YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8998
KARAR NO : 2010/11838
KARAR TARİHİ : 05.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 27/04/2009 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 14/09/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davalı … vekili Avukat … geldi, karşı taraftan davalı HAZİNE vekili Avukat … …, katılan davacı … vekili Avukat …, katılan davacılar … ve arkadaşları vekili avukat …, katılan davacılar … …, … ve … GELDİ, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında davaya konu … Köyü 120 parsel sayılı 8120 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, … ÇİFTLİĞİNE ait Mart 1290 (… 1291) tarih D.9 V.18. ve Ağustos 1326 (1910) tarih 3 ve Eylül 1340 tarih 4 nolu sicilden gelen ve tesisinde 4000 dönüm (367 Hektar 7210 m2) yüzölçümlü tapudan 3.540.000 m2 olarak ifraz edilen Temmuz 1969 tarih 64 nolu tapu kaydı ve yine tapu malikleri adına kayıtlı … Köyü 41 hektar 35 ar yüzölçümlü 1936 tarih 216 nolu vergi kaydı kapsamında kaldığı belirtilerek tapu ve vergi kaydı maliki olan davacılar adına payları oranında 1970 yılında tespit edilmiş, … … ‘ın oğlu …’in eşi … … ile … oğlu … … …’ın bu taşınmazın miras bırakanları …’dan kaldığını, taşınmaza tapu maliklerinin zilyet olmadığını kendilerinin kullandığını, bu nedenle tapunun hukuki değerini yitirdiğini, bu parselin iki parça halinde bir parçasının …, bir parçasının da … … … tarafından kullanıldığını, bu şekilde ifraz edilerek ayrı parsel numaralarıyla adlarına tescilini isteyerek tespit tutanağına itiraz etmişlerdir. Komisyonca taşınmazın … ve … … tarafından iki parçaya bölünmesinin kadastro tesbitinden sonra olması nedeniyle geçersiz olduğunu, parsele halen ve filen … eşi … kızı … zilyet olduğundan belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespitine karar verilmiştir.
Davacı ve ilk tespit malikleri … … ve arkadaşları dava konusu taşınmazın, Marmaris …, … ve …-… isimli, Eylül 1340 tarih 4-3 ve 5 nolu sicilden gelen 3 adet çiftlik arazisine ait tapu kayıtları kapsamı içerisinde kaldığını, bu üç çiftlik tapularının dış hudutlarının… … … ve … … olduğunu ve bu hudutların askeri haritalarda yer aldığını, davalı veya mirasbırakanlarının 1962 yılına kadar % 25 hâsılat kirası vererek fer’i zilyet sıfatıyla … arazisi olarak kullandıklarını, ancak hukuk dışı eylemlerle taşınmaza sahiplenmeye çalıştıklarını, geldi kayıtlarında icareteynli vakıf olduğu yazılı olan tapu kaydının 1961 yılında taviz bedeli de ödenmek sureti ile vakıfla ilişiğinin kesildiğini, bu tür vakıfların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, kadastro çalışmaları sırasında bilirkişilerin gerçekleri sakladıklarını, sabit sınırlı olmaları nedeniyle miktarına değil sınırlarına itibar edilmesi gereken tapu kayıtlarının kapsamındaki ormanların, 4785 Sayılı Yasa gereğince devletleştirilmesinden dolayı devletleştirilen ormanların bedellerinin ödenmesi için Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın halen devam ettiğini, ileri sürerek komisyon kararının iptali ile taşınmazların tapu ve vergi kaydı malikleri adına payları oranında tescili istemiyle dava açmışlardır.
… … mirasçılarından olan … VE ARKADAŞLARI davaya konu taşınmazın davalı ile ortak miras bırakanları olan … oğlu … …’a ait iken onun 1955 yılında ölümü ile mirasçılarına kaldığını ve mirasının paylaşılmadığını ileri sürerek, davaya konu taşınmazın … … mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle, … VE …, davacı …… …’nin murisleri Bedriye, Müfide ve … … Şereflinin, dava konusu taşınmazları dava dışı … Aktaş’a satış vaadi ile devrettiklerini, kendilerinin de bu kişinin de 1991 ila 1994 yılları arasında düzenlenen sözleşmelerle satışının vaat edildiğini belirterek …… …’ye ait payın 1/2’sinin adlarına tescili istemiyle, … TURİZM YATIRIMLARI VE İŞLETMELERİ A.Ş. ise N. … … ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kaydından pay satın aldığını belirterek, satın aldığı payın adına tescili istemiyle, GAYRİMENKUL DEĞERLER A.Ş. davaya konu taşınmazı 1993 yılında satış vaadi sözleşmesi ile satın aldıklarını belirterek adlarına tescili istemiyle, diğer kişiler ise kadastro tespit tarihinden sonra taşınmazı satın aldıklarını bildirerek adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
Davalı …, tapu maliklerinin taşınmaza zilyet olmadığı gibi davacıların dayandıkları tapu kaydının hukuken de geçerli olmadığını, kayınpederi … …’ın ve daha sonrada kocası … …’ın zilyet olduğunu, paylaşım sonucu kendisine düştüğünü, bu nedenle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmaza Medeni Yasanın 1926 yılında yürürlüğünden önce on yılı aşkın süre ile … … tarafından zilyet ettiğini, bu nedenle de davacı … Ailesinin dayandığı tapu kaydının yasal değerini yitirdiği gerekçesiyle davacılar N…. … ve arkadaşlarının, katılan … Turizm Yatırımları ve işletmeleri A.Ş’ nin davalarının REDDİNE, dava konusu parselin 1955 yılında ölen … …’dan kaldığı, mirasçıları arasında geçerli bir paylaşım yapılmadığı gerekçesiyle, … … mirasçısı olan katılan davacılar … ve arkadaşlarının davasının KABULÜNE, … Köyü 120 sayılı parselin 1944 pay kabul edilerek (… … mirasçıları) 216/1944 payının Fatmana Diri, 216/1944 payının … … …, 216/1944 payının …, 216/1944 payının Sebahattin …, 216/1944 payının … …, 216/1944 payının … Nazmi …, 216/1944 payının …, 54/1944 payının …, 27/1944 payının Nabi …, 27/1944 payının … Emin …, 27/1944 payının Gönül Söyler Bildik, 27/1944
payının Emel …, 27/1944 payının Emin …, 27/1944 payının Arzu Bulut, 54/1944 payının … Türkel, 54/1944 payının … Çabuk, 54/1944 payının … …, 54/1844 payının … adına TESCİLİNE, taşınmazın 1. derecede doğal sit alanında kaldığının beyanlar hanesinde gösterilmesine, diğer katılan davacılar, kadastro tespitinden sonra … haklara dayandıklarından dava dilekçelerinin GÖREV YÖNÜNDEN REDDİ ile görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren en geç 10 gün içerisinde başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili MARMARİS ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından, … …’ın mirasının paylaşıldığı ve bu parselin kendisine düştüğü iddiasıyla davacı … … ve arkadaşları vekili tarafından dava konusu taşınmazın … Çiftliği içinde bir tarla olduğu ve dayandıkları çiftlik tapu ve vergi kayıtlarının kapsamında kaldığı, davacı ve davalı miras bırakanı … …’ın, … ve … Çiftliklerinin kahyası olup, çiftlik kahyası sıfatıyla zilyet olması nedeniyle, zilyetliğini malik gibi sürdürmediğinden zilyetlik koşullarının oluşmadığı ve tapu kayıtlarının yasal değerini koruduğu, müdahil Gayrimenkul Değerler A.Ş. Çiftlik tapusundan Temmuz 1998 tarih 6 numarada pay aldıklarından 3402 Sayılı Yasanın 25/3 ve 40. maddeleri gereğince taleplerinin kadastro mahkemesinde değerlendirilmesi gerektiği iddiasıyla, HAZİNE vekili de zilyetlik koşullarının … … mirasçıları yararına gerçekleşmediği iddiasıyla temyiz etmişlerdir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1967 yılında seri bazda yapılıp tesbit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1980 yılında yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1991 yılında yapılarak dava tarihinden önce kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.
1-İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının uygulanması sonucu da, orman alanı dışında kaldığı fiilen de orman olmayıp eski … alanı olduğu, belirlendiğinden HAZİNE’nin ve ortak miras bırakan … …’nın mirasının tüm mirasçılarının katılımı ile ve yöntemine uygun olarak usulen paylaşıldığı kanıtlanamadığından davalı … vekilinin, tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Kadastro tespiti sırasında dava konusu parsele uygulanan … Çiftliği tapu kaydına dayanarak dava açan davacı … …, … … ve arkadaşları (… Ailesi) ile yargılama sırasında parsele revizyon gören tapudan Haziran 1998 tarih 6 numarada pay satın alan ve 3402 Sayılı Yasanın 25/3 ve 40. maddeleri gereğince davaya katılan, Gayrimenkul Değerler A.Ş.’nin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, özetle: “davaya konu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmayıp kadim … arazisi olduğu ve Marmaris Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün 1996/11-16 sayılı kararına ait dava dosyasında; davacıların tutundukları tapu kayıtlarının sınırlarında yazılı noktalar arasında düz hatlar çizilmek sureti ile tapu kaydının kapsamının belirlendiği, tapu kaydında yazılı nokta sınırların birleştirilmesi ile düzenlenen haritanın, temyize konu davada da, yerel ve fen bilirkişi aracılığı ile yapılan uygulama sonucu dava konusu parselin de tapu kaydı kapsamı olarak belirlenen geometrik şeklin içinde kaldığı; ancak, tapu kaydının miktar itibarı ile araziye tatbikinin ve tapu kaydında sabit bir sınır olmadığı için; hangi sınırdan ve nereden başlanılarak tapu kaydına kapsam belirlemenin de mümkün olmadığı; kadastro çalışması sırasında özel mülkiyete konu olabilecek
nitelikte yerler olduğu için kadastro tespit tutanakları düzenlenen arazilerin, dağ, tepe, orman, taşlık Kayalık ve benzeri arazilerle çevrili olduğu; böyle bir arazi yapısı içerisinde miktar itibarı ile uygulama yaparak davacıların tutundukları tapu kaydına kapsam belirlenemeyeceği, dava konusu taşınmaz tapu kaydı kapsamında kalsa bile, davalı ve katılan davacıların müşterek miras bırakanlarının, zilyetliğinin Medeni Yasanı yürürlüğe girmesinden 10 yılı aşkın bir süre önce başlayıp kadastro tespit tarihine kadar çekişmesiz, aralıksız ve malik gibi devam ettiği; davacıların bu güne kadar herhangi bir çekişme yaratmadıkları; davalı ve katılanlar ile müşterek miras bıranlarının bir insan ömrünü aşan süre zilyetliklerinin kiracılık sıfatı ile devam ettiğinin davacılar tarafından kanıtlanamadığı; Medeni Yasanın yürülüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce uygulanmakta olan ve Medeni Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra da bu yasaya aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte olduğu kabul edilen … 1274 (1858) Tarihli Arazi Kanunnamesinin 20(30) ve 78 maddelerine göre tapu kayıtlarının yasal değerini kaybettiği” gerekçesi ile asıl davacı … Ailesinin davasının reddine “müdahil davacı Gayrimenkul Değerler A.Ş. tespit tarihinden sonra … hakka dayandığından davasının görev yönünden reddine” karar verilmiştir.
Davacı kişiler, … ÇİFTLİĞİ’ne ait Şubat 1962 tarih ve 5 sıra numarada 367 hektar 7210 m2 (4000 dönüm) yüzölçümünde olan ve kadastro sırasında … Köyü 1 ila 169 sayılı parsellere revizyon gören sınırları; D: Mezar Gediği, B: Dikili Taş, K: …, G: … … ve bu yerden müfrez çiftlik olan …-… ÇİFTLİĞİ’ne ait Şubat 1962 tarih 1 sıra numarada 639 hektar 5240 m2yüzölçümündeki (7000 dönüm)kadastro sırasında … köyü 373 ila 633 sayılı parsellere revizyon gören sınırları D: Kocalan ve Balan Dağı, B: Taşbük ve …, K: Çilecik Gediği, G: Gökbel ve Karadağ ve Mezar Gediği ile çevrili olan ve … (…) ÇİFTLİĞİ’ne ait Şubat 1962 tarih 4 sıra numarada 275 hektar 7907 m2 (3000 dönüm) yüzölçümündeki ve kadastro sırasında hiç bir parsele revizyon görmeyen sınırları D: Mezar Gediği, B: İnbükü ve … K. …, G: Gülenya … sınırlı tapu kayıtlarına dayanmaktadır. Müdahil davacı şirket de davanın devamı sırasında 1996 yılında aynı tapu kayıtlarından tapuda pay satın alıp, 3402 Sayılı Yasanın 40. maddesi gereğince davaya katılmış olduğundan yine aynı kayıtlara dayanmaktadır.
ÇİFTLİK TAPU KAYITLARININ OLUŞUMU VE GİTTİLERİ
Davacı … … ve arkadaşları (… AİLESİ)’nin Tapu kayıtlarının ilk oluşumu ve gitti kayıtları şöyledir;
I- 1) Cemaziyelahir 1208, Zilhicce 1207 (9 Ocak 1794) Tarihli Mülknamede; Gökabad Kazasında …, Erkoz ve … Çiftlliklerinin … Sancağı eski Mütesellimi … …’e ait olup, bu kişinin idamı ile mal varlığına Devlet tarafından el konulmasından sonra Ula Kazası Eşrafından … Efendi isimli kişinin fuzulen işgal ettiği bu üç adet çiftliğin, padişah fermanı gereğince bütün ilaveleriyle ve içlerindeki hayvanlar, hububat ve tohumluklarıyla birlikte Muğla kadısı tarafından imzalı ve mühürlü deftere kayıt edilerek Darphane tarafından idare edilmek üzere Padişah Hazinesine dahil edildiği anlatıldıktan sonra “bu … ile diğer emlak ve ilavelerinin padişah III. … tarafından annesi … Valide Sultana mülk arazi olarak … edildiği” yazılıdır.
2) … Valide Sultan Padişahın 1208 tarihli mülknamesi ile mülk olarak aldığı, bu çiftlikleri 1209 (1875) yılında kendi ismiyle kurduğu vakfa tahsis ederek, … Valide Sultan Vakfıyesini 21 Zilhicce 1209 (1795) tarih 636 numaralı defterin 1. sayfa 1. sırasına kayıt edilmiştir.
3) İcar işlemlerine esas teşkil etmek üzere 12 … 1263 (1847) tarihinde 477 sayılı Temessük defterinin 157. sayfasına, … Valide Sultan Vakfına ait 47 parça emlak ve çiftliğin kaydı yapılmıştır. Bunlar arasında 39. sırada Kaza-i Mezburede; … Çiftliği 43. sırada …
Çiftliği, 44. sırada … Çiftliği, 45. sırada … Çiftliğin temessük defterinde kayıt edilmiş, 29 … 1264 (1848) tarihli Temessük senedi ile sülüs (1/3) payı Rıfat Paşaya verilmiş, bu temessük zayi olduğundan 15 … 1265 (1849) tarihli senet ile yenilenmiş, çiftliği 1263 (1847) tarihli temessük senedinde sayılan taşınmazlar 5 Muharrem 1280 (1864) tarihli senetle, sülüsan (2/3) payının nısfı (1/3 payı) … oğlu … … … efendiye nısfı (1/3 payı) da … oğlu Kadı Süleyman efendiye verilmiştir.
4) 25 … 1291 (1876) tarihli temessük: … Valide Sultan Vakfına ait, senelik 25.000 kuruş icare-i müecceleli, … Sancağı dahilinde bulunan 17 kıt’a çiftlikatın 1/3 payı müteveffa Rıfat Paşa’nın ve 1/3’er payı da basenet … … ve … Süleyman Hakkı efendilerin uhdelerinde olduğu, Rıfat Paşanın ölümüyle payının büyük oğlu Rauf bey ile … ve Sait beylere ve büyük kızı Aişe ve … ve Hacer ve Rabia hanımlara intikal ettiği, bunların paylarının … … ve … … ve … Süleyman Hakkı … sattıkları yeni maliklerinde aralarında yaptıkları paylaşım ve diğer paydaşların satışı sonucu daha önce 1280 tarihli Temessük senedine bağlanan …, …, … ve … Çiftliklerinin tamamı icare-i müeccle bedeli ödenmek suretiyle … … Efendi adına 25 … 1291 (1876) tarih D.9 V.18, 19 ve 20 numaralarda, Cinsi Hanesine zemininin “… Valide Sultan Vakfından” olduğu ve Senelik 25.000 Kuruş icare-i müeccele ve 20.000 kuruş müeccele bedeli de tapuya sicile yazılarak kayıt edilmiştir.
5) MART 1290 (1874-1875) cinsi “… Valide Sultan Vakfından” olan TARİHLİ TAPU KAYITLARI:
a) … Çiftliği Mart 1290 tarih D.9 V.18 numaralarda zemini … Valide Sultan Vakfından cinsi çiftlik 4000 dönüm yüzölçümlü, Mezar Gediği ve Kır Vasil Çiftliği ve … ve … Çiftliği sınırlı olarak … … Efendi adına,
b) … (…) Çiftliği Mart 1290 tarih D.9V.19 numarada zemini aynı vakfa ait cinsi çiftlik olduğu belirlenerek 3000 dönüm yüzölçümlü, Mezar Gediği ve Gülanye Yanı ve … Çiftliği, İnbükü Başında … sınırlı olarak … … Efendi adına,
c) … ve … Çiftliği Mart 1290 tarih D.9V.20 numarada zemini aynı vakfa ait cinsi çiftlik 7000 dönüm yüzölçümlü Çilecik Gediği ve Taşbükü İskelesi ve Koca Alan ve Günbele ve Mezar Gediği ve Belan Dağı ve Kara Dağ ve Taş Bükü ve … Çiftliği sınırlı olarak … … Efendi adına kayıt edilmiştir.
Bu kayıtlar Ağustos 1326 (1910) tarih 2, 3 ve 4 numaralı sicillere gitmiştir.
6- Cinsi “Valide Sultan … Vakfı” ve “senelik icar-ı müccelesi 1000 kuruş” olduğu yazılı AĞUSTOS 1326 (1910) TARİHLİ TAPU KAYITLARI :
a) … Çiftliği Ağustos 1326 (1910) tarih ve 3 numaralı tapu kaydı, zemini Mihrisaş Valide Sultan Vakfı’ndan cinsi Eşçarı müsmire ve Gayri müsmirei müştemil çiftlik 4000 dönüm yüzölçümlü D: Mezar Gediği, B: …, K: …, G: … …, iktisap sebebi Çiftlik … Fevzinin ölümüyle mirasçıları oğlu Şevket Ağa ve kızı … Hanımın paylaşımı sonucu, bu çiftliğin … Hanım payına düştüğü, tarafların muvafakat ve takrirleri 8 Mayıs 1301 (1885) tarihinde İl İdare Meclisi huzurunda ahz ve istima kılındığı, il merkezinde tutulan evrak kaydından müsteban olduğu, il tapu sicil memurluğunun 21 Ağustos 1326 (1910) tarih ve 14 numaralı tahriratından anlaşılmakla intikalen ve taksimen … … Efendi kızı … Hanım adına tescil edilmiştir.
b) … (…) Çiftliği Ağustos 1326 (1910) tarih ve 2 numaralı tapu kaydı cinsi ve iktisap sebebi yukarıda aynı tarih 3 numaralı tapunun iktisabı ile aynı olduğu yazılarak … Karyesi … Çitliği Mevkiinde D: Mezar Gediği, B: İnbükü ve …, K: …, G: Gülenye … sınırlarıyla 3000 dönüm yüzölçümlü olarak … … Efendi kızı … Hanım adına tescil edilmiştir.
c) … – … Çiftliği Ağustos 1326 (1910) tarih ve 4 numaralı tapu kaydı yukarıda yazılı aynı iktisapla, … Karyesi … maa … Çiftliği cinsiyle, D: Kocalan ve Belen Dağı, B: Taşbük ve …, K: Çilecik Gediği, G: Gökbel ve Karadağ ve Mezar Gediği sınırlı 7000 dönüm yüzölçümünde yine … … Efendi kızı … hanım adına tescil edilmiştir.
Bu tapular Eylül 1340 (1924) tarih 3, 4 ve 5 numaralı sicillere gitmiştir.
7) EYLÜL 1340 (1924) TARİHLİ TAPU KAYITLARI:
a) … Çiftliğine ait Eylül 1340 (1924) tarih 4 Sıra Numaralı 4000 dönüm yüzölçümlü tapu kaydı, … Memiş Ağa oğlu … Efendi karısı ve … … efendi kızı … Hanımın tasarrufunda olduğu, ölünceyedek bakma vaadi sözleşmesiyle meccanen ferağ edeceği karyesinin 12 Ağustos 1340 (1924) tarihli ilmühaberi ve Varidat idaresinin 26 minhü tarih ve 41/1 numaralı ruhsat tezkeresinden anlaşılmakla, … Hanımın yazılı şartıyla ferağından … Memiş Ağa oğlu … Efendi çocukları Kamil Bey ve … ve Mahmut ve Necip efendiler adına tescil edilmiş,
Kamil’in 1955, …’in 1966, Mahmut’un 1957 ve Necip’in de 1948 yılında ölümü üzerine 1962 yılında bu kişilerin mirasçılarına intikal yoluyla tescil edilmiştir.
b) … Çiftliğine ait Eylül 1340 (1924) tarih ve 3 Sıra numaralı 3000 dönüm yüzölçümlü tapu kaydı yukarıda yazılı aynı tarih 4 nolu tapu iktisabında yazılı olduğu gibi aynı şekilde … Memiş Ağa oğlu … Efendi çocukları Kamil Bey ve … ve Mahmut ve Necip efendiler adına intikalen tescil edilmiştir.
Kamil’in 1955, …’in 1966, Mahmut’un 1957 ve Necip’in de 1948 yılında ölümü üzerine 1962 yılında ise bu kişilerin mirasçılarına intikal yoluyla tescil edilmiştir.
c) … … Çiftliğine ait Eylül 1340 (1924) tarih ve 5 Sıra numaralı 7000 dönüm yüzölçümündeki tapu kaydı, aynı şekilde … Memiş Ağa oğlu … Efendi çocukları Kamil Bey ve … ve Mahmut ve Necip efendiler adlarına tescil edilmiştir. Tapu malikleri bu tapudan 36.760 m2 bölümü Okaliptüs Fidanlığı yapılmak üzere 30.01.1946 tarihinde Muğla İli Özel İdare Müdürlüğüne bağışlamışlar ve bu ifraz tapusuna dayanılarak, kadastro mahkemesinin 22.03.2001 gün 1977/61-9 sayılı kararı ile … Köyü 8466 m2 yüzölçümlü 410 ve 10204 m2 yüzölçümlü 411 ve 4211 m2 yüzölçümlü 413 ve 3370 m2 yüzölçümlü 414 sayılı parsellerin tamamı ile 412 sayılı parselin 11.647 m2’lik bölümü ki toplam 37898 m2 taşınmaz Muğla Özel İdare Müdürlüğü adına ve tapu kayıt fazlası olan 412 sayılı parselin bilirkişi raporunda (B) işaretli 3690 m2’lik bölümü …-… Çiftliğine ait Eylül 1340 tarih 5 nolu tapu maliklerinin mirasçıları olan temyize konu davanın davacıları … … ve arkadaşları adına tescile karar verilmiş ve bu karar 7. Hukuk Dairesinin 20.09.2002 gün 2002/1795-4523 sayılı kararı ile onanmıştır.
… Çiftliğine ait Eylül 1340 tarih 4 … Çiftliğine ait Eylül 1340 tarih 3 ve …-… Çiftliğine ait Eylül 1340 tarih 5 nolu tapu kaydı maliklerinden Kamil’in 1955, …’in 1966, Mahmut’un 1957 ve Necip’in de 1948 yılında ölümü üzerine … Çiftliği Şubat 1962 tarih 5, … Çiftliği Şubat 1962 tarih 4, …- … Çiftliği Şubat 1962 tarih 1 numarasında bu kişilerin mirasçıları adına intikal yoluyla tescil edilmiş, böylece Eylül 1340 tarih 3, 4 ve 5 nolu tapular Şubat 1962 tarih 1, 4 ve 5 numaralara gitmiştir.
8) MEDENİ YASANIN 04 EKİM 1926 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNDEN SONRAKİ İNTİKALLERİ;
a) … (…) ÇİTLİĞİ: aynı sınırlar ve cins ile Şubat 1962 tarih ve 4 Sıra numarada; 275 hektar 7907 m2 yüzölçümüyle, 12/16 payı, Kamil’in(… Kamil) 1955 yılında ölmesiyle çocukları Güzide Alper ve … …’a, Necip’in 1948 yılında ölmesiyle
çocukları … Feyyaz …, … …, … … ve … ya, Mahmut …’nin 1957 yılında ölmesiyle karısı Hayriye … ve çocukları … … …, Bedriye Menteşoğlu ve Müfide Şerefliye kaldığı belirtilerek payları oranında bu kişiler adına tapuya tescil edilmiştir. Bu tapu kaydının gittisi ve revizyonu yoktur.
b) … ÇİFTLİĞİ: Şubat 1962 tarih ve 5 sıra numarada 367 hektar 7210 m2 yüzölçümüyle yukarıda yazılı … (…) Çiftliği iktisabında olduğu gibi mirasçılar üzerine intikal ettirilmiş ve daha sonra ifraz edilerek Mayıs 1969 tarih 10 ve 11 numaralı kayıtlara gitmiştir.
aa) Mayıs 1969 tarih ve 10 Sıra numaralı Tapu Kaydı: … Çiftliğinden müfrez 332 hektar 3210 m2 çiftlik sınırlar; D: Mezar Gediği, B: Dikili Taş, K: …, G: … … ve bu yerden ifraz edilen çiftlik arazisi sınırlarıyla … oğlu … (… Celalettin)in 1966 yılında ölümü ile mirasını çocukları Bedia Gürkan, Rengigül Özbaş, Samahat Ülkümen ve … Şevki Onaya bıraktığı, … şevkinin 1967 yılında ölmesiyle mirasını oğlu … ile kızları Nevcihan Ertuğrul ve Gülümser Erkan ve karısı … ile kendisinden önce ölen oğlu Fevzinin çocukları Edeviye ve Engin …’a kaldığından mirasçılar adına intikalinden sonra iki parçaya bölündüğü belirtilerek bu parça ifraz sınırları ile, Mayıs 1969 tarih 10 numarada tapu maliklerinin mirasçıları adına payları oranında 332 Hektar 3210 m2 olarak tescil edilmiş ise de daha sonra “yüzölçümünün 332 Hektar 3210 m2 olmayıp, 13 hektar 7210 m2 olduğu” belirtilerek Temmuz 1969 tarih 63 numarada aynı kişiler adına tahsisen tescil edilmiş ve bu ifraz tapusu kadastro sırasında … Köyü 1 ila 169 sayılı parsellere uygulanmıştır. Ancak; komisyona yapılan itirazlar üzerine kişilerin zilyetliği nedeniyle, bu tapu kaydının yasal değerini yitirdiği gerekçesiyle bu parsellerin tümünün zilyetleri adına tespitine karar verilmiştir.
bb) Mayıs 1969 tarih ve 11 Sıra Numaralı diğer ifraz tapu kaydı: 35 Hektar 4000 m2 çiftlik arazisi olarak Doğusu, Batısı ve Kuzeyi bu yerden bölünen sahibi senetlerin müfrez çiftliği, Güneyi; … Belinden Dikilitaşa giden doğru hattın denizi ilk kestiği nokta ile Dikilitaştan … Beline giden doğru hattın denizi kestiği noktayı birleştiren … sahil hattı sınırları ile yine mirasçıları adına tescil edilmişse de, talepnamenin arkasındaki miktarın 354000 m2 olmayıp 3.540.000 m2 olduğu anlaşılmakla, Nizamnamenin 107. maddesi gereğince tashihan tescil edileceği” açıklaması yapılarak Temmuz 1969 tarih 64 numarada yine çiftlik tapu malikleri adına geldi kayıtlarındaki yüzölçüme uygun olarak düzeltme yapılarak tescil edilmiş, çiftliğe ait bu ifraz tapu kaydı … Köyünde 1970 yılında yapılan kadastroda 1 ila 169 sayılı parsellere uygulanmış, ancak yukarıda (a) bendinde belirtildiği gibi komisyonca bu kayda değer verilmeyerek zilyetler adına tespit kararı verilmiştir. … Köyünde, … Çiftliği tapu kaydına dayanılarak tapu maliki olan davacı … … ve arkadaşları (… Ailesi) adına hiçbir parselin tescili yapılmamış olduğu, çiftlik tapu sahipleri bu kayda dayanarak 1 ila 169 sayılı parsellerin tümü hakkında kadastro mahkemesinde dava açtıkları anlaşılmaktadır.
c) … – … ÇİFTLİĞİ: Şubat 1962 tarih 1 Sıra Numaralı Tapu Kaydı: … Maa … Köyü Mezaraltı mevkiinde eşçarı müsmire ve gayri eşçarı müsmireyi müştemil 639 hektar 5240 m2 çiftliğin 12/16 payı: D: Kocalan ve Balan Dağı, B: Daşbük ve …, K: Çilecik Gediği, G: Gökbel ve Karadağ ve Mezar Gediği ile çevrili taşınmazın … mirasçıları Kamil ÖZSOY, Mahmut … ve Necip … mirasçıları adına tescil edilmiş ve bu tapu kaydı kadastro sırasında, çiftlik tapusu malikleri tarafından Özel İdare Müdürlüğüne Okaliptüs Fidanlığı yapılmak üzere 1946 yılında bağışlanan … (…) Köyü 410, 411, 412, 413 ve 414 sayılı parseller de içinde olmak üzere … Köyü 373 ila 633 sayılı parsellere revizyon görmüştür. [… (…) Köyü 410, 411, 412, 413 sayılı parseller Eylül 1340 tarih 5 nolu tapudan ifraz edilen Ocak 1946 tarihli tapu kaydına dayanarak Muğla Valiliği (Özel İdare)
adına tespit edilmiş, tapu malikleri … … ve arkadaşları (… Ailesi), “Okaliptüs Fidanlığı yapılmak üzere, 1946 yılında …-… Çiftliği tapusundan Muğla Valiliğine 40 dönüm (36.760 m2) yerin hibe edildiğini ve bu yerin Ocak-1946 tarihinde 36.760 m2 olarak çiftlik tapusundan ifraz edilerek Valilik adına tescil edildiği halde, bu köyde yapılan tapulama sırasında hibe edilen tapu sınırlarına uyulmayarak, tapudan fazla yerin 410 ila 414 sayılı parseller de Muğla Valiliği adına tespit edildiğini, tapu kayıt fazlasının çiftliğe ait Şubat 1962 tarih 1 nolu tapularının kapsamında kalıp, kendilerine ait olduğu iddiasıyla, kadastro mahkemesinde 410 ila 414 sayılı parseller hakkında açtıkları dava, mahkemenin 22.03.2001 gün 1977/61-9 sayılı kararı ile “çiftlik tapusundan ifraz edilerek Muğla Valiliğine bağışlanan Ocak 1946 tarihli tapunun kayıt miktar fazlasının, Şubat 1962 tarih 1 nolu çiftlik tapusu kapsamında kalması nedeniyle, tapu kayıt miktar fazlası 412 sayılı parselden ifraz edilerek davacı çiftlik sahipleri adına tapuya tesciline” şeklinde karara bağlanmış ve bu karar 7. Hukuk Dairesinin 20.09.2002 gün 2002/1795-4523 sayılı kararı ile onanmış ve kesinleşmiş ve böylece 7. Hukuk Dairesi bu kararıyla, Şubat 1962 tarih 1 nolu çiftlik tapu kaydının geçerli bir tapu olduğunu kabul etmiştir.]
