YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9404
KARAR NO : 2011/346
KARAR TARİHİ : 20.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI-KARŞI
DAVALILAR : ORMAN BAKANLIĞI – ORMAN YÖNETİMİ -…- …
Taraflar arasındaki kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline, elatmanın önlenmesine, karşı dava olarak yanlış aplikasyon ile orman olarak sınırlandırma işlemine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı gerçek kişiler ile Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi 02.04.2008 günlü dilekçesiyle davalılar … ve …’ı göstererek, tapuda davalı gerçek kişiler adına kayıtlı olan … (Demirli ) Köyü … Mevkii 413 sayılı parselin kısmen yörede 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, bu bölümün miktarının belirlenerek, tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini, davalıların elatmasının önlenmesini istemiş, Davalı ve karşı davacılar … ve … 27.04.2009 tarihli dilekçeleriyle, davalı sıfatıyla Çevre ve Orman Bakanlığı ile Orman Yönetimini gösterip, tapuda adlarına kayıtlı olan …Köyü 413 Sayılı Parselin yörede 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahditi dışında olduğu halde yöre 3302 Sayılı Yasa döneminde yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması sırasında yanlış aplikasyon ile parselin bir bölümünün orman sınırları içine alındığı, bu işlemin iptalini istemiş, davalar birleştirilmiştir. Mahkemece davaların KISMEN KABULÜNE, çekişmeli …köyü 413 sayılı parselin 19.02.2010 tarihli müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 347,65 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptaline ve oran niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline fazlaya ilişkin istemin ve el atmanın önlenmesi isteminin reddine, gerçek kişilerin birleşen davaların REDDİNE, karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı gerçek kişiler ile Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline, el atmanın önlenmesine, karşı dava olarak yanlış aplikasyon ile orman olarak sınırlandırma işlemine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1944 yılında 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp 1945 yılında kesinleşen orman tahditi, 1995 yılında yapılımına başlanan ve 27.10.1999 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması mevcuttur.
… (Eski adı …Birliği) köyü … mevkii 413 parsel sayılı 12760 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 160 yazım numaralı vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı ziyetliği nedeniyle … oğullarından … Oğlu …’nın iken ondan mirasçıların intikal ettiğinden söz edilerek 2/4 payı …, ¼ er payı ise … ve … adına tesbiti 21.06.1954 ila 21.07.1954 tarihinde yapılan askı ilanı sonunda itirazsız kesinleşmekle tapuya kayıt edilmiş, 12.09.2005 tarihinde 2/4 payı …, 03.11.1986 tarihinde 2/4 payı da …’a satılmıştır.
-2-
2010/9404-2011/346
Mahkemece 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşmiş orman tahditi ve ilk orman tahdititin aplikasyonu, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parselin bulunduğu yerde 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman tahditine ilişkin harita aplike edilirken hata yapıldığı, yöreye ait 1945 yılı orman kadastro haritasının aplikasyon yöntemine uygun olarak geçirilmesiyle taşınmazın (A) ile gösterilen 347,65 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde, taşınmazın diğer bölümünün ise orman sınırları dışında bırakıldığının belirlendiği gerekçesiyle, Orman Yönetiminin (A) bölümüne ilişkin davasının kabulüne, davalıların taşınmazın bu bölümünü kullanmadıkları anlaşıldığından el atmanın önlenmesi istemin reddine, davalı gerçek kişilerin yanlış aplikasyona ilişkin davalarının reddine karar verilmişse de;
