Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/8644 E. 2010/10070 K. 14.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8644
KARAR NO : 2010/10070
KARAR TARİHİ : 14.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 04.04.2006 gün 2005/8932 – 2006/2209 sayılı bozma kararında özetle; “Dava dilekçesi ve sonradan dosyaya sunulan 7.12.1990 ve 22.02.2000 tarihli dilekçelere göre dava konusu taşınmazın 2613 sayılı yasaya göre tutanağı düzenlenen 1 ada 1 parselin bir kısmı olup bu kısımında 05.03.1990 – 08.05.1996 tarihilerinde imar uygulaması ile Hazine adına tescil edilen 1828 ada 4, 6, 8 ve 9 , 1829 ada 1, 2, 14, 15 ve 16 parseller olduğu, kısmen redde ilişkin hükme yönelik davacı kişinin temyiz itirazları Dairenin 28.03.2002 gün 2001/8635 – 2002/2603 sayılı kararıyla reddedildiğinden kişinin temyiz itirazlarının reddine, Hazinenin temyiz itirazları yönünden ise hükme dayanak yapılan orman raporunun yetersiz olduğu, 1 ada 1 parselin 14.05.1971 tarihinde yapılan kadastro tespitinde öteden beri kimsenin zilyetliğinde bulunmayan sahipsiz yerlerden olduğu, içerisinin tamamen çam ormanı ile kaplı olduğu, orman kadastro tutanağında orman olarak gösterilmemiş ise de zemindeki ağaçlar üzerine orman tahdit sınırı olarak işaret verildiği belirtilerek çam ormanı niteliği ile 120.115m2 yüzölçümlü olarak tespit edildiği ve tespitin itirazsız kesinleştiğinden, taşınmazın geçmişteki ve halihazırda ki niteliği ile orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünde duraksama olduğu, bu sebeple 1970’li yıllara ait memleket haritası ve … fotoğrafları getirtilerek üç orman bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası, eski tarihli memleket haritası ve … fotoğrafları uygulanarak yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılması, taşınmazın şimdiki ve geçmişteki niteliğinin belirlenmesi, fotoğraflarının çekilmesi sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.Mahkemece bozma kararına uyularak, dava konusu 1828 ada 4, 6, 8 ve 9, 1829 ada 1, 2, 14, 15 ve 16 parsellerin tapu kayıtlarının iptal edilerek davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacı … ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 22.09.1969 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 23.05.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
1) Davacı …’nun temyiz itirazları 1 ada 1 parselin adına tescile karar verilmeyen bölümlerine yönelik olup; Dava dilekçesi ve sonradan dosyaya sunulan 07.12.1990 ve 22.02.2000 tarihli dilekçelere göre dava konusu taşınmazın 2613 Sayılı Yasaya göre tutanağı düzenlenen 1 ada 1 parselin 05.03.1990 – 08.05.1996 tarihlerinde imar uygulaması ile Hazine adına tescil edilen 1828 ada 4, 6, 8 ve 9, 1829 ada 1, 2, 14, 15 ve 16 parseller olduğu, davacı kişinin bu yöndeki temyiz itirazları Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 28.03.2002 gün 2001/8635 – 2002/2603 ve 04.04.2006 gün 2005/8932 – 2006/2209 sayılı kararlarıyla reddedildiğinden, bozma sonrası da aleyhine hüküm kurulmadığından …’nun temyiz itirazlarının REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki, Hisar Mahallesinde 01.02.1972 tarihinde yapılan kadastro sırasında 1 ada 1 parsel sayılı 120.115 m2 yüzölçümündeki taşınmaz öteden beri kimsenin zilyetliğinde bulunmayan sahipsiz yerlerden olduğu, içerisinin tamamen çam ormanı ile kaplı olduğu, orman kadastro tutanağında orman olarak gösterilmemiş ise de zemindeki ağaçlar üzerine orman tahdit sınırı olarak işaret verildiği belirtilerek çam ormanı niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş ve itirazsız kesinleşmiştir. Daha sonra 5.3.1990-8.5.1996 tarihilerinde yapılan imar uygulaması ile 1828 ada 4, 6, 8 ve 9 , 1829 ada 1, 2, 14, 15 , 16 ve dava dışı parsellere ayrılmıştır. Davacı kişinin dosyadaki ıslah dilekçelerine göre 1828 ada 4, 6, 8 ve 9 , 1829 ada 1, 2, 14, 15 ve 16 parsellerin dava edildiği anlaşılmaktadır.Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda , 1 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1969 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığı, 1963 baskı tarihli memleket haritasında, 1964 tarihli amenajman planında ve … fotoğraflarında çalılık ve makilik olarak gözüktüğü , eğim ölçere göre %2 eğimli olduğu, üzerinde pazar yeri ve çok sayıda apartman bulunduğu , 6831 sayılı yasanın 1/jmaddesi uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Yerel mahkemece de orman bilirkişi kurul raporuyla taşınmazların sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği gerekçesiyle … şekilde karar verilmiştir.Ancak orman bilirkişi kurulu tarafından yöntemine uygun şekilde düzenlenen aplikeli memleket haritasında çekişmeli taşınmazların bulunduğu alan çalılık rumuzlu yeşil alanda işaretlenmiş olup çevresinde ise ibreli ağaç ve çalılık rumuzları yer almaktadır.Davacı adına tescile karar verilen 1828 ada 4, 6, 8 ve 9 , 1829 ada 1, 2, 14, 15 , 16 parsellerin geldisi olan 1 ada 1 parsel ise 1.2.1972 tarihinde çam ormanı niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Dolayısıyla 1 ada 1 parselin 1963 baskı tarihli memleket haritasındaki ve 1964 tarihli amenajman planındaki konumu; kadastro tespit tutanağındaki nitelik ve edinme ile örtüşmektedir.Davacı … 5.5.1988 tarihli dilekçe ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak dava açmıştır.Memleket haritasının ve amenajman planının düzenlendiği 1963 -1964 yılı ile 1 ada 1 parselin kadastro tespit tutanağının düzenlendiği 14.05.1971 tarihi arasında 20 yıllık süre bulunmamaktadır. 1 ada 1 parselin kadastro tespitinin yapıldığı 1971 yılından geriye doğru 20 yıl önce taşınmazın imar ihya edilmesi ve imar ihya edildiği tarihten itibaren kadastro tespit tarihine kadar 20 yıl süreyle nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanılmış olması yasal zorunluluktur. Her ne kadar tanık ve yerel bilirkişiler taşınmazın davacı tarafından … yıllar kullanıldığını ifade etmişler ise de resmi belgelere uygun düşmeyen tanık ve bilirkişi beyanlarına değer verilemez. Bu durum karşısında davacı kişi yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerinde düzenlenen imar ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile … şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kaldı ki; kabule göre de bozma öncesinde 1828 ada 4, 6 ve 9, 1829 ada 1 ve 2 parsellere yönelik davanın kısmen kabule karar verildiği ve davacı kişinin bu yerlere yönelik temyiz itirazları hükmüne uyulan Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 04.04.2006 gün 2005/8932 – 2006/2209 sayılı kararıyla reddedildiği halde bu taşınmazların tamamının davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı …’nun temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14/07/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.