TEMYİZE KONU BU DAVADA ÇÖZÜMLENMESİ GEREKEN KONULAR ŞU ŞEKİLDE SIRALANABİLİR;
a) Dava konusu taşınmazın, cinsi … Sultan Vakfı olan … … ve … -… Çifliklerine ait bir arazi olup olmadığı,
b) Bu vakfa ait bir arazi ise, … Valide Sultan Vakfının mülk araziden tahsis edilen, Sahih ve icareteynli (çift kiralı) vakıf olup olmadığı,
c) Arazi Kanunnamesinin 20 yada 78. madde hükümlerinin, sahih vakıf arazilerde de uygulanıp uygulanamayacağı,
d) Mart 1290 tarih 18-19-20 numaralı çiftlik tapularından paylaşım ve intikal yoluyla Ağustos 1326 tarih 2-3-4 numaralarda adına tescil edilen, … … kızı … Hanım’ın kök tapu kaydı maliki … … (… …) Efendi’nin kızı olup olmadığı, tapu kayıtlarının doğru temele dayanıp dayanmadığı ve düzenli şekilde intikallerinin yapılıp yapılmadığı ve yine 1948 yılında ölen … … kızı … Hanımın davacı kişilerin miras bırakanı olup olmadığı,
e) Davacıların dayandığı ve yukarıda ilk tesisinden itibaren tüm gittileri gösterilen ve kadastro tespiti sırasında dava konusu parsel de içinde olmak üzere … Köyü 1 ila 169 nolu parsellere uygulanan, ancak itiraz üzerine kadastro komisyonunca yasal değerini yitirdiği kabul edilen, … Çiftliğine ait tapu kaydının ve yine kadastro sırasında hiç bir parsele uygulanmayan … Çiftliğine ait tapu kaydının … Köyü sınırları içinde kadastrosu yapılan ve …-maa- … Çiftliğine ait tapu kaydının … (…) ve … Köyleri sınırları içinde kadastrosu yapılan dava ve temyize konu parsellere uyup uymadığı,
f) Tapu kayıtları uyuyorsa, … Valide Sultan Vakfı ister sahih, isterse gayri sahih vakıf olsun adlarına tescil karar verilen kişiler ile onların miras bırakanlarının zilyetliğinin, malik sıfatıyla olup olmadığı ve bunun sonucu olarak da, bu kişilerin zilyetliği karşısında tapu kaydının yasal değerini yitirip yitirmediği, yada çiftlik tapu kayıtlarının kapsamı dışında bulunsa dahi, dosyadaki deliller karşısında adlarına tescil kararı verilenlerin ve miras bırakanlarının, dava konusu taşınmazı çiftlik sahipleri … Ailesine icare kira ödeyerek onlar adına kullanıp kullanmadıkları, dolayısıyla dava konusu taşınmazın asıl zilyedinin tapu sahibi … Ailesi mi, yoksa köylüler mi olduğu?
g) …, … Çiftliklerinin kahyası (çiftlik sahipleri adına çiftliği yöneten ve işleten kişi) olduğu resmi yazışmalar ve tanık beyanı ile sabit olan ve 1955 yılında ölen … …’ın ve onun mirasçısı olan davalı ve müdahil davacıların bu çiftliğe ait taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerinin malik sıfatıyla olduğundan kabul edilip edilemeyeceği,
h) Yine 1950’li yıllarda Vergi Tadilat Komisyon üyesi görevini yapan, … …’ın 01.07.1950 tarih 258 nolu Tadilat Komisyonu kararına üye sıfatıyla katılarak [… Köyü okulunun uygulama bahçesi olarak “… Çiftliğinden ifrazen istimlak edildiği” belirtilen yerin vergi kıymetinin belirlenmesi] konusundaki kararda imzası bulunmasının ve 1959 yılında köy muhtarı sıfatıyla çiftlik sahiplerine ait … Değirmenine yaptığı tecavüzün 5917 Sayılı Yasa gereğince, Kaymakamlıkca men edilerek değirmenin asli zilyet çiftlik sahiplerine teslim edilmesinin ve yine Valiliğin 24.03.1965 tarihli yazısı ile “… Köyü hudutları dahilinde … Ailesinin tapulu arazisi içindeki kamulaştırılmayan arazinin yüzölçümü ile bugünkü tahmini değerinin” istenmesi üzerine, Malmüdürü Başkanlığındaki heyete, köy muhtarı sıfatı ile katılarak … Çiftliğine ait Şubat 1962 tarih 4 ve 5 nolu tapu kayıtlarının uygulanması sırasında, tapu kaydının bu yerlere ait olduğu konusundaki 12.06.1965 tarihli tutanakta imzası bulunmasının ve daha bir çok resmi evrakda … Köyünde bulunan taşınmaz malların … ve … Çiftliklerinin tapu maliki davacılara ait olduğunu bildirmesinin, kendisini ve mirasçısı olan davalıları bağlayıp bağlamayacağı ve dolayısıyla bu araziler üzerindeki zilyetliğinin malik sıfatıyla olduğunun kabul edilip edilmeyeceği,
ı) Yine …’nın oğlu olan ve adına tescil kararı verilen … …’ın 1946 ve 1950 yıllarında köy muhtarlığı görevinde iken, Orman İdaresinin isteği üzerine ve çiftlik tapularının sınırları içinde kalıp 4785 Sayılı Yasa gereğince devletleştirilen ormanların ve çiftlik sınırının belirlenmesi amacıyla ve Orman İdaresi memurlarının katılımıyla yapılan tapu uygulamasına ilişkin 27.12.1946 tarihli tutanakta, tapu kaydının bu yerlere ait olduğu konusundaki beyanının, yine Necip … ve kardeşlerine ait … ve … Çiftliği hudutları içindeki … Değirmenine gelen sudan, … mevkiisinde, Tepedibi denilen yerde, doğusu, batısı çiftlik tarlaları ile çevrili 4 dekar yere yeni değirmen yapılması için ilgili çiftliklerin mal sahiplerinin muvafakatlerin alınması konusundaki 03.07.1950 tarihli köy ihtiyar heyeti kararında imzası bulunmasının, bu yerlerin Çiftlik sahiplerine ait olduğunu kabul ettiği anlamına gelip gelmeyeceği ve bu bildirimler karşısında zilyetliğinin malik sıfatıyla sürdürüldüğünün kabul edilip edilemeyeceği,
k) Adına tescil kararı verilen … oğlu Nazmi …’ın bu köyde 1966 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında orman kadastrosu komisyon üyesi olarak görevi yapması ve bu çalışmalar sırasında “bu ormanların çiftlik sahiplerine ait tapu kaydı kapsamında kaldığını” ve ormanlara sınır olan kültür arazilerine zilyet olan kendi köyündeki kişilerin tümünün “işgalci” olduğununun belirtilmesine ilişkin orman kadastro tutanaklarındaki (Bak … Serisi Ormanlarına ait 19.07.1966 tarih 1 nolu tutanak ve bu tutanağın devamındaki tutanaklar) imzalı beyanlarının, bu yerlerin çiftlik sahibi davacılara ait olduğunu, kendisi ve kardeşleri dahil bu yerleri kullanan diğer köylülerin “işgalci (malik sıfatıyla kullanmayan kişi)” olduğunu kabul ettiği anlamına gelip gelmeyeceği ve dolayısıyla Nazmi …’ın taşınmazlar üzerindeki zilyetliğinin malik sıfatıyla olduğunun kabul edilip edilmeyeceği,
l) Çiftlik tapu malikleri ile davacıların mirasbırakanlarının da içinde bulunduğu, … Köyünden 79 kişi arasında görülen Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333-51 sayılı çiftlik tapu kayıtlarının iptali davasının reddine ilişkin olan ve kesinleşen kararın taraflar yönünden kesin hüküm yada güçlü delil olup olmadığı,
konularındadır.
Temyize konu dava, dosyası ile aynı yere ait olup, aynı gün temyiz incelemesi yapılan tapu sahipleri ile bu yerlere zilyet olduğunu iddia eden kişiler, Hazine ve Orman Yönetimi arasında görülen diğer dava dosyaları içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde;
TAPU MALİKİ “… …” İLE “… …” AYNI KİŞİDİR VE … HANIMIN BABASIDIR.
II- 1) Davacı … … ve arkadaşları (… Ailesi)’nin … Hanım’ın mirasçısı oldukları dava dosyası içindeki varesat ilamlarıyla sabit olduğu gibi, Ağustos 1326 tarih 2-3-4 numaralı tapu maliki … Hanımın dava dosyası içindeki nüfus kaydında baba adı … …’dir. Tapu kayıtlarında ise “… … Kızı” olarak geçmektedir. Ancak davacılar tarafından ibraz edilen ve Osmanlı arşivleri ile şer’i sicil kayıtları üzerinde yapılan araştırmanın bulunduğu delil klasörü içindeki belgeler arasında yer alan 1303 tarihli vekaletnamede; vekil eden olarak “Muğla, Şeyh Bedrettin Mahallesi sakinlerinden … … Efendi Zade Şevket ağa İbn-i … … Efendi” adı geçmektedir. … Fevzioğlu Şevket ağanın … hanımın kardeşi olduğu sabittir. Yine Şer’i sicil defterinde kayıtlı Şevket ağaya ait bir dilekçede “… … Efendi Zade Şevket ağa İbn-i … Efendi, İbn-i … …” ve “kız kardeşim … Hanım İbnetü … … Efendi İbn-i … …” yazılı olduğu gibi, asılları … Milli Kütüphanede bulunan Mihri-şah Valide Sultan Vakfı … ve diğer … ile ilgili dava tutanaklarında … … Efendi kerimesi … Hanım Vekili Ethem Efendinin 5 Temmuz 1305 (1889) tarihli dava dilekçesi ile mahkemeye başvurduğu belirtilmektedir. Aynı belgeler içerisinde yer alan Orman ve Maadin Nezaretinin Sadaret Makamına sunduğu 4 Nisan 1311 (1895) tarihli tezkerede “Muğlalı Mütevefta … … Efendi Kerimesi … Hanımın uhdei tasarrufunda bulunan …, Erköz, …, Nam Çiftliklerin” ifadeler yer aldığı gibi, Marmaris İdare Meclisi azası, … … Müdürü, … Orman Baş Müfettişi ve Vilayet İdare Meclisi Başkatibi tarafından tapu sınır yerlerinin belirlenmesi ve 1306 (1890) tarihinde orman müfettişi Hamit tarafından düzenlenen haritanın yerine uygulanması amacıyla düzenlenen 9 Kasım (T. Sani) 1325 (1909) tarihli tapu ve harita uygulama tutanağında ve dosya içindeki diğer benzeri kayıtlardan … … ile … …’nin aynı kişi ve o tarihlerdeki bu çiftliklerin sahibi olduğu bildirilen … Hanımın … (…) …’nin kızı ve … Efendinin de karısı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalıların … Hanımın tapu maliki … …’nin kızı olmadığı, dolayısıyla davacıların tapu malikinin mirasçısı sıfatını taşımadıkları yönündeki itirazlarının, dosya kapsamındaki delillere göre dayanağı bulunmamaktadır.
Aynı tespitler, Marmaris Kadastro Mahkemesinin 08.03.2003 gün 1991/363-231 kararını temyiz yoluyla inceleyen 16. Hukuk Dairesinin 14.07.2006 gün 2005/13657-5526 sayılı ve 7. Hukuk Dairesi kararlarında yapılmıştır.
ÇİFTLİK TAPU SAHİPLERİYLE ZİLYETLER ARASINDA GÖRÜLEN DAVALAR SONUCU OLUŞAN KESİN HÜKÜMLER
2) Kadastro Mahkemesinin 1978/72 (Dairenin 2010/8998) sayılı dosyasında … Köyü 120 parselle ilgili davada davalı …’ın eşi … oğlu … … ile … …’ın diğer oğulları ve adlarına tescil kararı verilen … …, … …, … … ile adlarına tescil kararı verilen … …, … … ve …’ın babası … … …’in … Köyünden 79 kişi ile birlikte tapu malikleri Firuzun … ve arkadaşları (… Ailesi) aleyhine Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinde 03.10.1988 tarihinde açtıkları tapu iptali davasında özetle: “murislerinden kalıp 150 yıldır zilyetliklerinde bulunan taşınmazların, davalı … Ailesi tarafından, nokta sınırlı Mart 1290 tarih 18 nolu tapudan yasal olmayan tedavüllerle intikal ettirip, son intikallerinde yeni sınırlar ilave edildiğini, yasal kıymeti bulunmayan bu tapu kayıtlarına dayanılarak kendilerinden beş yıllık ecrimisil istediklerini, bu nedenlerle davalıların … Çiftliğine ait tapunun Ağustos 1326 tarihinden beri devam eden tedavül ve ifrazları ile birlikte Temmuz 1969 tarih 63 ve 64 numaralı tapu kayıtlarının iptalini” istemişler, mahkemenin 28.01.1994 gün 1988/333-51 sayılı kararı ile
“tapunun intikalleri ile ifraz ve sınır değişikliği işlemlerinin yapıldığı tarihlerdeki yasal prosedürlerle uygun olduğu ve tapu kayıtlarının hukuki değerini koruduğu” gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.02.1995 gün 1994/7430-1073 sayılı kararı ile temyiz itirazları süre yönünden ret edilerek 12.09.1995 tarihinde kesinleşmiştir.
Yine … Köyünden Mete Erdoğan ve dört arkadaşının 10.02.1989 tarihli dilekçeleriyle tapu malikleri aleyhine Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tapu iptali davası mahkemenin 31.03.1994 gün 1989/103-125 sayılı kararı ile ve aynı gerekçelerle ret edilmiştir.
Bu kararların verilip kesinleştiği tarihden önce 1970 yılında … Köyünde kısmi kadastro yapılmış ve 1 ila 169 sayılı parsellerin köyülülerin itirazı ve muhtar ve bilirkişilerin görev yapmayacaklarını bildirmeleri üzerine kadastro faaliyetleri durdurulmuş, bu parseller hakkında çiftlik tapu sahiplerinin, kadastro mahkemesinde açtığı davalar devam etmekte olduğundan, tapu kaydının hukuki durumunun tartışılması konusunda açılan davaya bakma görevi kadastro mahkemesine ait ise de, 1 ila 169 sayılı parseller dışında, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333-51 sayılı kararının verildiği tarihde aynı köyde henüz kadastrosu yapılmayan birçok taşınmaz vardır ve bu dava o taşınmazları da ilgilendirmektedir. Nitekim 2007 yılında … Köyünde yeniden kadastro çalışmalarına başlanılıp, yüzlerce parselin kadastrosu yapılmıştır. Bu nedenle görevsiz mahkeme karardan söz edilemez ve görevsiz mahkemenin verdiği karar kesin hüküm olamaz yargısına varılamaz.
Bu kararlarla davacıların dayandığı tapu kayıtlarına ilişkin belirlenen olgular sözü edilen 1988/333-51 ve 1989/103-125 sayılı tapu iptali davalarında ve temyize konu davada taraf olan ve adlarına tescil kararı verilen … oğlu … … mirasçıları ile … oğulları … …, Sebahattin …, … … ve … … … mirasçıları … Türkel, … …. … …, … yönünden onları bağlayan kesin hüküm, diğer adlarına tescil kararı vekilen … mirasçıları … … …, … Diri, …, … yönünden de güçlü delil sayılması gerekir. Nitekim aşağıda 3 nolu bentte izah edileceği gibi, … (…) Köyünden 55 kişinin aynı nedenle açıp ret edilerek kesinleşen 21.03.1961 gün 1960/104-25 sayılı karar daha sonra o davanın davacıları ile çiftlik sahipleri arasında kadastro mahkemesinde görülen davalarda kesin hüküm kabul edilmiş ve bu konudaki kararlar 7. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşmiştir. (… Köyü 596 sayılı parsel ile ilgili kararı onayan 7. Hukuk Dairesinin 14.12.2001 gün 2001/8116-9616 S.K.)
3) Çiftliğe ait Eylül 1340 tarih 5 (gittisi Ocak 1962 tarih 1) nolu tapu kaydının iptali için … (…) Köyünden … …, … …, … Taşkın, … Uyar, … Alkan, … Şallı, … Öter, … …, … …, … …, … …, … … ve 55 arkadaşı tarafından, yine tapu malikleri … Ailesi aleyhine 07.05.1952 tarihli dava dilekçesi ile 1952/42 sayılı dosyada açtıkları tapu iptali davası, Yargıtay bozma kararından sonra 1960/104 sayısını almış ve yukarıda 2 nolu bendde yazılı … Köylülerinden 79 kişi tarafından açılan ve Yargıtayca onanarak kesinleşen 1988/333-51 sayılı karar gibi, Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.1961 gün 1960/104-25 sayılı kararı ile ret edilip 11.06.1961 tarihinde kesinleşmiştir. Bu dosyada 7-8-9 Mart 1959 tarihlerinde üç gün süre ile yapılan keşiflerde yerel bilirkişi olarak dinlenen 1309 doğumlu … Alpaslan, 1317 doğumlu … Türkmen ve 1331 doğumlu … Yıldırım, “dava konusu yerlerin çiftlik tapu kaydı sınırları içinde kaldığını, nizalı yerlerin davacı olan 55 kişiye cetlerinden intikal etmeyip, nizalı yerler üzerindeki zilyetliklerinin de malik sıfatıyla olmadığını, dava tarihi olan 1952 senesine kadar kiracı ve ortakçı (süremekçi) olarak bu toprakları işlediklerini”
bildirmişlerdir. Sözü edilen 07.05.1952 tarihinde 55 köylünün Asliye Hukuk Mahkemesinin 1952/42 sayılı dosyasında açtıkları ve Yargıtay bozma kararından sonra 21.06.1961 gün 1960/104-25 sayı ile reddedilip kesinleşen tapu iptali ve tescil davası o davanın tarafları yönünden kesin hüküm oluşturur.
Bu cümleden olarak dava dosyası içindeki karar örneklerinden anlaşıldığı gibi;
a) 1960/104 sayılı davanın davacılarından … … mirasçıları ile tapu sahipleri arasında … (…) Köyü 543-591 sayılı parseller hakkında görülen dava sonucu bu parsellerin 1960/104-25 sayılı karar kesin hüküm kabul edilerek 543-591 sayılı parsellerin çiftlik tapu malikleri adına tesciline ilişkin kadastro mahkemesinin 15.09.2000 gün ve 1973/78-30 sayılı kararı 13.11.2000 tarihinde kesinleşmiştir. Yine aynı taraflar arasında … Köyü 556-578 sayılı parseller hakkında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/104-25 sayılı kararı kesin hüküm kabul edilerek 556-578 sayılı parsellerin tapu malikleri adına tesciline ilişkin kadastro mahkemesinin 28.09.2000 gün 1971/23-33 sayılı kararı 09.11.2000 tarihinde kesinleşmiştir.
b) Yine … (… Galip) … ve tapu malikleri arasında … Köy 502-503 sayılı parseller ile ilgili davada 1960/104-25 sayılı karar kesin hüküm kabul edilerek bu parsellerin tapu malikleri adına tesciline ilişkin kadastro mahkemesinin 15.12.2000 gün 1971/22-50 sayılı kararı 20.03.2001 tarihinde kesinleşmiştir.
c) … Köyü 596 sayılı parselle ilgili davacı … … mirasçıları ile davacı … Ailesi arasında görülen dava sonucu 1960/104-25 sayılı kesin hüküm nedeniyle 596 sayılı parselin … Ailesi adına tesciline ilişkin kadastro mahkemesinin 18.03.2000 gün 1971/15-29 sayılı kararı 7. Hukuk Dairesinin 14.12.2001 gün 2001/8116-9616 sayılı kararı ile onanıp kesinleşmiştir.
d) Çiftlik sahipleri arasında görülen ve 1960/104-25 sayılı kesin hüküm nedeniyle 1960/104 sayılı tapu iptal davasının davacılarından … … mirasçısı … … ile … Köyü 767 sayılı parselin çiftlik sahipleri adına tesciline ilişkin kadastro mahkemesinin 04.08.2000 gün 1973/76-26 sayılı kararı 18.10.2000 tarihinde kesinleşmiştir. Yine aynı taraflar arasında … Köyü 817 parsel hakkında görülen tapu iptali ve tescil davası kesin hüküm nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.03.1996 gün 1979/175-90 sayılı kararı ile reddedilip kesinleşmiştir.
e) … Köyü 805 sayılı parsel hakkında tapu maliklerinin … … aleyhine açtığı dava 1960/104-25 sayılı kesin hüküm nedeniyle kadastro mahkemesinin 28.05.1999 gün 1999/3-18 sayılı kararı ile kabul edilmiş ve kesinleşmiştir.
… Ailesi adına tespit ve tescil edilen … Köyü 766 sayılı parsel ile başka bir parsel hakkında … … mirasçısı … …’un açtığı tapu iptal ve tescil davaları 1960/104-25 sayılı karar, kesin hüküm kabul edilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.04.2000 gün 1998/135-306 ve 07.03.1996 gün 1979/175-90 sayılı kararıyla reddedilip kesinleşmiştir.
4) Yukarıda 3 nolu bentte yazılı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/104-25 sayılı kararının kesinleşmesinden sonra, tapu malikleri … Ailesinin 18.12.1962 tarihli dava dilekçesiyle, sözü edilen davanın davacısı olan … … (bu kişi köy muhtarı sıfatıyla diğer köy ihtiyar heyeti üyeleri … … ve … …’le birlikte imzalayarak İçişleri Bakanlığına gönderdikleri 14.09.1948 tarihli dilekçede “… Köyü hususi ormanı içindeki tarlalara dedelerimiz zamanından beri kiracı sıfatıyla oturuyorduk. Ormanın (1945 yılında 4785 Sayılı Yasa gereğince) kamulaştırılmasından sonra orman dahilindeki arazilerde veresenin hiç bir hakkı kalmamış iken satlığa çıkarılmıştır…… satmalarına mani olunmasını …… ve bu arazilerin köyümüz halkına tevziinin temini”ni istemişlerdir.) aleyhine açtıkları davada, “sözlü kira akdinin feshi ile gayrimenkullerin tahliyesine ve beş yıllık yüzde yirmibeş hasılat kirasının tahsili” talep edilmiş, verilen kararın Yargıtay’dan bozulmasından sonra dava dosyası 1970/165 sayısını
almış ve yargılama sonucu, Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.07.1970 gün 1976/165-150 sayılı kararı ile “Mezarlık Yanı mevkiinde 14 dönüm, Gökbük mevkiinde 35 dönüm ve Değirmen Yanı mevkiinde 30 dönüm olmak üzere üç parça tarlanın Eylül 1340 tarih 5 ve bunun gittisi Ocak 1962 tarih 1 nolu çiftlik tapu kaydı kapsamında kaldığı, davalı … …’in diğer köylüler gibi 1952 yılına kadar çiftlik sahiplerine % 25 hasılat icarı verip 1952 yılından sonra vermediği, köylülerden toplanan icarın önce çiftlik sahiplerine ait köydeki mağaza (depo)’ya konulup, daha sonra da develerle Marmaris’e taşındığı, dinlenen çiftlik kahyası … … oğlu 1316 (1900) doğumlu … … ile … Yücel, … … Aslan’ın beyanları ile sabit olduğundan davanın kabulüne, sözlü kira akdinin feshi ile gayrimenkullerden tahliyesine ve ecrimisil alınmasına” karar verilmiş ve 28.12.1973 tarihinde kararın kesinleşmesinden sonra, Marmaris İcra Müdürlüğünün 02.08.1983 tarihli tahliye ve teslim zaptıyla, kararın dayanağı olan fen memuru … Dilmen tarafından düzenlenen 07.02.1968 tarihli haritada gösterilen ve tahliye kararına konu yerler tapu maliklerinin vekili Av. … Şereflli’ye teslim edilmiştir.
5) Yine aynı çiftliğe ait tapu kaydı kapsamında kaldığı iddia edilerek tapu sahiplerinin 16.09.1963 tarihinde işgalci … … aleyhine, Asliye Hukuk
Mahkemesinin 1963/153 sayılı dosyasında, … Yeri mevkiinde 15.306 m2, Kesikli mevkiinde 8 dönüm, Ev Önü mevkinde 6500 m2, Mezarlık Yanı mevkinde 4500 m2 tarlaya ilişkin olarak, yine … … aleyhine, 16.09.1963 tarihinde 1963/154 sayılı dosyada Karahüseyin Mevkinde 6997 m2, Köklü Tarla mevkinde 13.445 m2, Yanık Tarla mevkinde 10.862 m2, Kocaharman mevkinde 10.552 m2 taşınmazlar hakkında açtığı “sözlü kira akdinin feshi ve bu yerlerden davalının tahliyesi ile % 25 hasılat kirasının tahsili” davaların da “yerel bilirkişi 1330 doğumlu … Göker ile şahitlerin sınırları göstermesine göre çiftlik tapu kaydının dava konusu yerlere uyduğu ve yine aynı bilirkişi ile tanık olarak dinlenilen çiftlik kahyası 1316 doğumlu … …, 1324 doğumlu Yaşar Yıldırım, … … Öztan’ın beyanlarından, davalılar … ve … Balcının 1952-1953 yıllarına kadar % 25 hasılat kirası verdikleri halde, o tarihten sonra vermedikleri anlaşıldığı” gerekçesiyle “kira akdinin feshine, davalının bu yerlerden tahliyesine, beş yıllık % 25 hasılat icarı tutarının davalıdan tahsiline” şeklinde hüküm kurulmak suretiyle, çiftlik ve tapu maliklerinin davaları kabul edilmiş ve … … aleyhindeki dava 24.11.1966 gün 1963/153-131 ve … … aleyhindeki dava 24.11.1966 gün 1963/154-132 sayı ile karara bağlanmıştır.
6) Dava dosyası içinde örneği bulunan … Köyünde bir taşınmaz hakkındaki Marmaris Kadastro Mahkemesinin 11.06.1990 gün 1978/127-22 sayılı kararını temyiz yoluyla inceleyen 7. Hukuk Dairesinin 26.02.1991 gün 1990/11579-2459 sayılı kararında Mart 1290 tarih 18 nolu sicilden gelen … Çiftlliğine ait 4000 dönüm ve aynı tarih 19 nolu sicilden gelen … (…) Çiftliğine ait 3000 dönüm yüzölçümlü “tapu kayıtlarının doğru temele dayandığı, düzenli bir şekilde gittilerinin bulunduğu ve bu nedenle geçerli tapu kayıtları olduğu” kabul edilmiş, ancak eski tarihli askeri haritalarda yazılı mevki ve yer isimlerinden yararlanılarak ve gerektiğinde bilinmeyen sınırlar yönünden gösterilecek tanıklar dinlenerek tapu kayıtlarının sınırlarının ve kapsamlarının belirlenmesine işaret edilerek mahkeme kararı bozulmuştur.
Yukarıda 1 ila 6. bendlerde açıklanan, kesinleşen mahkeme kararları ve diğer nedenlerle, davacıların maliki olup, dayandıkları çiftlik tapu kayıtlarının doğru temele dayandığı, düzenli şekilde intikal ve gittilerinin bulunduğu anlaşıldığından hukuken geçerli tapu kayıtları olduğunun kabulü gerekir.
7) … ve … (…), …-… isimlerinin ve yine davacıların dayandığı tapu kayıtlarında yazılı sınır yerlerinin bölgeye ait en eski tarihli olan 1328 (1912) tarihli ve daha sonra 1944-1964 yıllarında baskısı yapılan memleket haritaları üzerinde yazılı olduğu, gerek temyize konu davada yapılan keşiflerden sonra düzenlenen bilirkişi raporlarında, gerekse tarafların delil olarak dayandığı ve bir örneği dava dosyası içinde bulunan … Köyü 74 sayılı parsele ait kadastro mahkemesinin 1978/127 (bozma kararından sonra 1996/11) sayılı olan ve 7. Hukuk Dairesinin 11.12.2010 gün 2001/8221-9432 sayılı kararı ile onanan ve … (…) Köyü 804 sayılı parsele ait, kadastro mahkemesinin 1974/9 sayılı olan ve 7. Hukuk Dairesinin 30.09.2003 gün 2002/4585-2674 sayılı kararı ile bozulan dava dosyalarına, Harita Genel Komutanlığı Askeri Coğrafya Daire Başkanı Müh. Alb…. Çelik ve Plan Daire Başkanı Y.Müh. Alb. Ömür Demirkol’un verdiği 04.03.1999 tarihli rapor ile eki haritalarda ve aynı dosyalarda bilirkişi olarak bilgililerine başvurulan Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Daire Başkanları, Harita Mühendisleri … …, Metin …, Tapu Arşiv Daire Başkanı … Yeşilyılmaz tarafından düzenlenen 19.02.1999 tarihli 21 sayfalık raporda ve Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … …, Prof Dr. … … tarafından düzenlenen rapor ve eklerinden ve yine aynı dava dosyalarında Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeodezi ve Fotogometri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. … …’ün, bölgeye ait 1328 (1912) yılından beri bir çok kere düzenlenen askeri haritaları yerine uygulayarak ve tapu kayıtlarında geçen sınır yerlerini keşif heyeti ile bizzat gezip gözlemlemek suretiyle düzenlediği 14.04.1999 tarihli 9 sayfalık raporu ve eki olan çiftlik tapu kayıtlarının kapsamını belirleyen haritalardan anlaşılmaktadır.
a) Sözü edilen bu raporlara dayanılarak kadastro mahkemesinin 05.04.2001 gün 1996/11-16 sayılı kararında, Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … … tarafından “Osmanlı Arşivi ve diğer arşivleri inceleyerek rapor verme mükellefiyetlerinin bulunmadığı”nı belirterek düzenledikleri rapor ve ek raporda, Vakıf senedinde arazinin miri arazi olarak tarif edildiğini bildirdikleri, … Genel Müdürlüğü ve diğer özel bilirkişiler miri arazi olduğunu kabul etmemekte ise de, …-…-…’dan oluşan bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan raporuna değer verildiği ve “… Köyü 74 sayılı parselin … Çiftliğine ait tapu kaydında yazılı sınırların birleştirilmesiyle meydana gelen geometrik şeklin içinde ve dolayısıyle tapu kaydı kapsamında kaldığı, ancak 1290 tarihli tapu kayıt maliki … … Efendinin 1301 (1885) yılında öldüğü ve çocukları Şevket ile … Hanım arasında 1301 yılında paylaşım yapıldığı halde, tapuda intikal ve tescil işleminin 25 yıl sonra 1326 (1910) yılında yapılması nedeniyle, davalı … …’in zilyetliği karşısında tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği” gerekçesiyle, davalı … … adına tescile karar verilmiş ve kararın tapu maliklerinin temyizi üzerine 7. Hukuk Dairesinin 11.12.2001 gün 2001/8221-9432 sayılı kararı ile ve … Valide Sultan Vakfının niteliği tartışılmadan özetle “… çekişmeli 74 sayılı parselin kültür arazisi olduğu ve bilirkişi raporlarına göre tapu kaydına belirlenen geometrik alan içinde ve dolayısıyle tapu kaydının yüzölçümüyle kapsamında kalmakta ise de, tapu kaydı maliki … …’nin 1301 tarihinde ölümünden sonra 1326 yılına kadar tapu kaydının intikal ettirilmemesi, bu süre içinde devam eden zilyetlik nedeniyle davalı taraf yararına edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemde Arazi Kanunnamesi yürürlükte bulunduğundan, Medeni Kanunun 1926 yılında yürürlüğünden önce zilyetliğe dayanan davalı tarafın, davacıların tapulu (arazisi) üzerinde 10 yılı aşkın süre ile malik sıfatıyla zilyetliği karşısında, Arazi Kanunnamesinin 20. Maddesi gereğince tapu kaydı zilyet yararına hukuksal değerini kaybettiği, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333-51 sayılı kararı ile temyize konu davadaki hukuksal
sebeplerin farklı olması nedeniyle, kesin hüküm bulunmadığı, bu gerekçelerle sonucu itibariyle doğru olan kararın onanmasına” oy çokluğuyla karar verilmiş, davacı tapu maliklerinin karar düzeltme istemi 19.04.2002 gün 2002/2245-2943 sayılı kararı ile ve yine oyçokluğuyla ret edilip kesinleşmiştir.
b) Yine aynı raporlara dayanılarak Kadastro Mahkemesinin 30.05.2002 gün 1974/9-30 sayılı kararı ile “… (…) Köyü 804 sayılı parselin … Çiftliği tapu kaydı kapsamında kaldığı, ancak davalı … … mirasçılarının Medeni Kanunun yürürlüğünden önce 10 yılı aşkın süre malik sıfıtayla zilyetlikleri karşısında Arazi Kanunnamesinin 20. Maddesi gereğince tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, tapu maliklerinin temyizi üzerine 7. Hukuk Dairesinin 30.09.2003 gün 2002/4585-2674 sayılı kararı ile “… Arazi Kanunnamesinin Medeni Yasanın yürürlüğe girdiği 1926 yılından itibaren yürürlükten kalktığı, … Sultan Vakfının sahih bir vakıf olduğu ve çiftlik tapu kaydının hukuki değerini koruduğu, nizalı parselin de çiftlik tapu kaydı sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından çiftlik ve tapu sahiplerinin nizalı parsel hakkındaki davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğine” işaret edilerek, mahkeme kararı oybirliği ile ve kesin olarak bozulmuş, davalı tarafın karar düzeltme isteği üzerine, aynı Dairenin 12.04.2004 gün 2002/320-1411 sayılı kararı ile ve özetle: “7. Hukuk Dairesinin 11.12.2001 gün 2001/8221-9432 sayılı kararı ile onanan … Köyü 74 sayılı parsele ait kadastro mahkemesinin 05.04.2001 gün 1996/11-16 sayılı kararının dayanağı harita mühendislerinin 20.02.2001 tarihli raporları ve ekinde düzenlenen geomatrik şekli ile davacıların dayandığı tapu kaydına bir sınır çizildiği, bu sınırlar içerisinde bulunan kadim kültür (çiftlik) arazilerinin tapu kaydı kapsamında, ancak bu sınırlar içinde bulunduğu halde kimsenin tasarrufunda bulunmayan arazilerin ise tapu kapsamı dışında kalacağı, tapu kapsamı içinde kalan kültür arazileri bakımından Medeni Kanunun yürürlüğünden önce 10 yıldan fazla süre ile malik sıfıtayla zilyet olan kişiler yararına Arazi Kanunnamesinin 20. Maddesi hükmü uyarınca tapu kaydının hukuki değerini yitireceği ve zilyedin tapu olabileceği, zilyet yararına kısmen hukuki kıymetini yitiren tapu kaydının tamamının geçersizliğinden söz edilemeyeceği, her bir zilyet bakımından Dairenin onama kararında öngörülen şekilde Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 1926 yılından önceki 10 yıllık dönemde Arazi Kanunnamesinin 20. Maddesinde belirtilen koşullarda davalı tarafın zilyetliğinin bulunup bulunmadığının araştırılmasının zorunlu olduğu, somut olayda davalı tarafın zilyetliğini bildiren tanıkların beyanlarının hüküm vermeye yeterli olmadığı, tanıklar yeniden ayrıntılı olarak dinlenip, sonucuna göre karar verilmesi” gerekçesiyle davalı tarafın karar düzeltme isteği kabul edilmiş ve mahkeme hükmünü oy çokluğu ile bozulmuş, ancak bu parsel hakkındaki kararın sonradan kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılamamıştır.
c) … (…) Köyü 412 sayılı parsele ilişkin kadasro mahkemesinin 22.03.2001 gün 1977/61-9 sayılı kararı ile “Çiftlik sahipleri tarafından Muğla Valiliğine hibe edilmesi nedeniyle çiftlik tapusundan ifraz edilip, Muğla Valiliği adına Ocak 1946 tarihinde tescil edilen tapunun sınırları ve yüzölçümü içinde kalan 412 sayılı parsel bölümünün valilik, miktar fazlası olan bölümün de çiftlik tapu kaydı sınırları içinde kalması nedeniyle çiftlik ve tapu malikleri adına tesciline karar verilmiş ve çiftlik tapusunun geçerli bir tapu olduğunu kabul eden mahkeme kararı 7. Hukuk Dairesinin 20.09.2002 gün 2002/1795-4523 sayılı kararı ile onanmıştır.
d) … Köyü 135 sayılı parsele ilişkin kadastro mahkemesinin 14.05.2004 gün 1978/25 sayılı kararı ile … Valide Sultan Vakfının niteliği tartışılmadan ve özetle “Dava konusu 135 sayılı parsel, Çiftlik tapu kaydı sınırları içinde kalıyorsa da, Medeni Kanun yürürlüğünden önce 10 yıl süre ile davalı kişinin malik sıfatıyla zilyet olması nedeniyle hukuki değerini yitirdiği” gerekçesiyle tapu maliklerinin davası red edilmiş ve 16. Hukuk Dairesinin
14.07.2006 gün 2005/13672-5541 sayılı kararı ile ve vakfın niteliği tartışılmadan özetle: “Davalı tarafın zilyetliği, Medeni Kanunun yürürlüğünden önce 10 yıl süre ile ve malik sıfatıyla devam ettiği gibi, aynı şekilde tespit gününe kadar da sürdürüldüğü ve tapu kaydının yasal değerini yitirdiği” gerekçesiyle onanmıştır.
e) 668 sayılı parsel hakkında “tapu kaydının davalı zilyetliği karşısında yasal değerini yitirdiği” gerekçesiyle zilyet adına tescile ilişkin kadastro mahkemesinin 08.05.2003 gün 1991/360-231 sayılı kararı, tapu maliki davacıların temyizi üzerine 16. Hukuk Dairesinin 14.07.2006 gün 2005/13657-5526 sayılı kararı ile vakfın niteliği tartışılmadan ve özetle: “parsel üzerinde davalı kişinin zilyetliği kanıtlanamadığından, çiftlik tapu kayıtlarının yöntemine uygun olarak uygulanması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
f) … (…) Köyü 713 sayılı parsel tapu malikleri ile … Köyü Tüzelkişiliği arasında davaya konu olmuş, 713 sayılı parselin 1944 yılında köy okulu yapımı için çiftlik tapu kaydından kamulaştırıldığı gerekçesiyle tapu sahiplerinin davası kadastro mahkemesinin 12.04.1976 gün 1974/16-9 sayılı kararı ile ret edilmiş, 7. Hukuk Dairesinin 24.06.1977 gün 1976/8769-7342 sayılı kararı ile “çiftlik tapu kaydının yöntemince uygulanması” belirtilerek bozulmuş, mahkemenin direnme kararı H.G.K.’nun 30.03.1979 gün 1978/7-38-355 sayılı kararı ile özel daire kararındaki gerekçelerle bozulmuş ve yapılan yargılama sonunda, mahkemenin 26.10.2000 gün 1979/139-41 sayılı kararı ile “1944 yılında Eylül 1340 tarih 5 sayılı (gittisi Şubat 1962 tarih 1 nolu) … Çiftliği tapusundan 21 dönüm yer köy okulu yapımı amacıyla kamulaştırılmışsa da, bunun 15.5 dönümlük bölümü ile ilgili kamulaştırmadan vazgeçilip, 02.10.1949 tarihli tutanakla çiftlik sahiplerine iade edildiğinden, … Köyü 713 sayılı parselin kamulaştırma krokisi kapsamında kalan 5500 m2’lik bölümünün köy tüzelkişiliği, kamulaştırma dışında kalan bölümün de çiftlik tapu malikleri adına tesciline karar verilmiş ve bu karar 15.12.2000 tarihinde kesinleşmiştir. Kamulaştırılmasından vazgeçilen 15.5 dönüm tarlanın 77 Lira 50 Kuruş kamulaştırma bedeli 18.07.1949 tarihli tutanakla … muhtarı … … ve ihtiyar heyeti üyelerine çiftlik sahipleri adına … Gürgün tarafından geri verilmiştir.
g) … Köyü 468 ve 469 sayılı parseller yukarıda (f) bendinde yazılı olduğu gibi … Ailesi ve köy tüzelkişiliği arasında görülen davaya konu edilmiş ve kadastro mahkemesinin 24.11.1975 gün 1974/5-49 sayılı kararı ile çiftlik tapusundan ifrazen kamulaştırılan 10.000 m2 bölüm davalı köy tüzelkişiliği, fazlası da çiftlik tapu malikleri adına tescile karar verilmiş, köy tüzelkişiliğinin temyizi üzerine 7. Hukuk Dairesinin 26.01.1977 gün ve 1976/4217-424 sayılı kararı ile “Dava konusu 468-469 sayılı parseller davacılar adına tapuda kayıtlı iken davalı köy bir hektarlık bölümü istimlak etmiş ve Temmuz 1940 tarih 9 numarada köy adına kayıt tesis edilmiştir. Davacı çiftlik sahipleri, köy tüzelkişiliğinin istimlak ettiği kısım dışında ve Eylül 1340 tarih 5 sayılı tapu kapsamında kalan bölümün kendi adlarına tescilini istemiştir. Mahkemece istimlak evrak ve haritası uygulanarak, harita içinde kalan bölümün davalı köy tüzelkişiliği, harita dışında ve davacıların tapu kaydı kapsamında bulunan bölümün de davacı çiftlik tapu malikleri adına tesciline karar verilmesinin doğru olduğu” gerekçesiyle mahkeme kararının onanmasına karar vermiştir.