22.06.2009 günlü keşif sonunda : orman yüksek mühendisi bilirkişi İ. … ve harita mühendisi bilirkişi … Beyhan Turan tarafından düzenlene raporda 1954 yılı arazi kadastro paftalarının grafik usülle yapıldığı, poligonları bulunmadığı için, arazi üzerindeki yerinin komşuları ve fiili kullanım durumuna göre belirlendiği, ayrıca yerlerini birlikte tesbit ettikleri 10032, 10033, 10034, 10016, 77, 78, 2311, 2317, 2318 numaralı orman sınır noktalarının zeminde gösterilmesi üzerine ölçüldüğü, 413 parselin koordinat birliğinin sağlandığı, ekli haritada orman tahdit haritası ve orman kadastro haritası ölçeklerinin eşitlendiği ve orman sınır hattına irtibatlı kroki çizildiği, Parsel yüzölçümünün sayısal olarak yapılan hesabıyla, tapu miktarı arasında fark oluştuğu, bu farkın 1954 arazi kadastrosundaki teknik yetersizlikten kaynaklandığı, sınırlarda eylemli bir değişiklik olmadığı, buna göre çekişmeli 413 sayılı parselin miktarı tapuda 12760 m2 yazmaktaysa da gerçekte, 12876,31 m2 olduğu, 10032 OSN ile ila 10033 OSN arası düz alınırsa, 77 numaralı OSN nın bu hattın üzerinde olduğu, arazideyse 77 numaralı OSN nın bu hat üzerinde olmadığı, 77 nolu OSN nin yanış aplike edildiği, zira 10032 ila 1033 nolu OSN hattı düz alınırsa bu hattın arazideki ta baştan beri kullanılan dere sınırına geldiği, bu bölümün davalılar tarafından kullanılmadığı, mavi ile gösterilen hat orman bilirkişi tarafından gösterilen orman sınır hattı olup araziye uymadığı, 1995 Memleket Haritasında parselin (A) bölümünün orman olarak nitelendiği, (B) bölümünün ise açık alan olduğu, 1956 çekimi hava fotoğraflarında (A) bölümün kızılçam ağaçları ile kaplı ormanlık alan, (B) bölümü ise açık alan olarak görüldüğü, taşınmazın 1945 yılında A ile gösterilen 823,89 m2 yüzölçümündeki bölümünün tahdit içinde kaldığı, ( B) ile gösterilen 12052 m2 bölümünün ise orman sayılmayan yerlerden olduğu, 4785 sayılı yasa ile devletleşen yerlerden olmadığı, 5658 sayılı yasa ile ilgisi bulunmadığı, Amenajmanda Z-İs alanı olduğu, Ziraat Uzmanı Bilirkişi … raporunda taşınmazın 1. bölümünün üzerinde 5 adedi 30 yaşında çam, 1 adedi 5 yaşında pırnar, 1 adedi 15 yaşında pırnar,geri kalanı ise 3-5 yaşlarında zeytin ve şeftali erik narenciye gibi ağaçlar olmak üzere toplam 58 adet ağaç bulunduğu, eğimin %12-15 olduğu ve organik maddece fakir, taşlı çakıllı olduğu, taşınmazın II. Bölümünde 30-40 yaşında 12 adet çam ağacı bulunduğu, ayrıca üzerinde 30-40 yaşında 30-40 adet zeytin 20 adet 29 yaşında zeytin, 10 yaşında 48 adet zeytin ağacı bulunduğu toplam ağaç sayısının 216 olduğu belirlenmiştir.
Başkan olarak … İşçi, üye olarak …, … tarafından imzalanıp İşletme Müdürü vekil… tarafından onaylanan 15.10.2009 tarihli inceleme Raporunda; taşınmazla ilgili … Başmüfettişleri tarafından hazırlanan raporda, taşınmazın orman sınırları içinde olan bölümünün 3870,81 m2 olduğunun bildirildiği, bu miktarlar arasında olağanüstü fark bulunduğu, bu nedenle bilirkişi raporuna itiraz edilmesi gerektiği rapor edilmiştir.
