YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8810
KARAR NO : 2010/12219
KARAR TARİHİ : 12.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, tapu kayıtlarına tutunarak sahibi olduğu taşınmazın orman parseli içinde tesit edildiği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın görev yönünden reddi ile dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına göre, davacı kişi Yağmurluk Köyünde yapılan kadastro çalışmasında kendisine ait taşınmazın 101 ada 1 sayılı orman parselinin içinde kaldığını belirterek, bu bölümün 101 ada 1 sayılı parselden ifrazen iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, askı ilanının 23.01.2008 tarihinde yapıldığı, davanın ilan süresi geçtikten sonra 23.05.2008 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, mahkemenin 2008/19 sayılı dosyasında 101 ada 1 sayılı parsel hakkında askı ilan süresi içinde diğer kişiler tarafından dava açıldığı, temyize konu davanın açıldığı tarihte o davanın halen derdest olduğu, temyize konu davanın o davaya 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi hükmüne göre katılma olduğu düşünülerek aynı parsel hakkında açılan tüm davaların birleştirilmek suretiyle karara bağlanması gerekirken, 2008/19 sayılı dava ayrıca görülüp karara bağlanmıştır. Ne var ki, o davanın sonuçlandırılmış olması 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi hükmüne göre dava açan kişinin davasının genel mahkemede görülmesini gerektirmez. H.G.K.’nun 26.02.1992 gün ve 1991/8-532-84 sayılı kararında belirtildiği gibi parsel bir bütün olduğu için bir bölümü hakkında açılan dava parselin diğer bölümlerinin kesinleşmesini de önler. Usul ekonomisi bakımından kadastro mahkemesinde aynı parsel hakkındaki davanın devamı sırasında açılan davaların tümünün kadastro mahkemesinde görülmesi gerekir. O halde, uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde görevsizliğe karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer konuların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine 12.10.2010 günü oybirliği ile karar verildi.