Yukarıda tarih ve numaraları yazılı karardan; … Valide Sultan Vakfının niteliği tartışılmadan Yüksek 7. ve 16. Hukuk Dairelerinin, aynı çiftlik tapu kayıtları kapsamında kalıp, Medeni Yasanın 1926 yılında yürürlüğe girdiği tarihten önce 10 yıl süre ile tespit gününe kadar çekişmesiz aralıksız malik gibi sürdürülen zilyetliğe değer vererek, bu tür zilyetlik karşısında, çiftlik tapu kayıtlarının hukuki değerinin kayıp ettiğini kabul edip, zilyetler adına verilen tescil kararının onandığı, anılan biçimde zilyetliğin bulunmaması halinde “çiftlik tapu kayıtlarının
geçerli ve yasal olduğunu” kabul edip, “tapu kayıtlarına değer verilmesi gerektiğine” işaret ederek aksi yönde verilen mahkeme kararlarını bozduğu anlaşılmaktadır.
ÇİFTLİK TAPU SAHİPLERİNİN DAYANDIĞI DİĞER DELİLLER
8- Mülkname: 7 Cemaziyelahir 1208 (9 Ocak 1794) tarihli olan ve aslı … Sultanahmet’de Kültür Bakanlığı … ve İslam Eserleri Müzesi Kütüphanesi yazma Eserler Kataloğunun 8 cilt 2272 numarasında kayıtlı olduğu … Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim elemanı Zekai Mete tarafından düzenlenen 8 sayfalık raporda bildirilmektedir. Bu rapor ve eklerinde … Sancağı eski mütesellimi … … Ağaya ait olan bu çiftliklerin, … Ebu …’in öldürülmesiyle Devlet Hazinesine katılarak Darphane tarafından idare edilmekte iken, … Ağanın bütün muhallefat ve emlakının Valide Sultan’a temlik edilmesi ve bunu belgeleyen mülknamenin verilmesinin Darphane Nazırı olan … Ağaya bir ilamla bildirilmiş ve padişah tarafından “… emlak ve diğer ilaveleriyle birlikte Validem Sultan Hazretlerine ihsanım olmuştur, kendisine mülknamesi verilsin” diye verdiğim ferman üzerine, Baş Muhasebeci kaleminden çıkartılan defter suretine de kaydedilen çiftlik, diğer emlak ve bütün ilaveleri menfaatleri gelirleri ile birlikte Validem Sultanın sahih mülkü ve helal hakkı olmuştur. Mülkine aldığı bu yerleri ister sadaka olarak versin, isterse satsın veya değiştirsin, dilerse hibe veya tescil (vakıf) etsin …. 7.C.Ahir.1208 (9 Ocak 1794)” fermanı ile … Valide Sultan’a sahih mülk arazisi olarak verilmiştir. Zekai Metenin raporuna göre 1205 ve 1207 ve son olarak 1208 (1794) tarihinde çiftlik, tarla, bağ, bahçe, dükkan, han, hamam, değirmen vs.nın … Valide Sultan’a 1208 yılında mülkname ile mülk olarak verilmesinden sonra, … Valide Sultan Vakfına ait vakfiye (vakıf senedi) 1209 (1795) tarihinde düzenlenmiştir.
9- … Valide Sultan Vakfına ait … …, … … Çiftliklerinin kiraya verilmesi için düzenlenen ve aslı … Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğü Arşivinde bulunan ve Daire Başkanı Sadi … Şube Müdürü Tahsin Türker ve uzman Adnan Tüzen tarafından 25.11.1999 tarihinde yeni harflere çevrilen 1263 (1847) tarihli 477 Nolu Temessük Defterinin 157 sayfasında yazılı TEMESSÜK KAYDINDA “… Çiftliklerin derununda (içinde) bulunan hayvanat, hububat ve mezruat ve müştemilat-ı sairesi ile birlikte, padişah fermanı mucibince bu çiftliklerin senesi 25.000 kuruş icare-i muccele ve 20.000 kuruş muccele ile 1263 (1847) yılı Mart ayından itibaren Hasip Paşaya icar olunduğu” Temessük defterine 15. … 1263 (1847) tarihinde vakıf mütevellisi … Ragıp tarafından yazılmıştır. Hasip Paşa tarafından çiftliklerin 1/3 payının tasarrufu 29. … 1264 tarihinde Rifat Paşaya devrildiğine dair temessük defterine yazılarak Rıfat Paşaya temessük kaydı verilmiştir.
Rıfat Paşa yedindeki temesük’ü kaybettiğinden 15. … 1265 tarihinde yeni temessük verildiği, temessük defterine yazılmıştır.
“Hasip Paşa, çiftliklerdeki 1/3 payını … oğlu … … Efendiye, 1/3 payını … oğlu Kadı Süleyman Efendiye devir ettiğini ifade ve beyan ettiği temessük defterine yazılarak 25. Muharrem 1280 (1864) tarihinde bu kişilere temessük kayıtları verilmiştir.
10- Mart 1290 (… 1291) (1874) tarih D.9.V.18.19.20 numaralı tapu kayıtlarının iktisap hanesi ve 1263 (1847) tarihli Temessük Defterine de yazılı olduğu gibi, … sancağı … Valide Sultan Vakfına ait senelik icar-ı mucelelisi 25.000 kuruş olan çiftliklerdeki Rıfat Paşa mirasçıları ile Kadı Süleyman Efendi paylarının … Feni Efendiye devir edildiği ve icar-ı müecelerinin … … Efendi tarafından ödeneceği yazılarak … … Efendi adına tescil edilmiştir.
11- Vakfıye ve temessük kayıtlarının … 1291 (1874) tarihinde tapuya devir edilip, aynı yıl tapuya tescil edilmesinden 6 yıl sonra verilen Danıştay (Şura-yı Devlet)’in 28 … 1297 (1881) sayılı mazbatasında kararında “…, … ve … Çiftliklerindeki birçok tarla ve
bahçe ve koru, tilal ve cibal ve demirbaş hayvanat ve zehari havi … ile bir takım akarat-ı saire Valide Sultanın ba-mülkname-i humayun mülk-i sarihi olduğu halde ber-nehe-i şer-i … Vakf ve habs edilip, Canib-i Vakf-ı Şeriflerinden dilerse beher sene ba-yed-i mütevelli icare-i Vahide (tek kiralı) ile talibine icar ve dilerse Canib-i Vakfdan icareteyn (çift kiralı) ile talibine icar oluna deyu şart ve tayin eylediği … bu … dahilindeki bu araziyi çiftlik mutasarruflarından kiralayan şahıslara her nasılsa verilmiş bulunan tapu senetlerinin iptal edilmesine” karar verilmiş, yine Danıştay’ın 1314 (1898) tarih 338/2840 sayılı başka bir kararında, daha önce verilen yukarıda yazılan 1297 (1881) tarihli karardan söz edildikten sonra “bu çiftliklerin mülkname ile verildiği ve sonra vakfedildiği, icareteyn (çift kiralı) usulü ile tasarruf edildiği” belirtilerek vakfın mülk araziden tahsis edilen icareteynli vakıf olduğu kabul edilmiştir.
12- Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Nezaret sonrası … Defteri Tasnifi 26383 – 26708 – 28391 – 28463 – 28537 – 28955 – 29159 – 29199 – 29406 – 30380 defter numarasına kayıtlı ödeme makbuzlarıyla, … … Efendi oğlu Şevket ve kızı … tarafından 1302 – 1303 – 1311- 1312 – 1313- 1314 – 1315- 1316 – 1317 – 1318 – 1319 – 1320 – 1322 – 1323 (1886 ila 1907) yıllarında “icar-ı müeccele” bedelleri … İdaresine ödedikleri anlaşılmaktadır.
13- Aslı … Milli Kütüphanede bulunan, Muğla Bölgesi şer’i mahkeme tutanak örneklerinde çiftlik sahibi … Hanım vekili Av. Ethem aracılığıyla 05.07.1305 (1889) tarihinde Marmaris Şer’i mahkemesinde açtığı davada, “… Hanımın, bi-L İcareteyn mutasarruf olduğu … Çiftliğindeki arazilere bazı köylülerin fuzulü müdahale ettiklerini ve tapu katibi tarafından Koçan (tapu) verilmesini istihbar eylediklerinden, bu kişilerin müdahalelerinin meniyle, tapu koçanı verilmemesinin teminini” istemiştir. 1308 -1309 yıllarında mahkeme huzurunda dinlenen köylülerden bir kısmı, mahkeme tutanaklarına yazılan imzalı beyanları ile çiftlik arazilerini icar vermek suretiyle kullandıklarını bildirmişlerdir.
14- Orman müfettişi … Hamit Bey tarafından 11 Eylül 1308 (1892) tarihinde düzenlenen raporda “yapılan keşiflerde çiftliklerin hudutlarının belirlendiği” açıklandıktan sonra tecavüz olunan arazinin yüzölçümü ile elde edilen hasılatın cinsi ve miktarı hesaplanmış, Orman Bakanlığının 03.08.1309 (1893) tarihli Encümen kararında bu rapordan alıntı yapılarak “… dahilinde ikamet eden kişilerin “ECİR-İ Has” (Hususi kiracı-süremekçi-yarıcı) durumunda olduğu açıklandıktan sonra, intikal ve tapu işlemlerinin tapu dairesinde, icareteyn işlemlerinin de … Nezareti tarafından yürütülmekte olduğu belirtilmiştir.
15- Orman Nezareti (Bakanlığı)’na 03.06.1314 (1898) tarihli Encümen mazbatasında, “…-…-… Çiftliklerinin sahiplerinin uhdesinde bulunduğu ve hudutlarının icmal-ı Hakani de kayıtlı olan hudutların aslına uygun olduğu yazılmıştır.
16- Dahiliye Nezaretinin (İçişleri Bakanlığının) 23 Temmuz 1325 (1909) tarihli emri üzerine, Meclis İdare Azası, … Müdürü, Orman Başmüfettişi, Vilayet İdare Meclisi Katibinin katılımıyla kurulan komisyon tarafından düzenlenen 9 Kasım (T. Sani) 1325 (1909) tarihli (noterden tasdikli örneğine göre 5 sayfadır) raporda çiftliğin geldi kayıtları ve sınırları ile genel durumu ayrıntılarıyla izah edildikten sonra özetle: “Ağustos 1326 tarihli tapu kayıtları dahilindeki …, …, … Çiftliklerinin halen … Hanım’a vekaleten kocası … Efendi tarafından tasarruf edildiği, hudutlarının 1291 tarihli vakıf senedinin hudutlarına uygun olduğu, çiftlik içindeki değirmenin 1210 tarihli vakfiyesinde yazılı olduğu ve çiftliğin müsaderesinden evvelki mutasarrufı … Çavuş tarafından yapıldığı, Orman Baş Müfettişi … Hamit Bey tarafından düzenlenen çiftlik haritasının uygulandığı” belirtilerek vakfiye ve tapuda yazılı sınırlarının nereler olduğu konuları ile daha bir çok konuların açıklaması yapılmıştır.
17) 28 Kasım 1338 (1921) … Sancağı Dahilinde Bulunan Hususi Ormanların Cins, Miktar ve sairesini Mübeyyin Defter” başlıklı belgede “…-maa …, … ve … Çiftliklerinin Mutasarrıfının … Efendi zevcesi … hanım olduğu yazılmıştır.
18) 18.03.1340 (1924) tarihli Marmaris Orman Muamelat Memurluğunun keşif raporunda özetle: “… ağa zevcesi … Hanım, Hakanı senetleriyle tasarruf ettiği B-il İcmal (toplam) 12.100 Hektar vakıf çiftliklerinin sınırları belirtildikten sonra, bunun 7500 Hektarı … ve kızılçam ile günlük ağaçlarından oluşan vakıf ormanı 3500 Hektar ağaçsız boş arazi, (ağaçsız … arazisi) 1000 Hektar … Hanım’ın vakıf arazisi dahilinde diktiği ağaçların meyvesizlerini; orman vasfında olarak, meyvelilerini de, bahçe ve bostan şeklinde kullanıp değerlendirildiği” belirtilmiştir.
19) Bilindiği gibi, 2901 Sayılı Yasa gereğince … genelinde 1936-1937 yıllarında tüm taşınmazların sınırları, malikleri, yüzölçümleri ve nitelikleri belirtilerek vergi defterlerine kayıtları yapılmıştır. Davalılar, miras bırakanları ya da kendileri adına 1936-1937 ve daha sonraki yıllarda herhangi bir vergi kaydı bulunduğunu iddia etmemiş ve böyle bir vergi kaydı ibraz etmemişlerdir. Buna karşın, … Köyünde tapu maliki davacılar adına kayıtlı 7.474.950 m2 yüzölçümlü tarla 413.550 m2 yüzölçümlü çiftlik merası 32.000.000 m2 çam ve günlük eşcarı cinsli vergi kaydı vardır. Bu kayıtlarından 1936 tarihli 216 tahrir nolu 41 hektar 3550 m2 yüzölçümlü vergi kaydı … Köyü 120 sayılı parsel ile bitişik bir çok parsele revizyon görmüştür. … … Çiftliğine ait 1.430.000 m2 yüzölçümlü 11 adet cinsi tarla olan vergi kaydı ile 340.000.000 m2 yüzölçümlü Günlük ve çam ormanı cinsli vergi kaydı, yine …, … Köyünde 13 parça tarlaya ait 1.278.130 m2 yüzölçümlü vergi kaydı bulunduğu, Özel İdare Müdürlüğünün gönderdiği kayıt örneklerinden anlaşılmaktadır. … Çiftliğine ait 216 nolu vergi kaydının ve dayanılan tapu kaydının 06.07.1970 tarihinde düzenlenen kadastro tespit tutanağında, dava konusu parsele ve bitişik birçok parsele uyduğu kabul edilerek tapu malikleri adına tespitler yapılmıştır. Kişilerin 1936 yılında sahibi ve zilyedi olmadıkları binlerce dönüm araziyi vergi defterine kayıt ettirerek, bu arazilerin yıllarca (1937 yılından 1969 yılına kadar) Devlete vergisini ödemeleri,hayatın olağan akışına, yaşam, akıl ve mantık kurallarına uygun değildir. Vergi kayıtları tapu kayıtları gibi mülkiyet belgesi değilse de, zilyetlik belgesidir ve vergi yazım tarihinde o taşınmaza zilyet olanları gösterdiğinden zilyetliğin karinesidir. Asli zilyetlik konusu takdirinde önem arz etmektedir.
20) 28.12.1937 tarihli 17 sayılı istimlak kararıyla … Muhtarlığı “köy adına … Köyünde tapulu ve tapusuz tarla olmadığından numune zeytin fidanlığı tesis edilmek üzere Muğlalı … oğullarına ait çiftlikten Yeni Pınar mevkiinde 10 Dekarlık yerin dekarı üç liradan olmak üzere 30 lira bedelle köy kanunun 44 numarasının ikinci fıkrasına göre istimlakine” karar verilmiştir.
21) 28.12.1937 tarih 17 sayılı istimlak kararına, vereseden … oğlu … …’ın (Eylül 1340 tarih 4 nolu tapu maliklerinden) itirazını ikinci derecede inceleyen Kaymakamlık İtiraz Komisyonunun 21.02.1938 tarih 5 sayılı karar ile “… Köyü Çiftliğinden istimlak edilen 10 dekarlık yerin sulama kabiliyeli mevcut olup, verimi daha iyi olmasına, eski ve yeni tahrire (vergi kaydındaki değerine) göre beher dekara takdir edilen 3 lira istimlak bedeli bununla kabili kıyas görülmeyecek kadar az bulunmasına göre, Yenipınar mevkiinde istimlak kararında hudutları gösterilen 10 dekarlık tarlanın dekarı 7 liradan olmak üzere 70 liraya istimlakına ve kararın muteriz çiftlik sahipleri vekili ve hissedar … … ile … Köy Muhtarlığına tebliğine” 21.02.1938 tarihinde karar vermiş ve bu karar “…’de karantinada polis karakolunda tebellüğ ettim, 20.04.1938 … …” şerhi verilerek … tarafından imzalanmıştır.
22) 29.06.1938 tarihinde …-… Çiftliğinden 40 dönüm (36560 m2)’lik bölüm vakıf taviz bedeli ödenip mülkiyete çevrildikten sonra okaliptüs fidanlığı yapılmak üzere tapu
kayıtları üzerinde lehine bakıp gözetme şerhi bulunan … Hanım’ın muvafakatı ile tapu sahipleri tarafından Muğla Valiliğine bağışlanmış ve bu yer çiftlik tapusundan ifraz edilerek Ocak 1946 tarihinde Muğla Valiliği adına tescil edilmiş, yukarıda 7/a bendinde izah edildiği gibi kadastro sırasında … (…) Köyü 410-411-412-413-414 sayılı parsellere uygulanmış, bu parsellerden tapu miktar fazlası olan 412 sayılı parselin bir kısmının çiftlik sahipleri adına tesciline dair verilen karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesince onanmıştır.
23) … Kaymakamlığınca örnek tarla amacıyla istimlak edilen 1000 m2 tarla bedeline itiraz edilmesi üzerine Kaymakamlık İstimlak İtiraz Komisyonunun 21.02.1938 gün 4 sayılı kararı ile istimlak bedeli 100 TL olarak belirlenmiş, 06.07.1940 tarihinde 1000 m2’lik örnek tarla için taviz bedeli … Müdürlüğünce tahsil edildikten sonra … (…) Köyü Köybüğüşü mevkiindeki tarla 24.07.1940 tarihinde … Köyü Tüzelkişiliği adına tescil edilmiştir.
24- CHP Kütüphanesi 788 Nolu Demirbaş listesinde kayıtlı olan ve 1937 yılında basımı yapıldığı anlaşılan “1936 İl Kongreleri” isimli kitabın 333 sayfasında “Dilekler” bölümünün 4. maddesinde “Köyceğiz ve Marmaris’in bazı köyleri vakıf çiftlikleri içindedir. Bunların toprak sahibi yapılması dileğinde bulunulduğu” yazılıdır. Aslı Devlet Arşivi “Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivinde” bulunduğu anlaşılan ve bu kurumdan sureti gönderilen C.H.P.’nin 1940 yılı kongre zabıtlarının 8. sayfasında Dilekler bölümünün 16. maddesinde aynen “16-Marmaris Kazasına bağlı … ve … Köylerinin bulunduğu yerler çiftliktir. Çiftçilikle geçinen bu köylerin halkı tamamen topraksızdır. Çiftliğin devletçe istimlakı ile köylüye tevzinin temini” istenmiş ve “Umumi Dilekler meyanına alınması oybirliğiyle kabul edildiği” yazılmıştır.
Yine CHP Muğla İl Kongreleri 1940 tarihli tutanakta 16 nolu dilek ve bu dileğe Sıhhat ve İ.M. Vakfaletinin verdiği cevap Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivleri C.4736-60 Noda yeralmaktadır. 1940 yılı kongre dileklerinde 16 nolu dilek bu kitapta 54 nolu dilek olarak, Sıhhat ve İ.M. Vekaletine, kongre zapıtlarına uygun olarak iletildiği ve Bakanlığın da gerekli cevabı verdiği yazılmıştır.
Cumhuriyet Arşivleri Kitabında 1940 yılı kongre tutanaklarının dilekler bölümünün 16. maddesinin ikinci fıkrasında” Marmaris Kazasının … ve … Köyleri, sahipli çiftlik ormanları içinde oturmakta ve devlet ormanlarından çok uzak mesafede bulunmaktadırlar. Odun, kömür ve kereste ihtiyacı hususi ormanlarda verilmiyor. … köy halkının zaruri ihtiyaçlarının yarısının devlet, yarısının çiftlik sahiplerine ait ormanlardan verilmek suretiyle hususi çiftlik ormanlarında kat’iyat edilmesi (kesilmesi) için sahiplerine bir mecburiyet tahmil edecek (yükletilecek) şekilde, Orman Kanununa bir madde ilavesinin temini” istenmiş ve oybirliği ile kabul edilmiş, CHP 1940 yıl, Kongre ve Dilekler Kitabındaki, bu dileğin aynen 55 nolu dilek olarak Ziraat Vekaletine iletilmiş olduğu ve Ziraat Vekaletinin de, “Orman Kanununda yapılacak değişiklikle ilgili kanun teklifi T.B.M.B.’de müzakere edildiğini, kabulünde dileklerinin nazarı dikkate alınacağının” bildirildiği yazılmıştır.
25) 04.11.1941 tarihli yazı ile Marmaris Kaymakamı A. Fuat Yurtdaş imzası ile “… Köyünde Çiftlik Kahyası … …’a” başlığı ile gönderilen yazıda “Ofis namına el konan Muğlalı … oğullarına ait mısırların Marmaris’te mutemedimiz Murat Mazıbaşıoğlu’na derhal teslimi, alış fiyatı Marmaris teslimi bir kilo mısır 7 kuruştur. Mısırların tesliminde paranızın mutemedimizden derhal alınması” bildirilmiştir.
26) 09.11.1941 tarihinde aynı Kaymakam tarafından “Marmariste … oğlu Bay … …’a” hitaben gönderilen yazıda “Hisarönünde bulunan mısırların kilosunun 7 kuruştan alınmasına karar verilmiştir. Metemedimiz Murat Mazıbaşı, mısırların alınması için Hisarönüne vesait (araba) gönderdiği ve Kahyanız … …’a yazıldığı halde vermemiştir. Hemen verilmesi için Kahyanız … …’a işar buyurulması rica edilir.
Geliboludaki mısırlarında miktarının hemen bildirilmesi ve icabında emrimize tesliminin kahyanıza bildirilmesini rica ederim” denmiştir.
27) 26.02.1942 tarihli … oğlu … … imzası ile Marmaris Kaymakamlığına gönderilen yazıda “… ve … Çiftliklerimizin mahsulü olan mısırların Marmariste ofis mutemedi Murat Mazıbaş’a verilmesi hususunda 09.11.1941 tarihli emriniz üzerine, namına 14.11.1941 tarihinde … Çiftlik Kahyası … … (8275) kilo ve 02.12.1941 tarihinde … Çiftlik Kahyası … … (21.645) kilo ki, Ceman(30.920) kilo mısır Murat Mazıbaş’a teslim edilmiş ve paraları tamamen alınmıştır. Mısırların mutemet Murat tarafından teslim alındığına dair miktarını gösterir izahatın zeylen bildirilmesi hususunda ilgiliye emir verilmesi ve lüzumuna binaen de istidamın tarafıma iadesi” istemiş, bu dilekçenin altı bölümüne “… oğlu … … namına … … … ve … …’den 14.11.1941 ve 09.10.1941 tarihlerinde 30 ton 920 kilo mısır alınarak mutemet Murat Mazıbaşı marifetiyle halka tevzi edilmiştir. 26.02.1942” yazılarak kaymakam tarafından imzalanıp mühürlenmiştir. Bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, çiftlik tarlalarını icar (kira) vererek kullanan süremekçiler (kiracılar) yetiştirdikleri mahsulün % 25’ini çiftlik tapu sahiplerine vermektedir. Kiracıların 1941 yılında yetiştirdiği diğer mahsuller (arpa, buğday vs.) hariç sadece mısır mahsulü olarak 120 ton mahsul yetiştirmiş olmalılar ki, bunun % 25’i olan 30 ton mısır, çiftlik sahiplerinin icar bedeli olarak çiftlik sahiplerine vermişler ve çiftlik sahiplerinin bu miktar mısırı resmi evraklarla ofise (kaymakamlığa) teslim edip bedelini çiftlik sahiplerine ödemiştir. O tarihteki … koşulları ve arazide alınacak verim gözönünde bulundurulduğunda, bu miktar mısır mahsulü yetiştiren tarlalara 1941 yılında, çiftlik sahiplerinin malik ve asli zilyet olduğunun kabulü gerekir. Bu ve anlatılan diğer nedenle, çiftliğe dahil olan araziler üzerinde çiftlik sahipleri dışında, başka kişilerin 1926 yılından önce veya sonra 10 yıl ya da daha fazla malik gibi sürdürdükleri zilyetlikden söz edilemez.
28) 02.02.1943 tarihinde çiftlik ve tapu sahibi … …, … Çiftlik Kahyası … …’e “çiftlik arazime rençber bulup, nısfiyet üzerine sürdürmeye ve ektirmeye ve rençberlere tohum vermeye ve hasılatlarını rençberler ile tefrik etmeye, hasılatlarını ahiz ve kabza, gerektiğinde rençberler ile akit yapmaya, başkası tarafından tecavüz ve müdahale edildiğinde her türlü dava açmaya ……..” yetkilerini içerir Muğla Noterliğince 169 Y. nosuyla düzenlenen genel vekaletname vermiştir. … …, Çiftlik kahyası sıfatıyla ve bu vekaletnameye dayanarak Marmaris Noterliğinde bir çok köylü ile çiftlik tarlalarını kullanmaları konusunda kira sözleşmesi yapmış, sözleşme süresi bitenlere tarlayı terketmeleri veya yeniden kira sözleşmesi yapmaları için 1943 yılında birçok ihtarname gönderdiği dosyadaki örneklerinden anlaşılmaktadır.
29) Karacaköy (…) Köy muhtarlığının 26.04.1944 tarih 9 nolu karar ile, Karacaköy Muhtarlığı okul bahçesi olarak kullanılmak amacıyla …-… Çiftlik sahiplerine ait Bayır mevkiindeki tarladan (6) dönüm yerin istimlakine karar verilmiştir.
30) 25.06.1946 tarihli Marmaris Bölgesi İlköğretim Müfettişi … Salman imzası ile 30.07.1946 tarihinde ilan edilip, çiftlik tapu sahiplerine de tebliğ edildiği yazılı olan ilan tutanağında “… Köyü çiftlik tapu kaydındaki bütüne ait hudut dahilinde kalan ve mülkiyeti Muğlalı … oğulları …, Mahmut, Kamil, Necip’e ait olan ve bunlara anaları … Hanım tarafından şartla temlik edilen ve Köy Manevi Şahsiyeti ile A. …, … …, … …, … Evcan, … …, … Özen … Şimşek’e öteden beri süremek tarlası olarak verilen 8 parça toplam 40 dönüm tarlanın, tapu kaydındaki bütüne ait hudut dahilinden ifrazen 140 lira bedel karşılığında … Köyü okulu adına 4274 Sayılı Kanunun 28. maddesi gereğince istimlak edildiği” köy tüzelkişiliğinin kullandığı yerin Mağaza önü mevkiinde (mağaza denilen yer çiftlik sahiplerine ait depo olup, … Köyü 71 nolu parsel olduğu anlaşılmaktadır.) … Şimşek’in süremekçi olarak kullandığı tarlanın Kızılbüyüş-Güllece Tarlası, diğer 6
kişinin kullandığı tarlaların da, … mevkiinde olduğu yazılmış ve istimlak edilen 8 parça tarlanın ismi yazılı bu kişiler tarafından süremekci (icarlı-kiracı) sıfatıyla kullanıldığı ilan tutanağı ve kamulaştırma evrakına yazılmıştır. Bu süremekci kişilerden birisi de temyize konu 1978/72 sayılı davada adlarına … Köyü 120 sayılı parselin tescil edildiği, kişilerin miras bırakanı … … olduğu anlaşılmaktadır.
31) Yukarıda 25. bende yazılı 8 parça tarlanın istimlak edildiği, çiftlik sahiplerine 30.07.1946 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, çiftlik sahiplerinden … oğlu … … imzası ile Kaymakamlığa verilen 02.08.1946 tarihli dilekçede özetle: “Sekiz çiftçimizin süremeği olan tarlaların istimlak edilmesinin onları mağdur edeceği, istimlakin usulsüz olduğu, uygun görülmesi halinde okula yakın mesafede Çingene Gediğinin güney tarafında yazlık ve kışlık ekime müsait çayır tarla bulunduğunu, münasip görüldüğü taktirde kafi miktarda tarlanın köy okuluna mecanen (parasız) verileceği” bildirilmiştir.
32) Gezici Başöğretmen … Salman imzası ile, Marmaris Milli Eğitim Memurluğuna gönderilen 35 sayılı yazıda: “… …’ın … Okulu tatbikat bahçesi için hibe etmek istediği tarlanın yerinde görülüp incelendiği, okula 20 dakika mesafede olduğu, öğretmenin yazlık ekimine uygun olmadığı, bunun ihtiyar heyetinin ekli mazbatasından da anlaşılacağı” belirtilmiştir.
33) Kaymakamlığın … …’a gönderdiği 03.10.1946 gün 235 sayılı yazısında “Hibe edilmek istenilen arazinin kıraç olması nedeniyle kabul edilmediği, ancak; … Şimşek süremeğinin istimlakinden vazgeçilerek, başka süremekçilerden 10 dönüm tarlanın istimlakinin Valiliğe arz edildiği” bildirilmiştir.
34) Marmaris Kaymakamlığının, Muğla Valiliğine gönderdiği, 03.10.1946 gün 243 sayılı yazısında; “… Okulu için 140 Lira bedelle istimlak edilen 40 dönüm tarla bedeli Ziraat Bankasına yatırılmışsa da, Kızılbüyüş mevkiinde … Şimşek süremeği alarak istimlak edilen 10 dönüm tarlanın, … Şimşek’in başka hiçbir süremeği bulunmadığından, bu vatandaşın mağdur edilmemesi için … Özen, … … ve … Oysal süremeği olan 10 dönüm arazinin istimlaki”nin uygun olacağı bildirilmiştir.
