YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8386
KARAR NO : 2010/14083
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine 03.03.2008 tarihli dilekçesiyle, .köyü … mevkii 134 sayılı parselin, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1993 yılında yapılan ve kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan 1953 yılında yapılan genel kadastro sırasında tapu kaydı ile gerçek kişiler adına tesbiti kesinleşen taşınmazın ifrazıyla dava konusu parselin davalılar adına tapu kaydı oluşturulduğunu, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli . Köyü 134 sayılı parselin tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş hüküm davacı Hazine tarafından yargılama giderleri ve avukatlık ücretine ilişkin olarak temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1993 yılında yapılıp 10.11.1993 tarihinde ilan edilerek 11.05.1994 tarihinde kesinleşen, aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması mevcuttur.Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 1993 yılında yapılan ve 1994 yılında kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1953 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.2981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, çekişmeli parsellerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından, 6831 Sayılı Yasanın 2/2 Maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” Hükmü gözetilerek, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli parsellerin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına ve H.Y:U.Y. sının 416 ve 417. Maddeleri gereğince; yapılan yargılama giderlerinin davada haksız çıkan taraftan alınması ve haklı çıkan tarafın kendisini vekil ile temsil ettirmesi halinde, aynı yasanın 421, 423 ve 424. maddeleri gereğince haklı çıkan taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmesi karar verilmesi gerekirken, niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi, harç alınmasına yer olmadığına ve yargılama giderlerinin davacı Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan 1, 2, 3 ve 4 numaralı bentlerin hüküm fıkrasından tamamen çıkartılarak, bunun yerine 1, 2, 3 ve 4 numaralı bent olarak “1- Davanın KABULÜYLE, çekişmeli . Köyü … mevkii 134 sayılı parselin davalılar adına olan tapu kaydının iptaline ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu tapu kaydının beyanlar hanesine yazılmak suretiyle Hazine adına tapudaki niteliğiyle tesciline,
2- 14,00 TL başvuru ve 609,93 TL nisbi karar harcının davalılardan alınmasına,
4- Hazine tarafından yapılan 22,50.-TL ilk masraf 586,12.-TL+326,12.-TL= 912,24.-TL keşif gideri olmak üzere toplam 934,74.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacı yönetime verilmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifelerine göre taktir edilen 1355,00.-TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak kendini avukat ile temsil ettiren Hazineye verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 11.11.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.