Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/8705 E. 2010/11286 K. 28.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8705
KARAR NO : 2010/11286
KARAR TARİHİ : 28.09.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında dava konusu … KÖYÜ 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, ORMAN niteliğinde HAZİNE adına tespit edilmiştir. Davacı, orman parseli içinde bulunan ve dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı, irsen intikal ve eklemeli zamanaşımı zilyetliği nedeniyle malik olduğunu ileri sürerek adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın KISMEN KABULÜNE, … Köyü 101 ada 1 parselin fen bilirkişisi krokisinde, kroki 2 ile gösterilen 1143,92 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ile yine ekli fen bilirkişisi krokisinde kroki 3 ile gösterilen 2160,78 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tesciline, geri kısımların orman niteliğinde Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, kroki 1 de gösterilen taşınmazın ve geri kalan bölümlerin orman niteliğinde hazine adına tesciline karar verilmiş hüküm davalı HAZİNE ve ORMAN YÖNETİMİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkidir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. madde hükmüne göre yapılmıştır.
Yapılan incelemede aynı gün temyiz incelemesi yapılan mahkemenin 2008/78 – 209/151, 2008/80 – 2009/123, 2008/79 – 2009/171 sayılı dairenin sırasıyla 2010/8703,8705,8704 sayılı dava dosyalarında davaya konu parselin 101 ada 1 parsel olduğu anlaşılmıştır. Aynı parsel hakkındaki kadastro tespitine itiraza ilişkin tüm davaların aradaki fiili ve hukuki bağlantı nedeniyle tutanak aslının bulunduğu dosyada birleştirilerek görülmesi gerekir.Ancak somut olayda tutanağın aslının bulunduğu Kadastro Mahkemesinin 2008/89-211 sayılı dava dosyasında davacı kişinin davası reddedilerek kararın kesinleştiği gözlenmiştir.
O halde, davaya konu 101 ada 1 parsel hakkındaki mahkemede görülmekte olan tüm dava dosyaları içinde en küçük esaslı dosyada birleştirilip, Kadastro Mahkemesinin 2008/89-211 sayılı dava dosyası da içine konulduktan sonra işin esasına girilip tüm deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Dava edilen taşınmazlardan fiilen ve öncesi itibarıyla orman niteliğinde olmamakla birlikte tüm yönleri orman ile çevrili ve orman bütünlüğündeki yer tespit edilirse, bu yerlerin, 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin
33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet
Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davaya konu taşınmazlardan orman içi açıklık ve orman bütünlüğünde olduğu saptanan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilemeyeceği gözetilmelidir.
Kabule göre ise,mahkemece ,hüküm yerinde, 101 ada 1 parselin kadastro tutanağının iptaline karar verilmiş olması doğru olmayıp, yapılan yargılama sonucunda iptal edilmesi gerektiği saptanan bölüm belirlenerek,tespit tutanağı tümüyle iptal edilmeden hüküm kurulması gerekir.
Anılan yönler gözetilmede yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 28/09/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.