35) … Efendi mirasçılarının … Valide Sultan Vakfından intikalen Eylül 1340 tarih 4 ve 5 nolu tapu senetleri ile mutasarruf oldukları …-… ve …-maa … Çiftlikleri dahilinde bulunan ormanlık sahanın 4785 Sayılı Kanunda Devlete intikalen ve bu güne kadar bedeli ödenmeyen arazinin hudutlarının ve vaziyetinin tespiti amacıyla Osmaniye Orman Bölge Şefinin başkanlığında … muhtarı … … azaları … Tok, … Uysal, Ata …’ın katılıp imzaladığı, 27.12.1946 tarihli tutanakta çiftlik tapu kayıtlarının tatbikatı yapıldıktan sonra ve mevcut ve yanan alanların orman durumu izah edilerek 4 mezru arazi … Limanının doğu ağzı kenarında, … Çayı arasında, Aspıran Vadisinde, Bördübent sahilinde, Bendecik Deresi civarında, dört tarafından ormanlık saha ile çevrilmiş vaziyette ve yekpare halde bulunup, çiftlik köylüleri tarafından icara veya ortaklık suretiyle ziraat edilmektedir” denilerek çiftlik köylülerinin icar ya da ortaklık suretiyle araziyi kullandıkları belirtilmiştir.
Yine aynı amaçla Armutalan bölge şefi başkanlığınca kurulan ve … (…) muhtarı … … ve aza … …, … Köy Muhtarı … Yaman ve aza Musta Türkmen bu köylerin tüzel kişiliği adına katılıp imzaladıkları 20.01.1947 tarihli tutanakda “Muğlalı … Efendi mirasçılarının … Valide Sultan Vakfından Eylül 1340 tarih 5 nolu tapu ile mutasarruf bulundukları …-maa … Hanı, diğer … Çiftliğinde mevcut ormanlık sahanın görülmesi için …-maa … Köyü ihtiyar heyetiyle birlikte tapulu hudutları zikredilen yerlerin tatbikatının yapıldığı” belirtilerek tapu kaydında yazılı sınır yerlerinin gezilip görüldüğü bu sınırlar içinde 1860 Hektar orman bulunduğu, Lönköz-Öküz Oluğu-Kesmelik ile
Malderesi arasında kalan tahmini 600 Hektar yerin tamamen yandığı, Malderesi-… Boğazı Karadağ arasında arasında 900 Hektar tahmin edilen sahanın tamamen yanmış olduğu yine, …-Bayır-… ile … Boğazı ve Dereyüzü arasında kalan 700 Hektarlık sahanın da keza yanmış olduğu, yanan saha toplamının 2200 Hektar olduğu” belirtilmiştir.
Kaymakamlığın çiftlik sahibi ve diğer ortakların vekili olan … …’a gönderdiği 07.01.1949 gün 67 sayılı yazıda, “… Köyünde istimlak edilen 40 dönüm araziden 5 dönümü alıkonularak 35 dönümünün geri verileceği, yine Muğla Valiliğinin aynı kişiye gönderdiği 08.01.1949 gün 9293 sayılı yazıda; “istimlak edilen arazinin 5 dönümü alıkonularak diğer 35 dönümün geri verileceği 5 dönüm okula teberruan tapudan ferağının sizce yapılması halinde kamulaştırmadan vazgeçilip bedelinin geri alınacağı” bildirilmiştir.
36) Yukarıdaki bentte yazılı istimlakinden vazgeçilmeyen … mevkiindeki 5 dönüm (4875 m2) tarlanın vergi kıymetini belirlemek amacı ile … …, … …, … …’den oluşan kaymakamlık tadilat komisyonu, 01.07.1950 gün 258 sayılı kararı ile “… mevkiinde 4875 m2 tarladan başka istimlak edilen yer olmadığını, bu yere de 32.50 Lira kıymet takdir yapıldığından itirazlarının reddine” karar vermiştir.
37) … Köyü Muhtarı … … (1972/725 sayılı dosyada … Köyü 120 sayılı parsel … …’ın babası … Tarımdan kaldığı gerekçesiyle adına 24/1944 pay tescil edilmiştir.) ve üyeler … Çelikalp, … … imzası ile alınan ve çiftlik sahiplerine gönderilen 03.07.1950 tarihli Köy İhtiyar Heyeti kararında “Muğlalı … evlatları Feyyaz … ve arkadaşlarına ait …-… Çiftlikleri hududu dahilinde … Mevkiisine (kadastro tespit tutanaklarında 245 ve 246 adalarda bulunan parsellerin mevki isimleri … olarak yazılıdır) Tepedibi denilen mahalde hali hazırda bulunan … Değirmenine gelen sudan köy sahsi maneviyesine yapılacak yeni değirmenin çarkından çıkan sudan para alınmaması, … çarktan çıkan su çiftlik sahiplerine ait olduğu ve yapılacak değirmenin yerinin doğusu ve güneyi sahibi çiftlik tarlaları, kuzeyi … Tepesi ile mahdut dört dekar arazi üzerine değirmen yapıp ağaç dikilmesi ve mal sahiplerinin muvafakatının alınmasıyla köylünün Salma yükünün hafifletilmesi, mal sahiplerinin muvafakatı halinde, mal sahiplerinden köy salması ve koruma namıyla hiçbir para alınmamasının, muvafakatları halinde bilumum ferağ vs. masrafların köy sandığına ait olacağının mal sahiplerine tebliğine” karar verilmiştir.
38) … Köy Muhtarı … …, üye … Irgün, … Şimşek, … Evcan’dan oluşan köy ihtiyar kurulu 11.12.1951 gün 44 sıra nolu kararla “köylüye örnek bir zeytinlik tesis etmek gayesiyle, Kaymakamlık makamının 07.03.1951 gün 62/9 sayılı emirleri gereğince 442 sayılı Köy Kanununun 44. Maddesine uyularak köyümüz … mevkiinde; Doğusu: … … veresesi süremeği, Batısı: … GÖKGÖZ süremeği, Kuzeyi: Kurudere, … ÖZEN süremeği, Güneyi: … … süremeği ile çevrili ilişik krokide görüldüğü üzere 19 dönüm 481 m2’lik … … ve … ÖZEN’e ait arazinin dekarı 8 Liradan istimlakine, bedelinin Muhtar … … eliyle bankaya yatırılmasına, süremek sahipleri tarafından yapılacak itirazların nazarı itibara alınmamasına, çünkü süremek sahibi … … elinde köy hududu dahilinde ayrı ayrı mevkiilerde olmak üzere (yaz tarlası hariç) yalnız güz buğday, arpa vs. süremeği olarak 171 (yüz yetmiş bir) dekar araziye sahiptir
Bu kararın bir suretinin Kaymakamlığa gönderilmesine, bir nüshasının da Kaymakamlık kanalıyla Çiftlik sahipleri … …, Mahmut …, Necip … evlatları Feyyaz, …, … … ve Kamil ÖZALP’a tebliğine oybirliği ile karar verildi” denilerek 1978/72 sayılı dosyada adlarına 120 sayılı parsel tescil edilen kişilerin miras bırakanları süremekci (kiracı) olan … …’ın 1951 yılı itibariyle çiftliğe ait tarlalarda süremekci (kiracı) olarak yazın ektiği tarlalar hariç, köyün çeşitli mevkiilerinde güzün arpa ve buğday ekerek kullandığı, 171
(yüz yetmiş bir) dekar arazi olduğu anlaşılmaktadır. Bu resmi evraklar ve deliller karşısında davacı ve davalılar miras bırakanı olup, 1955 yılında ölen … …’ın ve dolayısıyla mirasçılarının çiftlik tarlaları üzerinde sürdürdüğü zilyetliklerinin malik sıfatıyla olduğunu bildiren ve aynı köydeki diğer taşınmazlar hakkında çiftlik sahipleri (… Ailesi) tarafından açılan davalarda davalı, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333-51 sayılı kesinhleşen kararında davacı konumda olan, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemez.
39) Yukarıdaki bentte örnek zeytinlik tesis edilmek üzere … ÖZEN ve … … süremeği olarak kullanılan 19.481 m2 yerin istimlak kararında belirtilen kıymetine değil yerine, mal sahiplerinden … … itiraz ederek başka bir yerin istimlak edilmesinin istenilmesi üzerine, Kaymakamlık İdare Kurulunun 08.07.1952 gün 16 sayılı kararı ile “itirazın reddine, evrakın ikmali için zeytin bakım fen memurluğuna tevdiine” karar verilmiştir.
40) … (…) Köyü İhtiyar Kurulu 13.03.1953 gün 19 sayılı kararla “Söğütlü mevkii KARAĞAÇLI semtinde sahibi senetlere (tapu-çiftlik sahiplerine) ait;
Doğusu: Yol, Batısı: Dere, Kuzeyi: Yol, Güneyi: Dere ve … … ve Gülhanım İnan tarlası ile çevrili 30 dönüm tarla, esasen … Valide Sultan Vakfından 6949 dönüm çiftlik olarak Muğlalı … oğulları Kamil, Mahmut, … ve Necibin anaları Habibeye ölünceye kadar bakmak şartıyla Eylül 1340 tarih 5 sayılı tapu ile …-maa … Çiftliği olarak malikleri iken köy namına zeytincilik numune bahçesi yapılmak maksadıyla Köy Kanununun 42/2. maddesine uyularak …. beher dönümü 15 Liraya istimlakine, kararın hissedarlara tebliğine, muvafakat ederlerse rızaen, aksi halde Cebren istimlakine” karar verilmiştir. Görüldüğü gibi yukarıdaki bentlerde sözü edilen resmi evraklarda ve …-… (…), … Köyü Muhtarlığı İhtiyar Heyetleri Kamulaştırma Kararlarının tümünde bu yerlerin çiftlik sahiplerine ait olduğu kullanan kişilerin ise, kiracı (süremekçi) oldukları belirtilmektedir. Bu resmi ve yazılı evrakın aksi ancak ve yine yazılı olan başka evraklarda ve belgelerde kanıtlanması gerekir. Halbuki, zilyetliğe dayanan kişilerin tanık beyanlarından başka bir delilleri bulunmamaktadır. Mahkemece dinlenen yerel bilirkişiler ile zilyetlerin gösterdikleri tanıklar ile tapu sahipleri arasında görülen aynı iddiaya dayalı başka davaların bulunduğu da anlaşılmaktadır.
41) Yukarıda 3 nolu bentte belirtilen … (…) Köyünden … … ve 55 arkadaşı tarafından tapu malikleri … Ailesi aleyhine …-… Çiftliğine ait Eylül 1340 tarih 5 nolu tapu kaydının intikalinin yasal olmadığı ve davacı köylülerin zilyetliği karşısında yasal değerinin bulunmadığından tapu kayıtlarının iptaline” ilişkin 07.05.1952 tarihinde 1952/42 sayılı dosyada açılan ve Yargıtay’ın bozma kararından sonra 21.03.1961 gün 1960/104-25 sayılı kararla ret edilip, çiftlik-tapu malikleri lehine 11.06.1961 tarihinde kesinleşen dava dosyasına, Orman Genel Müdürü imzası ile gönderilen 07.01.1957 gün 5-Şube 18 nolu yazıda “…-… ve …, … Çiftliklerinin ormanlık sahaları içinde bulunan mezru ve serpili halde bulunan arazilerin;
1- …-maa … Ormanı içinde 4000 Hektar çıplak ve hali arazi mevcut olup, dört tarafının ormanlık saha ile çevrili olduğu ve yekpare halde bulunduğu ve halen çiftlik köylüleri tarafından icar ortaklaşma suretiyle ziraat edilmekte olduğu,
2- …-… Ormanı içinde 2000 Hektar çıplak arazi bulunduğu, bu arazinin de devlet tarafından ormanlık saha ile çevrilmiş vaziyetde ve yekpare bulunup, çiftlik köylüleri tarafından icar veya ortaklık suretiyle ziraat edildiği anlaşılmıştır.
4785 Sayılı Kanun yalnız ormanları devletleştirdiği, orman içindeki çıplak arazinin devletleştirmeye tabi olmayacağından ….. eskiden beri mezuru olan (ekilip sürülen) arazinin devletleştirme dışında kaldığının kabulünün zorunlu olduğu” bildirilmiştir.
42) Çiftlik-tapu sahiplerinin … … tarafından Muğla Valiliğine 27.12.1958 tarihli dilekçe ile “… …’ın tecavüz ettiği … çiftliklerine ait … Değirmeni hakkında” bilgi istemiş, Valilik tarafından 12.03.1959 gün 381-26 sayılı yazı ile “Marmaris … Köyünde … DEĞİRMENİNE Köy Muhtarı … …’ın vaki tecavüz ve müdahalesinin 5917 Sayılı Kanun gereğince men edilerek, teslim tesellüm zaptının tutulmuş olduğu, Kaymakamlığın 06.03.1959 tarih 104 sayılı yazısından anlaşılmıştır.” denilerek çiftlik sahiplerinin umumi vekili … …’a Muğla Valiliği tarafından resmen bilgi verilmiştir.
43) Orman Genel Müdürlüğünün 08.07.1963 gün şb. 5, 4088 Sayılı Emirleri gereği Orman Başmüdür Mv. Fahrettin Özgecil başkanlığında kurulun komisyon tarafından düzenlenen 31.07.1963 tarihli raporda; “…-maa … ve … Çiftliği namı ile maruf Devletleştirilmiş orman sahalarının tetkiki maksadıyla Marmaris Orman Bölge Şefliğine gelindiği ve çiftlik sahipleri umumi vekili … …’a yapılan 15.07.1963 günlü tebligata uyarak geldiği” belirtildikten sonra; …, …, …-… Çiftlik tapularının Harita Genel Müdürlüğünce hazırlanan 1942-1945 tarihli paftalardan faydalanmak suretiyle 19.07.1963 ila 31.07.1963 tarihleri arasında bilirkişiler, … Köyünden 1317 doğumlu … Türkmen, 1324 doğumlu … Yıldırım, … Köyünden 1313 doğumlu … ve 1320 doğumlu … … ve … Köyünden 1340 doğumlu … … huzuru ile tapu tatbikatının yapılıp tapu kayıtlarındaki sınırlar belirlenip, rapor ve haritasının tanzim edildiği” konusunda üç sayfalık rapor düzenlenmiş ve bu raporda bu çiftliklerin esasen üç adet tapuda kayıtlı olduğu, ormanlar devletleştirilmeden önce çiftlik sahipleri tarafından hususi orman olarak işletildiği ve Devletleştirilen çiftlik ormanları arasında … arazilerinin bulunduğu, tapu varsa ibraz etmeleri için köylüye duyurulduğu, fidanlık yapmak amacıyla Vilayet için istimlak edilen (36760 m2) ile köy örnek tarlası olarak istimlak edilenler dahil (87.744 m2) tapulu arazi bulunduğu açıklanmış, çiftlik tapularının sınırında yazılı yerlerin nerelerde oldukları tarif edilerek anlatılmıştır.
44) Muğla Valiliğinin 24.03.1965 günlü ve 1643 sayılı yazısı ile … Köyü hudutları dahilinde … Şereflinin tapulu arazisi içindeki kamulaştırılmayan bölümün yüzölçümü ile bu günkü kıymetini belirlemek amacıyla, Marmaris Mal Müdürü Fazıl Yavaş, Tapu Sicil Müdürü ve iki vergi memuru görevlendirilmiş ve bu kişiler Köy Muhtarı … … ve … Köyünden seçilen bilirkişiler … … ve … …’in de katılımı ile 12.06.1965 tarihli tutanağı düzenlemişlerdir. Bu tutanakda özetle: “Aralık 1962 tarih (4) ve (5) nolu (… Çiftliğine ait) tapuların hudut ve çevresiyle tamamen mutabık olduğu …. her iki tapu kaydının miktarı 642 Hektar 8627 m2 ise de, takribi miktarının kamulaştırılan arazi hariç on bin dönüm civarında bulunduğu, bu günkü alım, satım rayicine göre arazinin verimli yerlerinin (350) lira, verimsiz yerlerinin ise (100) lira olabileceğini belirtmişlerdir.
12.06.1965 tarihli tutanakta tapuların bu yere ait olduğunu bildiren köy muhtarı (… Köyü 120 sayılı parsele ait kadastro mahkemesinin 1978/72 sayılı dosyasında zilyetlerin miras bırakanları olan) … … beş yıl sonra yapılan kadastro sırasında kadastro ekibinde köy muhtarı olarak görev yapmış ve 08.07.1970 tarihli tutanağı “tapu sahibi olarak hiç kimseyi tanımıyorum” şerhi vererek imzalamış ve diğer tapulama bilirkişileriyle birlikte “kadastro tespitinin tapu sahipleri adına değil zilyetler adına yapılması halinde görev yapacakların aksi taktirde çalışmayacaklarını” bildirmişlerdir. … Köyünde 1970 yılında 1 ila 170 sayılı parsellerin tapulara tespiti, tutanakları düzenlenmiş, bilirkişilerin ve muhtarın görev yapmayacaklarını bildirmeleri üzerine kadastro çalışmalarına son verilmiş ve 1 ila 170 sayılı parsellerin askı ilanın köyde yapılması için kadastro müdürlüğü girişimde bulunmuş, ilan edilmemiş, durum Marmaris Kaymakamlığına ve Muğla Valiliğine bildirilerek Marmaris Kaymakamı Tapulama Müdürü ve güvenlik elemanları tarafından 11.04.1972 tarihli “…müessif
hadiselerin çıkması kuvvetle muhtemel bulunduğu…” konusunda tutanak düzenlenmiştir. İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ziya Çoker imzası ile Muğla valiliğine gönderilen yazıda tapulama ilanlarının yaptırılmasının istenmesi üzerine … Köyünden Yaşar Engin, … … ve 28 arkadaşı tarafından T.B.M.M. BAşkanlığına, Başbakanlığa, Muğla Valiliği ile İçişleri Bakanı Ferit Kubat’a gönderdikleri 20.10.1972 tarihli dilekçelerinde özetle: “…… Köyünün eski bir köy olduğunu, padişahlık zamanında … Valide Sultan Vakfı olarak 636 sayılı defterine kaydedilmişse de, bu işlemlerin uydurma olduğunu, zamanla bundan 50-60 sene evvel jandarma tazyiki ile icar almışlar ve bu hal 3-5 sene devam etmiş ise de, Cumhuriyetin ve İstiklalin ilan edilmesinden az sonra köylü icarı kesmiş; yine, eski hali gibi icar kesilmiş, tekrar jandarma tazyiki yapılmış ve zamanın valisinin bunu varisi olduğunu ve … ailesinin hakkı olmadığı için mahkemeye başvurmadıklarını, arazilerin kendilerine ait olduğunu, tapulama ilanlarının zorla da olsa yapılmayacağını …” bildirmişlerdir.
Kaymakam tarafından Muğla Tapulama Müdürlüğüne gönderilen 08.12.1972 gün ve özel kalem 122 sayılı yazıda “… … Köy Muhtarı … … ve üyelerin tümünün istifa ettiğini, istifaları kabul edilmemişse de, ısrarcı olduklarından istifalarının kabul edilerek durumun İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına intikal ettirildiği bildirilmiştir.
45- Ağustos-Eylül 1959 tarihlerinde … Köyü, Akbük mevkiinde ormandan tarla açmak suçundan yargılanıp Marmaris Sulh Ceza Mahkemesinin 17.01.1964 gün 1962/171-6 sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verilen, … Köyünde oturan, … oğlu 1320(1904) doğumlu … … gerekçeli karara yazılan savunmasında aynen “suça konu yerin 19 senelik tarlası olduğunu ve … Efendiler tarafından icara verildiğini, herkesin bu kabil yerleri sürüp mahsulünü kaldırdığını beyan eylemişse de, bu yerin kamulaştırılıp, devlete intikal eden ormanlık saha olması nedeniyle müdafaanın reddine ve mahkumiyetine” karar verilmiştir.
46- Haziran 1962 tarihinde … Köyü Gümrükönü mevkiinde 4536 m2 ormanı işgal suçundan yargılanıp, Marmaris Sulh Ceza Mahkemesinin 06.12.1963 gün 1962/98-165 sayılı kararı ile mahkum olan, … Köyünden 1319 (1903) doğumlu … oğlu … Ekizoğlu, mahkemenin gerekçeli kararına yazılan savunmasında, “sanık bu yerin 30 seneden beri sürülen tarla olduğunu, savunma Şahitleri … …, … Yücel, … Tek, suça konu yerin … Efendi Çiftliği olup, eski tarla iken, … …’ın nebatlarını temizleyerek bahçe yaptığını ve … …’a sattığını, bu kişinin de … Ekizoğlu’na sattığını bildirmişse de, 1945 yılında 4785 Sayılı Kanunla devletleştirildiğinden, sanığın savunmasının reddi ile mahkumiyetine” karar verilmiştir.
47-Muğla Valiliğinin 24.03.1965 gün 1643 sayılı yazıları ile … Köyü hudutları dahilinde … …’nin tapulu arazisi içindeki kamulaştırılmayan kısmın yüzölçümü ile bugünkü tahmini değerinin tespit edilmesi amacıyla 08.06.1965 tarihinde düzenlenen tutanakda, yukarıda (44) bentte yazılı heyetin … Köyüne geldiği ve bilirkişi olarak …, … … ve köy öğretmeni … Türker’in seçildiği, mezkur mahale Aralık 1962 tarih (1) (… Çiftliği) nolu tapu kaydının hudutlarının tatbik edildiğinde hudut çevresi ile tamamen mutabık olduğu, tapunun miktarı 630 Hektar 5240 m2 ise de, kamulaştırılan arazi hariç kalan yerin 7000 dönüm civarında bulunduğu” mezru arazi olarak otlaklar dahil, azami (3500) dönüm olduğu ve bunun dışında kalan (3500) dönümlük sahanın gayri mezru ormanlık olduğu, köy muhtarı … … …, verimli yerlerin 3000 TL., verimsiz yerlerin 300 TL. olabileceğini bildirmiş ise de, köy halkından seçilen ve yukarıda isimleri yazılı bilirkişilerin beyanına uyarak bir dönüm arazinin 200-300 Lira arasında alınıp satılabileceği” belirtilerek tutanağı köyden seçilen bilirkişi heyetiyle birlikte köy muhtarı … … … ve köy halkından … …, … Kuyucu, … Keleş ve … Keleş’in imzaladıkları, yine Mal Müdürü Başkanlığındaki aynı heyetin
10.06.1965 tarihinde Karacaköy-… Mahallesine gelerek bilirkişi … …, … …, Orman Muhafaza Memuru … Özdemirle birlikte düzenledikleri tutanakta “İlçemiz Karacaköy hudutları dahilinde … … ve hissedarlarına ait, ekli tapu örneğinde hudutları belirtilen …. köy hudutları dahilinde mezru ve gayri mezru arazinin 7000 dönüm, alım satım bedelinin verimli yerlerde 500 Lira, verimsiz yerlerde 200 Lira civarında olduğu” konusunda tutanak düzenlemişlerdir.
48- …, … ve … Çiftliklerine ait ormanların kesilmesi, çiftlik sahipleri adına nakliye tezkeresi düzenlenmesi, satılması, 1937 yılında 3116 Sayılı Orman Yasası yürürlüğe girdikten sonra, bu yasanın 63 ve devamı maddeleri hükümlerine göre Çiftlik hususi ormanlarına mesul müdür tayin edilmesi, çiftlik hususi ormanlarının özel işaretlerle ve kazılacak hendeklerle sınırlarının belli edilmesi ile ilgili olarak 1880’li yıllardan 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihine kadar Orman İdaresi ile çiftlik sahipleri arasındaki olaylarla ilgili birçok yazışma ve belge, tapu sahipleri tarafından delil olarak sunulmuşsa da, temyize konu dava çiftlik ormanları ile ilgili olmayıp, çiftlik içindeki kültür arazileri ve tarlalarla ilgili olduğundan, bu belgelerin ayrıntılarına girilmemiştir. 4785 Sayılı Yasanın 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce çiftlik ormanlarının 16.03.1942 tarihinde Orman Bölge Şefi … Ongun tarafından keşif raporu tutulup, mevcut ormanların durumu anlatılmış, tapu kayıtlarına göre sınırları belirlenmiştir. 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra çiftlik ormanlarının sınırlarını ve kamulaştırma değeri ile yanan orman sahalarını belirlemek amacıyla 27.12.1946 ve 20.01.1947 tarihlerinde Orman İdaresinin görevlendirildiği elemanlar ile köy muhtarları ve bu köylerden seçilen bilirkişilerin katılımı ile hususi ormanlar hakkında birçok tutanaklar düzenlenmiştir. Özel Ormanların iadesine ilişkin 5658 Sayılı Yasa 31.03.1950 tarihinde yürürlüğe girince çiftlik özel ormanlarının iadeye tabi orman olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Orman Bölge Şefi … Şişman tarafından tapu kayıtları uygulanarak çiftlik ormanlarını” sınırları belirlenmiş ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerinin bu çiftlik ormanlarında uygulanamayacağı konusunda 07.06.1950 tarihli üç sayfalık rapor düzenlenmiştir.
ÇİFTLİK ORMANLARININ DEVLETLEŞTİRME BEDELİ:
49- …-…-… Çiftliği sınırları içindeki ormanların 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince “Hiçbir bildirime gerek kalmadan devletleştirildiğinden, Tadilat Komisyonu 22.09.1947 gün 98 ve 101 sayılı kararları ile …-… Çiftliği Ormanları için 25.854 TL. …-maa … Çiftliği Ormanları için 20.400 TL. Devletleştirme bedeli belirlenmiş çiftlik sahipleri tarafından İtiraz Komisyonu, Temyiz Komisyonu ve Danıştayda itirazda bulunulmuş ve en son verilen karar Danıştay’ca bozularak Vergiler İtiraz Komisyonuna gönderilmiş, bu arada Anayasa Mahkemesinin 05.10.1964 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 23.06.1963 gün 1963/141-50 sayılı kararı ile 4785 Sayılı Yasanın 3 ve 4. maddelerini iptal etmesi üzerine, Vergiler İtiraz Komisyonu 10.02.1965 gün 1964/641 sayı ile görevsizlik kararı verilmiş, çiftlik sahipleri ormanlara takdir edilen toplam 46.250 TL’ye 4.953.250 TL ilavesini ve bedelin 5.000.000 TL’ye çıkartılması için 26.04.1965 tarihinde Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/65 sayılı dosyasında Orman Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açmışlardır. Mahkemenin, 24.01.1967 gün 1965/65-10 sayılı kararı ile “Hazineye husumet yönelterek dava açılması gerektiği, ayrıca idari mercilere yapılan başvurunun süreyi kesmeyeceği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, bu karar 5. Hukuk Dairesinin 31.05.1967 gün 2164-2741 sayılı kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda 20.09.1970 gün 1967/147-226 sayılı kararla “Kamulaştırılan çiftlik ormanlarına 25.462.309.20.-TL. değer biçilmiş ise de, istekle bağlı kalınarak Devletleştirme bedelinin 5.000.000.-TL’ye çıkartılmasına dair verilen karar, davalı Orman Genel Müdürlüğünün temyizi
üzerine 5. Hukuk Dairesinin 17.12.1971 gün 9549/11245 sayılı kararı ile “çiftlik tapularının yerine uygulanıp kapsamının belirlenmesi ve bilirkişilerin kamulaştırma bilirkişileri listesinden seçilmesi” gereğine değinilerek bozulmuş ve yeniden mahkemenin 1972/137 sayısına kayıt edilmişse de, mahkemenin 14.07.2009 gün 1972/137-466 sayılı kararı ile “Davanın üç kez müracaata bırakılmış olması nedeniyle H.Y.U.Y.’nın 409/6. maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilerek 02.10.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
BİLİRKİŞİ RAPORLARI
50- Yukarıda 7. bentte anlatıldığı gibi … Köyü 74 sayılı parsele ait kadastro mahkemesinin 05.04.2001 gün 1996/11 (bozma kararından önce 1978/127-16) sayılı ve … (…) Köyü 804 sayılı parsele ait kadastro mahkemesinin 30.05.2002 gün 1974/9-30 sayılı dosyalar örnek (pilot) dosya seçilerek tarafların tüm delilleri bu iki dosyada toplanmış, yöreye ait 1328 (1912) yılından 1969 yılına kadar düzenlenen askeri memleket haritalarından yararlanılarak çiftlik tapu kayıtlarının uygulaması yapılmış ve çeşitli uzmanlık dalındaki bilirkişi kurullarından eki haritalarla birlikte raporlar alınmıştır. Bu raporların birer örneği ekli delil klasöründe bulunmaktadır.
a) Harita Genel Komutanlığı Askeri Coğrafya Daire Başkanı Müh. Alb. … Çelik ve Y. Müh. Albay Ömür Demirkolun düzenlediği 04.03.1999 tarihli 5 sayfalık rapor ve eki haritalarda, bölgeye ait 1328 (1912), 1944, 1969 tarihli haritalarda tapu kayıtlarının sınırlarında yazılı yer isimlerinin bulunduğu yerler haritalar üzerine işaretlenmiş ve harita üzerindeki bu yerlerin tarifleri yapılmıştır.
b) Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği bölümünden Prof. Dr. … … tarafından 14.04.1999 tarihli 9 sayfalık raporda, çiftlik tapu kayıtlarında geçen sınır yerleri bizzat arazide görülerek askeri haritalarla karşılaştırılıp izahları yapılarak haritalar düzenlenmiş ve sonuç olarak “istenilmesi durumunda tapu kayıtlarında sözü edilen tüm sınır noktalarının konumları, uydulardan yararlanılarak nokta belirleme yöntemi (GPS) ile ölçülerek haritalara konulabileceğini ve bu noktaların mevcut yada yapılacak haritalar üzerine oturtularak çiftliklerin hudutlarının, arazideki hangi parseli ne kadar kestiğini gösterilebileceğini” bildirmiştir.
c) Y.T.Ü. İnşaat Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği öğretim üyeleri Prof. Dr. … Pektekin, Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … … tarafından 20.02.2001 günlü 8 sayfalık rapor düzenlenmiş ve çiftlik tapu kayıtlarında yazılı sınır yerleri 1/100.000, 1/200.000 ve 1/25.000 ölçekli haritalarda gösterilmiş ve tapu kayıtlarının sınırında yapılan değişikliğin 08.02.1309 (1893) tarihli ilmühabere göre ve mevzuata uygun olarak yapıldığını açıkladıktan sonra sonuç olarak “… tapu kaydındaki mahalli isimler birer nokta kabulü ile bu noktaların birleştirilmesi ile tapu kaydındaki sınırların uygulanmasına çalışıldığı, eski tapu kayıtlarının arazide uygulanmasının başka türlü imkan dahilinde olmadığı, tapu kayıtlarındaki noktalar birleştirilerek oluşturulan sınırlara göre dava konusu Hisörönü Köyü 74 sayılı parselin çiftlik tapu kayıtları sınırları içinde kaldığını, nokta sınırların birleştirilmesiyle meydana gelen alanın yüzölçümünün, eski tapu kayıtlarının yüzölçümünden çok fazla olduğunu” bildirmişlerdir.
d) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Dairesi Başkanları Harita Mühendisleri … …, Metin Atunay ve Tapu Arşiv Daire Başkanı … Yeşilyılmaz’ın düzenlediği 19.02.1999 günlü 21 sayfalık raporda özetli; “… tapu kaydındaki sınır değişikliğinin 08.02.1309 (1893) tarihli Tarifnameye uygun olduğu, çiftlik tapu sahibi … … Efendinin ölümünden sonra 1301 (1885) yılında yapılan paylaşım ve bu paylaşıma dayanılarak … Hanım adına 1326 (1910) yılında yapılan tescilin 1325 (1909) ve 1323 (1907) tarihli üçüncü maddesi ile Mecellenin 1157. maddesine uygun olduğu, tapu kaydındaki sınırların askeri haritalara aplike edilmesinde, …
Köyü 74 sayılı parsel ile … (…) Köyü 804 sayılı parsellerin çiftlik tapu kayıtları kapsamında kaldığını” bildirmişlerdir.
e) Orman mühendisi bilirkişiler … … Ertoğu ve … Altınçekiç 17.01.2001 tarihli raporlarında …, …, …, Beldibi, İçmeler Köylerinde hava fotoğrafları esas alınarak 1966 yılında seri bazda orman kadastrosunun yapıldığını ve 1967 yılında kesinleştiğini, bu yerdeki orman alanının yaklaşık 24929 Hektar olduğunu, bu ormanlar ister tapulu, ister tapusuz olsun tapu kayıtları 1945 tarihinden önce olması ve bu yerdeki ormanlarda fıstık çamı ve palamut meşesi olmadığı için, tapu kaydı kapsamında kalan ormanlık alanlar yönünden tapu kayıtlarının 4785 Sayılı Yasa karşısında hiçbir değerinin bulunmadığını, tapu kayıtlarının ancak orman olmayan alanlarda özel mülkiyet yönünden hüküm ifade edilebileceğini bildirmişlerdir.
51- A.Ü. Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … …’ndan vakfın niteliği konusunda düzenledikleri 08.03.2000 tarihli raporda özetle: “Mahkemece, Eski Osmanlı Arşivinde ve diğer arşivlerde bulunan vakıf senedi ve diğer belgelerin dayanağı evraklar incelenerek rapor verilmesi istenmişse de, kendilerinin böyle bir mecburiyetlerinin bulunmadığını, dosya içinde bulunan belgelere göre rapor vereceklerini açıkladıktan sonra, … Sultan Vakfının bir hanedan vakfı olduğu, padişah … arazisinin miri gelirlerinin vakıf amacına tahsis edilmesine izin verdiğini, bu nedenle Sahih Vakıf olmadığını 1858 tarihli Arazi Kanunnamesinin yürürlüğe girmesiyle gayri sahih vakıfların sözü edilen Kanunun 4/2. maddesi gereğince miri arazi üzerine kurulan müstesna (aile) vakıfları ile hayri bir amaca tahsis edilmiş olanlar dışındaki diğer, gayri sahih vakıfların, … Nezareti ile ilişiği kesilip Maliye Nezaretine devir edildiğini, ancak çiftliklere ait tapu kayıtlarının intikal işlemleri bu güne kadar düzenli olarak yapılmış olması nedeniyle geçerli kayıtlar olduğunu, Medeni Yasanın yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 yılına kadar miri arazi niteliğini sürdürmekte ise de, bu tarihten itibaren sonra tasarrufu mülkiyete dönüşerek, … … Efendi mirasçılarına intikal ettiğinden vakfın gayri sahih olmasının sonucu yine değiştirmeyeceğini ve zilyetlik yoluyla kazanılmayacağını, kaldı ki; zilyet olan kişilerin bu araziler üzerinde kiracı olduklarını ve tapu sahiplerine kira ödediklerini bu sebeple dahi malik gibi zilyet olamayacaklarını” bildirmişlerdir.