… tarafından 20.03.2007 tarihinde Bölge müdürlüğüne 413 nolu parselin bulunduğu yerde, 180 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan inceleme sonunda, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde aplikasyon hatası yapıldığı, ancak bu hatanın düzeltilmesi halinde, mülkiyet değişikliği doğuracağından düzeltilemeyeceğinin bildirildiği,
-3-
2010/9404-2011/346
mağduriyetinin giderilmesi ve hatanın 4999 sayılı yasanın 9. maddesi gereğince düzeltilmesi istenmiş, 97 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu Başkanı …, Ormancı üye …, Ziraatçi Üye… ve Topograf Malik … tarafından düzenlenen 07.06.2006 tarihli İnceleme Raporunda çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3302 sayılı yasa döneminde yapılan çalışmada orman sınır hattının 3116 metre mesafe değerinin 90 metre kısaltıldığı ve aplikasyon hatası yapıldığı 10032-10033 nolu OSN hattı ile vasıf ve mülkiyet değişikliği olmadığı ancak doğru aplike edildiğinde vasıf ve mülkiyet değişikliği olduğu rapor edilmiştir.
180 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu başkanınca düzenlenen İnceleme Raporunda yine, çekişmeli 413 nolu parselin 15 adet noktadan oluşan kapalı poligon içinde bulunduğu, 3116 tahditinde bulunan ölçü değerleri bilgisayar ortamına aktarılırken poligon kapanma noktasının otomatik olarak dağıtıldığı, 3116 tahditindeki poligon ile 3302 sayılı yasa döneminde yapılan aplikasyon ile belirlenen poligonun şeklen farklı olduğu bildirilmiştir.
Birleşen 2008/176 esaslı dosyada düzenlenen inceleme raporları yine aynı nitelikte olup, Başkan olarak…, üye olarak … ve … tarafından imzalanıp İşletme Müdürü … tarafından onaylanan İnceleme Raporunda: taşınmazla ilgili … Başmüfettişleri tarafından hazırlanan raporda taşınmazın orman sınırları içinde olan bölümünün 3870,81 m2 olduğunun bildirildiği halde, bilirkişiler tarafından taşınmazın 1653,97 m2 bölümünün orman tahdit sınırları içinde kaldığının bildirildiği, 13.05.2007 tarih keşif sonucu Ziraat Mühendisi Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın eğimim %8-40 olduğu, üzerinde 10-12 yaşında bir adet, 50-60 yaşında 5 adet, 65-70 yaşında 13 adet, 85-95 yaşında 3 adet çam bulunduğu, 10-25 yaşlarında 2 adet pırnar bulunduğu ayrıca çok sayıda zeytin ve incir ağacı bulunduğu bildirilmiş, Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi… ile Harita Mühendisi Bilirkişi … tarafından düzenlenen raporda; zeminde gösterilen 10032 ve 10033 nolu OSN ler ölçülüp, 1944 açı ve mesafeleri uygulanmak suretiyle tahdit hattının sayısal olarak oluşturulduğu, zeminde ölçülen noktaların kadastral sınırlar ile ilişkilendirildiği, 413 parselin orijinal ölçü değerleri ile kadastro patasındaki sanırları arasında bir değişiklik bulunmadığı, Taşınmazın yüzölçümünün 12760 m2 olup tamamının tahdit dışında olduğu, sonraki işlemlerde durumu değişmediği bildirilmiş,
Harita ve kadastro Teknikeri … ve Orman Kadastro Kordinatörü … tarafından düzenlenen 01.03.2007 tarihli inceleme raporunda, Orman Bölge Müdürlüğünün talimatı ile 180 numaralı orman kadastro komisyonun yaptığı aplikasyon işleminde hata olup olmadığının incelenmesinin istendiği anlatıldıktan sonra, 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan orman tahditinde iç polgonun alanının 86786,53 m2 geldiği, 3302 sayılı yasa döneminde yapılan aplikasyonda ise 75876,72 geldiği, 3302 sayılı yasa döneminde toplam alanda azalma olduğu, 10032 nolu OSN den, 10033 nolu OSN ye giderken semt açısının 267 grat olması