Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/852 E. 2010/4244 K. 31.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/852
KARAR NO : 2010/4244
KARAR TARİHİ : 31.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve müdahiller vekilleri ile davalılardan Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Köyünde bulunan yaklaşık 100 dönüm taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Müdahiller ise, taşınmazların murisleri …’tan kaldığı iddiasıyla adlarına tescil talep etmişlerdir. Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 14-17. maddelerinde yazılı koşulların gerçekleşmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ve müdahiller vekilleri tarafından esasa; davalılardan Hazine vekili tarafından harç ve vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 17.07.1945 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 19.03.2003 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 09.12.1966 tarihinde kesinleşmiştir. Taşınmaz bu çalışmada taşlık-çalılık niteliği ile tapulama harici bırakılmıştır.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre , her ne kadar yörede 1945 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmalarına ait tutanak ve haritalar getirtilip uygulanmadan, aplikasyon çalışmalarına ait haritalar uygulanmak suretiyle yapılan araştırma inceleme sonunda, çekişmeli taşınmazın orman kadastro sınırları dışında kaldığı belirlenmişse de, üzerinde 100 yaşlarında meşe ağaçları bulunduğu, eğiminin % 14 civarında olduğu, ormancılık bilimine göre meşe ağacı tohumlarının, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer alması ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün olamayacağına göre, sözü edilen ağaçların doğu ve batı yönlerde bulunan Devlet Ormanından tohumlanma yolu ile geldiğinin düşünülemeyeceği, bu tür taşınmazların, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26 a ve j maddesi ve aynı maddenin 2. fıkrası gereğince komisyonlarca sınırlandırma dışı bırakılmış olmasının orman niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve orman kadastro sınırları dışında bırakılsa da 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7/1. maddesi gereğince “herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olması nedeniyle” her zaman orman olarak sınırlandırılabileceği gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişilere ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 31/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.