Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9046 E. 2010/12480 K. 18.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9046
KARAR NO : 2010/12480
KARAR TARİHİ : 18.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Gebeli mahallesi … … mevkiinde bulunan yaklaşık 5-6 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni yasının 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın adına tescilini istemiştir . Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile (D) ile gösterilen 673,05 m2’lik kısmın … adına, (E) ile gösterilen 3350,87 m2’lik kısmın orman vasfı ile hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı- davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
İddia, savunma ve tüm dosya içeriğine göre, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede, dava tarihinden sonra, 2008 yılında arazi kadastrosu yapıldığı ve davalı taşınmaza 2087 ada 4 parsel numarası verilerek kadastro tutanağı düzenlendiği ve kadastro mahkemesinde davalı olduğu kadastro mahkemesinin Asliye Hukuk Mahkemesince 28.02.2008 tarihinde verilen karar ile, davacının ve karşı davacı hazinenin davasının kısmen kabulü ile krokide (D) harfi ile gösterilen kısmın davacı adına, (E) harfi ile gösterilen taşınmazın ise orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği, bu karar taraflara tebliğe çıkartılıp, kesinleştirilmediği, taşınmaza karar tarihinden sonra 20.06.2008 tarihinde tutanak düzenlenerek, Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/223 esasında davalı olduğu belirtilerek malik hanesi açık bırakılarak 3402 Sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince Kadastro mahkemesine gönderildiği bildirilerek dava hakkında nihai karar verilip el çekildikten sonra tekrar ele alınıp incelenemeyeceğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olduğu ve hükmün Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.09.2009 tarih 200/9904-13152 sayılı kararı ile bozulduğu anlaşılmaktadır.
Zaman bakımından kadastro mahkemesinin görev ve yetkisini düzenleyen 3402 sayılı Yasanın 26.maddesine göre, mahkemenin yetki ve görevi, taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Kadastro mahkemesinin davayı görebilmesi için dava konusu taşınmaz hakkında tespit tutanağı düzenlenmesi ve yasal süre içerisinde dava açılmış olması veya taşınmaz hakkında hukuk mahkemelerinde davanın devam ediyor olması ve kesinleşmemiş olması gerekir. Yine aynı yasanın 27.maddesine göre ise, Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine resen devrolunur.
Kadastro hakimi, devredilen bu dava dosyaları ile beşinci madde gereğince müdür tarafından gönderilen kadastro tutanaklarını birleştirerek 11 inci maddede … şekle uygun olarak askı ilanını yaptırır. İlan süresi bitmeden duruşmaya başlanamaz. Henüz kesinleşmemiş olan davalara, kaldıkları noktadan bu Kanunda öngörülen esas ve usul dairesinde devam olunur.
Görev kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında resen gözetilmelidir.
O halde, bütün bu maddi ve hukuki olgulara göre, dava konusu taşınmaz hakkında tespit tutanağı düzenlendiğinden 3402 sayılı yasanın 26 ve 27.maddeler gereğince, davaya bakma görevi kadastro mahkemesine aittir. Bu nadanla mahkemece görevsizlik kararı ile dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı-davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 18.10.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.