Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/8139 E. 2010/9222 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8139
KARAR NO : 2010/9222
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava konusu … Köyü 61-316-318 parsel sayılı, sırasıyla 16000-40.475-58.750 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, 1983 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 61 nolu parsel belgesizden, 316 ve 318 sayılı parseller 08.05.1945 tarih 20 sayılı tapu kaydı ile kişiler adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların yörede 1945 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu orman sınırları dışına çıkartılıp işlemin kesinleştiğini belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 61 sayılı parselin tapu kaydının iptaliyle Hazine adına tapuya tesciline, 316 ve 318 parseller yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan daha sonra 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescile ilişkindir
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastrosu 14.06.1945 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. 1978 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması yapılıp 17.07.1979 günü ilan edilerek kesinleşmiştir. 1983 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında taşınmaz, kişiler adına tarla olarak tespit edilmiştir. .
Çekişmeli taşınmazın 14.06.1945 tarihinde ilan edilerek kesinleşen ve 28.01.1946 tarihinde tapuya tescil edilen … Kocatepe Devlet Orman tahdidi içinde bulunduğu, daha sonra 17.07.1979 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı anlaşıldığı gibi bu konular mahkemenin de kabulündedir. Dava konusu taşınmaz, 1945 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalmakla, 08.05.1945 tarih ve 20 sayılı tapu kaydı yasal değerini yitirmiştir. Buna rağmen; 1983 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında yasal değerini yitiren tapu kaydı uygulanmak suretiyle kesinleşmiş orman sınırları içinde bulunan taşınmazın ikinci kere kadastrosunu yapılıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve
başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yer, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyeti tapu sahibine intikal etmez. Çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde … “ Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkindir. Taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yer orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemez ve o yerin mülkiyeti tapu sahiplerine intikal etmez. 1744 Sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzük”ün 34. maddesi “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler … fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. Yasanın ve yukarıda … tüzük hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu; 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için;
1) Evvelce sınırlaması yapılan ve fakat 2. maddenin 1. fıkrası hükümlerine uymadığı (Öncesi orman olup da nitelik kaybı nedeniyle 2/1. madde gereğince orman sınırı dışına çıkartılan yere ait tapu kaydının oluşumu yolsuz tescil niteliğinde olduğundan ve 4785 Sayılı yasa karşısında geçerliliği bulunmadığından öncesi orman olan yer, orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal etmeyeceğinden,) yani hiç bir zaman orman olmadığı halde yanlışlıkla orman sınırı içine alındığı Orman Bakanlığı veya vaki müracatlar üzerine anlaşılarak orman sınırının düzeltilmesi ile orman sınırı dışına çıkartılması,
2) İlk orman kadastrosunun itirazsız kesinleşmesi,
3) Dayanılan tapu kaydının orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten daha eski tarihli olması,
4) Dayanılan tapu kaydı maliki ile davacılar arasında akdi ya da ırsi bağlantı bulunduğunun kanıtlanması,
5) Tapu kaydı miktar fazlası hiç bir zaman kayıt kapsamında kabul edilemeyeceği ve öncesi bütün olan tüm parseller gözönünde bulundurularak 3402 Sayılı Yasanın 20/c maddesi gereğince tapu kaydına yüzölçümüne değer verilerek kapsam belirleneceğinden dayanılan tapu kaydının cinsi, sınırları ve yüzölçümüyle dava konusu taşınmazı kapsaması ve bu koşulların
tümünün birlikte mevcut olması halinde 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman sınırı dışına çıkartılan taşınmazların mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebileceği, taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olması nedeniyle 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, bu nedenle tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığından söz edilemeyeceği, taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının kabulü gerekeceği gözetilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulması gerekirken, aksi düşünce ile … şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 29.06.2010 günü oybirliği ile karar verildi.