52- İ.Ü. Hukuk Fakültesi … Hukuk Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. … … tarafından verilen 03.05.2000 tarihli 7 sayfalık raporda özetle: “… Valide Sultan Vakfının geçerli ve vakfa tahsis edilen dava konusu çiftliklerinde “mülk” arazi olması nedeniyle, sahih vakıf olduğu, vakfa ait yerlerin şeri mahkeme kararlarına uygun olarak icareteynle (kira ile) mutasarrıflara verildiğini, 1256 (1840) ve 1264 (1849) tarihli Emr’i …’lerle hangi mutasarrıflara, hangi icareteyn koşuluyla (icare-i muaccele ve icare-i müccele bedelleri belirtilerek) geçtiğinin 1263 (1847) tarihli Temessük Defterinde belirtildiğini, … Sancağında bulunan dava konusu çiftliklerin 25.000 kuruş icare-i müeccele ve 20.000 kuruş muacele ile 1849 yılında Hasip Paşaya icareteynle verildiğini, bu durumun vakfın kurulduğu 1208 (1792) yılından, temessük kayıtlarının tapuya tescil edildiği 1290 (1874) yılına kadar devam ettiğinin, yine temessük kayıtlarında yazılı olduğunu ve bu durumun 1290 (1874) yılından sonra da tapu kayıtlarında belirtildiğini, mutasarruf … Fevzinin 1301 yılında ölümünden sonra yapılan paylaşımda kızı … Hanım hissesine düştüğü ve 8 Mayıs 1301 (1885) tarihinde, Meclis-i İdare-i Liva huzurunda, ilgili belgeler arz edilerek, arazinin adı geçen Liva’nın defterine, … Hanım adına 21 Haziran 1301 (1885) tarihinde kaydedildiğini Liva Defteri-i Hakani Memurluğunun tapu idaresine gönderdiği, 21 Ağustos 1326 (1910) tarihli yazısının, paylaşım sonucu tapu kayıtlarının 21 Haziran 1301(1885) tarihinde … Hanıma geçtiğinin ve Liva Defterine yazıldığının teyidi anlamında olup, Liva Defter-i Hakani Memurluğunun 21 Ağustos 1326 (1910) tarihli yazının,
kaydın … Hanım adına 1326 yılında yapıldığı anlamında olmadığını, 1326 tarihli tapu kayıtlarına “Vakfın senevi 1000 kuruş icare-i müeccele ve 300 kuruş intikal resmine merbuttur” şerhi konularak icareteyn usulünün devam ettiğini, 1935 yılında yürürlüğe giren 2762 Sayılı … Yasasının 26 ve aynı yasanın 27, 28. maddelerini değiştiren 4103 Sayılı Yasa ile daha önce kiraya verilen icareteynli vakıfların tasfiyesi öngörüldüğünden, tapu sahipleri tarafından taviz bedelinin 27.11.1961 tarihli 424474 sayılı makbuzla ödenmesi üzerine (tapu kayıtları üzerinde bulunan “Vakıf ve icareteyn” şerhlerinin tapu sahipleri ile … Genel Müdürlüğü arasında görülen ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.05.1994 gün 4609/6801 sayılı kararı ile onanıp kesinleşen, Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.01.1994 gün 1993/326-12 sayılı kararı ile) kaldırıldığını ve böylece taşınmazların … Genel Müdürlüğü ile ilgisinin kalmadığını, bu belgelerin dava konusu arazilerin 132 yıldan beri … … Efendi ve mirasçılarının mülk arazisi olduğunu doğruladığını icareteynli vakıf arazilerinin zamanaşımı zilyetliğiyle iktisabının mümkün olmadığını” görüşünde olduğunu bildirmiştir.
53- Prof. Dr. … … ve Dr. … … tarafından düzenlenen 22.05.2000 tarihli 6 sayfalık raporda özetle: “Dava konusu çiftliklerin mülk araziden tahsis edilen sahih ve icareteynli vakıf olduğu ve 1961 yılında taviz bedeli ödendiği tarihe kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinilemeyeceğini” ayrıntılarıyla ve eski ve yeni hukukumuzdaki yasal dayanaklarıyla açıklamışlar ve Prof. Dr. … … ile aynı sonuca varmışlardır.
54- A. Ü. Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. A. … … tarafından düzenlenen 01.08.2000 tarihli 6 sayfalık raporda, Prof. Dr. … … raporundaki görüşlerin aynen benimsendiği belirtildikten sonra özetle: “… Valide Sultan Vakfının mülk araziden tahsis edilmesi nedeniyle sahih vakıf olduğu, taşınmazın gerek vakfiyeye, gerek o dönemin hukuki esas ve usullerine uygun olarak icareteynle mutasarrıflarına verildiğini,
-Vakfa ait taşınmazların 1285 (1868) tarihinde geçerli ferağ ve teslimle tek başına … … Efendi’nin tasarrufuna geçip 1290 (1873) yılında mülkiyetinin aynı kişi adına tescil edilerek o tarihten sonra … … Efendi ve ardgelenlerinin kesintisiz ve geçerli tasarrufuna konu olduğunu,
-1935 yılında yürürlüğe giren 2762 Sayılı … Kanununun 26. maddesinin, vakfa ait taşınmaz malların icareteyn ve mukataaya bağlanmasını yasakladığı, 27, 28 ve 29. maddeleri ile mukataalı toprakların ve icareteynli taşınmazların mülkiyetinin, yirmi misli bir taviz bedeli karşılığında mutasarrıfına geçeceği, on yıl içinde taviz bedeli ödenmek suretiyle icareteyn veya mukataa kayıtları terkin edilmemiş olanların mülkiyetinin on yıl sonunda kendiliğinden mutasarrıfına geçeceği, vakfın hakkının ivaza dönüşeceği” hükümleri yürürlüğe konularak eski vakıfların tasfiye yoluna gidildiğini, on yıllık sürenin 13.06.1945 tarih 4755 Sayılı Yasa ile 13.12.1955 tarihine kadar uzatıldığını,
-2762 Sayılı … Yasasının 8. maddesi gereğince doğrudan doğruya hayrattan olan vakıfların ve 04.03.1959 gün 2/19 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile: “Tapuda mutasarrıfı uhdesinde mukayyet ve belli bir vakfın icareteynli (çifticarlı) malı olduğu, tapu sicilinden anlaşılan gayrimenkul, mutasarruf 20 yıl önce vefat etmiş olsa dahi, Medeni Kanundaki zilyetlik hükümlerinin zilyet yararına uygulanamayacağının” ve yine, Medeni Kanunun 81/B maddesi gereğince de, vakıf malları üzerinde zilyetlik yoluyla iktisap hükümlerinin uygulanamayacağının kabul edildiğini, 2762 Sayılı Kanunun 29. maddesinde öngörülen sürenin 13.12.1955 tarihinde dolmasıyla bu tarihte taşınmazların vakıf malı niteliğini kaybettiğini, ancak o tarihten sonra da tapu kayıtları intikal ettirildiğinden, 3402 Sayılı Yasanın 13/Bc maddesinde belirtilen koşulların zilyetler yararına oluşmadığını,
-Prof.Dr. … … ve arkadaşları tarafından düzenlenen 08.03.2000 günlü raporda, taşınmazların sahih vakıf malı olmayıp, 4 Ekim 1926 tarihine kadar miri arazi niteliğinde taşınmaz olduğu, bu tarihten sonra tasarrufu mülkiyete dönüşerek, … … Efendi mirasçılarına intikal etmiş olduğu belirtilmişse de, bu görüşün sonucu yine değiştirmeyeceğini, çünkü Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden, bu güne kadar 20 yıl geçmeden tapu sicilinde intikallerin yapılmış olması nedeniyle, yine bu halde de bu taşınmazların zamanaşımıyla kazanılasının mümkün olmadığını, kaldı ki; kazandırıcı amanaşımı ile mülkiyet iktisap edecek kişinin, taşınmaza malik sıfatıyla, çekişmesiz, aralıksız, yirmi yıl süreyle zilyet olması gerektiğini, malik sıfatıyla zilyet, başkasının üstün zilyetliğini tanımayan kimse olduğunu, kira bedeli ödeyen zilyedin ise malik sıfatıyla zilyet olamayacağını, tapu kayıtlarının doğru temale dayandığı, düzenli bir şekilde gittilerinin bulunduğu ve bu nedenle hukuken geçerli tapu kayıtları olduğunu, bu görüşün daha önceki 7. Hukuk Dairesinin 26.02.1991 gün 1990/11579-2459 sayılı bozma kararında da aynen benimsendiğini” bildirmiştir.
55- 10.07.2000 tarihleri ve … Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının 300 (2000-183) sayılı görev emri ile kurulan, Hukuk Müş. v. Av. …, Başkontrolör … …, müfettiş … …’dan oluşan heyet tarafından yapılan inceleme sonunda verilen ve mahkemeye gönderilen 14 sayfalık 17.11.2000 günlü raporda özetle: “Vakfiyesi … Genel Müdürlüğü Arşivinde bulunan … Valide Sultan Vakfının, Osmanlı Vakıf hukukunda geçerli olan usul ve kurallara göre yapılmış gerçek ve geçerli olduğu,
-Dava konusu çiftliklerin “mülk” kelimesi kullanılarak vakıfnamede sayıldıkları için bu vakfın sahih vakıf ve mutasarrıfına icareteynle verildiği için de icareteynli vakıf olduğunu,
-Sahih olduğu tespit edilen vakfa, özel mülke konu olan arazilerin tahsis edilmiş (vakfedilmiş) olduğunu, miri arazinin vakfa tahsis edilmediğini ve bu vakfın irsadi (tahsisat kabilinden) vakıf olmadığını” vakıf taviz bedelinin 27.11.1961 tarihinde … Genel Müdürlüğü veznesine yatırılmış olduğunu” bildirmişlerdir.
56- Yukarıda 51 bentte yazılı Prof. Dr. … … ve arkadaşlarının düzenlediği 08.03.2000 tarihli rapor esas alınarak 7/a bendinde yazılı … Köyü 74 sayılı parsele ait pilot dosya 05.04.2010 gün 1996/11-16 sayı ile “Vakfın miri araziden tahsis edilmesi nedeniyle sahih olmadığı ve tapu kaydının 1301 ila 1326 yılları arasında intikal ettirilmediğinden yasal değerini yitirdiği, gerekçesiyle 74 sayılı parselin zilyet adına tesciline” karar verilmiş, 7. Hukuk Dairesinin 11.12.2001 gün 2001/8221-9432 sayılı kararı ile vakfın niteliği tartışılmadan “Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemde Arazi Kanunnamesinin yürürlükte bulunduğu ve 1926 yılından önce Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddelerinde yazılı 10 yılı aşkın davalı tarafın malik gibi zilyetliği karşısında tapu kaydının yasal değerini yitirmiş olacağı” belirtilerek ve mahkemenin gerekçesi değiştirilerek mahkeme kararı oyçokluğu ile onanmıştır. Yine aynı bilirkişi raporlarına dayanılarak, … (…) Köyü 804 sayılı parsele ait pilot dosya 7/b bendinde yazılı olduğu gibi 30.05.2002 gün 1974/9-30 sayı ile 7. Hukuk Dairesinin 11.12.2001 gün 2001/8221-9432 sayılı kararının gerekçesinde yazılı “Medeni Kanunun yürürlüğünden önce malik gibi sürdürülen 10 yıllık zilyetlik bulunduğu kabul edilerek zilyet adına tescile” karar verilmiş ve tapu maliklerinin temyizi üzerine 7. H.D.’nin 30.09.2003 gün 2002/4585-2674 sayılı kararı ile “… Valide Sultan Vakfının sahih olduğu ve çiftlik tapu kayıtlarının hukuki değerini koruduğu, nizalı parselin de çiftlik tapu kaydı sınırları içinde kaldığı tapuya değer verilmesi” gereğine işaretle kesin olarak bozulmuş ve zilyet olan davalının karar düzeltme istemi üzerine aynı dairenin 12.04.2004 gün 2002/320-1411 sayılı kararı ile, yine vakfın niteliği tartışılmadan özetle: “7. Hukuk Dairesinin 11.12.2001 gün 2001/8221-9432 sayılı kararı ile onanan, … Köyü 74 sayılı parsele ait kadastro mahkemesinin 05.04.2001 gün 1996/11-16 sayılı kararının dayanağı
harita mühendislerinin 20.02.2001 tarihli raporları ve ekinde düzenlenen haritada gösterilen geometrik şekli ile davacıların dayandığı tapu kaydına bir sınır çizildiği, bu sınırlar içerisinde bulunan kadim kültür (çiftlik) arazilerinin tapu kaydı kapsamında, ancak bu sınırlar içinde bulunduğu halde kimsenin tasarrufunda bulunmayan arazilerin ise tapu kapsamı dışında kalacağı, tapu kapsamı içinde kalan kültür arazileri bakımından Medeni Kanunun yürürlüğünden önce 10 yıldan fazla süre ile malik sıfıtayla zilyet olan kişiler yararına, Arazi Kanunnamesinin 20. Maddesi hükmü uyarınca tapu kaydının hukuki değerini yitireceği ve zilyedin tapu olabileceği, zilyet yararına kısmen hukuki kıymetini yitiren tapu kaydının tamamının geçersizliğinden söz edilemeyeceği, her bir zilyet bakımından Dairenin onama kararında öngörülen şekilde Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 1926 yılından önceki 10 yıllık dönemde Arazi Kanunnamesinin 20. Maddesinde belirtilen koşullarda davalı tarafın zilyetliğinin bulunup bulunmadığının araştırılmasının zorunlu olduğu, somut olayda davalı tarafın zilyetliğini bildiren tanıkların beyanlarının hüküm vermeye yeterli olmadığı, tanıklar yeniden ayrıntılı olarak dinlenip, sonucuna göre karar verilmesi” gerekçesiyle davalı tarafın karar düzeltme isteği kabul edilmiş ve mahkeme hükmünü oy çokluğu ile bozulmuş, ancak bu parsel hakkında sonradan ne türlü bir karar verildiği ve verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılamamıştır.
… KÖYÜ 74 SAYILI PARSEL AİT 05.04.2001 GÜN 1996/11-16 SAYILI KARARIN 7. H.D.’nin 11.12.2001 TARİHLİ KARARI İLE ONAMASINDAN SONRA, ÇİFTLİK TAPU MALİKLERİNİN VERDİĞİ VE MAHKEMECE TOPLANAN DİĞER DELİLLER İLE ALINAN BİLİRKİŞİ RAPORLARI,
57- Yukarıda I/8. bentte yazılı Sultanahmet … ve İslam Eserleri Müzesinde bulunan 1208 (1794) tarihli “mülkname” 11. bentte yazılı Şura’yı Devlet (Danıştay) Kararları, 12. bentte yazılı 1302 (1886) ila 1323 (1903) tarihleri arasında … … mirasçılarının … İdaresine ödedikleri “icar-ı müccele” makbuzları, 13. bentte yazılı, aslı … Milli Kütüphanede bulunan 1305 (1889), 1307 (1891) tarihli Muğla Bölgesi Şeri mahkeme sicilleri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-u Kadime Arşivinde bulunan 17. Rebülevvel 1295 (21 md. 1878) tarihli El-Fakir … el Tevkii imzasını taşıyan visale, 25. bentte yazılı 04.11.1941 tarihli Kaymakamlığın, … Çiftlik Kahyası … …’a ve 26. bentte Çiftlik sahibi … …’a gönderdiği yazılar, 27. bentte … ve … Kahyalarından mısırların teslim alındığına ilişkin Kaymakamlık yazısı, Muğla Noterliğinden 01.01.1943 tarihinde düzenlenen, … Çiftlik Kahyası … …’e verilen vekaletname, çiftlik kahyasının süremekçi (kiracı) köylülerle noterden yaptığı 1941-1943 tarihli sözleşmeler ve aynı tarihlerde süremekçilere noterden gönderilen ihtarnameler 1936 ve 1940 yılları CHP Muğla İli kongre tutanakları, … …’ın … Köyünde çiftlik sahiplerine ait arazide yaz süremeği hariç sadece kış süremeği olarak 171 Dekar arazi kullandığına dair köy muhtarlığının 11.12.1951 tarih 44/25 sayılı çiftlik arazisinden istimlak kararı ve diğer belgeler,
58- a) Çiftlik ve tapu sahiplerinin Tanığı … oğlu 1333 (1917) doğumlu … … kadastro mahkemesinin 1978/50 sayılı dosyasına Ortaca Kadastro Mahkemesinde talimat yoluyla alınan 05.02.2002 tarihli beyanında aynen “Aslen ve nüfus kaydım itibariyle … Köyündenim, bu nedenle … Çiftliğini bilirim ve bu çiftliği çocukluğumdan itibaren … Efendilerin olarak bilirim. Ben kendimi bildim bileli … Efendiler Çiftlik tarlalarını köy halkına icara verirlerdi. Bildiğim zamanlarda icara alanlar, yani tarlayı sürüp, mahsulü yetiştirenler 20 teneke ürünün 4 tenekesini tarla sahibi olarak … Efendinin kahyası olan … … oğlu soyadını … olarak bildiğim … Efendiye teslim edelerdi. Bir süre sonra tarla sahibi 20’de 5 teneke almaya başladı, bir süre de aradaki icar ilişkisi bu koşullarda devam etti. Ancak hatırladığım kadarıyla bu tarihten geriye doğru 30-35 yıl kadar önce köy halkı tarla sahibi olan … …
mahsulden hiç pay vermemeye başladılar. Bunun nedenini bilemiyorum. Ancak 30-35 yıldır köy halkı arazi sahibine hiç pay vermeden taşınmazları ekip, biçmeye, ürünü almaya başlamıştır. İcar devam ederken mahsul getirilir. Harmanda biraz önce adını belirttiğim … tarafından ölçülür. Önceden 20’de 4, sonradan ise 5 olan çiftlik sahibinin payı çiftliğin mağazasına götürülmek üzere ayrılırdı. Babam ben 9 yaşında ölünceye kadar, onun ölümünden sonra ben çobanlık ve yanı sıra hayvanlarımızdan olan deve ile nakliyecilik yapmakla geçimimizi sağlardık. Belirttiğim gibi harmanda paylaşılan üründen çiftlik sahibinin payına düşen bizim develerimize yüklenerek arazi sahibi … Efendilerin … Köyünde bulunan mağazalarına götürülür, boşaltılırdı. Bize yaptığımız bu işin karşılığında 1 deve yükünde 1 şinik olmak üzere taşıdığımız mahsulden nakliye ücreti ödenirdi. Bu da bir deveye 10 teneke arpa ve mısır yüklediğimizi değerlendirdiğimizde 4 deve yükü 40 tenekede ücret olarak payımıza 1 teneke ürün verilirdi. Harmanda çiftlik sahibinin payı ayrılıp, mağazalarına götürüldükten sonra mahsulü yetiştirenlere kalan mahsulde … Köyünden olan halkın evine aynı koşullarda tarafımızdan develerimizle taşınırdı dedi, soruldu:
… Efendi Çiftliğinin mağazasına taşıdığımız mahsul çiftlik kahyası olan … oğlu … Efendi tarafından tarafıma teslim edilirdi. Ben bu kişinin adının … oğlunu biliyorum. Ancak, Koca … olarak anıldığı konusunda bir bilgim yoktur. … Efendi olarak bildiğimiz kahyanın soyadı “…”dı dedi.
Arazisinin tamamı daha doğrusu … Köyü ve arazisi … Efendinin Çiftliği olarak bilinirdi. Ben de zaten çobanlık yaptığımdan evim olmadığından kendi çadırımda veya yükünü taşıdığım araziyi süren köy halkının evlerinde misafir olarak kalırdım dedi.
Soruldu: … Efendi ile köy halkı arasındaki anlattığım icar ilişkisi benim çocukluğumda da söylediğim şekilde vardı. Kesintisiz olarak bu tarihten geriye doğru 30-35 yıl kadar öncesine kadar devam etmiş, bu tarihten sonra da hangi sebeple bilmiyorum. Köy halkı çiftlik sahibine icar vermeksizin kendi arazileri gibi ekip, biçmektedirler. Ben … Köyünden ayrılalı 17-18 yıl oldu. Ancak söylediğim 30-35 yıllık tarih, bugünkü tarihten geriye doğrudur dedi, beyanı okundu, yemini yaptırılıp, imzası alındı.”
b) Kadastro mahkemesinin 1974/25 sayılı dosyasında 08.03.2002 tarihinde yapılan keşif sırasında tanığı olarak dinlenen … oturan … oğlu 1340 (1924) doğumlu … … soruldu: “… …’yi tanıyorum, … …’nin annesi zamanına da aklım yetiyor, ben bu yere 28-30 yaşlarında mülk sahiplerinin ürünlerini taşımak için gelmiştim, mülk sahiplerinin … … isimli bir kahyası vardı. 5 yıl boyunca onlar adına köylüden icar topladım, daha doğrusu ortakçılardan ürün topladım. O tarihlerde ürünler toplanır mahkemeye gösterdiğim mağaza yerinde depo edilirdi. Ben bu mağaza yerinin yanında 2 katlı bir binada … Ailesinin yaptırmış olduğu ve … …’in kaldığı binada yatardım. Bazen de yemek yemek için … …’nin annesinin evine giderdim. Bu nedenle dava konusu yerleri çok iyi biliyorum. Bu yerde ben … …’nin ağabeysini gördüm. Ağabeysinin ismi … idi, … mülk sahiplerinin ortakçısıydı. Hatta … … isimli … bunlarla çok iyi tanışırdı. İstediği zaman da süt yoğurt gibi ihtiyaçlarını karşılarlardı. Dava konusu olan bu 3 parselin geçmişini bu şekilde biliyorum. Daha sonra da … … tarafından kullanılmaya başlamış, dedi, davalı vekilinin talebi soruldu, eskiden bu yerlere vergi tahsildarları gelirdi. Hatta o tarihte … isimli bir tahsildar vardı, köylüler hayvan beslerler, tarla ekerlerdi. Hayvan için vergi toplarlardı. Hatta bazen köylülerin parası yetmeyince … … …’e başvurup para isterlerdi. … … de ödünç verirdi dedi. Zaman zaman biz bu köyden gerek portakal, gerek ürünleri gerek sığla yağı alıp, Muğla ağaların evine götürüp teslim ederdik. Yani dava konusu yerler davacı yanın değil davacı tarafın tapulu mülkleridir dedi, beyanı okundu, yemini yaptırıldı, imzası alındı.”
c) Yine aynı dosyada 08.03.2002 tarihinde yapılan keşif sırasında dinlenen çiftlik ve tapu sahipleri tanığı … Köyünden … oğlu 1933 doğumlu … … soruldu: “Dava konusu olan bu parseller … … tarafından kullanılırdı. Ben kendimi bildim bileli bu şahıslar kullandılar. 1940-1945 yılları arasında ilkokuldaydım. O tarihlerde de … … tarafından kullanılırdı. Hatta bu parsellerden birini okul yeri olarak verdi. Biz okuduk, ben … Ekincinin ağalara icar verdiğini görmedim. Ancak bu köydeki tüm araziler tüm tapu kaydı içerisindedir ve köylüler de kira verip ortakçılık yaparlardır. Hatta bu köylülerden hiçbiri malları olmadığı için vergi dahi ödememişlerdir. Vergi kayıtları da yoktur. Bu yerlerin tümü tapu kaydı içerisinde yer alır. Kesinlikle bu köy içerisinde tapuya kayıtlı başka şahıs adına yer de yoktur. Bu nedenle, … Ekincinin kullandığı yerlerde bu tapu kapsamı içindedir. 1952 yılında köylüler tapu malikleri aleyhine tapu iptali davası açmışlardır. O tarihten sonra da hiç kimse icar vermemiştir. Ancak ben, 1953 yılında askere gitmiştim. 1955 yılında döndüm o tarihte icar veren birkaç aile vardı. Daha sonra dava sürecinde hiç kimse vermedi. Ben tapu maliklerinden … … Efendiyi sadece duydum. Bu aileden tanıdığım şimdiki torunları durumundaki kişilerdir. Başlangıçta bu yerin vakıftan geldiğini tapu maliklerine icara verildiğini, daha sonra da mülki arazi olduğunu duydum, dedi. Beyanı okundu, ben kendimi bildim bileli şimdi size gösterdiğim yerde köylülerin verdiği icarların toplandığı bir mağaza vardır. Hatta eski mağaza yeri yanmış daha sonra size gösterdiğim yer yapılmıştır. Kadastro tespiti sırasında ben muhtardım. Hatta herkesin gösterdiği şahitleri de dinledik ve tuttuğumuz tutanaklar doğrudur, dedi. Tanıklara tekrar soruldu: bu yerlerin tespitini … … adına yapmamızın nedeni … Ekincinin vergi kaydı ibrazetmesidir. Eskiden burada arazi tahrirat komisyonu kurulurdu, bunlar ise gelip ev olarak kullanılan yerlerin yazımı yapmışlardır. Bu nedenle ev yerleri yazıldığı için biz kadastro tespiti sırasında bu yerlerin tespitini … … adına yaptık ifademi bu şekilde düzeltirim, benim de bu köyde nizalı yerlerim vardı. Davalarda uğraşmaktan bıktım kayın pederimden satın aldığım yeri ayrıca tapu maliklerinden satın aldım. Yani kendi yerimi dahi tapu maliklerinden satın aldım, dedi, beyanı okundu, yemini yaptırıldı, imzası alındı.
d) Aynı keşifler aynı gün dinlenen davacı tanığın … Köyünden … 1935 doğumlu … … … soruldu: “Dava konusu yerleri ben kendimi bildim bileli … … kullanır. Daha önce kimin kullandığını ben bilemem, şimdi davacının mülk sahiplerini tanımasını ürün verip vermediğini hatırlamıyorum. Ancak o tarihlerde 1952, 1953 yılına kadar köylü tüm olarak icar verirdi. Daha sonra 1952 yılında mülk sahipleri aleyhine dava açılınca icar vermeyi kestiler. Dava konusu parsellerin tespitinin neden … … adına yapıldığını ben bilemem. Yalnız bu parsel içerisinde … … tarafından inşaa edilen ev 1945 yıllarında inşaa edilmiştir. bu şekilde biliyorum dedi.
Ayrıca eğer davalı, mülk sahiplerine icar vermeseydi mutlaka bir sorun çıkardı. Bu nedenle, … Ekincinin de icar verdiğini tahmin ediyorum. Ayrıca tapu malikleri için ürünün toplandığı bu mağaza yerini şimdi gösteriyorum. Hatta daha öncesinin de yanan mağaza yeri de varmış, onun yerini de bilirim. Mevkii olarak bu yere Yanık Mağaza mevkii denilir, dedi.
Tanıktan tekrar soruldu, tapu kayıtlarında veya hudutlarında bir sahtecilik yapılıp yapılmadığını ben bilemem, mülk sahiplerinden herhangi bir şekilde zor ve baskı görmedik. Ancak eğer çiftçiler üründen çalarlarsa ve ağa da bunu fark ederse o tarlayı ondan alıyordu ve hiç tarla vermiyordu. Yada başka bir tarla veriyordu, ayrıca ben bu şekilde dinledim ve duydum. Dediğim gibi bu köyde 1952 yılından sonra da başkaldırı olduğu için köylüler ürün vermediler. Bende kendi tarlam için 1958’de askerden geldiğimde 2 yıl icar verdim. Daha sonra da, köylülerin hepsi vermediği için bende vermedim. O zaman bunların kahyası da
… Yücel isimli şahıstı ayrıca … …’in de bacanağıdır dedi, beyanı okundu. Yemini yaptırıldı, imzası alındı.”
e) Yukarıda (b) bendinde 08.03.2002 tarihinde yapılan keşif sırasında dinlenen … … Marmaris 1. Noterliğince 27.04.2006 tarihinde 4866 Y. Nosuyla tespit edilen ifadesinde “Ben … …, nüfusa geç yazıldım. Aslında 88 yaşındayım. Aslen Marmaris/Beldibi Köyündenim. 15-16 yaşlarında iken ablam … ile eniştem … lakaplı Osmanın evlerinin bulunduğu Marmaris-… Köyüne gittim. Ablam ve eniştemin yanında 1 yıla yakın zaman kaldım. Hasat mevsiminde ablamların mahsulüne topladığımızda kile hesabıyla 1 kile ablamla enişteme 3 kile ağalar namına … … …’a bölündü. Bunu sorduğumda eniştem … bu köy arazisinin … Efendilerin çiftliği olduğunu, … …’nın ağa namına icar topladığını anlattı. Aynı günlerde … …, enişteme söylemiş bende onunla birlikte ve yanımızda bir de kileci olduğu halde köyü arazi arazi dolaştık ve tüm köylülerden icar aldık. Topladığımız bu mahsulleri ağalara ait okul yanındaki mağazaya götürdük. Hatırladığım köylüler arasında Koca … vardı. … … vardı. … namı ile … diye birisi vardı. … … diye biri vardı, … lakaplı … …, kahyanın kardeşi … …’dan, … … …, … …, … …’den bu kişilerden icar aldık. O tarihlerde hane sayısı azdı. Daha sonra yine aynı 1 yıl kadar köyde çobanlık yaptım. Çobanlar da kahyaya erkeç ve yağ verirlerdi. Ancak çobanlık yaptığım zamanda köylülerin kahyaya icar verdiklerini biliyorum. Çobanlığı bırakıp halam …’nın yanına … Köyüne geldim. … Köyünün kahyası …’in devecisi olan … …, … … beni yanına aldı. Senelik 10 Lira karşılığı devecilik yapmamı istedi. …’da çiftliğin … Efendilerin olduğunu öylece öğrendim. Yalnız Gelibolunda ortak idi. Yani mahsul yarı yarıya bölünüyordu. Bizzat ben mahsulleri böldüm ve ağaların icarını mağazaya götürdüm. Bu böylece 5 yıldan fazla sürdü. Bu süre zarfında … … … develerle beni … ve … Çiftliklerine de gönderirdi. Çünkü onların develeri azdı. Mahsulleri çiftliklerden alıp, Marmaris’e cami yanında çeşme meydanında … ağanın evi ve altındaki mağazaya getirirdim. Burada … ağanın bir adamı getirilen her mahsulü yazardı. … Çiftliğinin kahyası ise … … idi. Ondan önce Koca … lakaplı … Korkmaz idi. Ben askerden geldikten sonra da bu çiftliklere çok gidip geldim. 1950’li yıllarda “… Köylülerinin ağalara dava açmışlar diye duydum. Davadan sonra icar işi bozuldu. Köylünün avukatı tapu filan yok icar vermeyin demiş. Bunu ben halamın çocuklarından duydum. Hatta avukatın oğlu sonra Maliye Müdürü oldu. Ben daha önce bu gördüklerimi mahkemede kısaca anlattım. Köylülerden korktuğum için isimleri de vermedim. Ağalar tarlaları çiftlik köylülerine icarla ektirirlerdi ve onları da işletirlerdi. Ormanlardan sığla yağı çıkarırlardı. Ormanlarda da hem köylüler çalışırdı hemde dışarıdan ameleler çalışırdı.
… … ağalarla ilgili bana çok şey anlattı. Muğla’da oturduklarını, … efendinin 4 oğlu olduğunu ondan duydum. Ama sadece … ağa ile Kamil ağayı gördüm. Muğla’daki evlerine … …’in emriyle Gelibolundan karpuz götürdüm. Kamil ağa kısa boylu idi. İki kızı vardı. … ağanın ise bildiğim kadarıyla 2 oğlu ve 3 kızı vardı.
İşbu ifadeyi kimsenin baskısı olmadan kendi hür ve irademle ve herhangi bir ceza davasında kullanılmamak üzere veriyorum.” dedi ve sözlerini bitirdi.
Dairemde yazılan bu tutanağı tanıklar yanında ilgiliye açıkça okuyup izah ettim. İlgili tutanakta yazılı olanların ve okunanların hakiki arzularına tam olarak uygun söylemeleri üzerine tutanağın altı ve tanıklarla tarafımdan da imzalanıp mühürlendi. İki bin altı yılı Nisan ayının yirmi yedinci günü 27/04/2006″ şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
59- Yukarıda 51. bentte yazılan 08.03.2000 tarihli raporu …-… ile birlikte düzenleyen Prof. Dr. … … 30.09.2004 tarihinde verdiği hukuki mütalaa da özetle: [“… Valide Sultan Vakfı bir Hanedan Vakfı olup, gayri sahih olduğunu, 1858 tarihli Arazi Kanunnamesinin 4/2. maddesi gereğince, bu tür Vakıfların … Nezareti ile ilişkisi kesilip diğer miri araziler gibi Maliye Nezaretine devir edilip, çiftçiye tasarrufu verilerek miri gelirinin Maliye Hazinesi tarafından toplandığını, 1935 tarihli … Kanununun sadece Sahih Vakıf menşeli taşınmazlardan “icareteyn”e bağlananların “Taviz bedeli” ödenerek tasfiye usulünü getirdiğini, … Genel Müdürlüğüne taviz bedeli ödenmiş olmasının vakfı sahih hale getirmez ise de, taviz bedelinin ödendiği tarihe kadar davacı tapu sahiplerinin 1926 yılına kadar “mutasarrıf” bu tarihten sonra da, miri arazi üzerindeki “tasarruf” denen aynı hakkın kanun gereği mülkiyet hakkı sahibi olduklarını gösteren bir “karine” oluşturduğunu, önce verdikleri raporda belirtilen “miri arazi” nitelemesinin Yargıtay’ca kabul edilmiş olduğunu, fakat bilirkişilerin raporunda bu nitelemeden sonra vardığı sonucu hiç nazara almayarak, Arazi Kanunnamesinin 20. maddesinin aradığı maddi vakıalar gerçekleşmiş kabul edilerek, sonuca varıldığını, bu durumda … Usul Hukukunun ve A.İ.H.S.’nin güvenceye bağladığı “Adil yargılama hakkının” açık ve ağır ihlalini oluşturduğunu, Arazi Kanunnamesinin 20. maddesinin uygulanabilmesi için 4 Ekim 1926 tarihinden önce bu maddenin aradığı koşulların gerçekleşmesinin gerektiğini, somut olayda taviz bedelini ödeyen kişiler lehine karine (kesintisiz zilyetlik) olduğunu, eski Medeni Kanunun, Tatbikat Kanununun 43. maddesinin Arazi Kanunnamesinin eski miri arazi menşeli araziye uygulanan bütün hükümlerinin yürürlükte kaldırıldığını, bu konuda … Hukukunda tartışmanın bulunmadığını, tartışmanın “Emval-ı Metruke” denilen hizmet malları dışında kalan “ortak yararlanma konusu mallar” için olduğunu, değinilen ağır ve açık usulsüzlüklerin A.H.İ.M.’ne başvurulmasını mümkün ve gerekli kıldığını, esasen Arazi Kanunnamesinin 20. maddesi modern hukuk anlamında bir “kazandırıcı zamanaşımı” maddesi olmadığı için, hadisemizde uygulanmasına imkan da olmadığını, 23 Ağustos 1331 (1915) tarihli Temyiz Mahkemesi kararında “Tapu kaydı mutasarrıfı doğru olarak gösteriyorsa, Arazi Kanunnamesinin 20. maddesinin uygulanmayacağının” kabul edildiğini” bildirmiştir.]
