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk orman kadastrosu 1949 yılında 3116 sayılı yasaya göre yapılan orman tahdidi ile 2005 yılında yapılan ve 19.08.2008 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu yapılmış olan ormanlarda aplikasyon ve 2/B uygulaması ile henüz sınırlandırması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu vardır.
1) Çekişmeli taşınmazın (A1) ile gösterilen 2569 m2 kısmının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdid sınırları içinde kaldığı; yörede 2005 yılında yapılan evvelce sınırlandırması yapılmış ve kesinleşmiş ormanlarda 6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve ayni yasanın 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında bu kısmın herhangi bir işleme tabi tutulmadığı sadece 1949 yılında yapılan orman tahdidinin aplikasyonu ile yetinildiği anlaşılmaktadır. 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca “Orman Kadastro Komisyonlarınca tutanakların askı suretiyle ilanı, ilgililere şahsen tebliğ hükmündedir. Tutanak ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine …. müracaatla sınırlamaya ve bu Yasanın 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarma işlemlerine Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir. Kadastro mahkemeleri 6 aylık yasal süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davalarına bakmakla görevlidir. Çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen kısmını yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdid sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı … Yönetiminin bu kısma ilişkin davası tapu iptali tescil davası niteliğindedir ve bu davaya bakmakla kadastro mahkemesi
görevli değildir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması zorunludur. Bu nedenle, mahkemece bu kısma yönelik olarak dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile “davanın reddine” karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Çekişmeli taşınmazın (A2) ile gösterilen 2368 m2 kısmının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdid sınırları içinde kaldığı; yörede 2005 yılında yapılan evvelce sınırlandırması yapılmış ve kesinleşmiş ormanlarda 6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve ayni yasanın 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında bu kısmın 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Davacı … Yönetimi, taşınmazın (A2) ile gösterilen kısmına yönelik olarak 2/B madde uygulamasına itiraz etmiş ve 2/B uygulamasının iptali ile bu kısmın orman vasfı ile Hazine adına tescilini istemiştir. Dosyada mevcut orman bilirkişi Salih Turan tarafından düzenlenen 13.10.2009 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın (A2) ile gösterilen kısmının 2/B şartlarını taşıyıp taşımadığı hususunda bir inceleme yapılmamıştır .
6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi ile (bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülk olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin yasa maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yokolması sonuçlarını doğurur.
Yasada tanımlanan (…bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yokedilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki bu durum Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi yasalarla korunamaz.
O halde, uzman orman bilirkişisinin, 6831 Sayılı Yasanın 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağını göz önünde bulundurarak, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceğini gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve kararlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması ve taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması gerekir.
Bu nedenle, mahkemece önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte,çekişmeli taşınmazın (A2) ile gösterilen kısmının 31.12.1981 yılından önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirip yitirmediği yukarıda yazılı koşullar dikkate alınarak belirlenmeli, oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
3-Çekişmeli taşınmazın 13.10.2009 tarihli orman bilirkişi Salih Turhan tarafından düzenlenen rapora ekli krokide (B) ile gösterilen 25813 m2 lik kısmının yörede 1947 yılında 3116 sayılı yasa hükümleri gereğince yapılan orman tahdidi sırasında orman sınırları dışında bırakılan alanda kaldığı ve tarım alanı vasfını taşıdığı saptandığına göre, orman yönetiminin bu bölüme yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: 1-Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile (A1) ve (A2) ile gösterilen kısımlara yönelik hükmün BOZULMASINA,
2- Yukarıda üçüncü bentte açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının reddi ile (B) kısmına yönelik hükmün ONANMASINA 11.10.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.