YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9052
KARAR NO : 2010/13183
KARAR TARİHİ : 27.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Aşağı … Mahallesi 17 ada 1 parsel sayılı 180.411 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ağustos 1962 tarih 71 nolu tapu kaydı ile tarla ve çalılık niteliğiyle … ve müşterekleri adlarına tespit edilmiş, 17.11.1987 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu pek çok ada ve parsellere ifraz edilmiştir. Çekişmeli 49 ada 8 parsel sayılı 169,43 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 17 ada 1 parselin ifrazından oluşmuş, satış yoluyla davalıya geçmiştir. Davacı … Bakanlığı, çekişmeli taşınmazın Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemidir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1965 yılında yapılan genel arazi kadastrosu, 17.04.1981 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 04.01.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşen sınırlaması yapılmamış yerlerde orman kadastrosu, bu ormanlarda ve evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 3302 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi raporuna, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içine alınıp Kasım 1944 tarih 80 numarada 1.856.100 m2 yüzölçümüyle …, … … ve … … Devlet Ormanı ismiyle Hazine adına tapuya tescil edildiği, 1965 yılında 2613 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda Mart 1330 tarih 66 numaralı tapu kaydı revizyon gösterilerek (bu parselin 1943 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olduğu düşünülmeden) 17 ada 1 parsel sayısıyla ve 188.600 m2 yüzölçümüyle kişiler adına tespit ve tescil edildiği, 1981 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması sonucu hem orman kadastrosunun kesinleştirilmesi sonucu oluşturulan Kasım 1944 tarih 80 (1280 sayılı parselin) numaralı orman tapu kaydı ve
hem de kadastro sonucu oluşturulan Aşağı … 17 ada 1 sayılı parselin bir bölümünün (I) poligon numarası verilerek Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, aynı tapu kayıtları kapsamında kalan bir kısım arazi parçasının, 1989 yılında 3302 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulaması sonucu (XIX) poligon numarası verilerek yine Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, 17 ada 1 sayılı parselin büyük bölümü orman rejimi dışına çıkartılmadığı ve halen orman niteliğinde Hazine adına tapuda kayıtlı olmaya devam ettiği halde, 1981 yılında orman rejimi dışında çıkartılan (I) numaralı poligonla birlikte 1987 tarihinde 2981/3290 Sayılı Yasa uygulaması sonucu 37 ila 83 adada kalan birçok parsele ayrıldığı, bu ifraz parsellerinden bir kısmının kapladığı alanın daha sonra 1989 yılında (XIX) poligon numarasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı, bir kısım ifraz parsellerinin 2. ve 2/B madde uygulamasına konu edilmeyip, halen orman kadastro sınırları içinde ve Hazine adına tapuda kayıtlı olmaya devam ettiği, 17 ada 1 sayılı parselden ifraz edilen çekişmeli 48 ada 2 sayılı parselin, 1991 yılında 3302 Sayılı Yasanın 2/B maddesi ile orman rejimi dışına çıkartılan (XIX) numaralı poligon içinde kaldığı anlaşıldığına, Anayasanın 170. maddesi gereğince değerlendirilecek olan orman rejimi dışına çıkartılan yerler ile orman olan yerlerin diğer özel mülklerin tabi olduğu rejime tabi tutularak 2981/3290 ve 3194 Sayılı Yasaların uygulanması sonucu şuyulandırılıp ifraz edilemeyeceğine, böyle bir işlem yapılmış olsa dahi hiç bir hukuki sonuç doğurmayacağına, 3302 Sayılı Yasada ise, orman rejimi dışına çıkarılan yerlerin ancak Hazine adına çıkarılabileceğinin hükme bağladığına, somut uyuşmazlıkta uzman bilirkişilerin açıklamalarına ve dosyadaki 2/B madde çalışma tutanaklarına göre çekişmeli taşınmazın 3302 Sayılı Yasa gereğince yapılan 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığına, artık davalıların dayandığı ve çekişmeli taşınmaza revizyon gören tapu kaydının tartışılmasının ve değerlendirilmesinin düşünülemeyeceğine, kaldı ki devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan yerlerdeki tapu kayıtlarının da hukuki değerini yitirdiğine, yörede geçerli bir makiye ayırma işlemi bulunmadığına, Yargıtay Kararlar Dergisinin Aralık 2001 sayısında yayınlanan 20. Hukuk Dairesinin 10.05.2001 gün 2001/3179-3713 sayılı kararı ile bu kararı benimseyen HGK’nun 03.07.2002 gün 2002/20-558/588 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi … Anadolu Yakasında … … bağlı …, …ve Kısıklı … bağlı …, …, …, … Köylerinin mülki hudutları içinde bulunan ormanların isimleri, tahdit yılı ve tescil durumlarının düzenlenen listede gösterildiğine ve bu yerlerde yapılan makiye ayırma işlemlerinin iptaline karar verildiğine, çekişmeli taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla;
sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalının bu taşınmazı satın alırken ödediği bedeli taşınmazı kendisine satanlardan koşulları varsa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 27/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.