YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8566
KARAR NO : 2010/9710
KARAR TARİHİ : 07.07.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Köyünde bulunan ve tapuda kendi adına kayıtlı taşınmazın orman olmadığı halde, 2007 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırı içine alınmasının doğru olmadığını bildirerek orman sınırlamasının iptalini istemiştir. Mahkemece taşınmazın orman bütünlüğü içinde yer aladığı belirlenerek davanın reddine tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6 aylık sürede açılan orman tahdidine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 08.01.1971 tarihinde kesinleşen arazi kadastrosu ile 26.01.2007 tarihinde ilan edilen ve dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu vardır.
İncelenen dosya kapsamına, toplanan delillere göre, çekişmeli 445 parselin orman sınırı içine alınan (A) bölümünün, eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarında orman sayılan alanda kaldığı belirlenerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, orman kadastro tespitine itiraz davalarında mahkemece toplanan deliller karşısında davanın kabulü ya da reddi yolunda hüküm kurulmakla yetinilmesi gerektiği, tapu iptal ve tescil kararı verilemeyeceği, dava konusu taşınmazın davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, davacının tescil isteği olmayıp adına kayıtlı olan parselin orman sınırı dışına çıkartılmasını istediği, orman kadastrosuna itiraz davasını inceleyen kadastro mahkemelerinin kesinleşen tapu kayıtlarını iptal etme görevi bulunmadığı, dava konusu parseli içine alan orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra Orman Yönetiminin genel mahkemelerde açacağı dava sonucu tapu kaydının iptaline karar verilebileceği gözönünde bulundurulmadan … şekilde hüküm kurulması isabetsiz ise de bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hüküm fıkrasının 2. bendinin hükümden tamamen çıkarılmasına ve H.Y.U.Y.’nın 438/son maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 07.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.