gerekirken, 270,3210 grat olduğu, mesafenin ise 450 metre olması gerekirken zeminde 369,67 m2 geldiğini, oysa 180 nolu orman kadastro komisyonunca ölçü değerlerine bağlı kalınarak noktaların yenilendiğinden söz edildiği, oysa açı ve mesafelere uyulmadığı, 3302 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan aplikasyon 3116 sayılı yasa döneminde yapılan çalışmaya göre düzeltilerse orman olan yerin ziraat alanı haline geldiği, bu aplikasyon hatasının 4999 sayılı yasa ile değişik 9 madde gereği düzeltilmesinin uygun olmadığı bildirilmiş,
27.02.2009 tarihli keşif sonucu Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi İ. … ve Harita Mühendisi Bilirkişi … ve … tarafından düzenlenen raporda, çekişmeli 413 parselin (A) ile gösterilen 1653,97 m2 yüzölçümündeki bölümü kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde olduğu, geri kalan ve (B) ile gösterilen 112222,34 m2 bölümün ise orman tahditi dışında bırakıldığı, (A) bölümünün heterojen orman toprağı olduğu, (B) bölümünün ise ev ve meyve bahçesi niteliğinde olduğu, 4785 Sayılı Yasa ile devletleşen
yerlerden olmadığı, 5658 sayılı yasa ile ilgisi bulunmadığı, aplikasyonda belirlenen 77 ila 83 ve 2017 ila 2021 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattına göre, taşınmazın (A) ile gösterilen 1653,97 m2 bölümü orman sınırları içinde, (B) ile gösterilen 11222,34 m2 blüm ise orman sınırları dışında bırakıldığı, Daha önceki bilirkişi raporu ile aradaki çelişkinin,
-4-
2010/9404-2011/346
devletleştirilen orman alanı olarak sınırlandırılan …III devlet ormanının dikkate alınmamasından kaynaklandığı, (A) bölümünün %15 eğimli olduğu, taşınmazın (B) bölümünde ise ev ve bahçesinin bulunduğu bildirilmiş,
Bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için yapılan 29.01.2010 tarihli keşif sonunda Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişiler … Eşe, … ve M. … ile Harita Mühendisi Bilirkişi … , M. … ve … tarafından düzenlenen ) 16.02.2010 tarihli raporda, çekişmeli parselin gırafik usulle yapılan krokisine göre, sayısal olarak yapılan alan hesabında gerçek yüzölçümünün 12876,31 m2 olduğu, buna göre yüzölçümünün düzeltilmesi gerektiği, kadastro paftası zemine uygulanarak tekniğine uygun olarak sınırlarını ve fiili kullanım durumlarını tesbit ettiklerini, çekişmeli parselin tarım alanı olup üzerinde ev ve bahçesi bulunduğu, batı ve doğu yönünde artan %10-15 eğim bulunduğu, yörede kadastro çalışmalarında kullanılan poligon noktalarının çeşitli nedenlerle kayıp olduğu, tapu sınırlarının belirlenebilmesi için genel arazi alımı yapıldığı, elde edilen değerlerin kadastral hatlarla uyumunun sağlanabilesi için alım noktaları ve kadastral mülkiyet noktalarından, çakışan noktalar baz alınarak, taşınmazın konumunun belirlendiği, ekli harita ve uydu görüntülerine göre, genel kullanım ve kadastral hattının beraber gösterildiği, 3116 tahditinin uygulandığı, iç poligonu belirleyen 15 adet Orman Sınır Noktasının, tesis edildiği tarihte olduğu zemindeki yerinin kolayca belirlenemeyeceği, dosyada bulunan ölçü karnesindeki açı ve mesafeler esas alınarak OTS yerlerinin belirlendiği, bu çalışmadan sonra 1999 yılında kesinleşen aplikasyon sınırının uygulandığı, yenilenmiş noktaların yerlerinde bulunduğu, yine devletleşen orman alanlarının sınırlandırıldığı 77 ila 83 noktalarını içeren orman sınır hattının zeminde tesbit edildiği, aplikasyon sırasında hata yapıldığının belirlendiği, arazide yapılan ölçüm ve bilgisayar ortamındaki çalışmada bu hatanın