60- Yine 08.03.2000 tarihli raporu düzenleyen heyette bulunan Prof. Dr. … … 21.09.2004 günlü raporunda özetle: “Her üç çiftliğin 1208 (1794) tarihinde Mülkname-i Humayun ile … Vakfına tahsis edilip, 1280 (1864) yılına Temessük Senedine bağlanarak icarei müeccele de ödenerek 1291 (1874) tarihinde vakıf defteriyle birlikte tapuya devir edilip, tapu senedi alındığını, tapu kaydının düzenli şekilde intikal ettirildiğini, 1961 yılında taviz bedelinin yatırıldığını, vakıf şerhinin kaldırılmaması üzerine açılan dava sonucu 1. H.D.’ce onanan mahkeme kararı ile kaldırıldığını, 3. kişilerin vakıf taşınmazlara elatmaları üzerine Şura-i Devletin ilgili dairesince bu yerlerin icareteynli vakıf olması nedeniyle zilyetliğe konu olamayacağına, 1297 (1881) ve 20 Kasım 1312 (1896) tarihlerinde ayrı ayrı kararlar verildiğini, daha önceki raporu düzenlemek için dava dosyası kendilerine gönderilirken mahkemenin, bilirkişi heyetinden, Osmanlı Arşivlerini inceleyerek gerekli rapor vermelerini istemişse de, böyle bir mecburiyetlerinin bulunmadığını, dosyadaki belgelere göre inceleme yaparak “konunun açık olduğunu, her üç çiftliğin tasarrufunun tapu maliklerinin murislerinin elinde toplandığını ve Medeni Yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte 1926 tarihinden itibaren taşınmazların tapu maliklerinin mülkü olduğunu, tapuların doğru temele dayandığını ve intikallerinin düzenli olduğunu, Osmanlı Arşivlerinde araştırma yapılmasına gerek olmadığı”nı belirterek 08.03.2000 tarihli rapora verdiklerini, ancak daha sonra Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Arşivlerinde yapılan araştırmalar sonucu çiftliklere ait mülknamenin, Nişancı görevini yapan Tevkii Hüseyinin visale metninin, Şuray-ı Devlet (Danıştay) Kararları, çiftliklerin müeccelelerinin, … … mirasçıları
tarafından ödendiğine dair (aslı Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan) 1302 (1886) ila 1323 (1907) yıllarına ait tahsilat makbuzları ve tapu malikleri ile çeşitli kurumlar arasında yapılan yazışmalar ve 1305-1307 (1891) tarihli mahkeme sicilleri gibi belgelerin ve Temessük belgelerinin incelenmesinden anlaşıldığı, çiftliklerin sahih temlikle mülk haline getirtildikten sonra ilamda alınarak, padişah tarafından annesi Valide Sultan’a … olunduğu ve vakfa icareteynli olarak tahsis edildiği gibi, Osmanlı Dönemindeki genel tahrirde ve Cumhuriyet Dönemindeki 1936-1937 yılları genel tahririnde (vergi yazımı) bu üç çiftliğe ait vergi kayıtlarının tapu malikleri adına yapıldığı, incelenen belgelerin her birinin, Cumhuriyet Döneminde çıkartılan tüm yasalarda taşınmazlara tasarruf edildiğini gösteren ve tapu kaydı değerine yakın belge niteliğinde olduğunu, bu belgeler karşısında 3. kişilerin zilyetlik iddiasının maddi ve hukuki temelinin kalmadığını, Arazi Kanunnamesinin meralarla ilgili hükümler dışındaki tüm maddelerinin, bilhassa şahıslar arasında doğabilecek arazi anlaşmazlıklarında hiçbir şekilde uygulama olanağının bulunmadığını ve Mera Yasasının yürürlüğe girmesiyle de tüm hükümlerinin yürürlükten kalktığını, Arazi Kanunnamesinin 20. maddesinin bu olayda uygulama yeri bulunmadığı gibi, davaya konu çiftliklerin hukuki statüleri itibariyle de Arazi Kanunnamesine konu olamayacaklarından zilyetlik iddiasının dinlenemeyeceğini, kaldı ki; zaman itibariyle de, sadece soyut zilyetlik iddiasının ispatlanmasına, tanık ifadelerinin yetmeyeceği” görüşünde olduğunu bildirmiştir.
61- A.Ü. Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. A. … … … 74 sayılı parsel ile ilgili verilen Kadastro Mahkemesinin 04.05.2001 gün 1996/11-16 sayılı kararının düzeltme istemi 19.04.2002 tarihinde reddedilmesinden sonra verdiği tarihsiz 11 sayfalık raporunda; daha önceki 01.08.2000 tarihli raporunda yazdığı görüşlerini tekrarlayarak özetle: “Davayı reddeden kadastro mahkemesinin kararının 7. H.D. tarafından farklı bir gerekçe ile ve Arazi Kanunnamesinin 20. maddesine dayanmak suretiyle onandığını, bu maddeye dayanabilmek için 10 yıl zilyet olunan arazinin, miri arazi olması ve zilyedin bu araziyi haksız olarak ele geçirmemiş olması ve bunu da zamanaşımından yararlanacak kişinin isbat etmesi gerektiğini, somut olayda arazinin miri arazi olduğunu bildiren …-…-…’nun 01.08.2000 tarihli raporu olduğunu, diğer raporların tümünün arazinin … Sultan Vakfına dahil ve “mülk” arazi ve dolayısıyla “sahih vakıf” olduğunu, icareteynle mutasarrıflarına verilip, 1290 yılında tapuya tescil edildiğini, 1969 yılına kadar düzenli olarak intikal ettirilen tapu kaydının geçerliliğini kaybetmeyip, gerçek malikini gösterdiğini, 1961 yılında taviz bedeli ödenerek vakıfla ilişiğinin kesildiğini, dayanaklarını da açıklayarak raporlarında belirttiklerini, miri arazi olduğunu kabul eden … ve arkadaşları dahi 08.03.2000 tarihli raporlarında Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihine kadar miri arazi nitelğinde olan ve bu tarihten sonra tasarrufu mülkiyete dönüşerek tapu sahiplerine intikal eden araziye ait tapu kayıtlarının bu tarihten sonra da, düzenli olarak intikal etmesi nedeniyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacağıni bildirdikleri halde, mahkemenin ve 7. H.D.’nin bu tespiti dikkate almadıklarını, AİHM’ne başvurmuş olan … Ailesinin AİHS ile Devlet güvencesi altında bulunan mülkiyet haklarının, iç hukukda görülen davada “adil yargılama haklarının gereklerine uyulmayarak yoksun bırakıldıkları” görüşünde olduğunu bildirmiştir.
62- İ.Ü. Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Öğretim Üyeleri Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … … ve G.S.Ü. Medeni Hukuk Öğretim Üyesi Prof. Dr. … …’un 11.12.2006 tarihinde düzenledikleri 22 sayfalık raporda; … Köyü 804 sayılı parsel hakkında zilyetliğe değer veren mahkeme kararını, “Arazi Kanunnamesinin somut olaya uygulanamayacağını; çünkü, vakfın mülk araziden tahsis edilmiş, sahih vakıf olduğunu, tapu kayıtlarının yasal değerini koruduğunu, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden
olmadığını” kabul ederek çiftlik tapu sahipleri lehine kesin olarak bozan 7. H.D.’nin 30.09.2003 gün 2002/4583-2674 sayılı kararının, zilyedin karar düzeltme istemini “Arazi Kanunnamesinin 20. maddesinin uygulanması bakımından, Zilyetlik konusundaki araştırmanın yetersiz olduğu” gerekçesiyle kabul ederek bozan 7. H.D.’nin 12.04.2004 gün 2002/320-1411 sayılı kararında, kabul edilen görüşlerin ne olması gerektiği açıklanmış ve özetle:
“a) Arazi Kanunnamesinin 20. maddesi “özel mülkiyete konu tapulu arazide” 78. madde ise “araz-i miriye ile mevkufede” zamanaşımı ile sahip olmayı düzenlendiğini,
b) Arazi Kanunnamesinin 4. maddesi gereğince, Sahih Vakıflarda Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddeleri ile diğer hükümlerinin uygulanması yasaklandığından, 78. maddeye konu olan ve arazileri kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap edilebilecek vakıfların sadece “gayri sahih” … olduğunu,
c) Gerek 20. madde de özel mülkiyete konu tapulu arazide ve gerekse 78. maddedeki “gayri sahih vakıf” arazide ayrıca çekişmesiz, aralıksız malik gibi sürdürülmesi gereken 10 yıllık zilyetliğin bulunmasının öngörüldüğünü,
d) Zilyedin, malik sıfatıyla zilyet olup olmamasının o kişinin davranışlarına bağlı olduğunu, zilyet olduğu taşınmaz için kira bedeli veya ecrimisil ödeyen, yine başka bir kimseyi malik yerine koyup onun vasfına ve üstün hakkına saygı gösteren zilyedin, malik gibi zilyet olduğunun kabul edilemeyeceğini,
e) Çiftlikleri 1243 (1827) yılından 1340 (1924) yılına kadar kullanan mutasarrufların kayıtlarının bulunduğunu, 1290 (1874) yılından 1969 yılına kadar tapu kayıtlarının düzenli şekilde intikallerinin yapıldığını,
f) Zilyet olduğunu iddia eden kişilerin 1926 yılından önce ve sonra malik sıfatıyla zilyet olmadığını gösteren dava dosyası içinde pek çok resmi belge ve bilgi bulunduğunu,
g) Uzun yıllara yayılmış tüm belgelerin, çiftlik arazisinin hiçbir zaman köylüler tarafından kendileri adına işletilip kullanıldığını göstermediğini, ancak kendilerini çiftlik sahiplerinin görevlendirildiği durumlarda ücret veya icar karşılığı kullanmayı kabul ettiklerini,
h) 1916 yılından itibaren zilyetliği …, yaşayan tanıkların bulunamayacağını ve dinlenecek tanıkların, dedelerinden ya da babalarından duymuş oldukları hatıralarını nakledeceklerini halbuki; onların da 1940’lı ve daha önceki ve sonraki yıllarda kalma yazılı beyanlarının mevcut olduğunu, bunların tümünde bizzat kendilerinin malik sıfatıyla değil, kiracı olarak uzun zamandır zilyet olduklarını bildirdiklerinden, zilyetliklerinin kendi yararlarına hukuki sonuç doğurmayacağı sonucuna vardıklarını” bildirmişlerdir.
63- … Valide Sultan Vakfiyesinin örneğinde görüldüğü gibi, Anadolu ve Rumeli Yakasında bu vakfa ait birçok taşınmaz mevcuttur. Bunlardan biri de …-Çatalca … (…) Köyünde bulunan … … Çiftliğidir. Temyize konu davada Çiftlik sahipleri vakfın, mülk arazilerden tahsis edilerek kurulmuş olduğu için sahih vakıf olduğunu belirleyen, Beyoğlu Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin 27.06.2002 gün 2002/135-417 sayılı kesinleşen kararı ve bu kararın dayanağı, bilirkişi, … … tarafından 25.05.2002 tarihinde düzenlenen rapor örneğini ibraz etmişlerdir. Sözü edilen bu dosyada, bilirkişi tarafından verilen raporda özetle: [“… Genel Müdürlüğünün 636 sayfa ve 4. sırasında kayıtlı … Valide Sultan Vakfının çevirisine ve diğer Ansiklopedik bilgilere göre … Valide Sultan’ın 1745-1805 yılları arasında yaşadığını ve Padişah 3. …’in annesi olup, birçok cami, imaret, mektep, kütüphane, sebil, külliye ve çeşmeler yaptırdığını, vakfiyede (Vakfıyenin tümünün incelenmesinde vakfedilen taşınmazların bir bölümünün Valide Sultanın özel mülküne ait, bir bölümünün ise …-i araziden olduğu kanısına varıldığını, vakfiyede yer olan “… yine Valide-i müşarünileyha hazretlerinin, ba-mülkname-i humayun yedlerinde mülkleri olup, … Yine … Nahiyesine vaki … …
Çiftliği denmekle, arif bir taraftan Yassıören ve bir taraftan … Köprüsüyle araba yolu …’e sırt araba yoluyla Türkmen Mezarlığına ve bir taraftan yine yol ile Mahkeme Mezarlığı, ondan yol ile Mandacı çayırı …. mülk çayır… mülk tarla …” gibi beyanlar bulunduğunu, vakfın sahih olması için “mülk” topraklar üzerinde kurulması gerektiğini, Osmanlı hukukunda dört çeşit mülk arazi bulunduğunu, bunların;
a) Köy ve kasaba sınırları içindeki arsalar ile, bunların kenarında bulunan ev ve benzeri oturmaya yarayan yerleri tamamlayan, yarım dönüm miktarındaki yerler,
b) Sahih temlikle ve kamu yararı amacıyla üçüncü bir kişiye temlik edilen miri arazi,
c) Öşürlü arazi,
d) Haraçlı arazi, Vakfiyede, kazalardan, nahiyelerden, köylerden çiftliklerden söz edildiği, ayrıca bu mekanlardaki evler, ahırlar, odalar, ambarlar gibi binaların da vakfa ait olduğunun görüldüğü, yerleşimlerin köy ve kasaba niteliğinde olduğu, Vakfiye hükümlerinden vakfa tahsis edilen taşınmazların kendi mülküne ait olduğu yada vakfın “bedel-i öşr mukataası” anlamına gelmeyen, Sahih Vakıflara ilişkin “mukataalı vakıf” olduğu kanısının ağırlık kazandığını, gayri sahih vakıfların konusunun …-i arazi olması nedeniyle “arazi-i emiriyye-i mevkufe” yada, Arazi Kanununda olduğu gibi sadece “arazi-i mevkufe” denildiğini ve bu tür arazilerde Arazi Kanunu hükümlerinin uygulandığını, tapudaki kaydında yer alan “… Sultan Vakfı” ibaresinden dava konusu taşınmazın vakfedenin özel mülkünden tahsis edilen arazi türünden olması nedeniyle, sahih bir vakıf olduğunu ve bu nedenle 2762 Sayılı … Kanununun 27-29. maddeleri hükmünce taviz bedeline bağlı bulunduğu kanısına varıldığını] bildirmiş ve makemece bu rapora dayanarak … … Çiftliğinde bulunan 56 ve 840 sayılı parsellerin intikali sırasında … İdaresine yatırılan taviz bedelinin davalı … Genel Müdürlüğünden geri alınmasına ilişkin dava ret edilmiş ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesince, “… Sultan Vakfının sahih vakıf olduğunu belirleyen” mahkeme kararı onanıp, 30.06.2003 tarihinde kesinleşmiştir.
64- … Valide Sultan Vakfının gayri sahih vakıf olduğunu bildiren sadece 51. bentte yazılı …-…-…’nun 08.03.2000 tarihli rapor bulunmaktadır. Sözü edilen bu raporun sonuç bölümünde, “… gayri sahih vakıf olmasının sonucu değiştirmeyeceğini, çünkü tapu kayıtlarının düzenli olarak intikal ettiğini ve yasal değerini koruduğunu, zilyetlerin kiracı sıfatıyla kullandıklarını” bildirmişler, ancak bu bilirkişilerden Prof. …, vakfiyenin dayanağı olan ve rapor tarihinden sonra eski arşivlerde bulunup örnekleri çıkartılan belgeler üzerinde yeniden yaptığı incelemelerde, … Valide Sultan Vakfının sahih vakıf olduğu sonucuna ulaşarak 60. bentte yazılı 21.09.2004 tarihli raporu vermiştir. Yine 08.03.2000 tarihli raporda imzası bulunan Prof. … 30.09.2004 tarihli raporunda, davacı tapu sahiplerinin 1926 yılına kadar mutasarruf, bu tarihten taviz bedelinin ödendiği 1961 yılına kadar da miri arazi üzerinde mülkiyet hakkı olduklarını gösteren bir “karine” oluştuğundan, yine zilyetliğe değer verilemeyeceğini ve bu taşınmazların zilyetlikle kazanamayacağını belirtmiştir. 51. bentte yazılan … ve arkadaşlarının 08.03.2000 tarihli raporu dışında kalan; 52. bentte yazılı 05.03.2000 tarihli raporu düzenleyen Prof. Dr. … … 53 nolu bentte yazılı 22.05.2000 tarihli raporu düzenleyen Prof. Dr. … …, Dr. … …, 54 nolu bentte yazılı 01.08.2000 tarihli ve 61 nolu bentte yazılı olan ve 19.02.2002 tarihinden sonra verildiği anlaşılan tarihsiz raporu düzenleyen Prof. Dr. … …, 55 nolu bentte yazılı … Genel Müdürlüğü ve Milli Emlak Genel Müdürlüğü personelince düzenlenen 17.11.2000 tarihli ve 62. bentte yazılı 11.12.2006 tarihli raporu düzenleyen Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … … ve 63. bentte yazılı 25.05.2000 tarihli raporu düzenleyen … …, … Valide Sultan Vakfının mülk araziden tahsis edilen sahih ve icareteynli vakıf olduğunu, tapu kayıtlarının yasal değerini koruduğunu ve dosyadaki belgelere göre bu araziye zilyet olduğunu
iddia eden kişilerin 1926 yılından önce ve sonra malik gibi zilyet olmadıklarını gösteren pek çok resmi belge ve bilgi bulunduğunu bildirmişlerdir.
65- … (…) Köyü 816 ve 817 sayılı parseller çiftlik tapu sahipleri ile … …, … … ve Hazine arasında kadastro mahkemesinin (2009/1511) (Bu dosya Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05.04.1977 tarihli bozma kararından önce bozma kararından 1973/59 ve 1973/58 E. iken sonra birleştirilerek 2009/1511 sayısını almıştır. (20. Hukuk Dairesinin 2010/11736) sayılı dava dosyasında, davaya konu olan ve 816-817 sayılı parseller ile bitişiğindeki 818 parsel 1969 yılında yapılan kadastro sırasında kadastro tespit bilirkişileri … …, … İnal, … …, … …, … …’nın beyanlarına göre “15.09.1969 tarihinde zemine uygulanan … maa- … Çiftliğine ait Eylül 1340 tarih 5 ve bu kaydın gittisi Şubat 1962 tarih 1 sayılı tapu kaydının tatbiki sırasında Kuzeyi; …noktasını birleştiren hattın kuzey kısmında kalan yerlerin tapu kaydının dışında kaldığı, 816 parsele … …, 817 sayılı parsele … …, zilyet ise de, 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmediği ve bu parsellerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olması nedeniyle Hazine adına tespitine ve 818 sayılı parsele … … zilyet ise de, bu kişilerin … Ailesinden (… Efendi mirasçılarından) 1943 yılına kadar ortakçı olarak 1943 senesinden 1952 senesine kadar senelik hasılatın yüzde yirmibeşi oranında kira bedelini ödemek suretiyle, bu parseli tarla olarak kullandıkları, … tapu malikleri adına kayıtlı … Köyü 1936 tarih 204 nolu 367.600 m2 yüzölçümlü vergi kaydı kapsamında kaldığından 818 sayılı parsel, tapu malikleri … ve arkadaşları adına tespit edilmiş, zilyetlerin yaptığı itiraz komisyonunun 30.07.1973 tarihli kararı ile tespit tutanağında yazılı nedenler tekrarlanarak ret edilmiş ve zilyetler tarafından 816-817-818 sayılı parsellere, tapu malikleri tarafından da 816-817 sayılı parseller hakkında dava açılmış, Orman Yönetimi, orman iddiası ile davaya katılmıştır. Mahkemece dava konusu 816-817 sayılı parseller başında 24.07.2009 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler 1940 doğumlu … … ve 1933 doğumlu … … “… ailesinin köyde çok sayıda yeri bulunduğunu, dava konusu 816 ve 817 sayılı parsellerin bitişiğinde ve kuzey yönde komşusu olan 818 sayılı parselin de … ailesine ait olduğunu ve 10 yıl kadar önce … Ailesi tarafından … …’e satıldığını, doğu yönde komşu 821 sayılı parselin de … Ailesine ait olup, o parseli kullananların … Ailesine icar ödediğini, … Ailesinin bu yerleri köylüye icar karşılığında verdiklerini, ancak 1950 yılından sonra köylü icar vermeyi bıraktığını, 816 ve 817 sayılı parsellerin icar verilen yerlerden olup olmadığını bilmediklerini, ancak bu yerlerin eskiden beri tarla olduğunu” bildirmişler, fen bilirkişi … Karatepe düzenlediği 29.07.2009 tarihli krokili raporda; “dava konusu 816 ve 817 sayılı parsellerin, … Köyü 74 sayılı parsele ait kadastro mahkemesinin 05.04.2001 gün 1996/11 Esas – 2001/16 Karar sayılı dosyasında yapılan uygulamaya göre çiftlik sınırları içinde kaldığını” bildirmiş ve mahkemenin 31.08.2009 gün 2009/1511-1001 sayılı karar ile özetle: “Dava konusu 816-817 sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden olmadığı, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarında, sabit kabul edilebilecek bir sınır bulunmadığı için, tapu kaydında yazılı miktarın nereden başlanılarak ölçüleceğini tespit etmenin mümkün olmadığını, özel mülkiyet olarak tespit tutanakları düzenlenen araziler çevresinde dağ, tepe, orman, taşlık, kayalık ve benzeri araziler bulunduğunu, bu nedenle tapu kaydına kapsam belirlemenin mümkün olmadığını, mahkemenin 1996/11 sayılı dosyasında yapılan keşif ve değerlendirmelerin de nazara alınamayacağını, ancak tapu kaydının tatbiki mümkün değil ise de, davaya konu parsellerin bulunduğu mevkiideki taşınmazların eskiden davacılar tarafından icar karşılığı öteden beri köylülere verildiğinin sabit olduğunu, dolayısıyla sınır ve miktar olarak araziye uygulanması mümkün olmayan tapu kaydının zilyetlik halinde hukuki sonuç doğuracağının sabit olduğunu, davaya konu taşınmazlar bakımından da, bu
durumun söz konusu olduğunu ve davacıların bu taşınmazları 1950’li ve 1960’lı yıllara kadar köylülere icara verdiklerini, tapu kaydının intikalindeki idari işlem eksikliğinin eylemli zilyetliği zayi etmeyeceğini, eylemli zilyetlik varsa ve koşullarda uygunsa, tapunun hukuki bir değer ifade edeceğini, davacıların bu arazilere 1950’li ve 1960’lı yıllara kadar fiilen zilyet olduklarını; köylülere icar karşılığında kiraladıklarını, bu taşınmazların bir kısmının çiftlik tapu malikleri adına tespitlerinin yapılıp, tescil edildiğini, dava konusu taşınmazların da bu şekilde tespitleri yapılan taşınmazlar arasında bulunduğunu, kadimden beri zirai amaçla kullanıldığını, sınır ve miktar itibariyle sonuç doğurmayan tapunun, bu şekilde zilyet olunduğu kanıtlanan taşınmazlar için davacılar lehine hukuki sonuç doğuracağını ve mülkiyet hakkının bu şekilde korunacağı” gerekçesiyle, davanın kabulüne ve … Köyü 816-817 sayılı parsellerin çiftlik tapu sahipleri adına tapu kaydındaki payları oranında tapuya tesciline” karar verilmiştir.
Görüldüğü gibi, gerek … Köyü 816 ve 817 sayılı parsellere ait bu dava dosyasında, gerekse pilot dosya olarak seçilen … Köyü 74 sayılı parsele ait 1996/11 ve … Köyü 804 sayılı parsele ait 1974/9 sayılı dava dosyalarında, yapılan bilirkişi uygulaması ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen harita ve raporda, … Köyü 816 ve 817 sayılı parsellerin çiftlik tapu kaydı kapsamında kaldığı bildirilmiş; yerel mahkeme, 816-817 sayılı parsellere ait dosyanın gerekçeli kararında, tapu kayıtlarının intikallerinde yapılan idari işlem eksikliğinin [(Halbuki, dosyadaki bilgi, belge ve bilirkişi raporlarına ve aynı konuda verilmiş Yargıtay kararlarına göre tapu kaydının intikallerinde idari işlem eksikliği bulunmadığı aşağıda izah edileceği gibi, Prof. Dr. … …’un 51. bentte yazılan 08.03.2000 tarihli raporunda da açıklandığı, tapu kayıtlarının doğru temele dayandığı ve düzenli şekilde intikallerinin yapıldığı, 1885 (1301) yılında Meclis-i Livaya gönderilen evraklarda paylaşım sonucunda, bu çiftliklerin … … kızı … Hanıma düştüğü belirtildiğinden, o tarihte yürürlükte olan mevzuata göre Meclis-i Liva defterine bu konuda kaydı yapıldığı, ancak Liva Defter-i Hakani Memurluğunun 21 Ağustos 1326 (1910) tarihli yazısının bu işlemin 1885 (1301) yılında yapıldığının teydi olduğu, 1860 (1276) tarihli Talimat ve Tarifnameye göre “Ferağ Takrir Komisyonlarının” kuruluşunun daha sonra 3 Ocak 1889 (1305) tarihli tebliğ ile değiştirildiği, o tarihlerde bu komisyonların, bu günkü Tapu Sicil Tüzüğü hükümlerine göre Resmi Senet düzenleyerek devir, temlik, intikal, ipotek gibi işlemleri yapan tapu sicil müdürlerinin görevlerini yaptıkları anlaşılmaktadır)] tapu maliklerinin zilyet olmaları halinde, tapu kayıtları geçersiz olmayıp, tapu malikleri lehine sonuç doğuracağını ve mülkiyet hakkının bu şekilde korunacağını kabul ettiği görülmektedir.
66- Gerek C. Ahir 1859 (1275) tarihli Tapu Tüzüğü, gerekse bu tüzüğün uygulanmasına açıklık getiren 28 … 1860 (1276) tarihli talimat (yönetmelik) 1874 (1290) tarihli Emlak-ı Sırfa (mülk nevinden arazilerin tesciline ilişkin tüzük) nizamnamesindeki tefviz, ferag, intikal işlemlerine konu olan arazi kazalarda bulunmakta ise, bu konuda hazırlanan tutanak Livaya (Vilayete) gönderilir. Her kaza için Livada tutulan defterlere kaydedilir. Kazada gelen tutanak Livada bırakılarak yeniden düzenlenen tutanak Defterhaneye gönderilir ve burada düzenlenen tapu kayıtları ilgilisine verilirdi. İşte 1885 (1301) yılında Meclisi- Livada, 1910 (1326) yılında Defterhanede yapılan işlemlerin niteliği budur ve o tarihlerde yürürlükte olan yasal mevzuata uygun olarak yapıldığından tapu kayıtlarının intikallerinde idari işlem eksikliğinden söz edilemez.
67- Osmanlı Devletinde 1858 (1274) tarihinde Arazi Kanunnamesinin yürürlüğe girmesinden önce arazilerin hukuksal durumu, padişah iradesi ve bu iradelere dayanan fetvalarla düzenlenmiştir. O dönemde miri (mülkiyeti devlete ait) ve mülk (özel mülkiyete konu) arazi olmak üzere iki tür arazi bulunmaktaydı. (Prof. Dr. Köprülü Toprak Hukuku 1958) İşte bu sebepledir ki, dava konusu … yukarıda 8. bentte yazılı 1794 (1208) tarihli mülkname-i humayun (padişah iradesi Kanun) ile Padişah 3. … tarafından “… Sancağı eski
mütesellimi el-… …’in iken, bu kişinin ölümünden sonra Padişahın fermanı ile Devlet Hazinesine (Darphane) devir edilen ve Darphane tarafından idare edilmekte olan … emlak ve diğer ilaveleriyle birlikte Validem Sultan Hazretlerine İhsanım olmuştur, kendisine mülknamesi verilsin diye verdiğim ferman üzerine, Baş muhasebeci kalemindeki defter suretine de kaydedilen …, diğer emlak ve bütün ilaveleri, menfaatleri gelirleri ile birlikte Validem Sultanın, Sahih mülkü ve helal hakkı olmuştur. Mülküne aldığı bu yerleri, ister sadaka olarak versin, isterse satsın veya değiştirsin, dilerse hibe veya tescil (vakıf) etsin…” şeklindeki ferman (kanun) ile mülk arazi (özel mülk) olarak verildiği anlaşılmaktadır.
68- Teknik anlamda ve toprak hukuku konusunda düzenlenen ilk temel yasa olan ve 1856 (1274) tarihinde yürürlüğe konulan Arazi Kanunnamesinin 1. maddesi arazileri memluk (mülk), miri (emriye), vakıf (evkufe) metruk ve mevat olmak üzere beş bölüme ayırmıştır.
Memluk (mülk) arazi, özel mülkiyet kapsamına giren arazidir ve şer’i hükümlere bağlıdır. Arazi Kanunnamesinin ikinci maddesine göre, köy ve kasabaların sınırları içinde bulunan arsalar ile bunların kenarında olup da, yüzölçümü yarım dönümü geçmeyen tetümmeyi sükna denilen yerler ile, miri araziden ayrılıp, Padişah iradesi ile satılan veya verilen arazilerde mülk arazi niteliğini kazanmaktadır. İşte 1794 (1208) tarihli mülknameye konu olan … bu tür arazi, yani mülk arazidir. Eski hukukumuzda mülk olan yerler için hak kazandırıcı zamanaşımı müessesesi kabul edilmemiştir. (… …, Eski ve Yeni Hukukumuzda Gayrimenkul Mevzuatı s.199)
Sözü edilen çiftlik arazileri, Arazi Kanununun 1858 (1274) tarihinde yürürlüğe girmesinden önce de El-… …’e ait mülk arazi iken, bu kişinin ölümüyle Padişah fermanı ile Darphane tarafından idare edilmeye başlanmış ve 1794 (1208) tarihli padişahın mülkname-i humayunu ile yine memluk (mülk) arazi) olarak annesi … Sultana vermiştir.
-Miri arazi Devlete ait olan arazidir. Devlet bu araziden yararlanma hakkını süresiz olarak kişilere muaccele denilen ve arazinin değerine göre alınan bir miktar para karşılığında devir etmekteydi.
-Vakıf arazi (arazii mevkufe); Vakıf, İslam Hukuku müessesesidir. Vakıf mal, kamu malı, vakıf ise kamu tüzel kişiliğidir. Kural olarak mülk arazi vakfedilebilirdi.
Arazi Kanunnamesinin 4. maddesi vakıfları, sahih ve gayri sahih olmak üzere ikiye ayırmaktadır.
Sahih …, vakfedilen arazinin kuru mülkiyetinin (rekabesinin) ve tüm tasarruf haklarının, yani mülkiyet hakkının Vakfa devir edilmesini gerektiren vakıflardır. 2762 Sayılı … Yasası, sahih vakıf türlerinden olan mukaatalı ve icareteynli vakıfları tasfiye etmiştir. Arazi Kanunnamesinin 4/1. maddesinde, arazi-i memluke (mülk arazi)den tahsis edilerek şer’i usullere göre sahih vakıf kurulacağını ve mülk (memluk) araziler ile sahih vakıflarda Arazi Kanunnamesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, mülk arazilerde ve sahih vakıflarda 1858 (1274) tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddeleri hükümleri uygulanamaz.
Sahih olmayan …, Arazi Kanunnamesinin 4/2. maddesinde yazılı olan padişahlar tarafından kurulan, yada padişahın izniyle başkaları tarafından …-i arazi (devlete ait) üzerinde meydana getirilen vakıflardır. Bu tür vakıflarda, vakfedilen arazinin kuru mülkiyeti, (rekabesi) devlet üzerinde kalmaya devam eder. İşte Arazi Kanunnamesi hükümleri, kişilerin tasarrufunda bulunan tapulu …’i arazi ile gayri sahih vakıflarda uygulanacaktır. (… … …, … 1953, Prof. Dr. … Köprülü Toprak Hukuku 1958 ve A. … … Tapulama Kanunu Şerhi 1971 ve 1976),
69- Osmanlı Devletinde, taşınmaz malların türlerine göre mülk edinilmesi, yararlanma hakkına sahip olunması, bu hakların sözleşmelerle devri, miras yoluyla intikali kabul edilmektedir. Ancak 1847 (1263) tarihine kadar meydana gelen hakları (intikalleri, satışları) belli edecek düzenli bir sicil kuruluşu bulunmamaktadır. Bu amaçla ilk defa 1847 (1263) yılında çıkartılan bir padişah iradesiyle, sadece miri araziyi kapsamına alan tapu kuruluşunun temeli atılmıştır.
