YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8507
KARAR NO : 2010/11701
KARAR TARİHİ : 04.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … Köyü 242 parsel sayılı 8800 m² yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede 2000 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ve istemin kesinleştiğini, 2/B uygulaması ile de orman dışına çıkarılmadığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın, davalının kabul beyanı esas alınarak kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden yargılama sırasında davalı …’in 05/03/2009 tarihli ilk oturumda “Ben davayı kabul ediyorum. Dava konusu taşınmazı zaten yıllardır kullanmıyorum, nerede olduğunu dahi bilmiyorum.” şeklindeki tutanağa geçirilen ve uyuşmazlıkla ilgili bir açıklama içermeyen beyanının hükme dayanak yapıldığı anlaşılmaktadır.
H.Y.U.Y.’nın 92. maddesindeki kabulün hukuki sonuç doğurabilmesi için davacının davaya konu ettiği kesimin davayı kabul eden tarafça bilinmesi zorunludur. Bu nedenle; mahkemece davacının iddiası açıklattırılmalı, davalının savunması sorulmalı, keşif yapılarak taşınmazın arazi üzerindeki konumu belirlenmeli, ondan sonra davalının kabul beyanına değer verilip verilmeyeceği tartışılıp değerlendirilmelidir.
Açıklanan nedenlerle, işin esasına girilip tarafların iddia ve savunmalarına dayalı delilleri toplanıp, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken … olduğu gibi karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer konuların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 04/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.