ortaya konulduğu, 10032 ila 10033 nol OSN larının açı ve mesafesinin aplikasyonda hatalı belirlendiği, bu durumun orman kadastro koordinatörü ve harita ve kadastro teknikeri bilirkişilerin ortak çalışmasında açıklandığı, arazide 3116 tahditinde oluşturulan kadastro haritası ile arazi kadastro paftasının arazi üzerine uygulandığı, orman sınır hattının geçirildiği, köşe kırık noktalarının yerlerini belirledikleri, Orman Sınır Noktaları(OSN) ile irtibatlandırıp ölçtüklerini, aynı şekilde 3302 Sayılı Yasa döneminde yapılan çalışmayı uyguladıkları, buna göre, 3116 tahditinde dava konusu taşınmazın (A) ile gösterilen 347,65 m2 bölümü tahdit içinde kaldığı, bu bölümün mevcut kurur derenin kuzeyinde bulunduğu, sahiplerince kullanılmayan bir alan olduğu, geriye kalan 12528,66 2m alan ise tahdit sanırları dışında olduğu, bilirkişi raporları arasındaki farklılığı daha önceki uygulamalarda aplikasyon yöntemine uyulmamasından kaynaklandığını bildirmişlerdir.
Aynı yere ilişkin farklı tarihlerde yapılan keşifler sonucunda düzenlenen orman bilirkişi raporları, çekişmeli parselin yörede 1945 yılında yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parselin orman sınırları içinde kalan bölümünün miktarı ve ekli krokiler yönünden çeliştiği, bu raporlardaki çelişkileri gidermek ve raporları uzlaştırmak için yapılan keşif sonucu orman bilirkişiler ile harita uzmanı bilirkişiler tarafından düzenlenen bilirkişi kurulu raporu da içerik ve sonuç olarak diğer raporlar ile tamamen farklı olduğu gibi, bu raporları uzlaştırma adına hiçbir açıklama yapılmamış, daha önceki uygulamalarda aplikasyon yöntemine uyulmadığını tekrarlamakla yetinmişlerdir. Sözü edilen bilirkişi raporlarının iç birinde de Orman Kadastro Yönetmeliği ve bu yönetmeliğin 54. Maddesine göre düzenlenen Teknik İzahnamede öngörülen yöntemlerin hiç birisi kullanılmamış, somut olay için özel çözümler üretilmeye çalışılmış, 15 adet orman sınır noktasından oluşan poligonda, sonradana devletleşen orman alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin çalışma yapılarak kapalı poligonun yüzölçümünün küçültüldüğü gözetilmemiş, çekişmeli parselin devletleştirme nedeniyle oluşturulan orman sınır hattına göre konumu belirlenmemiştir.
Diğer taraftan bazı inceleme raporları ve bazı bilirkişi raporlarında aplikasyonda hata yapıldığı bildirildiği halde, bu hatanın hangi noktalara ve taşınmaz bölümlerine ilişkin olduğu açıklanmamış, infaza olanaklı krokisi düzenlettirilmemiştir.
-5- 2010/9404-2011/346
Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, 2/B madde uygulaması sırasında, bağlantı kurulacak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur. (02.09.1986tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmeliğin 44. md.) Aplikasyon işlemi orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları değiştirilemez. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olamaz.
Ancak, yörede 1945 yılında yapılan orman tahditinde sadece devlet ormanları sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa hükmüne göre devletleşen orman alanlarının kadastrosu yapılmayıp, bu alanların kadastrosu her zaman yapılabileceğinden, 1995 yılında yapılan işlemle bu alanların sınırlandırılmasında yasaya aykırı bir yön yoktur.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ve karşı davalı … Yönetimi ile … ve …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan teyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 20.01.2011 günü oybirliği ile karar verildi.