Mülk (özel mülk) arazilere ilişkin işlemler ise şer-i mahkemelerde görülmekte, vakıf taşınmazlara ilişkin işlemler vakıf mütevellileri tarafından yapılmaktaydı. 1874 (1290) tarihinde yürürlüğe konulan Emlak-ı Sırfa Tüzüğü ile mülk taşınmazlarında tapuya kaydı ve hak sahiplerine tapu senedi verilmesi kabul edilmiştir. 1875 (1291) tarihli yönetmelikle, Vakıf taşınmazlara ilişkin işlemlerin de tapu idareleri tarafından yapılması ve hak sahiplerine tapu senedi verilmesi kabul edilmiş ve o tarihe kadar … İdaresi tarafındadan tutulmakta olan defterler Tapu İdaresine devir edilmiş, sadece sahih olmayan Mazbut vakıfların bir türü olan müstesna vakıflara (… …-ı …, …, … … gibi büyük din adamlarının meydana getirdiği …) ilişkin işlemler mütevellilerine bırakılmış ve 5 Nisan 1913 (1329) tarihli … Gayrimenkullenin Tasarrufu Hakkındaki Kanunla, müstesna vakıfların işlemleri de tapu idaresine devir edilmiştir. (… …, Tapu ve Kadastro Külliyatı Muamele ve İzahatı 1953)
İşte bu nedenle, 1794 (1208) tarihli padişahın mülk-nam-i humayunu (fermanı) ile Valide Sultan’a mülk arazi olarak verilen …, sadece miri (devlete ait) araziler için yürürlüğe konulan 1847 (1263) tarihli ferman gereğince, o tarihte tapuya kayıt edilmemiş, 9. bentte izah edildiği gibi 1847 (1263), 1848, 1864/1280) tarihlerinde mutasarruf olan kişiler Temessük Defterlerine kayıt edilmeye devam edilerek, yine bu tarihlerde mutasarruflarına Temessük Kayıtları verilmiş, 1875 (1291) yılında mülk ve sahih vakıf arazilerinin tapuya tescili amacıyla yürürlüğe konulan yönetmelik (Emlak-ı Sırfa Tüzüğü) hükümlerine göre, o tarihe kadar Vakıf İdaresinde bulunan Vakfa ait kayıtlar ile temessük belgeleri tapu idaresine devir edilerek ilk defa … 1291 (Mart 1290) tarihinde D.9, V.18, 19, 20 numaralarda tapuya tescil edilmiştir. Bu tarihten 6 yıl sonra 28 … 1881 (1297) tarihinde Şura-yı Devlet (Danıştay) (yukarıda 11. bentte yazılı), 1794 (1208) tarihli mülkname, 1795 (1209) tarihli vakıf senedi, 1847 (1263), 1849 (1263), 1864 (1280) tarihli Temessük Defter kayıtları ile … 1291 (Mart 1290) tarihli tapu kayıtlarını inceleyerek, çiftliklerin mülk araziden tahsis edilen sahih vakıf olduğuna”…. … dahilindeki bu arazileri çiftlik mutasarruflarından kiralayan şahıslara her nasılsa verilmiş bulunan tapu senetlerinin iptal edilmesine” karar vermiştir. Yukarıda belirtilen bilirkişi raporları ile o tarihlerde yürürlükte bulunan yasal mevzuat ve 28 … 1881 (1297) tarihli Danıştay mazbatası (kararı) …-…-…-maa … çiftliklerinin mülk araziden tahsis edildiğini ve bu çiftlik arazilerine ilişkin … Valide Sultan Vakfının da Sahih Vakıf olduğunu göstermektedir.
1858 (1274) TARİHLİ ARAZİ KANUNNAMESİ SAHİH … VE MÜLK (MEMLUK) ARAZİLERDE (bu yasanın 4. maddesi gereğince) UYGULANAMAZ VE BU TÜR TAŞINMAZLAR ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ İLE KAZANILAMAZ
KONU İLE İLGİLİ BAZI YARGITAY KARARLARI VE BİLİMSEL GÖRÜŞLER
70- a) 04.03.1959 gün 1959/2-19 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hükmüne göre “Tapuda mutasarrıfı üzeirnde kayıtlı ve belli bir vakfın icareteyni malı olduğu, tapu sicilinden anlaşılan taşınmazın mutasarrıfı yirmi sene önce … olsa dahi, taşınmaz vakfına kalacağından, bu tür yerler zilyetlik yoluyla kazanılamaz.”
b) “Süresinde tapu idaresine devir edilmiş vakıf defterinde yazılı taşınmazlara ait kayıtlar, tapu kaydı niteliğini taşır ve dolayısıyla tapuda kayıtlı yer zilyetlikle kazanılamaz.” (7.H.D. 02.12.1965, 1965/6965-5950 sk. … 1971 İç No: 128) Somut olayda vakıf defterleri … 1291 (Mart 1290) tarihinde ve süresinde tapu idaresine devir edilip tapuya tescil edilmiştir.
c) “Mülk türünden olan taşınmazlarda hakkı karar (Arazi Kanunnamesi md. 78) Cereyan etmeyeceği için tasarruf yönünden tanık dinlenmesine gerek yoktur.” (H.G.K. 02.11.1966, 8/608-282 sk. … 1971 iç No: 208)
d) “Dayanılan Mart 1291 (1875) tarihli tapu kaydı emlak tapusudur. Medeni Kanundan önce mer-i olan hükümlere göre emlakta “hakkı karar” söz konusu olmadığı gibi, zilyetlikle iktisap da mümkün bulunmamaktadır.” (7.H.D. 13.12.1971-1971/6328-8047 sk. … 1976 İç. No: 196)
e) “Davada zilyetliğe dayananların, dava konusu yere 40-50 seneden beri zilyet ettikleri iddiası, mahalli bilirkişilerce doğrulanmışsa da, gayrimenkullerin mülk arazi niteliğinde olmasına ve Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden önce mülk arazide hakkı karar (Arazi Kanunnamesi md. 20 ve 78 zilyetlik) hükümleri uygulanamayacağına göre, zilyetliğe değer verilemez.” (7. H.D. 10.03.1967, 1966/7119-1959 … 1971 İç no: 223)
f) “Medeni Kanundan önce yürürlükte bulunan Arazi Kanunnamesinin 78. maddesinde, sadece miri ve (gayri sahih) vakıf arazide, zamanaşımı ile hak kazanma müessesesi kabul edilmiştir. Eski hukukta hakkı karar diye adlandırılan müesseseye göre miri yada (gayri sahih) vakıf araziyi on yıl ziraat ve tasarruf etmiş olmak, (Hakkı karardan) tapu senedi alınmasına imkan vermekteydi.” (… 1976 s. 394-395)
g) “Dava konusu toprak miri topraklardandır. Arazi Kanunnamesinin 78. maddesi “Hakkı Karar” yoluyla kişilerin yararlanma hakkını kabul etmiştir.” (H.G.K. 01.04.1964-5/140-249 sk. … 1976 İç no: 219)
h) “Medeni Kanundan önceki hükümlere göre “mülk” türünden taşınmazlar kazandırıcı zamanaşım yoluyla iktisap olunamaz.” (7.H.D. 07.05.1970-1970/2146-2852 sk. …-1976 İç No: 248) (İ. … a….s.199)
ı) “Zilyetliğe dayanan kişi yararına hak doğabilmesi için, zilyetliğin 1316 (1900) yılından başlayıp 10 yıl süre ile devam etmesi zorunludur. Mahkemece, sözleri hükme dayanak yapılan tanık 1309 (1893) doğumlu olup, 1316 (1900) yılında 7 yaşındadır. 1973 yılında beyanı alınan tanığın aradan bu kadar uzun bir süre geçmesinden sonra zilyetliğin başlangıcını yıl olarak belirtmesi, olayların doğal akışına aykırıdır. Mahkemenin böyle bir tanığın sözlerine dayanarak tescile karar vermesi isabetsizdir. Kaldı ki; “hakkı karar” müessesesi Arazi Kanunnamesinin 78. maddesinde yer almış ve koşulları 7 Şubat 1296 (1860) günlü “Tapu Senetleri Hakkında Talimat”ın sekizinci bendinde gösterilmiştir. Bu bent hükümlerine göre “hakkı karar”ın koşuları intikal, başkasından teferruğ yada arazinin teffiz ve ihalesine izinli olanlardan tefeffüzün den ibarettir. Bu koşulların dışında ayrıca 10 yıl nizasız tasarrufun varlığı da zorunludur. Olayda bu koşulların varlığı dahi iddia ve ispat edilmemiştir.” (7.H.D. 12.03.1975, 1623/1436 s.k. … 1976 İç. No: 256)
Bu İçtihatda kabul edilen ilkeye göre, somut olayda davaya konu yer, ister miri arazi, isterse miri araziden tahsis edilen gayri sahih vakıf arazisi olarak kabul edilsin, diğer üç koşul yani, 7 Şaban 1276 (1860) günlü “Tapu Senetleri Hakkındaki Talimatın 8. maddesinde sayılan intikal, başkasında devir alma, yani teferruğ, devletçe yetkili kılınmış kişi yada merciden zilyetliği ele geçirme yani tefeffüz, koşulları bulunmadığı için Arazi Kanunnamesinin 20’ye 78. madesi hükmü Medeni Kanun yürürlüğe girdiği tarihden önce malik gibi 10 yıl zilyetliği bulunan kişi yararına yine de uygulanamayacaktır. … 1976 baskılı kitabının 391. sayfasında Tahşiyeli
Sicili Kavanin 1341/1343 adlı eser ile Anayasa Mahkemesinin 19.06.1968 gün 1968/25 sayılı kararına yollamada bulunarak bu görüşlerin aynen 9 Eylül 1328 (1912), 29 Nisan 1330 (1914) ve 22 Temmuz 1331 (1915) tarihli Yargıtay Kararlarında da kabul edildiğini yazmaktadır.
k) “Arazi Kanunnamesinin 78. maddesinde yer alan “hakkı karar” ancak “miri araziler” için geçerli olup, bu tür arazilerde yararlanma hakkı, tapu kayıt maliklerine ve rekabesi de Devlete aittir.” (7. H.D. 21.02.1985 – 1985/14481-2111 Y.K.D. Eylül 1985)
l) “Bir vakıf malın zilyetlikle mülk edinilip edinilemeyeceği; vakfın türüne, zilyetlik tarihine, kişinin o taşınmazın vakıf malı olduğunu bilip bilmediğine, zilyetliğin malik sıfatıyla olup olmadığına ve dolayısıyla zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlıdır.
Tapu kaydı yanında, aynı değeri taşıyan … idareleri, şeriye mahkemeleri ve evvelce mütevellilerce tutulan ve daha sonra Tapu İdarelerine aktarılan defterlerde kayıtlı vakıf taşınmazlarının da zilyetlikle mülk edinilemeyeceği kuşkusuzdur. Ancak, mülkiyeti Hazineye ait olan miri arazinin gelirleri (öşür ve rüsumatı) vakfedilmek suretiyle oluşturulmuş “tahsisat nevinden vakıf” niteliğini taşıyan vakfiyelerin kapsamında kalan taşınmazlar yönünden (koşulları varsa), mülk edinme imkanı varsa da, bir taşınmazın vakıf malı olduğunu bilen kişinin malik sıfatıyla zilyetliğinden söz edilemez.” (1. H.D. 28.11.1996-1996/13901-14381 sk. Y.K.D. Nisan 1997)
m) “Sahih Vakıf türünden olan mukataalı ve icareteynli vakıflarda kuru mülkiyet vakfa ait iken, tasarruf hakkı mutasarrıfına bırakılmıştır. Tasarruf hakkı vakfedilen gayri sahih vakıflarda ise kuru mülkiyet Hazinede (Beytülmalda) kalmıştır. Tapu (tasarruf) maliki 20 yıl önce ölse dahi, Tapulu vakıf taşınmazların mülkiyeti ilgilisine (zilyedine) geçmez. Tapulu vakıf taşınmazlar hakkında zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmesine ve … Kanununun 41. maddesinin uygulanmasına olanak yoktur.
Bu ilkeler 04.03.1959 gün 1959/2-14 sayılı İnançları Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır. Tapu kaydı yanında aynı değeri taşıyan … İdareleri, Şer’iye mahkemeleri ve müevellilerce tutulan ve daha sonra Tapu İdarelerine aktarılan defterlerde kayıtlı vakıf taşınmazlarında, zilyetlikle, mülk edinilemeyeceği kuşkusuzdur. Ancak mülkiyeti Hazineye ait olan arazinin (miri arazinin öşür ve rüsumatı) gelirleri vakfedilmek suretiyle oluşturulmuş, “tahsisat nevinden vakıf” niteliğinde olan vakfiyenin kapsamında kalan taşınmaz yada taşınmazlar yönünden mülk edinme imkanı vardır. 13.07.1967 tarih 903 Sayılı Yasa ile T.M.Y.’nın 81/B maddesine eklenen hükümle, vakıf malların zilyetlikle mülk edinme yolu kapatılmıştır. Eski …, bir malın başka bir kimsenin mülkiyetine geçmemesini temin etmek amacıyla oluşturulan toplumumuzca büyük önem ve değer verilen, bu nedenle herkesçe, en azından yöre halkınca bilinen kuruluşlardır. Zilyetlikle mülk edinme koşullarının ilki ise zilyetliğin malik gibi kurulması ve devam etmesidir. Bir taşınmazın vakıf malı olduğunu bilen bir kimsenin, malik sıfatıyla zilyetliğinden söz edilemez.
Bir vakıf malın zilyetlikle mülk edinilip edinilmeyeceği, vakfın türüne, zilyetlik tarihine, kişinin o taşınmazın vakıf malı olduğunu bilip bilmediğine, zilyetliğin malik sıfatıyla olup olmadığına ve dolayısıyla zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlı olduğundan, bu yönler üzerinde önemle durulup, bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturmalıdır. … Genel Müdürlüğünce “Kızıldağ Yaylasını kapsayan Ramazanoğlu Piri … Paşa Vakfının 947 (1540), 954 (1547) tarihli vakfiyelerin 646 Nolu müstakil defterin 1 ila 4 sırasında kayıtlı mülhak vakıf olduğu, mütevellisiz kalması nedeniyle mazbuta alındığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ise “mülkiyete ait defterlerin 1263 (1847) yılından itibaren tutulmaya başlanılması nedeniyle bu tarihten önce kurulan vakıfların tapuya
tescilinin olmadığı” bildirilmiştir. Emsal dosyalarda alınan bilirkişi raporlarında, vakfiyenin tapu hükmünde bulunduğu ve vakfa ait taşınmazların icareteynli vakıf türünden ve vakfın da sahih vakıf olduğu açıklamıştır…. Bu güçlü deliller karşısında bilirkişilerin, sahih vakıflardan olmadığı yolundaki raporlarına itibar etme olanağı yoktur…. Yapılan uygulamada çekişmeli taşınmazların vakfiyenin sınırları içerisinde kaldığı, vakfedilen taşınmazlar arasında sayıldığı da anlaşılmaktadır. … İdaresinin davası kabul edilmelidir.” (1. H.D. 19.07.2002 gün 2002/173-1634 sk.)
n) Arazi Kanunun 78. maddesinde istisnai olarak ve bu tür araziler için zamanaşımı ile edinme (iktisap) yolu kabul edilmiştir. Çünkü “mülk arazide” hakk-ı karar söz konusu olmazdı… Arazi Kanunun 20 ve 78. maddeleri arasında önemli fark vardır. 78. maddede zamanaşımı on yıl olan özür sebepleri olduğu halde, 20. maddede özür sebeleri yoktur. 78. maddede “geçecek on yılın sonunda zilyede tapu senedi verileceği belirtildiği halde, 20. madde “geçecek on yılın sonunda sadece davanın dinlenemeyeceği” kabul edilmiştir. 78. madde mahlül (boş) arazideki zamanaşımı düzenlendiği, 20. madde şahısların tasarrufunda bulunan (miri arazi) için düzenlendiğinden, 20. maddedeki özür sebepleri 78. maddede sayılmamıştır. 20. madde kişilere 78. madde ise, devlete karşı zamanaşımı düzenlemiştir. …. Sahih vakıf türünden olan mukataalı ve icareteynli vakıflarda kuru mülkiyet hakkı vakfa, tasarrufu hakkı mutasarrıfına bırakılmıştır. Tasarruf hakkı vakfedilen gayri sahih vakıflarda ise kuru mülkiyet Hazinede (…) kalmıştır… Tapulu vakıf taşınmazlar hakkında zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmesine ve … Kanununun 41. maddesinin uygulanmasına olanak yoktur… … Uluç-… Hukuku ve Mevzuatı-2008
a) “1274 (1858) tarihli Arazi Kanununda sözü edilen (mera, yaylak ve kışlaklar dışında) miri arazi rejimi, Medeni Yasa hükümlerine aykırı olması nedeniyle 29 Mayıs 1926 gün 864 sayılı Uygulama Yasasının 43. maddesi ile 4 Ekim 1926 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Dr. … Cin, Miri Arazi ve Bu Arazinin Mülk Haline Dönüşmesi-1969” Aynı görüşün, Prof. …’nin dosyadaki 30.03.2004 tarihli raporu ile de doğrulanmaktadır.
ADLARINA TESCİL KARARI VERİLEN ZİLYETLERİN DELİLERİ
71- … Köyü 120 parsele ait Kadastro Mahkemesinin 1989/72 (Dairenin 2010/8998) sayılı dosyasında zilyetlerin vergi kaydı yada başka herhangi bir yazılı delilleri bulunmamaktadır. 1978 yılından beri devam eden bu davada uzun süre pilot dava olarak belirlenen … Köyü 74 sayılı parselle ilgili kadastro mahkemesinin 1996/11 sayılı dava dosyasının sonucu beklenmiş. 22.11.2002 tarihine kadar keşif ve uygulama yapılmamıştır.
Taraf vekilleri huzuruyla yapılan bu keşif sırasında dinlenen çiftlik tapu malikleri tanığı Akçapınar Köyünden … … beyanında, (Bu kişinin tapu malikleri tanığı olarak kadastro mahkemesinin 1974/25 sayılı dosyasında 08.03.2002 tarihinde yapılan keşifdeki beyanı yukarıda (58-b) bendinde yazılıdır. Ayrıca Marmaris Noterliğinden 27.04.2006 tarihinde tespit edilen beyanı (58-e) bendinde yazılıdır.) “16 yaşında bu köyde ablasının yanında 5-6 ay kaldığını ve o tarihlerde bu yerlerde arpa-buğday ekili olduğunu, o tarihlerde tarla olarak kullanılan yerlerin Tamamının … … (çiftlik sahipleri) ait olduğunu ve icar almak suretiyle köylülere kullandırıldığını, ablasının o tarihlerde çiftlik sahiplerine icar verdiğini, … (…) Köyünde çiftlik kahyası …’in yanında 6 yıl çalıştığını, … Köyü Çiftlik Kahyasının da Bekiroğlu … … olduğunu, bu kahyaların istedikleri müstecirleri (kiracıları-süremekçileri) değiştirdiklerini, icar karşılığı alınan mahsullerin halen bulunan yıkıntısını gösterdiğini jandarma binasının yanındaki mağza (depo)da (… Köyü 71 sayılı parsel) toplanıp, daha sonra da Marmaris’e götürüldüğünü” söylemiş, aynı gün dinlenen davalı zilyetlerin tanığı … Köyünden 1337 (1921) doğumlu … … Bircan “Bu köyde bulunan akrabaları nedeniyle buraya geldiğini, kendisinin 15 yaşlarında (1936 yılı) iken bu tarlayı … …’ın kullandığını, Musanın 40 yıl
kadar önce öldüğünü, ancak tarlayı sürekli olarak Musanın oğlu … …’ın kullandığını, taksimle … verildiğini, Bekirde arpa ekerek burayı uzun süre kullandığını ve … de hatırlamadığı tarihte eşi …’e sattığını duyduğunu, Ayferin de parselin bir bölümünü kendi oğlu …’a sattığını, daha sonra da bu yeri kendisinin oğlu …’a vekaleten … Karacaoğluna sattığını, … Tarımın parselin kuzey bölümünü de 20 yıl önce Hayri Üstün’e sattığını, …, … ve Ayferin toplam 50 yıldır malik gibi bu tarlayı kullandıklarını, bu kişilerin ne burası ne de başka bir yer için icar verildiğini duymadığını, 1942 yılında Ordu için Öşür karşılığında köylüden mahsul toplandığını, bunun dışında köylüden ürün toplanmadığını, halen yıkıntı olan binanın jandarma binası olup, yanında ve civarında çiftlik sahiplerinin mahsullerinin toplandığı, mağza (depo) olmadığını” söylemiştir. Aynı keşifte bilgisine başvurulan Fen Bilirkişi H. … … düzenlediği 17.02.2003 günlü rapor ve eki krokide 120 sayılı parsel içinde davanın devamı sırasında … Karacaoğlu ve Hayri Üstün’e satılan bölümleri göstermiş ve 1996/11 sayılı dosya içinde bulunan ve tapu kapsamını belirleyen haritaya göre dava konusu 120 sayılı parselin … … Çiftliğine ait tapu kapsamında kaldığını bildirmiştir.
72- … Köyü 120 parsele ait 1978/72 (Dairenin 2010/8998) sayılı dosyasında 13.03.2009 tarihinde orman, yerel ve fen bilirkişisi ile ziraat ve jeolog bilirkişiler huzuruyla bir keşif daha yapılmış, yerel bilirkişi ile zilyetlerin tanıkları dinlenmiştir. Yerel bilirkişi … Köyünden 1928 doğumlu … … …, zilyetler tanıkları … Köyünden 1929 doğumlu … …, … Köyünden 1932 doğumlu … … … ve … Köyünden 1928 doğumlu … …, (bu kişilerden … … hariç yerel bilirkişi … … … ve tanıklar … … … ile … …, tapu malikleri ile zilyetler arasında görülen ve aleyhlerine kesinleşen Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.01.1994 gün 1988/333-51 sayılı tapu iptal davasında davacı durumundadır.) hemen hemen birbiri ile aynı olan beyanlarında özetle: “Dava konusu … Köyü 120 sayılı parsel üzerinde halen evleri bulunan isimlerini bilmedikleri yabancılara ait olduğunu, taşınmazın öncesinin Bekiroğlu … …’a ait iken, ölümünden sonra oğlu … …’ın kullandığını, Musanın ölümünden sonra tarlalar dışında kalan diğer menkul malların mirasçılar tarafından paylaşıldığını, … Ailesinin bu köyde kullanıp sahip olduğu yada icara verdiği taşınmaz bulunmadığını” bildirmişler, Jeoloğ Bilirkişi Yalçın … 25.03.2009 günlü, Ziraat Mühendisi … … Bağcacıer 14.03.2009 günlü, Orman Mühendisi … … … 01.04.2009 günlü, Fen Bilirkişi … … tarihsiz raporlarında dava konusu 120 sayılı parselin, eski … arazisi olduğunu, orman kadastrosu ve memleket haritasında uygulanması sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olup, 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro haritasının sınırları dışında bulunduğunu, Kadastro Mahkemesinin 1996/11-16 sayılı dosyasında yapılan uygulama, düzenlenen haritalara göre … … Çiftliği sınırları içinde kaldığını bildirmişlerdir.
DOSYA İÇİNDEKİ BİLGİ VE BELGELERİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE
73- Kadastro Mahkemesinin 1978/72 (Dairenin 2010/8998) sayılı dosyasında davaya konu olan … Köyü 120 sayılı parselin zilyetliğe dayanarak adlarına tescilini isteyen kişilerin miras bırakanı olup, 1955 yılında ölen … oğlu … …’ın … Çiftliğinin kahyası olduğu, (Kaymakamlığın 04.11.1941 ve 09.11.1941 ve 26.02.1942 tarihli yazıları ve Çiftlik sahiplerinin tanıkları, … …, … …’in beyanları) bu köyde, … …’ın diğer köylüler gibi çiftlik sahiplerine ait tarlalarda süremekçi (kiracı) olarak kullanıldığı ve … … Çiftlik arazisine dahil … mevkiinde kiracı sıfatıyla kullandığı tarlanın 4274 Sayılı Yasanın 28. maddesi gereğince köy okulu tatbikat bahçesi olarak kamulaştırılmasına karar verildiği (ilk öğretim müfettişliğinin 25.06.1946 tarihli, kaymakamlığın 03.10.1946 tarihli yazıları) … …’ın … Çiftlik arazisinden yaz süremeği hariç sadece güz süremeği olarak buğday ve
arpa ekerek kullandığı 171 Dekar arazi kullandığı (… Köyü İhtiyar Heyetinin 11.12.1951 gün 44 sıra nolu kararı) resmi belge ve tanık beyanları ile kanıtlanmıştır.
Yine … Köyü 120 sayılı parsel zilyetleri … …, … …, … …, … … ve bir kısım zilyetlerin mirasbırakanı … … …, … Çiftliğine ait Mart 1290 tarih 18 nolu sicilden gelen Temmuz 1969 tarih 63 ve 64 nolu tapu kayıtlarının iptali konusunda Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları dava, 28.01.1994 gün 1988/333-51 sayılı kararla reddedilip kesinleşmiştir. Bu karar, zilyetler yönünden kesin hüküm ve güçlü delil oluşturur.
Zilyetler mirasbırakanı … … ile diğer müdahil davacılar … …, … …, köylülerin … Çiftliğinde işgalci ve kiracı (süremekçi) olduklarını, çiftlik tapu kayıtlarının bu yerlere ait olduğunu belirleyen birçok resmi evrakda imzaları bulunmaktadır. Bu beyanları kendilerini bağlar ve zilyetliklerinin malik gibi olmadığını gösterir.
…, … ve … Çiftlikleri … Valide Sultan’ın mülk arazilerinden tahsis ederek kurduğundan sahih vakıftır. Tapu kayıtları düzenli olarak kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar intikal ettirilmiş olduğundan, mülkiyet hakkını doğrulayan yasal kayıtlardır. 1858 (1274) tarihli Arazi Kanunnamesinin 4. maddesi gereğince mülk arazilerde ve sahih vakıflarda bu kanunun 20 ve 78. madde hükümleri uygulanamaz. Bilirkişiler dava konusu parselin eskiden beri kullanılan kültür arazisi ve orman sayılmayan yerlerden olduğunu, mahkemenin 05.04.2001 gün 1996/11-16 sayılı dosyasında yapılan ve taraflarca açıkça itiraz edilmeyen uygulama ve düzenlenen, rapor ve eki haritalara göre çiftlik tapu kaydı kapsamında kaldığını bildirmişlerdir.
1936-1937 yıllarında … genelinde tüm taşınmazlar vergiye kayıt yapılmıştır. Vergi kayıtları mülkiyet belgesi değilse de vergi kayıt sahiplerinin o yıllarda taşınmaza zilyet olduklarının karinesidir. Bu tarihlerde ve daha sonraki yıllarda dava konusu parsele malik gibi zilyet olduğunu iddia eden kişilerin bu köy sınırları içinde vergiye kayıt ettirdikleri hiçbir taşınmazları bulunmamaktadır.
Çiftlik tapu sahiplerinin … Köyünde 7.474.950 m2 … (…) Köyünde 1.430.000 m2 … Köyünde 1.278.130 m2 tarla cinsli vergi kayıtlarının bulunduğu ve bu arazilerin vergilerinin 1969 yılına kadar ödedikleri dosya içindeki makbuz örneklerinden anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan Yargıtay İçtihatları ve öğretide;
a) Zilyet olduğu taşınmaz için kira bedeli yada ecrimisil ödeyen, kişi yada kişilerin,
b) Başka bir kimseyi malik yerine koyup, onun vasfına ve üstün hakkına saygı gösteren, kişi yada kişilerin,
c) Bir taşınmazın vakıf malı olduğunu bilen kişi yada kişileri
malik gibi zilyet olmadığı kabul edilmektedir.
Dosyadaki delillere göre tapu kaydının uygulanması yetersiz ise de, dava konusu taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığının sonuca etkili olmadığı; çünkü, adlarına tescil kararı verilen zilyetlerin ve miras bırakanlarının resmi belge niteliğindeki birçok evrakda imzalı beyanları ve miras bırakanları … …’ın çiftlik kahyası olması nedeniyle araziyi çiftlik sahipleri adına yönetip ve onlar adına kullandığı konusunda belge bulunmaktadır. Bu durumda zilyetlerinin malik sıfatıyla olmadığının kabulü zorunludur.
Çiftlik tapu sahiplerinin dayandıkları ve bir çoğu 1996/11-16 sayılı dosyanın karara bağlanmasından sonra bulunup ibraz edilen, yukarıda sayılan ve birbirini doğrulayıp tamamlayan yazılı ve aksi kanıtlanamayan belgeler ile tanık beyanları karşısında, aynı köyde bulunan başka taşınmazlarla ilgili davalarda, çiftlik tapu malikleri ile davacı yada davalı konumunda olduğu anlaşılan tanıklarının soyut içerikli beyanlarına değer verilemez.
O halde; dava konusu taşınmazın yukarıda anlatılan niteliği, zilyetliğe dayanan kişilerin zilyetliklerinin malik sıfatıyla olmadığı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının zilyetler yararına oluşmadığı gözönünde bulundurularak çiftlik tapu sahiplerinin davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda açıklanan diğer nedenlerle; katılan davacı Şirket vekili ile … … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00 TL. vekalet ücretinin davalı …’dan alınarak, katılan davacı … ile katılan davacılar … ve arkadaşlarına verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde … … ve arkadaşlarına iadesine 05/10/2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Taraflar arasında görülen, … Köyü 120 parsel sayılı 8120 m2 yüzölçümündeki taşınmaz la ilgili kadastro tesbitine itiraz davası sonunda, mahkemece, çekişmeli parselin … ÇİFTLİĞİNE ait Mart 1290 (… 1291) tarih D.9 V.18. ve Ağustos 1326 (1910) tarih 3 ve Eylül 1340 tarih 4 nolu sicilden gelen ve tesisinde 4000 dönüm (367 Hektar 7210 m2) yüzölçümlü tapudan 3.540.000 m2 olarak ifraz edilen Temmuz 1969 tarih 64 nolu tapu kaydı ve yine tapu malikleri adına kayıtlı … Köyü 41 hektar 35 ar yüzölçümlü 1936 tarih 216 nolu vergi kaydı kapsamında kalsa da, davalı tarafın Medeni Yasanın yürürlüğünden önce en 10 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyet edildiği, Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddesi gereğince tapu kayıtlarının, bu zilyetlik karşısında hukuki değerinin bulunmadığı iddiasıyla açılan N…. … ve arkadaşları ile katılan … Turizm Yatırımları ve işletmeleri A.Ş’ nin davalarının REDDİNE, dava konusu parselin 1955 yılında ölen … …’dan kaldığı, mirasçıları arasında geçerli bir paylaşım yapılmadığı gerekçesiyle, … … mirasçısı olan katılan davacılar … ve arkadaşlarının davasının KABULÜNE, … Köyü 120 sayılı parselin payları oranında tüm … … mirasçıları adına tapuya TESCİLİNE, taşınmazın 1. derecede doğal sit alanında kaldığının beyanlar hanesinde gösterilmesine, diğer katılan davacılar kadastro tespitinden sonra … haklara dayandıklarından dava dilekçelerinin GÖREV nedeniyle REDDİNE, karar verilmiş, hükmün davalı …, davacı … … ve arkadaşları, Gayrimenkul Değerler A.Ş. ile Hazine tarafından temyiz edilmiş,
Dairece, Mahkemenin “davaya konu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmayıp kadim … arazisi olduğu ve Marmaris Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün 1996/11-16 sayılı kararına ait dava dosyasında; davacıların tutundukları tapu kayıtlarının sınırlarında yazılı noktalar arasında düz hatlar çizilmek sureti ile tapu kaydının kapsamının belirlendiği, tapu kaydında yazılı nokta sınırların birleştirilmesi ile düzenlenen haritanın, temyize konu davada da, yerel ve fen bilirkişi aracılığı ile uygulaması sonucu, dava konusu parselin tapu kaydı kapsamı olarak belirlenen geometrik şeklin içinde kaldığı, ancak, tapu kaydının miktar itibarı ile araziye tatbikinin ve tapu kaydında sabit bir sınır olmadığı için; hangi sınırdan ve nereden başlanılarak tapu kaydına kapsam belirlemenin de mümkün olmadığı; kadastro çalışması sırasında özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte yerler olduğu için kadastro tespit tutanakları düzenlenen arazilerin, dağ, tepe, orman, taşlık Kayalık ve benzeri arazilerle çevrili olduğu; böyle bir arazi yapısı içerisinde miktar itibarı ile uygulama yaparak davacıların tutundukları tapu kaydına kapsam belirlenemeyeceği, dava konusu taşınmaz tapu kaydı kapsamında kalsa bile, davalı ve katılan davacıların müşterek miras bırakanlarının, zilyetliğinin Medeni Yasanı yürürlüğe girmesinden 10 yılı aşkın bir süre önce başlayıp kadastro tespit tarihine kadar çekişmesiz, aralıksız ve malik gibi devam ettiği; davacıların bu güne kadar herhangi bir çekişme yaratmadıkları; davalı ve katılanlar ile müşterek miras bırakanlarının bir insan ömrünü aşan süre zilyetliklerinin kiracılık sıfatı ile devam ettiğinin davacılar tarafından kanıtlanamadığı; Medeni Yasanın yürülüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce uygulanmakta olan ve Medeni Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra da bu yasaya aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte olduğu kabul edilen … 1274 (1858) Tarihli Arazi Kanunnamesinin 20(30) ve 78 maddelerine göre tapu kayıtlarının yasal değerini kaybettiği” yönündeki gerekçesi kabul edilip, bunun yanı sıra, Tapu maliki “… …” ile “… …” nin aynı kişiler, … …’nin de tapu maliki … hanımın babası olduğu, … Hanımın tapu maliki … …’nin kızı olmadığı, dolayısıyla davacıların tapu malikinin mirasçısı sıfatını taşımadıkları yönündeki itirazlarının, dosya kapsamındaki delillere göre dayanağı bulunmadığı, aynı belirlemelerin, Marmaris Kadastro Mahkemesinin 08.03.2003 gün 1991/363-231 sayılı kararını temyiz yoluyla inceleyen 16. Hukuk Dairesinin 14.07.2006 gün 2005/13657-5526 sayılı ve 7. Hukuk Dairesi kararlarında da yapıldığı, …’ın eşi … oğlu … … ile … …’ın diğer oğulları ve adlarına tescil kararı verilen … …, … …, … … ile adlarına tescil kararı verilen … …, … … ve …’ın babası … … …’in … Köyünden 79 kişi ile birlikte 03.10.1988 tarihinde davalı … Ailesi tarafından, nokta sınırlı Mart 1290 tarih 18 nolu tapudan yasal olmayan tedavüllerle yeni sınırlar ilave edilerek yapılan intikal ile oluşan … Çiftliğine ait Ağustos 1326 tarihli sicilden gelen Temmuz 1969 tarih 63 ve 64 numaralı tapu kayıtlarının iptali istemiyle tapu maliki … … ve arkadaşları aleyhine açtıkları davanın “tapunun intikalleri ile ifraz ve sınır değişikliği işlemlerinin yapıldığı tarihlerdeki yasal prosedürlerle uygun olduğu ve tapu kayıtlarının hukuki değerini koruduğu” gerekçesiyle reddine ilişkin, Mahkemenin 28.01.1994 gün 1988/333-51 sayılı kararı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.02.1995 gün 1994/7430-1073 sayılı kararının ile temyiz itirazları süre yönünden ret edilerek 12.09.1995 tarihinde kesinleştiği, aynı konuda Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesi ve Kadastro Mahkemesinin benzer kararlarının bulunduğu, Marmaris Kadastro Mahkemesinin 11.06.1990 gün 1978/127-22 sayılı kararını temyiz yoluyla inceleyen 7. Hukuk Dairesinin 26.02.1991 gün 1990/11579-2459 sayılı kararında Mart 1290 tarih 18 nolu sicilden gelen … Çiftlliğine ait 4000 dönüm ve aynı tarih 19 nolu sicilden gelen … (…) Çiftliğine ait 3000 dönüm yüzölçümlü “tapu kayıtlarının doğru temele dayandığı, düzenli bir şekilde gittilerinin bulunduğu ve bu nedenle geçerli tapu kayıtları olduğu” nun kabul edildiği, sözü edilen kesin mahkeme kararları ve diğer nedenlerle, davacıların maliki olup,
dayandıkları çiftlik tapu kayıtlarının doğru temele dayandığı, düzenli şekilde intikal ve gittilerinin bulunduğu anlaşıldığından tapu kayıtlarının hukukça geçerli olduğu, … ve … (…), …-… isimlerinin ve yine davacıların dayandığı tapu kayıtlarında yazılı sınır yerlerinin bölgeye ait en eski tarihli olan 1328 (1912) tarihli ve daha sonra 1944-1964 yıllarında baskısı yapılan memleket haritaları üzerinde yazılı olduğu, gerek temyize konu davada yapılan keşiflerden sonra düzenlenen bilirkişi raporlarında, gerekse tarafların delil olarak dayandığı ve bir örneği dava dosyası içinde bulunan … Köyü 74 sayılı parsele ait kadastro mahkemesinin 1978/127 (bozma kararından sonra 1996/11) sayılı olan ve 7. Hukuk Dairesinin 11.12.2010 gün 2001/8221-9432 sayılı kararı ile onanan, … (…) Köyü 804 sayılı parsele ait, kadastro mahkemesinin 1974/9 sayılı olan ve 7. Hukuk Dairesinin 30.09.2003 gün 2002/4585-2674 sayılı kararı ile bozulan dava dosyalarında, Harita Genel Komutanlığı Askeri Coğrafya Daire Başkanı Müh. Alb…. Çelik ve Plan Daire Başkanı Y.Müh. Alb. Ömür Demirkol’un verdiği 04.03.1999 tarihli rapor ile eki haritalarda ve aynı dosyalarda bilirkişi olarak bilgililerine başvurulan Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Daire Başkanları, Harita Mühendisleri … …, Metin …, Tapu Arşiv Daire Başkanı … Yeşilyılmaz tarafından düzenlenen 19.02.1999 tarihli 21 sayfalık rapor ve Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … …, Prof Dr. … … tarafından düzenlenen rapor ve eklerinden, yine aynı dava dosyalarında Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeodezi ve Fotogometri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. … …’ün, bölgeye ait 1328 (1912) yılından beri bir çok kere düzenlenen askeri haritaları yerine uygulayarak ve tapu kayıtlarında geçen sınır yerlerini keşif heyeti ile bizzat gezip gözlemlemek suretiyle düzenlediği 14.04.1999 tarihli 9 sayfalık raporundan anlaşıldığı, sözü edilen bu raporlara dayanılarak kadastro mahkemesinin 05.04.2001 gün 1996/11-16 sayılı kararı ile Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … … tarafından düzenlenen rapor ve ek raporlar incelendiğinde, … Valide Sultan Vakfının gayri sahih vakıf olduğunu bildiren sadece 51. bentte yazılı …-…-…’nun 08.03.2000 tarihli rapor bulunduğu, sözü edilen bu raporun sonuç bölümünde, “… gayri sahih vakıf olmasının sonucu değiştirmeyeceği, çünkü tapu kayıtlarının düzenli olarak intikal ettiğini ve yasal değerini koruduğu, zilyetlerin kiracı sıfatıyla kullandıklarının” bildirildiği, ancak bu bilirkişilerden Prof. …, vakfiyenin dayanağı olan ve rapor tarihinden sonra eski arşivlerde bulunup örnekleri çıkartılan belgeler üzerinde yeniden yaptığı incelemelerde, … Valide Sultan Vakfının sahih vakıf olduğu sonucuna ulaşarak 21.09.2004 tarihli raporu verdiği, yine 08.03.2000 tarihli raporda imzası bulunan Prof. Hateminin 30.09.2004 tarihli raporunda, davacı tapu sahiplerinin 1926 yılına kadar mutasarruf, bu tarihten taviz bedelinin ödendiği, 1961 yılına kadar da miri arazi üzerinde mülkiyet hakkı olduklarını gösteren bir “karine” oluştuğundan, yine zilyetliğe değer verilemeyeceği ve bu taşınmazların zilyetlikle kazanamayacağını bildirdiği, … ve arkadaşlarının 08.03.2000 tarihli raporu dışında kalan; 05.03.2000 tarihli raporu düzenleyen Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … …, Dr. … …, Prof. Dr. … … tarafından düzenlenen raporlarda … Genel Müdürlüğü ve Milli Emlak Genel Müdürlüğü personelince düzenlenen rapor Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … … ve … … tarafından düzenlenen raporlarda … Valide Sultan Vakfının mülk araziden tahsis edilen sahih ve icareteynli vakıf olduğunun, tapu kayıtlarının yasal değerini koruduğunun anlaşıldığı, dosyadaki belgelere göre bu araziye zilyet olduğunu iddia eden kişilerin 1926 yılından önce ve sonra malik gibi zilyet olmadıklarını gösteren pek çok resmi belge ve bilgi bulunduğu, bu bilgi ve belgelerden, Kadastro Mahkemesinin 1978/72 (Dairenin 2010/8998) sayılı dosyasında davaya konu olan … Köyü 120 sayılı parselin zilyetliğe dayanarak adlarına tescilini isteyen kişilerin miras bırakanı olan ve
1955 yılında ölen … oğlu … …’ın … Çiftliğinin kahyası olduğu, bu köyde, … …’ın diğer köylüler gibi çiftlik sahiplerine ait tarlalarda süremekçi (kiracı) olduğu ve … … Çiftlik arazisine dahil … mevkiinde kiracı sıfatıyla kullandığı tarlanın 4274 Sayılı Yasanın 28. maddesi gereğince köy okulu tatbikat bahçesi olarak kamulaştırılmasına karar verildiği, yine … Köyü 120 sayılı parsel zilyetleri … …, … …, … …, … … ve bir kısım zilyetlerin mirasbırakanı … … …, … Çiftliğine ait Mart 1290 tarih 18 nolu sicilden gelen Temmuz 1969 tarih 63 ve 64 nolu tapu kayıtlarının iptali konusunda Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın, 28.01.1994 gün 1988/333-51 sayılı kararla reddedilip kesinleştiği, bu kararın, zilyetler yönünden kesin hüküm ve güçlü delil oluşturduğu, zilyetler miras bırakanı … … ile diğer müdahil davacılar … …, … …’ın, köylülerin … Çiftliğinde işgalci ve kiracı (süremekçi) olduklarını, çiftlik tapu kayıtlarının bu yerlere ait olduğunu belirleyen birçok resmi evrakı imzaladıkları, bu beyanların kendilerini bağladığı, zilyetliklerinin malik gibi olmadığını gösterdiği, …, … ve … Çiftliklerinin … Valide Sultan’ın mülk arazilerinden tahsis ederek kurduğu sahih vakıf olduğu, tapu kayıtları düzenli olarak kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar intikal ettirildiği, mülkiyet hakkını doğrulayan yasal kayıtlar olduğu, 1858 (1274) tarihli Arazi Kanunnamesinin 4. maddesi gereğince mülk arazilerde sahih vakıflarda bu kanunnamelerin 20 ve 78. madde hükümleri uygulanamayacağının, bilirkişilerin dava konusu parselin eskiden beri kullanılan kültür arazisi olduğunun, orman sayılan yerlerden olmadığı, mahkemenin 05.04.2001 gün 1996/11-16 sayılı dosyasında yapılan ve taraflarda açıkça itiraz edilmeyen uygulama ve düzenlenen haritaya göre çiftlik tapu kaydı kapsamında kaldığını belirttikleri, 1936-1937 yıllarında … genelinde tüm taşınmazların vergiye kayıt ettirildiği, vergi kayıtları mülkiyet belgesi değilse de o yıllarda taşınmaza zilyet edildiğinin karinesi olduğu, bu tarihlerde ve daha sonraki yıllarda dava konusu parsele malik gibi zilyet olduğunu iddia eden kişilerin bu köy sınırları içinde vergiye kayıt ettirdikleri hiçbir taşınmazları bulunmadığı, çiftlik tapu sahiplerinin … Köyünde 7.474.950 m2 … (…) Köyünde 1.430.000 m2 … Köyünde 1.278.130 m2 tarla cinsli vergi kayıtlarının bulunduğu ve bu arazilerin vergilerinin 1969 yılına kadar ödedikleri dosya içindeki makbuz örneklerinden anlaşıldığı, diğer taraftan Yargıtay İçtihatları ve öğretide; Zilyet olduğu taşınmaz için kira bedeli yada ecrimisil ödeyen, kişi yada kişilerin, Başka bir kimseyi malik yerine koyup, onun vasfına ve üstün hakkına saygı gösteren, kişi yada kişilerin, Bir taşınmazın vakıf malı olduğunu bilen kişi yada kişilerin malik gibi zilyet olmadığının kabul edildiği, bir an için mahkemenin kabul ettiği gibi dava konusu taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı düşünülse bile, adlarına tescil kararı verilen zilyetlerin ve miras bırakanlarının imzalı beyanları ve miras bırakanları … …’ın çiftlik kahyası olması nedeniyle, araziyi çiftlik sahipleri adına yönetip ve onlar adına kullandığı ve dolayısıyla zilyetlerinin malik sıfatıyla olmadığının kabulünün zorunlu olduğu, … Çiftliğine ait 376 Hektar 7210 m2 yüzölçümlü ve … Çiftliğine ait 275 Hektar 8907 m2 yüzölçümlü tapu kayıtlarına ve yine … Çiftliğine ait 7.474.950 m2 yüzölçümlü tarla cinsli vergi kayıtlarına dayanılarak çiftlik tapu ve vergi kaydı sahipleri adına hiçbir taşınmazın tescil edilmediğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, çiftlik tapu sahiplerinin dayandıkları ve bir çoğu 1996/11-16 sayılı dosyanın karara bağlanmasından sonra bulunup ibraz edilen birbirini doğrulayıp tamamlayan yazılı ve aksi kanıtlanamayan belgeler ve tanık beyanları karşısında, aynı köyde bulunan başka arazilerde çiftlik tapu malikleri ile davacı yada davalı konumunda olduğu anlaşılan ve sadece zilyetliğe dayanan taraf tanıklarının soyut içerikli beyanlarına değer verilemeyeceği, o halde; 1274 (1858) tarihli Arazi Kanunun (mera, yaylak ve kışlaklar dışındaki) miri arazi rejimi Medeni Yasa hükümlerine aykırı olması nedeniyle 29 Mayıs 1926 gün 864 sayılı Uygulama Yasasının 43. maddesi ile 4 Ekim
1926 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmış olması ve dava konusu taşınmazın yukarıda anlatılan niteliğine göre Arazi Kanununun 20 ve 78. maddelerinin somut olayda uygulama olanağı bulunmadığı gibi, bir an için aksi düşünülse bile zilyetliğe dayanan kişilerin zilyetliklerinin malik sıfatıyla olmaması nedeniyle de yine bu hükümler zilyetler yararına hukuki sonuç doğurmayacağından ve dolayısıyla yasalarda öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşulları zilyetler yararına oluşmadığından, çiftlik tapu sahiplerinin davalarının kabulüne karar verilmesi gerekeceği gerekçesiyle, …’ın ve Hazinenin temyiz itirazı red edilip, … Çiftliği tapu kaydına dayanarak dava açan davacı … …, … … ve arkadaşları ile Gayrimenkul Değerler A.Ş. nin temyiz itirazları kabul edilerek, hüküm … …, … … ve arkadaşları ile Gayrimenkul Değerler A.Ş. nin davalarının kabulüne karar verilmesi gereğine değinilerek bozulmuşsa da,
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi, Sayın çoğunlukça yapılan değerlendirme ve ulaşılan sonuçta dosya kapsamına uygun düşmektedir.
Şöyle ki; 3402 Sayılı Yasanın 26 ve devamı maddelerinde kadastro mahkemesinin yargılama usulü düzenlenmiştir. İstisnalar dışında, kadastro mahkemesi de, genel mahkemelerde olduğu gibi, tarafların iddiaları ve savunmaları ile bağlı olup, aynı yere ilişkin olsa bile, farklı dosyalarda sunulan delillere dayanılarak, hüküm kurulamaz. Başka deyişle istisnalar dışında, kadastro mahkemesinde de, delillerin taraflarca sunulması ve dosyasının taraflarca oluşturulması ilkesi geçerlidir.
Mahkemece, davacı ve katılan gerçek kişilerin dayandığı tapu kayıtları yöntemince uygulanmadan, tapu kaydı uygulaması yönünden, Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün ve 1996/11-16 sayılı kararı kesin hüküm kabul edilmiş ve bu dosyadaki tapu uygulamasına dayanılmışsa da, bu karar, o davanın tarafı olan tapu malikleri … ve paydaşları yönünden Kadastro Yasasının 34. maddesi gereğince kesin hüküm oluşturup, o davanın tarafı olmayan davalı gerçek kişiler ve Hazine yönünden kesin hüküm oluşturmaz.
Tapu kaydına dayanan davacıların tapuları hakkında verilen Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 22.11.1978 gün ve 1977/11819-13674 sayılı ve 16. Hukuk Dairesinin 24.04.2001 gün ve 2001/418-2033 sayılı kararlarında açıklandığı gibi, Medeni Yasa’nın 04 Nisan 1926 tarihinde yayınlanıp 04 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29 Mayıs 1926 tarih ve 864 sayılı Tatbikat (Uygulama) Yasası’nın 43. maddesinin “Kanunu Medeniye, Borçlar Kanunu ve bu Tatbikat Kanununa aykırı olan hükümler ile “,,,” hükmüyle ile Mecelle ve Medeni Yasaya aykırı olan diğer eski mevzuat açıkça yürürlükten kaldırıldığı halde, 1274 (1858) tarihli Arazi Kanunu, kaldırılan bu yasalar arasında sayılmıştır.
Medeni Yasanın yayınladığı tarihten sonra ve fakat yürürlük tarihinden önce, kabul edilen 02.05.1926 tarih 837 sayılı Yasayla, Arazi Kanunu’nun 68, 69, 70, 71, 74, 76, 84 ve 85.maddeleri yürürlükten kaldırıldığına göre, arazi Kanunu’nun diğer maddelerinin (özellikle arazi Kanunu’nun mera, yaylak ve kışlaklarla Medeni Yasaya aykırı olmayan diğer hükümlerinin) yürürlükte olduğunun kabul edilmesi gerektiği, nitekim 28 Şubat 1998 tarihinde yürürlüğe giren 4342 sayılı Mer’a Yasası’nın 36. maddesi ile Arazi Kanunu’nun 97, 98, 99, 100, 101, 102 ve 105. maddelerinin yürürlükten kaldırılmış olması ve 27.01.1943 gün 5/7 sayılı ve yine 09.02.1944 gün ve 4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarında, 1274 (1858) tarihli Arazi Kanununun 45. maddesinin, Medeni Yasanın 658 ve 659. maddeleriyle zımnen yürürlükten kaldırıldığı ancak, diğer maddelerinin halen yürürlükte olduğunun kabul edilmesi, yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 27.04.1949 gün ve 1948/7-1949/7 sayılı kararıyla da Arazi Kanunun 78. maddesi hükmüne değer verilmesi nedenleriyle, Arazi Kanunu’nun Medeni Kanun’a aykırı düşmeyen hükümlerinin, bu arada konuyla ilgili 20 ve 78. maddelerinin yürürlükte olduğunun kabulü ile
somut olayda anılan yasa hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılıp tartışılması gerekmektedir.
Dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uyup uymadığı, başka bir anlatımla dava konusu taşınmazların davacı ve katılan gerçek kişilere ait tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda yapılan uygulama yetersiz olduğu gibi, zilyetliğe dayanan davacı ve önceki zilyetlerin Medeni Yasasının yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce çekişmeli araziye kaç yıl zilyet olduğu ve zilyetliğin çekişmesiz, aralıksız, malik gibi devam edip etmediği konularındaki araştırma ve bu konuda toplanan delillerinde hüküm kurmaya yeterli değildir. Kadastro Mahkemesinin 1996/11 sayılı dosyasında verilen karar taraflar arasında kesin hüküm oluşturmadığı halde, bu kararın dayanağı keşif ve bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulamayacağı gibi, 1926 tarihinden önceki zilyetliği … yaşta olmayan hatta bu tarihte yada daha sonra … ve aynı zamanda tapu maliki davacılar ile aralarında aynı nitelikte davalar bulunan yerel bilirkişiler ile zilyet tanıklarının beyanına değer verilemez. Kaldı ki; bunların zilyetlik konusundaki beyanları da birbiriyle aynı ve soyut içeriklidir. Çiftlik sahibi tapu kaydı maliklerini dayandığı ve yukarda sayılan kesinleşmiş mahkeme kararları, komisyon kararları, vergi kayıtları, şeri mahkeme ilamları, kamulaştırma kararları, Orman Yönetiminin yaptığı incelemeler ve raporlar ile şer iye defteri örnekleri, bir kısım köylülerin çiftlik arazilerini kira ve icar vererek kullandıklarına dair 1940 yılından sonra noterde verdikleri taahhütnameler karşısında, yerel bilirkişi ve tanık sözlerine ne şekilde değer verildiği, çekişmeli taşınmaza önce yada şimdi zilyet olan gerçek kişiler ile bu deliller arasında bağlantı bulunup bulunmadığı araştırılmamış ve irdelenmemiştir.
Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün ve 1996/11-16 sayılı kesinleşen kararının Hazineyi bağlamayacağı düşünülmemiş, taşınmazların devletleştirilmeye tabi, devlet ormanı olup olmadığı, yada devletleştirilen ormanların içinde yer alan orman içi açıklığı olup olmadığı, 1970 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında Devlet Ormanı olması nedeniyle tapulama dışı bırakılıp bırakılmadığı yöntemince araştırılmamış, bilirkişilere orman sınır hattı ile irtibatlı kroki düzenlettirilmemiş, dava konusu taşınmazların devletleşen orman alanlarıyla bağlantısı ve konumu gösterilmeden, bilimsel ve teknik inceleme yapılmadan, yaşları gereği taşınmazın 1926 yılından öncesini bilme olanağı bulunmayan ve tapu malikleri davacılar ile aralarında aynı nitelikte davalar bulunan yerel bilirkişi ve tanıkların sözlerini tekrar eder niteliğindeki orman ve ziraat mühendislerinin raporlarına dayanılarak hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, Sayın çoğunluğun, …’ın temyiz itirazlarının reddine ilişkin görüşüne katılmakla birlikte, Hazinenin temyiz itirazlarının reddine ilişkin görüşlerine ve … … ve arkadaşları, Gayrimenkul Değerler A.Ş.nin davasının kabulüne karar verilmesi gereğine değinen görüşüne katılmıyoruz. Bize göre Mahkemece;
a) Tapu kayıtlarında geçen …, …(…-…, …), … (…), …, … (İçmeler) köylerinin bulunabilecek en eski tarihli idari sınırlarına ait harita ve diğer belgeler, gerektiğinde eski kayıt ve defterler üzerinde inceleme ve araştırma yapabilecek nitelikte konunun uzmanı bilirkişiler tayin edilerek, … Çiftliğine ait tapu kaydı, tapu kaydının geldilerinde sözü edilen 17 parça çiftlik içindeki tapu kayıtları ile …, … ve İçmeler köyleriyle, (…, …-…, … köylerini dıştan çevreleyen) diğer komşu köylere ilişkin çiftlik ve diğer tapu kayıtları,
b) Yukarıda deliller ve diğer deliller bölümünde sözü edilen ancak dosyada bulunmayan belge ve mahkeme kararları ile bunların eki olan bilirkişi rapor ve krokileri, dayanılan tapu kayıtlarının uygulandığı parsellerin dosyada bulunmayan kadastro tesbit tutanakları ile bu taşınmazları çevreleyen parsellerin kadastro tesbitine esas alınan tapu kayıtları ve kadastro paftaları,
c) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait, en eski tarihlisinden en yenisine kadar tüm memleket haritalarının orijinalinden renkli ve onaylı fotokopi örnekleri ile hava fotoğrafları ve Amenajman planları,
d) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer ve mevki ismi varsa yakın kadastro parsel numaraları yazılarak bu yere ait 2863 Sayılı Yasa hükümlerine göre doğal yada kültürel sit alanı ile ilgili karar ve harita örneklerinin bulundukları yerlerden getirtilmesi,
e) Sözü edilen tapu kaydına dayanılarak halen Marmaris Asliye, Sulh ve Kadastro Mahkemelerinde devam eden davaların konusu ve kimler arasında görüldüğü, sonuçlanan davalar varsa bunların konusu ve neticesi hakkında tarafların hazırlayacağı dava listesinin kendilerinden alınması,
Aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan bir çok davanın bulunduğu, bunlardan bir kısmının sonuçlandırılıp bir kısmının halen devam ettiği anlaşıldığından, halen görülmekte olan dava dosyalarının birleştirilmesi, yargılamayı geciktirip, para ve emek sarfına yol açacağı ve yıllardan beri devam eden davaları daha da karmaşık ve içinden çıkılamaz hale getireceği göz önünde bulundurularak; dava dosyaları birleştirilmeden, yukarıda sözü edilen delillerin eksiksiz olarak toplandığı aynı nitelikteki dava dosyalarından birisi kılavuz dosya seçilerek, tapu kayıtlarındaki sınırları ve memleket haritasındaki mevkileri … ve bu davalar ile ilgisi olmayan olabildiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler tesbit edilmeli, gerektiğinde tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarında yardımcı olacak ve zilyetlik konusunda bilgi verecek tanık isimleri taraflardan istenmeli, önceki keşiflere katılmamış üç Orman Yüksek mühendisi , üç Harita Mühendisi, üç ziraat uzmanı bilirkişinin ismi yöntemince belirlenmeli, bu bilirkişilere tarafların itirazları olursa değerlendirilerek, gerektiğinde onların yerine başkaları seçilmesi,
Bundan sonra belirlenecek bir kılavuz dosyada yapılacak keşifte; … Valide Sultan Vakfından gelen ilk tesisi Mart 1290 tarih D.9, V.!8 , aynı tarih Varak 19, aynı tarih Varak 20 sayılı tapu kayıtları ile bu kayıtlardan önce oluşturulmuş Vakıfnamedeki sınırları, 17 Rabiulevvel 1295 tarihli İcmali Hakani sureti: …… sancağında, Ula kazasında vaki bir tarafı … ve bir tarafı … … ve bir tarafı … … ve … Hududuna müntehi olup işbu hudut ile mahdut mahal derununda … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik, … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik ve … çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik sınırları ile bu kayıtların Ağustos 1326 tarihli tedavüllerinde yönlendirilmiş sınırları, Eylül 1340 tarihli tedavülleri ile Mayıs 1969 tarihinde yapılan ifrazlara göre oluşan sınırları yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanmalı, bu çiftlik sınırları için ayrıca oluşturulan çiftliğe ait tarla ve bina nitelikli tapu kayıtları varsa, onlar dahi uygulanmalı, uygulama sırasında, tutunulan … maa … Çiftliği, … Çiftliği ve … Çiftliği tapularında Mezar Gediği, …, … sınırlarının ortak sınır, … (…), …(içmeler) sınırlarının köy yada çiftlik sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşçar-ı müsmire ve gayr-ı eşçarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olup, bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevkii yada nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, … Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ila 169 sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip birçok dava açıldığı, … maa … Çiftliği tapusunun … köyü 373 ila 633 sayılı parsellere uygulandığı, tapu kapsamı ile ilgili devletleştirme bedelinin artırılması istemiyle açılan davanın halen devam ettiği gözönünde bulundurularak tapu kayıtları yerine uygulanmalı; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi, yerel
bilirkişi ve tanık sözleri, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmeli, tapu kayıtları sınırında yazılı …’ün tapu tesisinde … Çiftliği olarak gösterilmesi nedeniyle “…”ün nokta halinde mevki ismi olmayıp, …, … ve … … çiftliklerinin batı sınırını oluşturan geniş bir çiftlik arazisi olabileceği düşünülerek uygulamanın buna göre yapılması, çelişkilerin yöntemince giderilmesi, … (…) ve … (İçmeler) köyleri (yada çitlikleri) ile memleket haritasında … köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, sabit sınırlarla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak tapu kayıtları uygulanıp, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların belirlenmesi, tapu kayıtlarındaki sınırları itibariyle değil, ancak yüzölçümüyle geçerli kapsamının 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirmeye konu edilebileceği, tapu kayıtlarının yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışındaki, orman alanlarının 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre devlet ormanı sayıldığından, bu bölümlerin eskiden beri Devlet Ormanı olması nedeniyle tapu kaydı kapsamında kaldığı düşüncesiyle devletleştirmeye konu edilemeyeceği, tapu kayıtlarının yüzölçümüyle kapsadığı alanlardan, devletleştirilen orman alanlarının yüzölçümü düşüldükten sonra, tapu kaydının yüzölçümü ile kapsadığı alandan kalan miktar varsa, tapu kaydının … alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceği, başka deyişle bir birlerine sınır olduğu ve toplam 14000 dönüm yüzölçümünde olduğu anlaşılan bu üç tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadıkları alan içinde kalan ormanların devletleştirme kapsamında olduğu göz önünde bulundurularak, devletleştirilen orman alanının yüzölçümü, tapu kaydı miktarından düşüldükten sonra, kalan bölümlerin Çiftliğin diğer arazileri olabileceği düşünülerek harita mühendisi bilirkişilere tapu uygulamasını, tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle kapsadığı alanları memleket haritası ve arazi kadastro paftaları üzerinde gösterecek şekilde ayrıntılı ve keşfi izleme olanağı sağlayan birleşik krokili rapor alınması,
Orman Bilirkişiler ve harita mühendisi bilirkişiler ile fen bilirkişiler vasıtasıyla, yöreye ilişkin en eskisinden en yenisine kadar, tüm memleket haritaları, hava fotoğrafları ve amenajman planları, yörede yapılan tüm orman kadastro işlemlerine ilişkin tutanak ve haritalar, yörede yapılan genel kadastro ve afet kadastrolarına ilişkin arazi kadastro paftaları ile Orman Yönetiminin yukarıda deliller kısmında söz edilen raporlarının uygulanması,
Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının yöntemince uygulanması ile saptanacağı, ancak, somut olayda yörede ilk orman kadastrosunun … Ormanları ile … ve … Ormanlarında seri usulde yapıldığı, bu seriler dışında, bu köylerin idari sınırları içinde kalan diğer ormanların kadastrosunun yapılmadığı, bu nedenle 1967 yılında yapılan orman kadastrosunun uygulanması suretiyle taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanamayacağı, sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği ve 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet Ormanları belirlendiği, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği, devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitireceği, Orman Yönetiminin katılımı olmaksızın oluşan tapu kayıtlarının Yönetimi bağlamayacağı, 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 1/F maddesinin, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olacağı, Tapu kayıtları bu kayıtlara dayananların yararına olduğu kadar, aleyhine de delil oluşturacağı, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince değişebilir nitelikteki tapu kayıtlarının kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, kaydın yüzölçümü ile geçerli asıl kapsamı
orman değil ise kayıt fazlasının ormandan açılmış olduğunun kabul edileceği, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bile olsa, orman içi açıklıkların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, yine doğal ve kültürel sit alanları ile bunların koruma alanlarının zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği gözetilerek, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak orman kadastro haritası ile irtibatlı, uyuşmazlık konusu taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumunu çevre taşınmazlarla birlikte haritalar üzerinde bir arada gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte ayrı renkli kalemlerle işaretli kroki düzenlettirilmesi, tapu kaydı sınırları içinde kalmayan ve eski tarihli haritalarda ve orman kadastrosunda orman sayılmayan alan olarak nitelenen ancak orman içi açıklığı olan bölümler varsa bu yerler kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalsa bile 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülerek bu bölümler düzenlenecek haritada gösterilmesi, bilirkişilere müşterek imzalı tapu uygulamasını, orman kadastro haritasını, memleket haritası ve amenajman planlarının uygulamasını gösteren, krokilerin ölçekleri denkleştirilmek suretiyle birbiri üzerine aplike edilerek tüm uygulamayı bir arada gösteren ayrı renkli kalemlerle işaretli, bilimsel verileri bulunan ayrıntılı kroki düzenlettirilmesi, bu rapor ve krokilerin onanmış örnekleri aynı yerde, aynı sav ve savunmaya dayalı olarak görülmekte olan dava dosyaları içine konulması, keşif giderleri, raporların içine konulduğu dosyalara pay edilmesi, Daha sonra, bir orman mühendisi, bir harita mühendisi, bir fen elemanı bilirkişi, üç ziraat uzmanı bilirkişi, bir fen elemanı bilirkişi vasıtasıyla her dosyada davaya konu olan taşınmaz başında ayrı ayrı yeniden keşif yapılarak, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme iddiasında bulunan taraf ile tapu kaydına tutunan tarafların ve Hazine ile Orman Yönetiminin tanıkları ve yerel bilirkişiler taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği, zilyetliğin kiracı yada malik sıfatıyla olup olmadığı, tapu kayıtları kapsamında kalan bölümlerinde, Medeni Yasanın yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik varsa, zilyetliğin başlangıcının ne şekilde hatırlandığı veya kendilerine bu bilgilerin ne şekilde aktarıldığı sorulup, somut olaylara dayalı yeterli ve kesin yanıtlar alınarak, bir birinin tekrarı niteliğindeki soyut sözlerle yetinilmemesi, yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası ile daha sonraki yıllarda düzenlenen tüm hava fotoğrafı ve haritalar özel stereoskop aletleriyle incelenip dava konusu taşınmazın bu belgelerle ne olarak göründüğü, özellikle kullanılan … arazisi olarak görünüp görünmediği belirlenerek bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun denetlenmesi, hava fotoğraflarının düzenlendiği tarihlerde … arazisi olarak kullanılmayan yerlerle ilgili bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceğinin nazara alınması, yukarıda sayılan deliller ve diğer deliller ile özellikle Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333 E., 1994/51 K., ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/104 E. 1961/25 K. Sayılı kararları ile 1189/103 Esas sayılı dava dosyası krokileri yerine uygulanması, Çiftlik ve tapu sahipleri tarafından sunulan kiralamaya ilişkin 1940 yılından sonra noterde düzenlenen taahüt senetleri kendilerine okunarak, bu belgelerde söz edilen kişi ve taşınmazlar ile çekişmeli taşınmazın ve taşınmaza zilyet olanın ilgisinin olup olmadığı hususundaki bilgilerinin sorulması, bu deliller karşısında bazı dosyalarda davacı, bazılarında davalı durumunda olan köylülerin zilyetliğinin asli zilyetlik olup olmadığının değerlendirilmesi, Çiftlik tapusuna dayanan gerçek kişilerin, yukarda daire kararında sözü edilen deliler ve özelikler başka zilyetler ile aralarında görülen davalar sonucu oluşan kesin hükümler ve diğer belge, karar ve tutanaklar, özellikle … genelinde 1936 – 1937 yıllarında yapılan arazi ve bina vergi yazımı
sırasında taraflar için oluşturulan vergi kayıtları bir arada incelenip değerlendirilerek, bu yıllarda, davanın diğer tarafları, özellikle zilyetliğe dayanan gerçek kişiler adına vergiye kayıt edilen arazi yada bina olup olmadığı, Özel İdare Müdürlüğünden sorularak varsa getirtilip yerine uygulanmalı, tüm bu deliller birlikte tartışılıp değerlendirilmesi, taşınmaz 1970 yılında yapılan genel kadastro sırasında tapulama dışı bırakılmışsa, tapulama paftası ile komşu parsellerin tümünün tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, ne sebeple tapulama dışı kaldığının araştırılması, zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, toprak bilgisine sahip … uzman bilirkişiler ile jeolog bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif toprak numuneleri alınarak, ilgili kurumda incelettirilip, … toprağı olup olmadığı ve … toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu konuda bilirkişilere bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmesi, Kesinleşmiş mahkeme kararlarının tarafı olmayan Hazineyi bağlamayacağı, devlet ormanlarının mülkiyeti Hazineye, kullanma hakkının Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğu nazara alınarak, devlet ormanlarına ilişkin sav ve savunmaların Hazine ve Orman Yönetimi tarafından ayrı ayrı yapabileceği gibi birlikte de yapılabileceği gözetilerek toplanan deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi için bozulmasına karar verilmelidir.
Bu nedenlerle; Sayın çoğunluğun davalı … vekilinin temyiz itirazlarının reddine ilişkin kararına ve gerekçesine katılmakla birlikte, Hazinenin temyiz itirazlarının reddine ilişkin kararına katılmıyoruz. Davacılar … … ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına ilişkin karara katılmakla birlikte, Sayın çoğunluğun kabul ettiği, bozma gerekçesine ve bozma gereklerine katılmıyoruz.